İdare Hukuku

613 questions

Question 21Question →

Kamu hizmetinin vakarını ve memurun tarafsızlığını korumak amacıyla düzenlenen "ticaret ve diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunma yasağı" kapsamında, 657657 sayılı Kanun’un 2828. maddesine göre bir devlet memurunun aşağıdaki rollerden hangisini üstlenmesi kesin olarak yasaklanmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Kolektif şirketlerde ortak olmak veya ticari işletmelerde ticari mümessillik yapmak

Answer

Kolektif şirket ortağı olmak veya ticari mümessillik yapmak, memurlar için kesinlikle yasaktır.
Doğru cevap olan kolektif şirket ortaklığı ile ticari mümessillik, 657657 sayılı Kanun'un 2828. maddesinde açıkça ve ismen yasaklanmıştır. Kolektif şirket ortakları Türk Ticaret Kanunu'na göre 'tacir' sayıldıkları için bu durum memuriyet statüsüyle bağdaşmaz.

Step-by-Step Solution

1
657657 sayılı Kanun'un 2828. maddesindeki ticaret yasağının kapsamını ve yasal çerçevesini belirlemek.
Memurların tacir veya esnaf sayılmasını gerektirecek faaliyetlerde bulunamayacağı ve belirli ticari temsil rollerini üstlenemeyeceği görülür.
Yasaklı olan ve olmayan faaliyetlerin yasal dayanağını tespit etmek için gereklidir.
2
Şirket türleri ve ortaklık statüleri ile kanunda belirtilen özel istisnaları karşılaştırmak.
Kooperatifler ve yardım sandıklarının istisna olduğu; anonim/limited şirketlerde pasif ortaklığın mümkün olduğu, ancak kolektif şirket ortaklığının açıkça yasaklandığı belirlenir.
Seçeneklerdeki durumların 'tacir' sıfatı oluşturup oluşturmadığını analiz etmek için gereklidir.
3
Ticari mümessillik ve kolektif ortaklık gibi rollerin yasadaki yerini teyit ederek sonuca ulaşmak.
Bu rollerin 2828. maddede açıkça yasaklandığı ve herhangi bir istisnaya tabi olmadığı saptanır.
Kesin yasak olan faaliyetin doğru şekilde teşhis edilmesi sağlanır.

Key Concept

Memurların Ticaret ve Diğer Kazanç Getirici Faaliyetlerde Bulunma Yasağı
Question 22Question →

1982 Anayasası'nın 127. maddesinde mahalli idarelerin seçilmiş organlarının, organlık sıfatını kazanmalarına ilişkin itirazların çözümü ve bu sıfatı kaybetmeleri konusundaki denetimin yargı yolu ile olacağı belirtilmiştir.

Buna göre; belediye başkanı, belediye meclis üyeleri veya il genel meclisi üyelerinin organlık sıfatını kesin olarak kaybetmelerine karar vermeye yetkili yargı mercisi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Danıştay

Answer

Mahalli idarelerin seçilmiş organlarının organlık sıfatını kesin olarak kaybetmelerine karar vermeye yetkili merci Danıştay'dır.
Anayasa'nın 127. maddesi uyarınca seçilmiş yerel yönetim organlarının (belediye başkanları, belediye meclisleri ve il genel meclisleri) organlık sıfatlarını kesin olarak sona erdirme yetkisi Danıştay'a aittir. Bu, merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki idari vesayet denetiminin yargısal güvenceye bağlanmış halidir.

Step-by-Step Solution

1
Anayasa'nın ilgili maddesini analiz etme.
1982 Anayasası madde 127'ye göre mahalli idare organlarının sıfatını kaybetmesi yargı yoluyla olur.
Seçimle gelen organların güvencesini sağlamak için idari bir kararla değil, yargı kararıyla sıfatın sona ermesi ilkesi benimsenmiştir.
2
İdari ve adli yargı ayrımını yapma.
Yerel yönetimler ve idari teşkilat ile ilgili uyuşmazlıklar idari yargının konusudur.
Kamu idaresinin işleyişi ve organları ile ilgili kararlar genel olarak Danıştay ve idare mahkemelerinin yetki alanındadır.
3
Kesin karar verici makamı belirleme.
Belediye ve İl Özel İdaresi Kanunları uyarınca bu görev Danıştay'a verilmiştir.
Yüksek mahkeme düzeyinde bir denetim ile seçilmişlerin demokratik meşruiyetinin korunması hedeflenmiştir.

Key Concept

İdari Vesayet ve Mahalli İdare Organlarının Denetimi

Hints

1
Yerel yönetimler üzerinde merkezi idarenin yaptığı denetime 'idari vesayet' denir; ancak seçilmişlerin sıfatını kaybetmesi ancak yargı kararıyla olur.
2
İçişleri Bakanı sadece geçici olarak görevden uzaklaştırabilir; 'sıfatın kaybı' dendiğinde en üst idari yargı merciini düşünmelisiniz.
3
Belediye Başkanı'nın seçimle kazandığı statüyü sona erdiren yüksek mahkeme, aynı zamanda idarenin en yüksek danışma organı olan Danıştay'dır.

Practice More

İçişleri Bakanı'nın geçici uzaklaştırma yetkisinin hangi durumlarda (görevle ilgili suçlar) kullanılabileceğini tekrar ediniz.
Estimated Time:50s
Question 23Question →

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre; mezuniyet, hastalık veya mazeret izinlerinin bitiminde, kurumlarınca kabul edilen zorunlu sebepler olmaksızın görevine dönmeyen ve bu devamsızlığı kesintisiz olarak belirli bir süreyi aşan memur, görevinden çekilmiş sayılır.

Buna göre, memurun görevinden çekilmiş (müstafi) sayılmasına neden olan kesintisiz devamsızlık süresi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: 1010 gün

Answer

Memurun görevinden çekilmiş (müstafi) sayılabilmesi için gerekli olan kesintisiz devamsızlık süresi 1010 gündür.
657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 9494. maddesine göre; mezuniyet, hastalık veya mazeret izinlerinin bitiminde kurumlarınca kabul edilen zorunlu sebepler olmaksızın görevine dönmeyen ve bu devamsızlığı kesintisiz 1010 gün süren memur, yazılı müracaat şartı aranmaksızın görevinden çekilmiş sayılır.

Step-by-Step Solution

1
657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 'Çekilme' başlıklı hükümlerini analiz et.
Kanun'un 9494. maddesinde memurluğun sona erme hallerinden biri olan 'çekilmiş sayılma' durumu düzenlenmiştir.
Memurun iradesi dışında hukuksal bir statü olarak memurluğun sona erme şartlarını belirlemek.
2
Devamsızlık süresi ve şekliyle ilgili yasal sınırı belirle.
İzin bitiminde veya mazeretsiz olarak kesintisiz (ardışık) 1010 gün göreve gelmemek, memurun görevinden çekilmiş sayılması için yeterlidir.
Hizmetin sürekliliği ilkesi gereği uzun süreli mazeretsiz devamsızlığın kesin bir yaptırıma bağlanması gerekir.

Key Concept

Memurluğun sona ermesi (Çekilmiş Sayılma - Müstafi)

Alternative Method

Disiplin cezaları ile memurluğun sona erme hallerini ayırarak; 'çekilme'nin bir ceza değil, bir durum tespiti (infisah benzeri) olduğunu hatırlamak süreyi ayırt etmeyi kolaylaştırır.
Estimated Time:45s
Question 24Question →

İdare hukuku; idarenin faaliyetlerini, teşkilatını ve bireylerle olan ilişkilerini düzenleyen, kamu yararı amacını güden bir kamu hukuku dalıdır. Gelişim süreci ve uygulama ilkeleri açısından diğer hukuk dallarından ayrılan belirgin niteliklere sahiptir.

Buna göre, Türk hukuk sisteminde idare hukukunun genel özellikleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Roma hukukuna dayanan, binlerce yıllık geçmişi olan köklü ve oturmuş bir hukuk dalı olarak kabul edilir.

Answer

İdare hukukunun Roma hukukuna dayanan köklü bir geçmişi olduğu ifadesi yanlıştır; zira idare hukuku modern ve genç bir hukuk dalıdır.
İdare hukuku, Roma hukukuna dayanmaz. Roma hukuku özellikle kişi, aile, eşya ve borçlar hukuku gibi özel hukuk alanlarının temelini oluşturur. İdare hukuku ise 19. yüzyıldan itibaren gelişmeye başlayan, 'genç' olarak nitelendirilen bir kamu hukuku dalıdır.

Step-by-Step Solution

1
İdare hukukunun tarihsel kökenini değerlendir.
İdare hukuku, 1789 Fransız Devrimi sonrası 'idari rejim' sisteminin gelişmesiyle ortaya çıkmıştır.
Özel hukuk (Medeni Hukuk) Roma hukukuna dayanırken, idare hukuku bu gelenekten bağımsız gelişen genç bir daldır.
2
İdare hukukunun yapısal (tedvin ve içtihat) özelliklerini analiz et.
İdare hukuku kuralları tek bir kanunda toplanmamıştır (tedvin edilmemiştir) ve yargı kararlarıyla (içtihat) şekillenir.
Dinamik yapısı nedeniyle sürekli değişim gösterir, bu da kodifikasyonu zorlaştırır.
3
İdare ile birey arasındaki ilişkinin niteliğini (statüsel durum) kontrol et.
İdare hukukunda sözleşme serbestisi değil, kanunla belirlenmiş genel ve nesnel statüler esastır.
Kamu yararı gereği idare tek taraflı iradesiyle hukuki durumlar yaratabilir.

Key Concept

İdare hukukunun özellikleri: Genç, içtihadi, tedvin edilmemiş, statüsel, kamu yararı odaklı ve idari yargıya tabi olma.
Estimated Time:1m 30s
Question 25Question →

Türkiye’nin idari teşkilat yapısı içerisinde yer alan "Merkezi Yönetim Taşra Teşkilatı" ve bu teşkilatta görev yapan mülki idare amirlerinin hukuki statüleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Vali, ilde hem Devletin hem de Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıyken; kaymakam ilçede sadece Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtasıdır.

Answer

Vali ilde hem Devletin hem de Cumhurbaşkanının temsilcisi iken, kaymakam ilçede sadece Cumhurbaşkanının temsilcisidir.
Doğru ifadeye göre; vali ilde hem devletin tüzel kişiliğini hem de Cumhurbaşkanını temsil eden tek mülki idare amiridir. Kaymakam ise 2018 düzenlemeleri sonrası ilçede devletin değil, yalnızca Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme vasıtası sıfatını taşır.

Step-by-Step Solution

1
Temsil yetkisinin kapsamını incelemek
Vali için 'Devlet + Cumhurbaşkanı', Kaymakam için 'Sadece Cumhurbaşkanı' ayrımını belirlemek
2018 yılında 5442 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikle bu ayrım netleştirilmiştir.
2
Yetki genişliği kavramını analiz etmek
Yetki genişliğinin sadece illere mahsus olduğunu teyit etmek
Anayasa Madde 126: 'İllerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır' ifadesi ilçeleri kapsamaz.
3
Kuruluş usullerini kontrol etmek
İl ve ilçelerin kanunla kurulduğunu hatırlamak
İdari birimlerin kanuniliği ilkesi gereği CBK ile ilçe kurulamaz.

Key Concept

Mülki İdare Amirlerinin Temsil ve Yetki Farklılıkları

Hints

1
Vali ve kaymakamın temsil ettiği makamların 2018 değişikliklerinden sonra farklılaştığını hatırlayın.
2
Hangi mülki amirin hem 'devleti' hem de 'Cumhurbaşkanını' temsil ettiğini, hangisinin ise sadece birini temsil ettiğini sorgulayın.

Practice More

İl Özel İdaresi (mahalli) ile İl Genel İdaresi (taşra) arasındaki organ ve görev farklarını mutlaka tekrar edin.
Estimated Time:2m 0s
Question 26Question →

Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısında kamu düzenini sağlamaya yönelik yürütülen kolluk faaliyetleri; yetkili makamlar, görevli personel ve bu yetkilerin kullanım sınırları bakımından belirli hukuk kurallarına tabidir. Bu çerçevede, kolluk makamları ve personeli ile bu faaliyetlerin tabi olduğu hukuki rejim dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı teşkilatlarının başında bulunan en üst rütbeli birim amirleri, idare hukuku literatüründe müstakil birer 'genel idari kolluk makamı' olarak kabul edilirler.

Answer

Emniyet Genel Müdürü ve Jandarma Genel Komutanı'nın müstakil birer genel idari kolluk makamı olduğu yönündeki ifade yanlıştır; bu unvanlar kolluk birim amirliği/personeli statüsündedir.
İdari kolluk hukukunda 'makam', kamu düzenini sağlamak amacıyla emir ve yasak koyma yetkisine sahip otoriteyi ifade eder. Türkiye'de genel idari kolluk makamları sadece Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam'dır. Emniyet Genel Müdürü ve Jandarma Genel Komutanı ise bu makamların emri altında çalışan teşkilatların en üst personeli/birim amiri konumundadır, dolayısıyla kendileri müstakil birer 'kolluk makamı' değildir.

Step-by-Step Solution

1
Kolluk makamı ve kolluk personeli ayrımını yapın.
Kolluk makamları karar alma ve emir verme yetkisine sahip otoritelerdir (Vali, Kaymakam vb.); personel ise bu emirleri uygulayan icracı güçtür (Polis, Jandarma).
İdare hukukunda yetki kullanımı makamlara özgülenmiştir.
2
Genel idari kolluk makamlarını listeleyin.
Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali ve Kaymakam genel idari kolluk makamlarıdır.
Bu makamlar kamu düzenini korumak için genel düzenleyici işlemler yapabilir veya bireysel emirler verebilir.
3
Emniyet Genel Müdürü ve Jandarma Genel Komutanı'nın statüsünü değerlendirin.
Bu unvanlar İçişleri Bakanlığı'na bağlı hiyerarşik birim amirleridir, ancak kanunen müstakil birer 'kolluk makamı' olarak tanımlanmamışlardır.
Karar alma ve kolluk yetkisi kullanma gücü siyasi/idari makamlara (Bakan, Vali vb.) aittir.

Key Concept

İdari Kolluk Makamları ve Personeli Ayrımı

Practice More

İdari kolluk personeli ile adli kolluk personelinin işledikleri suçlar bakımından tabi oldukları yargılama usullerini (4483 sayılı Kanun ve CMK 161/5) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 27Question →

İdarenin kamu yararını gerçekleştirmek amacıyla özel mülkiyette bulunan mallara yönelik gerçekleştirdiği mal edinme yöntemleri ile ilgili olarak, 'istimval' (yükümlülük) usulü hakkında aşağıda verilen bilgilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Savaş, seferberlik veya olağanüstü hal gibi durumlarda başvurulan; kural olarak taşınır malların mülkiyetini, taşınmazların ise sadece kullanımını idareye geçiren yöntemdir.

Answer

İstimval; savaş, seferberlik veya olağanüstü hal durumlarında, idarenin taşınır malların mülkiyetine veya taşınmazların kullanım hakkına el koymasını sağlayan bir yöntemdir.
Doğru seçenek olan ifadede belirtildiği üzere istimval; olağanüstü dönemlerde ortaya çıkan acil kamu ihtiyacını karşılamak için başvurulan, taşınır malların mülkiyetini veya taşınmazların sadece kullanımını idareye geçiren bir yetkidir.

Step-by-Step Solution

1
Malın türünü analiz etme
İstimval taşınır mallarda mülkiyeti, taşınmaz mallarda ise sadece kullanım hakkını idareye verir.
Kamulaştırmadan en temel farkı, taşınır malları da kapsamasıdır.
2
Koşulları değerlendirme
İstimval sadece olağanüstü hallerde (savaş, OHAL vb.) uygulanır.
Anayasal mülkiyet hakkına yapılan bu ağır müdahale, ancak istisnai durumlarda meşru kabul edilir.
3
Diğer yöntemlerle karşılaştırma
Geçici işgal sadece bayındırlık işleri için, devletleştirme ise özel işletmeler içindir.
Her bir yöntemin uygulama alanı ve hukuki dayanağı farklıdır.

Key Concept

İdarenin mal edinme yöntemleri arasındaki teknik farklar (özellikle taşınır-taşınmaz ve olağan-olağanüstü durum ayrımı).

Hints

1
İstimvalin uygulanabilmesi için ülkenin içinde bulunduğu dönemin niteliğine (olağan/olağanüstü) odaklanın.
2
Bu yöntemin sadece taşınmazları değil, kamyon, iş makinesi gibi taşınır malları da kapsadığını hatırlayın.
3
İstimvalde taşınmazın mülkiyeti değil, sadece belirli bir süre kullanımı (örneğin bir binanın hastane olarak kullanılması) idareye geçer.

Practice More

Kamulaştırma bedelinin ödenme usulleri ve taksitlendirme şartlarını (özellikle tarım reformu ve büyük enerji projeleri istisnalarını) tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 28Question →

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre, disiplin soruşturması sonucunda "kademe ilerlemesinin durdurulması" cezası verilmesi gereken bir memurun, öğrenim durumu itibarıyla yükselebileceği derecenin son kademesinde bulunduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, ilgili memura uygulanacak yasal yaptırım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Brüt aylığından 1/41/4 ile 1/21/2 oranında kesinti yapılır.

Answer

Yükselebileceği derecenin son kademesinde bulunan memurlar için kademe ilerlemesinin durdurulması cezası yerine brüt aylıklarının 1/41/4’ü ile 1/21/2’si arasında kesinti yapılır.
657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125125. maddesinde yer alan hükme göre; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile tecziye edilmesi gereken memurların, öğrenim durumları itibarıyla yükselebilecekleri derecelerin son kademelerinde bulunmaları halinde, brüt aylıklarının 1/41/4’ü ile 1/21/2’si kesilir. Bu, cezanın infaz edilebilmesi için getirilmiş özel bir düzenlemedir.

Step-by-Step Solution

1
Asli ceza türünü belirle.
Kademe ilerlemesinin durdurulması.
Soru kökünde işlenen fiilin bu cezayı gerektirdiği belirtilmiştir.
2
Memurun kadro durumunu kontrol et.
Memur öğrenim durumu gereği ulaşabileceği en son kademededir.
Kademe ilerlemesi cezasının fiilen uygulanabilir olup olmadığını anlamak için bu tespit kritiktir.
3
657657 sayılı Kanun'un 125125. maddesindeki istisnai hükmü uygula.
Ceza, brüt aylıktan 1/41/4 ile 1/21/2 oranında kesintiye dönüştürülür.
Kanun, ilerleyecek kademesi olmayan memurlar için cezanın boşa gitmemesi adına bu ikame yaptırımı öngörmüştür.

Key Concept

Disiplin Cezalarının İnfazında Özel İstisnalar

Hints

1
Memurun ilerleyebileceği bir kademe kalmadığında, ceza etkisini yitirmesin diye mali bir yaptırıma dönüştürülür.
2
Bu mali yaptırımın oranları, standart 'aylıktan kesme' cezasının tavanından (1/81/8) daha yüksektir.

Practice More

Devlet memurluğundan çıkarma cezasını vermeye yetkili merci olan 'Yüksek Disiplin Kurulu'nun yapısını ve itiraz yollarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 29Question →

İdare hukukunun 'genç', 'tedvin edilmemiş' ve 'içtihadi' bir hukuk dalı olması, onun kurallarının oluşum sürecini ve diğer hukuk dallarıyla olan ilişkisini belirleyen temel unsurlardır. Özellikle Fransız hukukundan mülhem 'idari rejim' sistemini benimseyen Türk hukukunda, bu özellikler yargısal denetimin sınırlarını ve yöntemini de şekillendirmiştir.

Buna göre, idare hukukunun söz konusu yapısal özellikleri dikkate alındığında, idari uyuşmazlıkların çözümünde ve kuralların uygulanmasında aşağıdakilerden hangisi yanlış bir değerlendirmedir?

Show answer & explanation

Answer: İdare hukuku kurallarının 'genç' olması, gelişim sürecinde özel hukuk kurallarından faydalanılmasını zorunlu kılmış; bu nedenle idari yargı yerleri, özel hukuk kurallarını herhangi bir uyarlamaya tabi tutmadan 'aynen' uygulama yükümlülüğü altına girmiştir.

Answer

İdare hukuku kurallarının genç olması nedeniyle özel hukuk kurallarının herhangi bir uyarlamaya tabi tutulmadan 'aynen' uygulanması gerektiği ifadesi yanlıştır; bu kurallar idari rejime uyarlanarak uygulanır.
İdare hukuku, Fransız hukukundan mülhem 'idari rejim' sistemini benimser ve metodolojik olarak bağımsız (otonom) bir hukuk dalıdır. Kurallarının büyük ölçüde içtihatlarla (yargı kararlarıyla) şekillenmesi ve tedvin edilmemiş olması, yargıca uyuşmazlığın doğasına uygun yeni kurallar geliştirme yetkisi verir. Özel hukuktan kavramlar (kusur, rücu, sebepsiz zenginleşme vb.) alınsa dahi, bu kavramlar idari yargı yerleri tarafından kamu hizmetinin ihtiyaçlarına ve kamu yararına göre 'uyarlanarak' (adapte edilerek) uygulanır. Özel hukuk kurallarını hiçbir değişikliğe uğratmadan 'aynen' uygulamak, idare hukukunun bağımsızlık ve özgünlük niteliğine aykırıdır.

Step-by-Step Solution

1
İdare hukukunun temel yapısal özelliklerini analiz etme
İdare hukukunun genç, dağınık (tedvin edilmemiş), içtihadi ve statüsel karakterde olduğu belirlenir.
Sorudaki seçeneklerin doğruluğunu test etmek için bu temel niteliklerin hukuki sonuçlarını bilmek gerekir.
2
İdare hukukunun metodolojik bağımsızlığını değerlendirme
İdare hukukunun özel hukuktan ayrı bir rejim (İdari Rejim) olduğu ve kendine özgü ilkeleri bulunduğu saptanır.
İdare hukukunun otonom yapısı, uyuşmazlık çözümünde kullanılan yöntemlerin özgünlüğünü belirler.
3
Özel hukuk kurallarının aktarım yöntemini inceleme
Özel hukuk kavramlarının (örneğin kusur, sebepsiz zenginleşme) idare hukukuna ancak 'uyarlanarak' (transpozisyon) girebileceği, 'aynen uygulama' nın bağımsızlık ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılır.
D seçeneğindeki 'aynen uygulama' ifadesinin idare hukukunun otonom ve statüsel niteliğiyle çeliştiği kanıtlanır.

Key Concept

İdare Hukukunun Bağımsızlığı ve Metodolojik Otonomisi
Estimated Time:2m 0s
Question 30Question →

Türkiye'nin idari teşkilat yapısında yer alan mahalli idare birimlerinin (yerel yönetimler) hukuki statüleri, kuruluş usulleri ve organlarının nitelikleri dikkate alındığında, yerinden yönetim kuruluşları ile merkezi idare arasındaki ilişkiyi düzenleyen kurallara dair aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İl özel idaresinin hem yürütme organı hem de tüzel kişiliğinin temsilcisi olan vali, aynı zamanda merkezi idarenin ildeki en yüksek hiyerarşik amiri sıfatını taşıyarak mahalli idareler ile devlet idaresi arasındaki organik bağı sağlar.

Answer

İl özel idaresinin yürütme organı olan valinin hem merkezi idare temsilcisi hem de mahalli idare organı sıfatını taşıması
Doğru ifadeye göre, vali hem merkezi idarenin ildeki en yüksek amiri (hiyerarşik amir) hem de il özel idaresinin yürütme organıdır. Bu durum, Türkiye'deki 'idarenin bütünlüğü' ilkesinin somut bir örneğidir ve merkezi idare ile mahalli idare arasındaki organik bağı temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Valinin statüsünü analiz etme
Vali, 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'na göre merkezi idarenin (devletin) temsilcisi, 5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu'na göre ise mahalli idarenin yürütme organıdır.
Bu çift fonksiyonlu yapı, yerinden yönetim birimi olan il özel idaresi ile merkezi idare arasındaki bağı kurar.
2
İdari vesayet ve hiyerarşi ayrımını kontrol etme
Aynı tüzel kişilik içinde (örneğin vali ve kaymakam arası) hiyerarşi; farklı tüzel kişilikler arasında (örneğin Bakanlık ve Belediye arası) idari vesayet geçerlidir.
Büyükşehir ve ilçe belediyeleri ayrı tüzel kişiler olduğu için aralarında hiyerarşi olamaz.
3
Kuruluş usullerini doğrulama
Köy (İçişleri Bakanlığı), Belediye (Cumhurbaşkanı Kararı), Büyükşehir Belediye (Kanun) ile kurulur.
Mevzuattaki kuruluş yetkilerini ayırt etmek için gereklidir.
4
Yargısal ve idari denetim yetkilerini ayırma
Uzaklaştırma idari bir işlemdir (İçişleri Bakanı), organlık sıfatının kaybı ise yargısal bir işlemdir (Danıştay).
Anayasa'nın 127. maddesindeki güvenceyi anlamak için kritiktir.

Key Concept

Valinin Mahalli İdarelerdeki Çift Fonksiyonlu Statüsü ve İdari Vesayet
Estimated Time:2m 30s
Question 31Question →

İdare hukukunda idari işlemlerin sakatlığı rejimi; işlemin hukuk aleminde doğup doğmadığını (yokluk) veya doğmuş olmakla birlikte hukuka aykırı olup olmadığını (iptal edilebilir olma) belirleyen kurallara dayanır. İdari işlemin kurucu unsurlarındaki sakatlıkların ağırlığına göre işlemin tabi olacağı müeyyide değişkenlik göstermektedir.

Buna göre, idari işlemlerin unsurları ve sakatlık halleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuk tekniği açısından doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İdare dışı bir şahsın veya görev süresi sona ermiş bir kamu görevlisinin idare adına işlem tesis etmesi 'yetki gaspı' niteliğindedir ve bu işlem hukuk aleminde hiç doğmamış sayılarak 'yokluk' yaptırımıyla sakattır.

Answer

İdare dışı bir şahsın veya görev süresi sona ermiş bir kamu görevlisinin idare adına işlem tesis etmesi 'yetki gaspı' niteliğindedir ve bu işlem 'yokluk' yaptırımıyla sakattır.
İdare hukukunda 'yetki gaspı', bir işlemin idare ile hiçbir organik bağı olmayan veya bu bağı sona ermiş bir kişi tarafından tesis edilmesidir. Bu durumda işlemin 'faili' hukuken mevcut olmadığından, işlem kurucu unsur eksikliği nedeniyle hiç doğmamış sayılır (yokluk).

Step-by-Step Solution

1
İdari işlemin 'yetki' unsurundaki sakatlık türlerini belirle.
Yetki gaspı, fonksiyon gaspı, yetki tecavüzü ve ağır/bariz yetki tecavüzü.
Sakatlığın derecesi, hangi yaptırımın (yokluk veya iptal) uygulanacağını belirler.
2
Yetki gaspı ve fonksiyon gaspının hukuki sonucunu analiz et.
Her ikisi de işlemin kurucu unsurlarındaki temel bir eksikliği ifade eder ve 'yokluk' (hiç doğmamış sayılma) ile sonuçlanır.
Makamın veya kamu sıfatının hiç olmaması durumu, idarenin iradesinin oluşmadığını gösterir.
3
Diğer unsurların (sebep, konu, amaç) sakatlık rejimini değerlendir.
Genellikle bu unsurlardaki hukuka aykırılıklar 'iptal edilebilir' olma sonucunu doğurur.
Bu unsurlar işlemin içeriğiyle ilgilidir; ancak çok ağır hallerde (konu imkansızlığı gibi) yokluk gündeme gelebilir.

Key Concept

İdari İşlemlerde Sakatlık Rejimi: Yokluk vs. İptal
Question 32Question →

İdare hukukunda idari işlemlerin yetki unsuru bakımından sakatlık halleri; işlemin hangi makam veya kişi tarafından yapıldığına göre çeşitlilik gösterir. Bir belediye encümeninin, bir vatandaşı işlediği bir fiil nedeniyle 'hapis cezasına' çarptırması, idari makamların yargı organlarının görev alanına girmesi anlamına geldiği için aşağıdaki sakatlık hallerinden hangisine örnek teşkil eder?

Show answer & explanation

Answer: Fonksiyon gaspı

Answer

Belediye encümeninin hapis cezası vermesi, idarenin yargı organının görev alanına müdahale etmesi nedeniyle fonksiyon gaspı olarak nitelendirilir.
İdare hukukunda 'fonksiyon gaspı', yürütme organının (idarenin), yasama veya yargı organlarının görev alanına giren konularda işlem yapmasıdır. Belediye encümeni bir idari makamdır, ancak hapis cezası vermek yargı organının (mahkemelerin) tekelindedir. Bu nedenle idarenin yargı yetkisini kullanması fonksiyon gaspı teşkil eder ve hukuki sonucu 'yokluk'tur.

Step-by-Step Solution

1
İşlemi tesis eden makamı ve işlemin niteliğini belirle.
İşlem yapan: Belediye encümeni (İdari makam). İşlem: Hapis cezası (Adli/Yargısal ceza).
Yetki sakatlığının türünü belirlemek için aktörün ve eylemin hangi devlet erkiyle ilgili olduğunu anlamak gerekir.
2
Devlet erkleri arasındaki yetki paylaşımını analiz et.
Hapis cezası verme yetkisi Anayasa gereği sadece bağımsız mahkemelere (yargı erki) aittir.
İdarenin sadece idari yaptırım (idari para cezası, kapatma vb.) uygulama yetkisi vardır.
3
Sakatlık türünü teşhis et.
İdarenin yargı alanına müdahalesi 'Fonksiyon Gaspı'dır.
Fonksiyon gaspı, yasama, yürütme ve yargı organlarının birbirlerinin alanına giren işlemler yapmasıdır.

Key Concept

Fonksiyon Gaspı

Practice More

İdari işlemlerin unsurlarından 'yetki tecavüzü' ile 'fonksiyon gaspı' arasındaki farkı, hukuki sonuçları (iptal vs. yokluk) üzerinden tekrar gözden geçirebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 33Question →

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na göre, memurların görev ve sorumluluklarını yerine getirmemeleri veya mevzuatın yasakladığı fiilleri işlemeleri durumunda uygulanacak disiplin cezaları kanunda sınırlı sayıda (tahdidi) belirtilmiştir. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi memurlar hakkında uygulanabilecek disiplin cezalarından biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Görevden uzaklaştırma

Answer

Görevden uzaklaştırma seçeneği doğru cevaptır çünkü bu işlem bir disiplin cezası değil, idari bir tedbirdir.
Görevden uzaklaştırma, bir disiplin cezası türü olmayıp soruşturma veya denetim aşamasında başvurulan, memurun görevini geçici olarak engellemeye yönelik idari bir tedbirdir. Kanunda sayılan disiplin cezaları; uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarmadan ibarettir.

Step-by-Step Solution

1
Yasal dayanağı belirle.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesi disiplin cezalarını düzenler.
Hangi fiile hangi cezanın verileceği bu maddeye göre belirlenir.
2
Disiplin cezalarını listele.
Uyarma, Kınama, Aylıktan Kesme, Kademe İlerlemesinin Durdurulması, Devlet Memurluğundan Çıkarma.
Kanunda sayılan cezalar bunlardır ve liste sınırlıdır.
3
Görevden uzaklaştırma işlemini analiz et.
Görevden uzaklaştırma, disiplin kovuşturması veya ceza kovuşturması sırasında memurun görevi başında kalmasında sakınca görülen hallerde uygulanan geçici bir 'ihtiyati tedbir'dir.
Cezalar kalıcı sonuçlar doğururken, tedbirler geçici niteliktedir ve ceza kataloğunda yer almaz.

Key Concept

Disiplin Cezaları ve İdari Tedbirlerin Ayrımı

Hints

1
Disiplin cezaları 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinde beş başlık altında kesin olarak belirtilmiştir.
2
Cevap olarak aranan kavram, memurun görevden kalıcı olarak değil, soruşturma süresince geçici olarak uzak tutulmasıdır; yani bir 'önlem'dir.

Practice More

Devlet memurluğundan çıkarma cezasının kim tarafından verildiği ve bu cezalara karşı yargı yolunun açık olup olmadığını çalışınız.
Estimated Time:45s
Question 34Question →

İdare hukuku öğretisinde idari işlemler; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat olmak üzere beş temel unsurdan oluşur. İdarenin bir idari işlemi tesis ederken ulaşmak istediği nihai sonucu ifade eden "maksat" unsuru bakımından, tüm idari işlemlerin hukuka uygun kabul edilebilmesi için yönelmesi gereken temel amaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kamu yararı

Answer

İdari işlemlerin her zaman kamu yararı amacıyla yapılması zorunludur.
İdare hukukunda tüm idari işlemlerin uzak amacı 'kamu yararı'dır. İdare, yaptığı her işlemde toplumun genel menfaatini gözetmek zorundadır. Eğer bir işlem kamu yararı dışında başka bir amaçla (kişisel kin, siyasi çıkar vb.) yapılırsa, bu durum maksat unsuru bakımından 'yetki saptırması' sakatlığını doğurur.

Step-by-Step Solution

1
İdari işlemin unsurlarını analiz etmek
İdari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat olmak üzere beş unsuru olduğu belirlenir.
Bir işlemin hukuka uygunluğunu denetlemek için bu unsurların her birinin tam olması gerekir.
2
Maksat unsurunun tanımını yapmak
Maksat, idarenin işlemi yaparken ulaşmak istediği nihai sonuçtur.
Bu unsur idarenin niyetini ve işlemin sonucunda ortaya çıkacak toplumsal faydayı denetler.
3
Genel ve özel amaç ayrımını değerlendirmek
Her idari işlemin değişmez genel amacı kamu yararıdır.
İdarenin kamu yararı dışında kişisel, siyasi veya üçüncü kişilere fayda sağlama amacıyla yaptığı işlemler 'yetki saptırması' nedeniyle sakat kabul edilir.

Key Concept

İdari İşlemin Unsurları: Maksat

Hints

1
İdari işlemlerin her zaman toplumsal bir fayda gözetmesi gerektiğini hatırlayın.
2
Maksat unsuru sakatlanmış bir işlem için açılan davalarda genellikle 'yetki saptırması' iddiası öne sürülür.

Practice More

İdari işlemin 'sebep' ve 'konu' unsurları arasındaki farkı çalışarak pekiştirme yapabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 35Question →

657657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre disiplin soruşturması başlatma, cezaların kesinleşme süreleri ve zamanaşımı hükümleri ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Disiplin cezasını gerektiren fiilin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında 11 ay, devlet memurluğundan çıkarma cezasında ise 33 ay içinde soruşturmaya başlanmazsa ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Answer

Disiplin cezasını gerektiren fiilin öğrenilmesinden itibaren devlet memurluğundan çıkarma cezası için soruşturmaya başlama süresinin 3 ay olduğunu iddia eden ifade yanlıştır; bu süre 6 aydır.
657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi uyarınca, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında 1 ay içinde, devlet memurluğundan çıkarma cezasında ise 6 ay içinde disiplin soruşturmasına başlanması gerekir. 3 aylık bir süre kanunda tanımlanmamıştır.

Step-by-Step Solution

1
657 sayılı Kanun'un 127. maddesindeki soruşturma zamanaşımı sürelerini inceleyiniz.
Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesi için 1 ay; memurluktan çıkarma için 6 ay süre belirlenmiştir.
İdarenin disiplin suçunu öğrendikten sonra harekete geçmesi gereken yasal sınırları belirlemek için.
2
Kanun'un 128. maddesindeki karar verme sürelerini kontrol ediniz.
Disiplin amirleri için 15 gün, disiplin kurulları için 30 gün ve yüksek disiplin kurulları için 6 ay karar süresi olduğu görülür.
Sürecin sürüncemede kalmaması için kanun koyucu her merciye farklı süreler tanımıştır.
3
Mutlak zamanaşımı (ceza verme zamanaşımı) süresini teyit ediniz.
Fiilin işlendiği tarihten itibaren 2 yıl geçtiğinde ceza verilemeyeceği doğrulanır.
Hukuki belirlilik ilkesi gereği fiilin üzerinden uzun zaman geçtikten sonra ceza verilmesini engellemek için.

Key Concept

Disiplin Hukukunda Zamanaşımı ve Karar Süreleri

Practice More

Disiplin cezalarına karşı itiraz süreleri (7 gün) ve idari yargıya başvuru imkanlarını tekrar ediniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 36Question →

Bir ilde kamu düzenini sağlamak ve bulaşıcı hastalık yayılımını engellemek amacıyla valilik tarafından bazı parklara girişlerin yasaklanması kararı alınmıştır. Bu yasak kapsamında denetim yapan polis ekipleri, bir şahsın yasaklı alana girmekle kalmayıp görevli memura mukavemet etmesi üzerine şahsı yakalamış ve hakkında soruşturma başlatılması amacıyla durumu Cumhuriyet savcısına bildirmiştir.

Bu olayda yürütülen kolluk faaliyetleri ve yetkili makamlar ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: Adli kolluk faaliyetleri sırasında gerçekleştirilen hukuka aykırı işlemlerden doğan uyuşmazlıklar kural olarak idari yargıda görülür.

Answer

Adli kolluk faaliyetleri sırasında gerçekleşen hukuka aykırı işlemlerden doğan uyuşmazlıkların idari yargıda görüleceği ifadesi yanlıştır; bu tür uyuşmazlıklar adli yargının görev alanına girer.
Doğru olmayan ifade, adli kolluk faaliyetlerinin idari yargıda denetleneceğini savunan seçenektir. İdare hukukunda genel ilke olarak, idari kolluk faaliyetleri (önleyici) idari yargı denetimine tabi iken; adli kolluk faaliyetleri (bastırıcı/suç sonrası) yargısal bir sürecin parçası sayıldığı için uyuşmazlıkları adli yargı kolunda çözümlenir.

Step-by-Step Solution

1
Kolluk faaliyetinin amacını belirle
Park yasağı kamu düzenini (sağlığı) koruma amaçlıdır ve önleyicidir.
Suç işlenmeden önce yapılan faaliyetler idari kolluktur.
2
Faaliyetin dönüşümünü analiz et
Suç işlenmesiyle (mukavemet) birlikte süreç bastırıcı (adli) kolluğa dönüşmüştür.
Suç sonrası yapılan işlemler adli merciler adına yürütülen adli kolluktur.
3
Yargı kolunu tespit et
İdari kolluk işlemleri idari yargıya, adli kolluk işlemleri ise adli yargıya tabidir.
Adli kolluk işlemleri yargısal bir faaliyetin parçası olarak kabul edilir.

Key Concept

İdari Kolluk ve Adli Kolluk Ayrımı

Hints

1
Kolluk faaliyetinin 'önleyici' mi yoksa 'bastırıcı' mı olduğunu ayırt edin.
2
İdari kolluk işlemleri idarenin tek taraflı iradesiyle yapılır; adli kolluk ise suç sonrası savcı adına hareket eder.
3
Adli kolluk uyuşmazlıklarının hangi yargı koluna tabi olduğunu hatırlayın: İdari yargı mı, Adli yargı mı?

Practice More

İdari kolluk makamları (Cumhurbaşkanı, Vali, Kaymakam) ile kolluk personeli (Polis, Jandarma, Bekçi) arasındaki farkları tekrar edin.
Estimated Time:2m 0s
Question 37Question →

5442 sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca, il sınırları içerisinde kamu düzenini sağlamak, suç işlenmesini önlemek ve dirlik ve esenliği korumak amacıyla hem emniyet hem de jandarma teşkilatının amiri sıfatıyla hareket eden, ayrıca kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması durumunda Türk Silahlı Kuvvetlerinden yardım talep etme yetkisine sahip olan en yüksek mülki idare amiri aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Vali

Answer

İl sınırları içerisinde genel idari kolluğun en yüksek makamı olan ve askeri birliklerden yardım isteme yetkisi bulunan mülki idare amiri Vali'dir.
Türkiye idari teşkilatında illerin idaresi 'yetki genişliği' ilkesine dayanır. Vali, il sınırları içinde kamu düzenini sağlamakla sorumlu en yüksek genel idari kolluk makamıdır. 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu uyarınca vali, ildeki tüm kolluk kuvvetlerinin (Polis ve Jandarma) amiridir ve kamu düzenini korumak için gerekli gördüğünde askeri birliklerden yardım isteyebilir.

Step-by-Step Solution

1
Soruda belirtilen coğrafi yetki alanını tespit etmek.
Yetki alanı 'il sınırları' olarak belirlenmiştir.
İdari teşkilatta taşra birimi olarak il düzeyi sorulmaktadır.
2
Talep edilen özel yetkiyi (askeri yardım isteme) değerlendirmek.
Bu yetki 5442 sayılı Kanun ile doğrudan valiye verilmiştir.
Vali, ilde hem devletin hem de hükümetin temsilcisi sıfatıyla en geniş yetkilere sahip amirdir.

Key Concept

İl Genel İdaresi ve Vali'nin Kolluk Yetkileri

Practice More

İdari kolluk ile adli kolluk arasındaki farkları ve denetim mekanizmalarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 38Question →

Türk idari teşkilat yapısında; bir Bakanın kendi bakanlığındaki bir daire başkanı üzerindeki denetimi (hiyerarşi) ile bir Valinin, il sınırları içindeki bir Belediye Başkanı üzerindeki denetimi (idari vesayet) karşılaştırıldığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Bakan, daire başkanının işlemini hem hukuka uygunluk hem de yerindelik açısından denetleyebilirken; Valinin belediye başkanı üzerindeki denetimi kural olarak sadece hukuka uygunluk denetimi ile sınırlıdır.

Answer

Bakanın hiyerarşi yetkisi hem hukuka uygunluk hem yerindelik denetimini kapsarken; Valinin belediye üzerindeki idari vesayet yetkisi kural olarak sadece hukuka uygunluk denetimi ile sınırlıdır.
Doğru ifadede belirtildiği üzere, hiyerarşi denetimi hem işlemin kanunlara uygunluğunu hem de kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından doğruluğunu (yerindelik) kapsayan genel bir yetkidir. İdari vesayet ise yerinden yönetim kuruluşlarının (belediyeler, köyler, meslek kuruluşları) özerkliğini korumak amacıyla sadece hukuka uygunluk denetimi ile sınırlandırılmış istisnai bir denetim yoludur.

Step-by-Step Solution

1
İdari makamlar arasındaki hukuki ilişkiyi tanımla.
Bakan ile Bakanlık personeli arasındaki ilişki hiyerarşi; merkezi idarenin temsilcisi olan Vali ile yerel yönetim olan Belediye Başkanı arasındaki ilişki idari vesayettir.
Hiyerarşi aynı kamu tüzel kişiliği içindeki dikey bağı, idari vesayet ise farklı kamu tüzel kişileri arasındaki denetim bağını ifade eder.
2
Denetimin kapsamını analiz et.
Hiyerarşik denetim hem hukuka uygunluğu hem de işlemin yerinde olup olmadığını (hizmet gereklerini) kapsar. İdari vesayet ise özerk kuruluşlar üzerinde yapıldığından kural olarak sadece hukuka uygunlukla sınırlıdır.
İdarenin bütünlüğü ilkesi hiyerarşide en geniş kapsamıyla uygulanırken, yerinden yönetim kuruluşlarının özerkliği idari vesayetin kapsamını daraltır.
3
Yetki sınırlarını karşılaştır.
Hiyerarşide emir-talimat, işlemde değişiklik ve irade ikamesi mümkünken; idari vesayette bu yetkiler kanunla açıkça verilmedikçe kullanılamaz.
Vesayet yetkisinin kanuniliği ve istisnailiği ilkesi gereği, denetleyen makam denetlenen birimin iradesinin yerine geçemez.

Key Concept

Hiyerarşi ve İdari Vesayet Arasındaki Kapsam ve Yetki Farkları
Estimated Time:1m 30s
Question 39Question →

İdare hukukunda kamu düzenini korumak amacıyla yürütülen idari kolluk faaliyetleri kapsamında; genel (düzenleyici) işlem ve bireysel (şahsi) işlem yapma yetkisine sahip makamlar yasalarla sınırlandırılmıştır. Buna göre, aşağıdaki makam ve tesis edebileceği idari kolluk işlemi eşleştirmelerinden hangisi hukuken yanlıştır?

Show answer & explanation

Answer: İl Genel Meclisi - İl özel idaresi yetki alanında yer alan köylerde kamu düzenini ve esenliğini korumak amacıyla genel yasaklar koyan bir karar almak

Answer

İl Genel Meclisi'nin il özel idaresi yetki alanında kamu düzenini sağlamak amacıyla genel yasaklar koyan bir karar alması hukuken yanlıştır.
İdare hukukunda 'kolluk makamı' sıfatı sadece belirli organlara tanınmıştır. Belediye teşkilatında Belediye Meclisi, Belediye Encümeni ve Belediye Başkanı mahalli kolluk makamları arasında yer alırken; İl Özel İdaresi teşkilatında İl Genel Meclisi ve İl Encümeni'nin kolluk makamı sıfatı bulunmamaktadır. İl sınırları içerisinde (köyler dahil) genel idari kolluk yetkisi mülki idare amiri olan Vali'ye aittir. Dolayısıyla İl Genel Meclisi'nin kamu düzenini sağlamaya yönelik genel yasaklar koyan düzenleyici bir işlem yapma yetkisi yoktur.

Step-by-Step Solution

1
Merkezi ve mahalli idari kolluk makamlarını sınıflandır.
Merkezi: Cumhurbaşkanı, İçişleri Bakanı, Vali, Kaymakam. Mahalli: Belediye Başkanı, Belediye Meclisi, Belediye Encümeni, Köy Muhtarı, Köy İhtiyar Heyeti.
Hangi organların kolluk yetkisine sahip olduğunu belirlemek çözümün temelidir.
2
İl Genel Meclisi'nin idari statüsünü analiz et.
İl Genel Meclisi, İl Özel İdaresi'nin karar organıdır ancak idari kolluk makamı olarak sayılmamıştır.
İl Özel İdaresi bünyesinde kolluk yetkisi sadece Vali'ye aittir.
3
Diğer seçeneklerdeki makamların işlem türlerini kontrol et.
Belediye Meclisi düzenleyici, Belediye Encümeni bireysel, Vali düzenleyici (genel emir), Kaymakam bireysel işlem yapabilir.
Eşleşmelerin doğruluğunu teyit ederek hatalı olanı bulmak gerekir.

Key Concept

İdari Kolluk Makamları ve Yetki Dağılımı

Hints

1
Belediye organları ile İl Özel İdaresi organlarının kolluk yetkileri birbirinden farklıdır.
2
İl Özel İdaresi bünyesinde 'İl Genel Meclisi' ve 'İl Encümeni' kolluk makamı mıdır, yoksa bu yetki sadece Vali'de mi toplanmıştır?
3
Mahalli idari kolluk makamları içinde sadece belediye ve köy organları sayılırken, il özel idaresi organları bu kapsamda değerlendirilmez.

Practice More

İdari kolluk ve adli kolluk ayrımı ile idari vesayet-hiyerarşi ilişkilerini tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 40Question →

Bir büyükşehir belediyesi tarafından yürütülen metro genişletme projesi kapsamında, tüm mühendislik hesaplamaları ve jeolojik etütler titizlikle yapılmış, çalışma alanında gerekli her türlü güvenlik önlemi alınmıştır. Ancak derin kazı çalışmaları sırasında, mevcut kadastral kayıtlarda ve altyapı haritalarında hiçbir şekilde izine rastlanmayan, çok eski dönemlerden kaldığı tahmin edilen ancak sahipsiz ve işlevsiz durumdaki bir yeraltı tüneli çökmüştür. Bu çökme neticesinde, yolun üst kısmında bulunan özel bir mülke ait binanın temelinde ağır yapısal hasarlar oluşmuştur. Bilirkişi raporuna göre, idarenin bu tünelin varlığını mevcut teknolojiyle önceden saptamasının imkânsız olduğu ve tüm teknik protokollere eksiksiz uyulduğu kesinleşmiştir. Bu olayla ilgili idarenin mali sorumluluğu hakkında aşağıdaki hukuki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Olayda 'beklenmeyen hal' söz konusudur; metro inşaatı gibi yüksek riskli faaliyetlerde (tehlike ilkesi) beklenmeyen haller illiyet bağını kesmediği için idarenin kusursuz sorumluluğu devam eder.

Answer

İdare, metro inşaatı gibi yüksek riskli bir faaliyet yürüttüğü için 'tehlike ilkesi' uyarınca kusursuz sorumludur; olaydaki gizli tünel çökmesi bir 'beklenmeyen hal' niteliğindedir ve kusursuz sorumlulukta beklenmeyen haller tazminat yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
İdarenin yürüttüğü metro kazı faaliyeti yüksek risk taşıyan bir etkinliktir ve 'tehlike ilkesi' gereği idare bu faaliyetten doğan zararlardan kusuru olmasa dahi sorumludur. Olaydaki bilinmeyen tünel çökmesi, hizmetin bünyesinden kaynaklanan ancak öngörülemeyen bir durum olduğu için 'beklenmeyen hal' sayılır. İdare hukukunda beklenmeyen haller hizmet kusuru sorumluluğunu kaldırabilirken, kusursuz sorumluluk (tehlike ilkesi) durumlarında illiyet bağını kesmez ve idarenin tazminat yükümlülüğü devam eder.

Step-by-Step Solution

1
İdari faaliyetin niteliğini belirle.
Metro inşaatı, yapısı gereği yüksek risk içeren 'tehlikeli' bir faaliyettir.
Tehlike ilkesinin (Risk sorumluluğu) uygulanıp uygulanmayacağını anlamak için gereklidir.
2
Zarara neden olan olayın hukuki türünü analiz et.
Haritalarda olmayan yeraltı tüneli, hizmetin yürütüldüğü alanın içinde kaldığı için 'beklenmeyen hal' (casus fortuit) kapsamındadır.
Mücbir sebep ile beklenmeyen hal arasındaki farkı ayırt etmek için gereklidir.
3
İlliyet bağının kesilip kesilmediğini kontrol et.
Kusursuz sorumlulukta beklenmeyen haller illiyet bağını kesmez.
İdarenin tazminat ödeyip ödemeyeceğini belirleyen temel kural budur.

Key Concept

İdarenin Kusursuz Sorumluluğu ve İlliyet Bağını Kesen Haller

Practice More

İlliyet bağını kesen haller (Mücbir Sebep, Mağdur Kusuru, Üçüncü Kişi Kusuru) ile 'Beklenmeyen Hal' arasındaki farkı tablo üzerinden çalışmanız konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:3m 0s
PreviousPage 2 / 31Next
İdare Hukuku Practice Questions — KPSS Genel Yetenek - Genel Kültür — Page 2 | Examkin