Kamu hizmetlerinin özel kesime gördürülmesi usullerinden olan "Yap-İşlet-Devret" ve "Yap-İşlet" modelleri, gelişen ihtiyaçlar doğrultusunda idare hukukunda yerini almıştır. İdare, yüksek teknoloji gerektiren bir otoyol projesini yatırımcı şirkete yaptırıp, maliyetin işletme süresi içindeki kârla karşılanmasını ve süre sonunda tesisin her türlü borç ve taahhütten arınmış biçimde idareye devrini öngören bir sözleşme imzalamıştır. Öte yandan, enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla mülkiyeti tamamen yatırımcı şirkette kalacak ve hiçbir zaman idareye devredilmeyecek bir elektrik üretim santrali kurulması için başka bir özel şirketle farklı bir sözleşme akdetmiştir.
Bu iki farklı kamu hizmeti gördürülüş usulü ve yılında yapılan Anayasa değişikliğinin hukuki etkileri dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?
- Otoyol projesi sayılı Kanun kapsamındaki "Yap-İşlet-Devret", santral projesi ise sayılı Kanun kapsamındaki "Yap-İşlet" modelidir; Anayasa değişikliği ile bu hizmetlerin gördürülmesine ilişkin sözleşmelerin özel hukuk sözleşmesi niteliğinde yapılabilmesine imkân tanınmıştır.Answer
- BElektrik üretim santralinin kurulması işi klasik bir "Kamu Hizmeti İmtiyazı" sözleşmesi niteliği taşıdığından, tesisi işleten özel şirketin zarar etmesi durumunda bu zarar doğrudan idare tarafından tazmin edilmelidir.
- COtoyol projesinde mülkiyet idareye ait olup, yatırımcı mevcut bir kamu hizmetinin işletme hakkını maktu bir bedel ödeyerek devraldığından bu usul "İltizam" olarak nitelendirilir.
- DMülkiyetin özel şirkette kaldığı "Yap-İşlet" modeli, kamu hizmetlerinde "bedelsizlik (meccanilik)" ilkesinin bir gereği olarak, otoyol, havalimanı ve hastane gibi tüm büyük altyapı yatırımlarında uygulanması zorunlu olan yegâne usuldür.
- Eyılındaki Anayasa değişikliği sonrasında, idarenin her iki usulle imzaladığı tüm sözleşmelerin mutlak surette "İdari Sözleşme" vasfı taşıması zorunlu hale getirilmiş ve uyuşmazlıkların çözümünde tahkim yolu tamamen kapatılmıştır.