Bir boşanma davasında mahkeme; davacı kadının "eşinin ailesine karşı kırıcı ve aşağılayıcı sözler sarf etmesi" nedeniyle az kusurlu olduğuna, davalı erkeğin ise "eşine fiziksel şiddet uygulaması ve sadakat yükümlülüğünü ihlal etmesi" nedeniyle ağır kusurlu olduğuna hükmetmiştir. Boşanma sonucunda eşinin sağlık güvencesinden mahrum kalacak olan ve herhangi bir geliri bulunmayan kadın; ilerideki miras haklarını kaybetmesi ve sosyal güvence kaybı gerekçesiyle maddi tazminat, uğradığı şiddet nedeniyle manevi tazminat ve geçimini sağlayamayacağı için yoksulluk nafakası talep etmiştir.
Türk Medeni Kanunu'nun boşanmanın mali sonuçlarına ilişkin hükümleri uyarınca, somut olaydaki kusur ve maddi durumlar dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Davacı kadının kusuru davalıdan daha hafif olduğu için maddi ve manevi tazminat; kusuru diğer taraftan daha ağır olmadığı ve yoksulluğa düşeceği anlaşıldığı için de yoksulluk nafakası taleplerinin kabulü gerekir.Answer
- BMaddi tazminat talebi bakımından mirasçılık hakkının kaybı henüz gerçekleşmemiş bir ihtimal olduğundan 'beklenen menfaat' sayılamaz; bu nedenle yalnızca sosyal güvence kaybı ve manevi zarar dikkate alınmalıdır.
- CDavacı kadın boşanmaya yol açan olaylarda 'az kusurlu' da olsa bir kusuru bulunduğu için yoksulluk nafakası alamaz; ancak davalıdan daha az kusurlu olduğu için tazminat hakları saklıdır.
- DManevi tazminata hükmedilebilmesi için talep eden tarafın tamamen kusursuz olması şarttır; dolayısıyla eşinin ailesine hakaret eden davacı kadının bu talebinin reddi gerekir.
- EDavalı eş ağır kusurlu olduğu için, mahkeme davacı kadının ekonomik durumunu ve yoksulluğa düşüp düşmeyeceğini araştırmaksızın doğrudan yoksulluk nafakasına hükmetmelidir.