Fikri mülkiyet hukukuna ilişkin bir uyuşmazlıkta, taraflar arasında akdedilen bir telif hakkı devir sözleşmesinin esaslı yanılma (hata) sebebiyle iptal edilip edilemeyeceği sorunu ortaya çıkmıştır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nda, sözleşmenin kurulması aşamasındaki irade sakatlıklarına dair özel bir düzenleme bulunmamaktadır.
Buna göre, Türk Medeni Kanunu'nun "Genel nitelikli hükümlerin uygulama alanı"nı düzenleyen 5. maddesi uyarınca bu uyuşmazlığın çözümünde izlenmesi gereken yol aşağıdakilerden hangisidir?
- Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, yapısına uygun düştüğü ölçüde bu özel hukuk ilişkisine de doğrudan uygulanmalıdır.Answer
- Bİlgili özel kanunda bir düzenleme bulunmaması nedeniyle ortaya çıkan bu hukuk boşluğu, hâkimin bizzat kural yaratması yoluyla doldurulmalıdır.
- CHâkim, yasal bir kuralın bulunmamasını kanun boşluğu olarak değerlendirmeli ve sahip olduğu takdir yetkisini kullanarak hakkaniyete göre bir karar vermelidir.
- DYazılı bir hukuk kuralının bulunmadığı bu durumda, tarafların iradelerinden ziyade yalnızca dürüstlük kuralı ve hak kazanımındaki iyiniyet ilkeleri esas alınmalıdır.
- EÖzel yasada açıkça öngörülmeyen bir iptal hakkının kullanılması doğrudan hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırılık teşkil edeceğinden talep reddedilmelidir.
Answer
Uyuşmazlığın çözümünde Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, niteliğine uygun düştüğü ölçüde bu ilişkiye de doğrudan uygulanmalıdır.
Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesine göre, Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümleri, yapılarına uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk ilişkilerine uygulanır. Fikir ve Sanat Eserleri Hukuku da özel hukukun bir dalıdır. İrade sakatlığı (yanılma) gibi konular Türk Borçlar Kanunu'nda sözleşmelerin genel hükümleri arasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle, özel kanunda hüküm bulunmasa bile TBK'nin ilgili kuralları bu uyuşmazlıkta doğrudan uygulama alanı bulur.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Türk Medeni Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nun genel nitelikli hükümlerinin diğer özel hukuk ilişkilerine doğrudan uygulanması.