Aile Hukuku

89 questions

Question 81Question

Evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle açılan bir boşanma davasında mahkeme; davacı eşin herhangi bir kusurunun bulunmadığını ve boşanma neticesinde yoksulluğa düşeceğini, kendisinden maddi tazminat ile yoksulluk nafakası talep edilen davalı eşin de boşanmaya sebep olan olaylarda hiçbir kusurunun olmadığını (her iki tarafın da tamamen kusursuz olduğunu) tespit etmiştir.

Buna göre, mahkemenin davacı eşin mali talepleri hakkında vereceği kararla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi hukuken doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Davalı eşin kusuru bulunmadığından maddi tazminat talebi reddedilmeli; yoksulluk nafakasında ise yükümlünün kusuru aranmadığından yoksulluk nafakası talebi kabul edilmelidir.

Answer

Maddi tazminat talebinin davalının kusuru olmadığı için reddedilmesi, yoksulluk nafakası talebinin ise nafaka yükümlüsünün kusuru aranmadığı için kabul edilmesi gerektiği yönündeki ifadedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 174. maddesi uyarınca maddi tazminata hükmedilebilmesi için kendisinden tazminat istenen eşin (davalının) mutlak surette kusurlu olması gerekir. Olayda davalı kusursuz olduğu için maddi tazminat talebi reddedilmelidir. Öte yandan, TMK'nın 175. maddesine göre yoksulluk nafakasında, nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Davacı eş kusursuz olduğu ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşıldığından, davalı eş tamamen kusursuz olsa bile yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulabilir.

Step-by-Step Solution

1
Maddi tazminatın kanuni şartlarını değerlendirme
Türk Medeni Kanunu m. 174'e göre maddi tazminat talep edilebilmesi için, kendisinden tazminat istenen tarafın boşanmaya sebep olan olaylarda 'kusurlu' olması gerekir.
Davalının mali bir yaptırımla karşılaşması için kusur prensibi geçerlidir. Olayda davalı kusursuzdur, bu nedenle maddi tazminat ödemez.
2
Yoksulluk nafakasının kanuni şartlarını değerlendirme
Türk Medeni Kanunu m. 175'e göre yoksulluk nafakası için talep eden eşin kusurunun daha ağır olmaması ve yoksulluğa düşecek olması yeterlidir. Kanun açıkça 'nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz' demektedir.
Yoksulluk nafakasının amacı ceza vermek değil, evliliğin sona ermesiyle yoksulluğa düşecek eşi korumaktır.
3
Olaydaki verileri kurallara uygulama
Davalı kusursuz olduğu için maddi tazminat reddedilir. Ancak yoksulluk nafakasında davalının kusuru aranmadığından ve davacı kusursuz olup yoksulluğa düşeceğinden yoksulluk nafakası kabul edilir.
Kanunun farklı mali sonuçlar için öngördüğü kusur şartları birbirinden bağımsızdır.

Key Concept

Maddi Tazminat ve Yoksulluk Nafakasında Kusur Şartı
Question 82Question

Kemal ile Leyla evlenmek amacıyla nişanlanmışlardır. Nişanlılık süresi içinde Kemal, Leyla'ya maddi değeri oldukça yüksek olan ve yörenin âdetlerine göre alışılmışın dışında (mutat dışı) kabul edilen lüks bir otomobil hediye etmiştir. Ancak evlilik hazırlıkları devam ederken Kemal, geçirdiği ani bir trafik kazası sonucunda hayatını kaybetmiş ve nişanlılık evlenme gerçekleşmeden sona ermiştir.

Bu durumun hukuki sonuçlarıyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kemal'in mirasçıları, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona erdiği için otomobilin aynen, bu mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini isteyebilirler.

Answer

Kemal'in mirasçılarının, nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona erdiği için otomobilin aynen, bu mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini isteyebileceğini belirten ifadedir.
Türk Medeni Kanunu Madde 120'ye göre; nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple (ölüm, gaiplik, imkânsızlık veya bozma) sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler verenler veya mirasçıları tarafından geri istenebilir. Kanun, hediyenin aynen veya mislen geri verilememesi hâlinde iadenin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre yapılacağını açıkça belirtmiştir. Somut olayda ölüm, evlenme dışı bir sona erme sebebidir ve otomobil mutat dışı hediye statüsündedir. Bu nedenle Kemal'in mirasçıları otomobilin aynen, mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iadesini talep etme hakkına sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Nişanlılığın sona erme sebebini ve hediyenin hukuki niteliğini tespit etme
Nişanlılık, Kemal'in ölümüyle (evlenme dışındaki bir sebeple) sona ermiştir. Verilen otomobil ise mutat dışı bir hediyedir.
Türk Medeni Kanunu'na göre iade talebinin şartlarını belirlemek için sona erme sebebi ve hediyenin türü saptanmalıdır.
2
Ölüm hâlinde mutat dışı hediyelerin hukuki akıbetini değerlendirme
TMK Madde 120'ye göre nişanlılık evlenme dışındaki herhangi bir sebeple sona ererse, mutat dışı hediyeler geri istenebilir. Ölüm de evlenme dışı bir sona erme sebebidir.
İade hakkı sadece nişanın haksız bozulmasına özgülenmemiştir; evlenme dışındaki tüm sona erme hâllerini kapsar ve kusur aranmaz.
3
İade yöntemini ve kanuni dayanağını belirleme
Hediye kural olarak aynen, eğer bu fiilen veya hukuken mümkün değilse sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade edilir.
Kanun koyucu TMK Madde 120/2 fıkrasında iadenin usulünü açıkça sebepsiz zenginleşme hükümlerine atıf yaparak düzenlemiştir.

Key Concept

Nişanlılığın Ölümle Sona Ermesi ve Mutat Dışı Hediyelerin İadesi Usulü (TMK m. 120)
Question 83Question

Mühendis olarak çalışan Sinem, uzun süredir tanıdığı Tarık ile resmi evlendirme memuru önünde nikâh kıyarak evlenmiştir. Ancak evlilikten iki ay sonra Sinem, Tarık'ın kendisinde bulunan ve Sinem ile doğacak çocuklarının sağlığı için ağır tehlike oluşturan genetik bir hastalığı bilerek gizlediğini hastane kayıtlarından öğrenmiştir.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, bu evliliğin hukuki durumu ve Sinem'in başvurabileceği yollar bağlamında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Sinem, sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesinin aldatma (nisbi butlan) sebebi olması dolayısıyla evlenmenin iptalini dava edebilir.

Answer

Doğru seçenek, hastalığın gizlenmesinin aldatma kapsamında nisbi butlan sebebi olduğunu ve iptal davası açılabileceğini belirten ifadedir.
Türk Medeni Kanunu'nun evlenmenin iptali ile ilgili hükümlerine göre (TMK m. 150), davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın kendisinden gizlenmiş olması 'aldatma' sebebine dayanır. Bu durum, evliliğin baştan itibaren geçersiz olduğu mutlak butlan veya yokluk hâli değil, irade sakatlığına dayanan nisbi butlan (iptal edilebilirlik) hâlidir. Aldatılan eş, bunu öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde iptal davası açabilir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki irade sakatlığı türünün tespit edilmesi.
Eşlerden birinin sağlığı ağır şekilde tehdit eden bir hastalığı bilerek gizlemesi durumu söz konusudur.
Uygulanacak hukuki yaptırımın belirlenmesi için olayın kanundaki tanımının bulunması gerekir.
2
İlgili Türk Medeni Kanunu hükmünün uygulanması.
Davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın gizlenmesi durumu, TMK'da 'aldatma' olarak kabul edilir.
Aldatma hâlleri kanunda özel olarak düzenlenmiş nisbi butlan (iptal edilebilirlik) sebeplerindendir.
3
Yanlış yaptırım türlerinin (yokluk, mutlak butlan) elenmesi.
Olayda resmi memur önünde irade beyanı olduğu için yokluk yoktur; sürekli akıl hastalığı veya çifte evlilik gibi bir durum olmadığı için mutlak butlan uygulanmaz.
Yaptırımların doğru sınıflandırılması seçeneğin kesinleşmesi için şarttır.

Key Concept

Evliliğin Sakatlığı: Nisbi Butlan (Aldatma)
Question 84Question

Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimine tabi olarak evliliklerini sürdüren Zeynep ve Tarık'ın evlilik birliği devam ederken Zeynep'in malvarlığında birtakım değişiklikler meydana gelmiştir. Zeynep;

- Bekârlık döneminden beri maliki olduğu daireyi kiraya vermiş ve kira gelirlerini bir banka hesabında biriktirmiştir.
- Geçirdiği bir trafik kazası neticesinde haksız fiil failinden manevi tazminat tahsil etmiştir.
- Aynı kazadaki yaralanması sebebiyle çalışma gücünde meydana gelen kayıp karşılığında sigorta şirketinden yüklü bir maddi tazminat almıştır.
- Annesinden miras kalan mücevherleri satmış ve elde ettiği bedelle kendi adına tescil ettirdiği yeni bir otomobil satın almıştır.

Buna göre, Zeynep'in bahsi geçen malvarlığı değerlerinin nitelendirilmesiyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Kazadaki yaralanmaya bağlı olarak çalışma gücünün kaybı nedeniyle sigorta şirketinden alınan maddi tazminat ödemesi, kanun gereği edinilmiş mal olarak nitelendirilir.

Answer

Çalışma gücünün kaybı nedeniyle sigorta şirketinden alınan maddi tazminatın kanun gereği edinilmiş mal olduğunu belirten ifadedir.
Türk Medeni Kanunu madde 219/3 bendi uyarınca, eşlerden birinin çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar kanun gereği açıkça 'edinilmiş mal' olarak nitelendirilmektedir. Bu nedenle doğru şıktaki tespit mevzuata tam uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Kira gelirlerinin hukuki niteliğini belirlemek
Kişisel malın geliri kanun gereği edinilmiş maldır.
TMK m. 219/4 uyarınca aksine sözleşme yoksa kişisel malların gelirleri edinilmiş mal sayılır.
2
Manevi tazminatın hukuki niteliğini belirlemek
Manevi tazminat alacakları kanun gereği kişisel maldır.
TMK m. 220/3 uyarınca evlilik içinde elde edilse dahi manevi tazminat alacakları her zaman kişisel mal kabul edilir.
3
Çalışma gücü kaybı tazminatının niteliğini belirlemek
Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar edinilmiş maldır.
TMK m. 219/3 hükmü uyarınca bu tür tazminatlar edinilmiş mal grubuna dâhil edilir.
4
Miras kalan malla alınan yeni malın (ikame değer) niteliğini belirlemek
Miras kalan mücevher kişisel maldır, onun satılmasıyla elde edilen bedelle alınan otomobil de kişisel maldır.
TMK m. 220/4 uyarınca kişisel malların yerine geçen değerler (ikame ilkesi) kişisel mal sayılır.

Key Concept

Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Mal Gruplarının Tasnifi
Question 85Question

Gökhan ile Ceyda resmi şekilde evlenmişlerdir. Evlilikten birkaç ay sonra Gökhan, eşi Ceyda'nın evlenmeden önce de var olan ve Gökhan'ın sağlığı için ağır tehlike oluşturan bulaşıcı bir hastalığı bulunduğunu öğrenmiştir. Üstelik Ceyda, bu durumu evlenmeden önce bilmesine rağmen Gökhan'dan kasten gizlemiştir. Gerçeği öğrenen Gökhan, bu evliliği hukuken sonlandırmak istemektedir.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Gökhan, eşinin kendisini aldatması hükümlerine dayanarak evlenmenin iptali davası açabilir.

Answer

Doğru olan ifade, Gökhan'ın aldatma hükümlerine dayanarak evlenmenin iptali davası açabileceğini belirten seçenektir.
Türk Medeni Kanunu Madde 150/2'ye göre; davacı veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse, aldatılan eş evlenmenin iptalini (nispi butlan) dava edebilir. Olayda evlilik birliği devam ederken ortaya çıkan bir kusurdan ziyade, evlenme iradesinin baştan aldatma ile sakatlanması söz konusudur. Bu nedenle açılacak dava boşanma davası değil, evlenmenin iptali davasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki problemi ve zamanını tespit et
Problem evlilik öncesinde var olan bir durumun (ağır tehlikeli hastalık) gizlenmesine, yani evlilik iradesinin kuruluş aşamasında sakatlanmasına dayanmaktadır.
Sorunun boşanma mı yoksa butlan (iptal) mı olduğuna karar vermek için kusurun/sakatlığın evlenmeden önce mi yoksa sonra mı ortaya çıktığını belirlemek gerekir.
2
İrade sakatlığının türünü sınıflandır
Eşlerden birinin sağlığı için ağır tehlike oluşturan bir hastalığın kasten gizlenmesi, Türk Medeni Kanunu m. 150 uyarınca 'aldatma' olarak nitelendirilir.
Aldatma, kanunda mutlak butlan değil, nispi butlan (iptal edilebilirlik) sebebi olarak düzenlenmiştir.
3
Seçenekleri elenerek doğru hukuki yolu bul
Durum yokluk veya mutlak butlan değildir. Kanunda özel boşanma sebebi olarak sadece akıl hastalığı vardır. Bu nedenle doğrudan aldatma sebebine dayalı nispi butlan davası açılması hukuka uygundur.
Kanunun amir hükümlerini somut olaya uygulayarak yanlış sınıflandırmaları (yokluk, mutlak butlan, özel boşanma sebebi) dışlamak.

Key Concept

Boşanma ve Butlan (Evlenmenin İptali) Arasındaki Sınır ve Aldatma Sebebi
Question 86Question

Leyla, eşi Tarık'a karşı evlilik birliğinin temelden sarsılması nedenine dayanarak boşanma davası açmış, ancak mahkeme iddiaların ispatlanamaması sebebiyle davayı reddetmiştir. Verilen ret kararı 1515 Ocak 20232023 tarihinde kesinleşmiştir. Bu tarihten itibaren taraflar hiçbir şekilde bir araya gelmemiş ve ortak hayatı yeniden kurmamışlardır.

88 Mart 20262026 tarihi itibarıyla tarafların boşanma talepleri ve usulü ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Ret kararının kesinleşmesinin üzerinden üç yıldan fazla süre geçtiği ve ortak hayat kurulamadığı için, önceki davadaki kusur durumlarına bakılmaksızın her iki eş de eylemli (fiilî) ayrılık nedenine dayanarak boşanma davası açabilir.

Answer

Ret kararının kesinleşmesinin üzerinden üç yıllık sürenin geçmiş olması ve ortak hayatın kurulamaması sebebiyle, kusur durumuna bakılmaksızın her iki eşin de eylemli ayrılık nedenine dayanarak dava açabileceğini ifade eden seçenektir.
Türk Medeni Kanunu m. 166/4 hükmüne göre; boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır. Bu durumda eşlerden birinin istemi üzerine (kusur durumuna bakılmaksızın) boşanmaya karar verilir. Somut olayda 15 Ocak 2023'te kesinleşen ret kararının üzerinden üç yıldan fazla zaman geçmiş ve ortak hayat kurulamamıştır. Dolayısıyla eşlerden her ikisi de eylemli ayrılık nedenine dayanarak boşanma davası açabilir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki hukuki sebebin (Eylemli Ayrılık) şartlarını belirlemek
Türk Medeni Kanunu m. 166/4 uyarınca üç şart aranır: 1) Reddedilmiş ve kesinleşmiş bir boşanma davası, 2) Kesinleşmeden itibaren 3 yıl geçmesi, 3) Ortak hayatın yeniden kurulamamış olması.
Hangi boşanma sebebine dayanılacağını ve sürenin nereden başlayacağını doğru tespit etmek için yasal dayanak incelenmelidir.
2
Süre hesabını somut olaya uygulamak
Ret kararı 15 Ocak 2023 tarihinde kesinleşmiştir. Üç yıllık kanuni bekleme süresi 15 Ocak 2026 tarihinde dolmuştur. Sorudaki 8 Mart 2026 tarihi itibarıyla süre şartı gerçekleşmiştir.
Usule ilişkin hak düşürücü veya dava açma sürelerinin dolup dolmadığının somut olay tarihlerine göre teyit edilmesi gerekir.
3
Dava açma hakkına kimlerin sahip olduğunu değerlendirmek
Kanun 'eşlerden birinin istemi üzerine' ifadesini kullandığı için, önceki davada haksız/kusurlu olan eşin dahi dava açma hakkı mevcuttur.
Eylemli ayrılık mutlak bir boşanma sebebi olup kusur araştırması yapılmaksızın boşanma kararı verilmesini gerektirir.

Key Concept

Eylemli (Fiilî) Ayrılık Nedenine Dayalı Boşanma Davası Şartları (TMK m. 166/4)
Estimated Time:1m 15s
Question 87Question

Fizik tedavi uzmanı olarak görev yapan Elvan ve mimar eşi Sinan, evliliklerini olağan bir şekilde sürdürmektedir. Sinan, ailenin yaşam standartlarının ve evlilik birliğinin olağan ihtiyaçlarının tamamen dışında kalarak, sırf kendi kişisel merakı ve hobisi sebebiyle oldukça pahalı, antika bir spor otomobil satın almıştır. Satış sözleşmesini tek başına imzalayan Sinan, otomobilin bedelini ödemekte temerrüde düşmüştür. Bunun üzerine otomobil galerisi, satış bedelinin tahsili amacıyla eşi Elvan'a karşı icra takibi başlatmıştır.

Buna göre, evlilik birliğinin genel hükümleri çerçevesinde Elvan'ın bu borçtan doğan sorumluluğu ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Türk Medeni Kanunu uyarınca eşlerden her biri kendi borçlarından bütün malvarlığıyla sorumlu olduğundan ve işlem evlilik birliğini temsil yetkisi kapsamında yapılmadığından, Elvan bu borçtan sorumlu tutulamaz.

Answer

İşlem evlilik birliğini temsil yetkisi kapsamında yapılmadığı ve kişisel bir borç niteliğinde olduğu için, eşlerin kendi borçlarından bizzat sorumlu olması ilkesi gereği diğer eş bu borçtan sorumlu tutulamaz.
Türk Medeni Kanunu madde 193'e göre eşlerden her biri, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeriyle veya üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi serbestçe yapabilir. Ancak kural olarak her eş, kendi borçlarından bütün malvarlığıyla bizzat sorumludur (TMK m. 224). Olaydaki antika spor otomobil alımı, evlilik birliğinin olağan veya olağanüstü ihtiyaçları (TMK m. 188) kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle işlem, birliği temsil yetkisi çerçevesinde yapılmamış olup, tamamen işlemi yapanın kişisel tasarrufu niteliğindedir. Kişisel borçlarda diğer eşin müteselsil sorumluluğu doğmayacağından, otomobil galerisi alacağını yalnızca sözleşmeyi imzalayan eşten talep edebilir.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki borçlandırıcı işlemin niteliğini belirlemek.
İşlem, ailenin olağan veya olağanüstü ihtiyacını karşılamaya yönelik değil, tamamen kişisel zevk ve hobi amacıyla yapılmış lüks bir harcamadır.
Evlilik birliğini temsil yetkisinin sınırlarının tespiti ve müteselsil sorumluluğun doğup doğmadığının anlaşılması için bu ayrım zorunludur.
2
İlgili yasal mevzuatı (TMK m. 193 ve 224) uygulamak.
Kanuna göre eşlerden her biri diğeriyle veya üçüncü kişilerle her türlü hukuki işlemi yapabilir ve her eş kendi borçlarından bütün malvarlığıyla bizzat sorumludur.
Evlilik birliğini temsil kapsamı dışındaki borçların kişisel borç statüsünde olduğu kuralını işletmek için.
3
Eşin icra takibine karşı yasal durumunu değerlendirmek.
Borç işlemi şahsi nitelikte olduğundan ve ortak sorumluluk doğuran istisnai durumlardan biri bulunmadığından, diğer eş borçtan sorumlu tutulamaz.
Kişisel borçlarda alacaklının sadece hukuki işlemi yapan eşin malvarlığına başvurabileceği ilkesini sonuca bağlamak için.

Key Concept

Eşlerin kişisel borçlarından şahsi sorumluluğu ve temsil yetkisinin sınırları
Estimated Time:1m 30s
Question 88Question

Banka müdürü olan Aylin ile mühendis Burak üç yıldır evlidir. Aylin, işinden istifa edip kendi seramik atölyesini kurmak istemektedir. Burak ise bu girişimin ailenin ekonomik durumunu sarsacağını ileri sürerek, aile reisi sıfatıyla eşinin bu kararına izin vermediğini beyan etmiştir. Bununla da yetinmeyen Burak, eşine danışmadan ve onun rızasını almadan, ailenin birlikte yaşadığı konutu kendi iş yerine yakın bir semte taşımak amacıyla tek başına yeni bir kira sözleşmesi imzalamıştır.

Buna göre, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun evliliğin genel hükümlerine ilişkin kuralları çerçevesinde tarafların hukuki durumuyla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Eşler oturacakları konutu birlikte seçmek zorunda olduklarından Burak tek başına yerleşim yerini değiştiremez; ayrıca Aylin meslek seçiminde eşinin iznine tabi değildir.

Answer

Doğru seçenek, eşlerin oturacakları konutu birlikte seçmek zorunda olduğunu ve kadının meslek seçiminde kocasının iznine tabi olmadığını ifade eden seçenektir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun evliliğin genel hükümlerine göre, 'kocanın evin reisi olması' kuralı terk edilmiş, yerine eşlerin eşitliği ilkesi gelmiştir. TMK madde 186'nın açık hükmü uyarınca eşler oturacakları konutu birlikte seçerler; dolayısıyla eşlerden birinin diğerine danışmadan tek başına aile konutunu değiştirmesi hukuka uygun değildir. Ayrıca TMK madde 192 uyarınca eşlerden hiçbiri, meslek veya iş seçiminde diğerinin iznine bağlı tutulamayacağından kadının meslek değişikliği için kocasının onayına ihtiyacı yoktur.

Step-by-Step Solution

1
Aile konutunun kim tarafından seçileceğinin belirlenmesi
TMK madde 186'ya göre, eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.
4721 sayılı yeni TMK, 'evin reisi kocadır' hükmünü kaldırmış ve evlilik birliğinin yönetiminde eşlerin eşitliğini esas almıştır.
2
Eşlerin meslek ve iş seçimi serbestisinin değerlendirilmesi
TMK madde 192'ye göre eşlerden hiçbiri, meslek veya iş seçiminde diğerinin iznine zorunlu tutulamaz.
Eşlerin bireysel özgürlükleri ve ekonomik bağımsızlıkları kanunla güvence altına alınmış olup, mesleki kararlar tek taraflı iradeyle alınabilir.
3
Olaydaki iddiaların hukuki kurallarla karşılaştırılması
Burak'ın kendini 'evin reisi' ilan ederek konutu tek başına değiştirmesi kanuna aykırıdır; ayrıca Aylin iş kurmak için eşinin rızasına ihtiyaç duymaz.
Her iki durum da TMK'nın evliliğin genel hükümlerinde düzenlediği eşitlik ve bağımsızlık ilkelerinin doğrudan bir sonucudur.

Key Concept

Eşlerin eşitliği, konutun birlikte seçilmesi ve meslek özgürlüğü
Question 89Question

Eşi (E)'nin kendisine sürekli olarak fiziksel şiddet uyguladığını ve pek kötü davrandığını ispat eden (D), aile mahkemesinde sadece "ayrılık" talebiyle dava açmıştır. Yargılama sonucunda hâkim, davalı (E)'nin kusurlu eylemlerinin ağırlığını ve eşlerin yeniden bir araya gelerek ortak hayatı kurma ihtimallerinin kesinlikle kalmadığını göz önünde bulundurarak tarafların boşanmalarına karar vermiştir.

Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre, mahkemenin vermiş olduğu bu karar ile ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Dava yalnız ayrılık talebiyle açıldığı için hâkimin boşanmaya karar vermesi kanunen mümkün olmadığından, mahkemenin kararı hukuka aykırıdır.

Answer

Dava yalnız ayrılık talebine ilişkin olduğu için hâkimin boşanmaya karar veremeyeceğini ifade eden seçenektir.
Doğru seçenek, davanın yalnız ayrılığa ilişkin olması durumunda hâkimin boşanmaya karar veremeyeceğini belirten ifadedir. Türk Medeni Kanunu madde 170 çok açıktır: Boşanma davası açıldığında hâkim ortak hayatın yeniden kurulma ihtimali görüyorsa ayrılığa hükmedebilir. Ancak dava sadece ayrılık talebiyle açılmışsa, boşanma sebebi ne kadar ağır olursa olsun veya tarafların barışma ihtimali hiç bulunmasa dahi hâkim talebi aşıp boşanma kararı veremez.

Step-by-Step Solution

1
Olaydaki davanın türünü ve davacının talebini tespit etmek
Davacının, ispatlanmış bir boşanma sebebine dayanmasına rağmen sadece 'ayrılık' talebiyle dava açtığı görülmektedir.
Uyuşmazlığın çözümü, davacının talebinin mahkemeyi ne ölçüde bağladığına dayanmaktadır.
2
Türk Medeni Kanunu'nun boşanma ve ayrılık kararlarına ilişkin amir hükmünü hatırlamak
TMK madde 170/2 uyarınca 'Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez' kuralı tespit edilir.
Hâkimin takdir yetkisinin sınırları kanunla kesin olarak çizilmiştir.
3
Kanun hükmünü somut olaya uygulamak
Ortak hayatın yeniden kurulma ihtimali kalmamış olsa bile, davacının yalnız ayrılık talebi karşısında mahkemenin boşanma kararı vermesi kanuna aykırıdır.
Taleple bağlılık ilkesi gereği hâkim, talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.

Key Concept

Ayrılık Davasında Hâkimin Yetki Sınırı (Taleple Bağlılık)
Estimated Time:1m 0s
PreviousPage 5 / 5
Aile Hukuku Practice Questions — KPSS Hukuk — Page 5 | Examkin