Kalkınma Teorileri ve Stratejileri

123 questions

Question 1Question

İthal ikamesi sanayileşme stratejisini benimseyen gelişmekte olan bir ülkede, yeni kurulan ve henüz gelişme aşamasında olan yerli sanayilerin (bebek sanayiler) dış rekabetten korunması amacıyla başvurulan temel politika aracı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Gümrük tarifeleri ve miktar kısıtlamaları

Answer

Yerli sanayiyi korumak için uygulanan gümrük tarifeleri ve miktar kısıtlamalarıdır.
İthal ikamesi (ISI) stratejisinin kalbinde yerli üretimi dış rekabetten yalıtarak güçlendirme amacı yatar. Bu amaçla kullanılan en temel araçlar, ithalatı zorlaştıran gümrük tarifeleri ve miktar kısıtlamalarıdır (kotalar). Bu sayede yerli üretici, iç pazarda yabancı rakiplerle fiyat rekabetine girmek zorunda kalmadan üretimini artırabilir.

Step-by-Step Solution

1
İthal ikamesi stratejisinin temel amacını belirle.
Temel amaç, daha önce ithal edilen tüketim mallarının ülke içinde üretilmesini sağlayarak dışa bağımlılığı azaltmaktır.
Soruda yerli sanayinin korunma mekanizması sorulmaktadır.
2
Bebek sanayiler (infant industries) argümanını hatırla.
Yeni kurulan sanayiler, ölçek ekonomilerine ulaşana kadar gelişmiş ülkelerin firmalarıyla rekabet edemezler.
Bu sanayilerin yaşayabilmesi için 'korumacı duvarlar' inşa edilmelidir.
3
Dış ticaret politikası araçlarını eşleştir.
Gümrük tarifeleri ithalatı pahalılaştırırken, miktar kısıtlamaları (kotalar) ithalatın hacmini doğrudan sınırlar.
En yaygın ve doğrudan koruma sağlayan yöntem budur.

Key Concept

İthal İkamesi ve Korumacılık Araçları

Hints

1
İthal ikamesi stratejisinin ana hedefi olan 'yerli üretimi koruma' kavramına odaklanın.
2
Dışarıdan gelen malları pahalılaştıran veya miktarını sınırlayan bir uygulama arayın.
3
Gümrük vergileri ve kotalar, korumacı dış ticaret politikalarının en klasik araçlarıdır.

Practice More

İthal ikamesi stratejisinin 'birinci aşaması' (kolay safha) ile 'ikinci aşaması' arasındaki farkları incelemek konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:45s
Question 2Question

Dengeli kalkınma stratejisinin temel dayanaklarından biri olan 'talebin tamamlayıcılığı' (complementaritycomplementarity ofof demanddemand) ilkesi, az gelişmiş ülkelerde yoksulluğun kısır döngüsünün hangi boyutundaki tıkanıklığı aşmaya yönelik bir çözüm önerisidir?

Show answer & explanation

Answer: Döngünün talep yönü

Answer

Dengeli kalkınma stratejisindeki 'talebin tamamlayıcılığı' ilkesi, yoksulluğun kısır döngüsünün talep yönündeki tıkanıklığı aşmayı amaçlar.
Dengeli kalkınma stratejisi, az gelişmiş ülkelerde tek bir sektördeki yatırımın kârlı olmayacağını çünkü pazarın çok dar olduğunu savunur. Ragnar Nurkse'nin analizinde bu 'pazar darlığı' (market narrowness), yoksulluğun kısır döngüsünün talep yönünü temsil eder. Talebin tamamlayıcılığı ilkesi, birçok sektörde eş zamanlı yatırım yaparak pazar hacmini genişletmeyi ve bu talep yönlü tıkanıklığı aşmayı hedefler.

Step-by-Step Solution

1
Dengeli kalkınma stratejisinin 'talebin tamamlayıcılığı' kavramını tanımlayın.
Birçok sektörde aynı anda yatırım yaparak, bir sektördeki işçilerin elde ettiği gelirin diğer sektörlerin mallarına talep yaratması sürecidir.
Bu ilke, yatırımların neden tek bir sektörde değil de geniş bir yelpazede yapılması gerektiğini açıklar.
2
Bu çözümün hangi soruna yönelik olduğunu saptayın.
Sorun 'pazar darlığı' (market narrowness) ve buna bağlı olarak yatırım teşviklerinin düşüklüğüdür.
Az gelişmiş ülkelerde tek bir yatırımın kârlı olmamasının nedeni, o ürünün satılacağı pazarın (satın alma gücünün) olmamasıdır.
3
Pazar darlığı sorununu Ragnar Nurkse'nin yoksulluk döngüsüyle ilişkilendirin.
Pazar darlığı \rightarrow Düşük Yatırım Teşviki \rightarrow Düşük Verimlilik \rightarrow Düşük Gelir akışı, döngünün talep yönünü oluşturur.
Arz yönü tasarruflarla ilgiliyken, talep yönü pazar hacmi ve harcamalarla ilgilidir.

Key Concept

Talebin Tamamlayıcılığı ve Pazar Darlığı

Hints

1
Ragnar Nurkse'nin yoksulluk çemberini arz ve talep olarak ikiye ayırdığını hatırlayın.
2
Talebin tamamlayıcılığı ilkesi, 'bir ayakkabı fabrikası kursak, ayakkabıları kim alacak?' sorusuna yanıt arar.
3
'Kim alacak?' sorusu doğrudan pazar hacmi ve satın alma gücüyle ilgili olduğu için döngünün talep tarafına işaret eder.

Practice More

Dengeli kalkınma stratejisinin bir diğer önemli kavramı olan 'Pekünier Dışsallıklar' kavramını Tibor Scitovsky perspektifinden inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 3Question

Schumpeter'in kalkınma modelinde, statik dengeyi temsil eden dairesel akışın (circular flowcircular\ flow) kırılması ve üretim faktörlerinin yeni alanlara kaydırılmasını sağlayan temel mekanizma hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Girişimci, banka kredileri aracılığıyla yaratılan yeni satın alma gücünü kullanarak üretim faktörlerini mevcut dairesel akıştan çekip yeni kombinasyonlara yönlendirir.

Answer

Girişimcinin, banka kredileri yoluyla yaratılan yeni satın alma gücünü kullanarak üretim faktörlerini dairesel akıştan çekip yeni kombinasyonlara yönlendirmesi Schumpeter'in kalkınma mekanizmasının temelidir.
Schumpeter'e göre kalkınma süreci, girişimcinin üretim faktörlerini (emek, hammadde vb.) geleneksel dairesel akıştan çekip 'yeni kombinasyonlara' (yeni ürün, yeni metod vb.) yönlendirmesiyle başlar. Girişimci bu kaynakları satın alabilmek için gerekli finansmanı, bankaların mevduatlara dayanmaksızın yarattığı 'yeni satın alma gücü' yani kredi yoluyla elde eder. Bu durum, ekonominin statik dengesini bozan dinamik bir süreçtir.

Step-by-Step Solution

1
Dairesel akış kavramını analiz etme
Dairesel akış, yeniliğin olmadığı, üretimin ve tüketimin her yıl aynı şekilde tekrarlandığı statik bir denge durumudur.
Sistemin neden kendiliğinden kalkınma yaratmadığını anlamak için başlangıç durumunu tanımlamak gerekir.
2
Kalkınma ve Büyüme ayrımını yapma
Büyüme (growth) niceliksel ve kademeli iken, kalkınma (development) 'yeni kombinasyonlar' ile ortaya çıkan süreksiz ve niteliksel bir değişimdir.
Schumpeter'in özgün katkısı olan yapısal değişim vurgusunu belirlemek için bu ayrım kritiktir.
3
Finansman mekanizmasını (Kredi) inceleme
İnovasyon yapmak isteyen girişimci, sermaye sahibi (kapitalist) değildir; bankalar kredi yaratarak ona piyasadaki üretim faktörlerini satın alma gücü verir.
Yatırımın kaynağının tasarruf değil, kredi yaratımı olduğunu saptamak sorunun çözüm anahtarıdır.
4
Girişimcinin kaynakları yönlendirme etkisini değerlendirme
Girişimci aldığı krediyle, dairesel akışta kullanılan emek ve sermaye gibi faktörleri mevcut sahiplerinden daha yüksek fiyat teklif ederek kendi yeni projesine çeker.
Kalkınmanın fiziksel olarak nasıl gerçekleştiğini (kaynak transferi) açıklamak gerekir.

Key Concept

Schumpeterci Kalkınma ve Kredi Yaratımı

Hints

1
Schumpeter'de kalkınma, dairesel akışın içinden gelen yavaş bir değişim midir, yoksa dışarıdan müdahale edilen ani bir sıçrama mı?
2
Girişimcinin yeni bir fabrika kurmak için paraya ihtiyacı vardır. Schumpeter'e göre bu para halkın biriktirdiği paralardan mı gelir yoksa bankaların bastığı krediden mi?

Practice More

Schumpeter'in 'Yaratıcı Yıkım' (creative destructioncreative\ destruction) kavramının, bu kredi-inovasyon döngüsü sonucunda eski firmalar üzerindeki etkisini inceleyen bir soru çözülebilir.
Estimated Time:2m 30s
Question 4Question

Albert O. Hirschman, "İktisadi Kalkınma Stratejisi" adlı eserinde, az gelişmiş ülkelerin en kıt kaynağının sermaye miktarından ziyade "yatırım kararı alma ve girişimcilik yeteneği" olduğunu ileri sürer. Bu yeteneği harekete geçirmek için Sosyal Sabit Sermaye (SOCSOC) ve Doğrudan Üretken Faaliyetler (DPADPA) yatırımları arasında bilinçli bir dengesizlik yaratılması gerektiğini savunur.

Hirschman'ın "kıtlık yoluyla kalkınma" (development via shortage) olarak adlandırdığı ve daha etkin bir uyarma mekanizması sağladığını savunduğu diziye (sequence) ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Önce DPADPA yatırımlarının yapılması sonucunda ortaya çıkan SOCSOC yetersizliği, siyasi ve sosyal baskılar yoluyla yeni SOCSOC yatırımlarını "zorunlu" hale getirir.

Answer

Doğru seçenek, DPADPA yatırımlarının yarattığı baskı ve kıtlığın, kamu otoritesini SOCSOC yatırımları yapmaya zorladığı "zorlayıcı dizi" mekanizmasını açıklayan ifadedir.
Hirschman'ın dengesiz kalkınma stratejisinde, DPADPA (Doğrudan Üretken Faaliyetler) yatırımlarının önce yapılması, mevcut altyapı (SOCSOC) üzerinde bir baskı ve kıtlık yaratır. Bu durum, toplumdan ve girişimcilerden gelen baskılar sonucunda hükümetlerin altyapı yatırımı yapma konusundaki isteksizliğini kırarak onları yatırım yapmaya zorlar. Bu mekanizmaya "zorlayıcı dizi" veya "kıtlık yoluyla kalkınma" denir.

Step-by-Step Solution

1
Hirschman'ın temel varsayımını analiz etme
Hirschman'a göre az gelişmiş ülkelerde asıl kıtlık sermaye değil, risk alma ve yatırım kararı verme yeteneğidir.
Teorinin merkezindeki "uyarma mekanizması" (inducement mechanism) bu varsayıma dayanır.
2
SOCSOC ve DPADPA arasındaki iki temel diziyi karşılaştırma
1. SOCSOC Fazlası \rightarrow DPADPA (İzin verici/Permissive), 2. DPADPA \rightarrow SOCSOC Kıtlığı (Zorlayıcı/Compelling).
Dengeli kalkınmanın aksine, bu iki sektör arasındaki dengesizliğin yatırım kararlarını tetikleyeceği varsayılır.
3
"Kıtlık yoluyla kalkınma" kavramını tanımlama
DPADPA yatırımları arttığında yol, liman, enerji gibi SOCSOC unsurları yetersiz kalır; bu yetersizlik devleti yatırım yapmaya mecbur bırakır.
Siyasi baskılar ve ekonomik tıkanıklıklar, karar vericileri "kolay olmayan" yatırım kararlarını almaya zorlar.

Key Concept

Zorlayıcı Yatırım Dizisi (Compelling Sequence)

Practice More

Hirschman'ın bağlantı etkilerini (linkage effects) bir sanayi dalı örneği (örneğin otomotiv) üzerinden analiz eden soruları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 5Question

Ragnar Nurkse'nin "Yoksulluğun Kısır Döngüsü" (Vicious Circle of Poverty) analizine göre; az gelişmiş bir ülkede dış yardımlar veya kamu politikaları aracılığıyla tasarruf oranlarının (sermaye arzının) artırılmasına rağmen, reel gelir düzeyinin düşüklüğünden kaynaklanan "talep yönlü" tıkanıklık aşılamıyorsa, sermaye birikiminin gerçekleşmemesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Pazar hacminin darlığı nedeniyle girişimcilerin yatırım yapma arzusunun (iştahının) düşük kalması

Answer

Pazar hacminin darlığı nedeniyle girişimcilerin yatırım yapma arzusunun (iştahının) düşük kalması
Ragnar Nurkse'ye göre, bir ülkede sermaye birikimi sadece tasarrufların (arz) varlığına değil, aynı zamanda bu tasarrufların yatırıma dönüşmesini sağlayacak bir pazar hacmine (talep) bağlıdır. Soruda belirtilen durumda tasarruf sorunu dışsal olarak çözülse bile, halkın reel gelirinin düşüklüğü nedeniyle oluşan pazar darlığı, girişimcilerin yeni tesislere yatırım yapma isteğini ortadan kaldırır. Bu, talep yönlü kısır döngünün çekirdek mekanizmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Döngünün iki tarafını ayırt etmek
Arz yönü (tasarruf yetersizliği) ve Talep yönü (pazar darlığı) ayrımı yapıldı.
Soruda arz yönlü müdahalenin (tasarrufun artırılması) talep yönlü sorunu çözüp çözmediği sorgulanmaktadır.
2
Talep yönlü nedensellik bağını kurmak
Düşük Gelir \rightarrow Dar Pazar \rightarrow Düşük Yatırım Teşviki (II) ilişkisi analiz edildi.
Nurkse'ye göre bir girişimcinin yatırım yapması için sermaye (SS) kadar, o yatırımdan elde edilecek ürünün satılacağı geniş bir pazarın olması gerekir.
3
Tasarruf ve yatırım arasındaki kopukluğu değerlendirmek
Sermaye arzı artsa bile pazar dar olduğu sürece yatırım (II) iştahının artmayacağı sonucuna varıldı.
Nurkse'nin analizinde talep yönlü döngü, arz yönlü iyileştirmelerden bağımsız bir engel teşkil edebilir.

Key Concept

Yatırım Teşviki ve Pazar Hacmi İlişkisi
Estimated Time:2m 0s
Question 6Question

Yapısalcı Görüş (CEPAL) çerçevesinde; çevre (gelişmekte olan) ülkelerin ekonomik büyüme sürecinde kaçınılmaz olarak karşılaştıkları "dış darboğaz" (external constraint) sorunu, ihraç ve ithal edilen malların gelir esneklikleri bağlamında aşağıdakilerden hangisi ile açıklanmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Çevre ülkelerin ihraç ettiği birincil malların gelir esnekliğinin düşük (ey<1e_y < 1), merkezden ithal ettiği sanayi mallarının gelir esnekliğinin yüksek (ey>1e_y > 1) olması

Answer

Çevre ülkelerin ihraç ettiği birincil malların gelir esnekliğinin düşük, merkezden ithal ettiği sanayi mallarının gelir esnekliğinin yüksek olması
Doğru seçenek, çevre ülkelerin ihraç ettiği birincil malların (tarım, maden) gelir esnekliğinin düşük, merkezden ithal ettikleri sanayi mallarının gelir esnekliğinin yüksek olduğunu belirtmektedir. Bu asimetri, dünya geliri arttığında çevre ülkelerin ihracat kazançlarının yavaş artmasına, ancak kendi gelirleri arttığında ithalat harcamalarının hızla yükselmesine neden olur. Raul Prebisch ve Hans Singer tarafından savunulan bu durum, dış ticaret hadlerinin uzun dönemde çevre aleyhine bozulmasının ve sanayileşme sürecinde döviz yetersizliği (dış darboğaz) yaşanmasının temel nedenidir.

Step-by-Step Solution

1
Talep yapısının analiz edilmesi
Merkez (sanayileşmiş) ülkelerin ihraç ettiği ürünlerin sanayi mamulleri, çevre (gelişmekte olan) ülkelerin ise birincil ürünler (hammadde, tarım) olduğu belirlenir.
Bağımlılık ve Yapısalcı okulun temel varsayımı olan merkez-çevre ayrımını kurmak için gereklidir.
2
Gelir esnekliği (Engel Kanunu) ilişkisinin kurulması
Gelir arttıkça gıda ve hammaddeye olan talebin oransal olarak azaldığı (ey<1e_y < 1), sanayi ürünlerine olan talebin ise arttığı (ey>1e_y > 1) tespit edilir.
Dış ticaret hadlerinin neden çevre aleyhine bozulduğunu açıklayan teknik mekanizmayı anlamak için gereklidir.
3
Dış darboğaz (döviz kısıtı) sonucunun türetilmesi
Çevre ülkeler büyümeye çalıştıkça ithalata (sanayi malı) olan talepleri hızla artarken, ihracat gelirleri (birincil mallar) aynı hızla artmaz; bu da kronik döviz açığına yol açar.
Soruda sorulan 'dış darboğaz' kavramının neden kaçınılmaz olduğunu kanıtlamak için gereklidir.

Key Concept

Prebisch-Singer Hipotezi ve Gelir Esnekliği Asimetrisi

Hints

1
Engel Kanunu'nu hatırlayın: Gelir arttıkça temel gıda maddelerine ayrılan pay nasıl değişir?
2
Merkez ülkeler ne üretir, çevre ülkeler ne üretir? Bu ürünlerin hangisi 'lüks' veya 'ileri teknoloji' kapsamına girer ve geliri artan birinin talebini daha çok artırır?

Practice More

Prebisch-Singer hipotezinin bir diğer ayağı olan 'merkez ve çevredeki işgücü piyasası yapılarının (sendikalaşma farkı) ticaret hadlerine etkisi' konusuna göz atabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 7Question

Yapısalcı Görüş (CEPAL) ve Bağımlılık Okulu literatürünün önemli temsilcilerinden Celso Furtado’ya göre; çevre (periferi) ülkelerdeki üst gelir grubunun, merkez (metropol) ülkelerin yaşam standartlarını ve tüketim kalıplarını taklit etmesi (tüketim mimetizmi) olgusu, bu ülkelerin kalkınma süreci üzerinde aşağıdaki sonuçlardan hangisine yol açmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Kısıtlı sermaye birikiminin, geniş halk kitlelerinin temel ihtiyaçları yerine dar bir kesimin lüks tüketimine yönelik sermaye-yoğun üretim alanlarına kaymasına neden olur.

Answer

Kısıtlı sermaye birikiminin, geniş halk kitlelerinin temel ihtiyaçları yerine dar bir kesimin lüks tüketimine yönelik sermaye-yoğun üretim alanlarına kaymasına neden olur.
Celso Furtado'ya göre tüketim mimetizmi, çevre ülkelerdeki kısıtlı sermaye birikiminin verimsiz alanlara (dar bir elit kesimin lüks tüketim talebi) kaymasına neden olur. Bu durum, yerel imkanlarla ve ihtiyaçlarla uyumlu olmayan, merkezden ithal edilen sermaye-yoğun teknolojilerin kullanımını zorunlu kılar. Sonuç olarak, toplumun geri kalanıyla bütünleşemeyen bir modern sektör ile düşük verimli geleneksel sektör arasındaki uçurum (yapısal heterojenlik) daha da derinleşir.

Step-by-Step Solution

1
Tüketim mimetizmi kavramını tanımlayın.
Çevre ülkelerdeki elitlerin, merkez ülkelerin tüketim kalıplarını (lüks mallar, yüksek teknoloji ürünleri) taklit etmesi durumudur.
Sorunun temelini oluşturan sosyo-ekonomik olguyu anlamak için.
2
Bu tüketim kalıplarının üretim yapısı üzerindeki etkisini analiz edin.
Bu talebin karşılanması için merkezden sermaye-yoğun teknolojilerin ithal edilmesi veya bu teknolojilerle üretim yapılması zorunluluğu doğar.
Tüketim tercihlerinin yatırım kararları ve teknoloji seçimi üzerindeki etkisini görmek için.
3
Kaynak tahsisi ve kalkınma arasındaki ilişkiyi kurun.
Ülkenin kıt olan sermaye birikimi, toplumun geneline hitap eden temel ihtiyaçlar yerine azınlığın lüks tüketimine harcanarak yapısal heterojenliği derinleştirir.
Bu sürecin neden bir kalkınma engeli (yapısal darboğaz) olduğunu açıklamak için.

Key Concept

Tüketim Mimetizmi ve Yapısal Heterojenlik

Hints

1
Celso Furtado, çevre ülkelerdeki elitlerin tüketim tercihlerinin sanayileşmenin niteliğini nasıl 'bağımlı' hale getirdiğine odaklanır.
2
Lüks tüketim talebinin karşılanması için gereken teknoloji, genellikle yerel emek arzıyla uyumlu mudur yoksa dışarıdan ithal edilen sermaye-yoğun bir yapıda mıdır?
3
Kısıtlı sermayenin lüks tüketime yönelmesi, geniş halk kitlelerinin temel ihtiyaçlarının karşılanmasını ve istihdamın artmasını nasıl etkiler?

Practice More

Bağımlılık Okulu çerçevesinde 'yapısal heterojenlik' ile 'teknolojik bağımlılık' arasındaki ilişkiyi inceleyen Celso Furtado ve Raul Prebisch'in diğer çalışmalarına göz atabilirsiniz.
Estimated Time:2m 30s
Question 8Question

Dengeli kalkınma stratejisi savunucuları, az gelişmiş ülkelerin düşük gelir düzeyinden kaynaklanan "pazarın darlığı" sorununu aşabilmeleri için bireysel ve bağımsız yatırımlar yerine koordineli ve geniş kapsamlı bir yatırım programını önermektedirler.

Bu stratejiye göre, çok sayıda sektörde eş anlı yatırım yapılmasının yatırımları kârlı hale getiren temel mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sektörler arası talebin tamamlayıcılığı sayesinde her yatırımın diğer sektörler için pazar yaratarak dışsal ekonomi sağlaması

Answer

Sektörler arası talebin tamamlayıcılığı sayesinde her yatırımın diğer sektörler için pazar yaratarak dışsal ekonomi sağlaması
Dengeli kalkınma stratejisinin temelini oluşturan bu görüş; az gelişmiş ülkelerdeki yoksulluk tuzağını aşmak için yatırımların tekil kârlılık yerine toplu kârlılığı hedeflemesi gerektiğini savunur. Sektörler arası talebin tamamlayıcılığı sayesinde, her yeni yatırım bir başka yatırımın pazarını genişletir ve böylece bireysel olarak kârsız görünen projeler toplu halde kârlı hale gelerek dışsal ekonomiler yaratır.

Step-by-Step Solution

1
Az gelişmiş ülkelerdeki düşük gelir düzeyinin etkisini analiz etme
Düşük gelir, pazarın darlığına ve dolayısıyla yatırımların kârsız olmasına neden olur.
Yoksulluğun kısır döngüsünün talep yönünü anlamak için pazar büyüklüğü kritiktir.
2
Eş anlı yatırımların etkisini değerlendirme
Çok sayıda sektörde aynı anda yatırım yapıldığında, bir sektördeki işçiler aldıkları ücretle diğer sektörlerin mallarını talep eder.
Bu durum 'Talebin Tamamlayıcılığı' (Complementarity of Demand) ilkesini açıklar.
3
Sonuç mekanizmasını belirleme
Sektörlerin birbirine pazar yaratmasıyla pazar genişler, dışsal ekonomiler ortaya çıkar ve yatırımlar kârlı hale gelir.
Dengeli kalkınmanın (Big Push) temel başarısı bu koordinasyonda yatar.

Key Concept

Talebin Tamamlayıcılığı (Complementarity of Demand)

Hints

1
Az gelişmiş ülkelerde yoksulluk nedeniyle insanların alım gücü düşüktür; bu da pazarın dar olmasına yol açar.
2
Eğer birçok fabrika aynı anda açılırsa, bir fabrikadaki işçinin geliri diğer fabrikanın müşterisi olmasını sağlar.

Practice More

Hirschman'ın 'Dengesiz Kalkınma' stratejisini ve 'Bağlantı Etkileri' kavramını bu soruyla kıyaslayarak inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 9Question

İktisadi kalkınma literatüründe, özellikle gelişmekte olan ülkelerin sanayileşme sürecinin ilk aşamalarında başvurdukları "ithal ikamesi sanayileşme" stratejisinin temel uygulama mantığı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Daha önce ithal edilen tüketim mallarının yerli imkanlarla yurt içinde üretilmeye başlanması

Answer

Daha önce dışarıdan ithal edilen malların, yüksek gümrük duvarları ve korumacı önlemler altında yurt içinde üretilmesini hedefleyen strateji doğru cevaptır.
İthal ikamesi stratejisi, gelişmekte olan ülkelerin dışa bağımlılığını azaltmak ve yerli üretim kapasitesini oluşturmak amacıyla, daha önce ithal ettikleri malları (öncelikle dayanıksız tüketim mallarını) yurt içinde üretmeye dayalı bir politikadır.

Step-by-Step Solution

1
Kavramın tanımını analiz etme
"İthal ikamesi" ifadesi, ithalatın yerini yerli üretimin alması anlamına gelir.
Stratejinin isminden yola çıkarak temel amacın belirlenmesi gerekir.
2
Stratejinin uygulama sürecini değerlendirme
Gelişmekte olan ülkeler, döviz tasarrufu sağlamak ve kendi sanayilerini kurmak için basit tüketim mallarından başlayarak bu modeli uygularlar.
Bu strateji içe dönük bir sanayileşme modelidir.

Key Concept

İthal İkamesi Sanayileşme (ISI) Tanımı
Estimated Time:45s
Question 10Question

Joseph Schumpeter'in iktisadi kalkınma teorisinde, dairesel akışın (circular flowcircular\ flow) statik dengesi girişimcinin gerçekleştirdiği yeniliklerle bozulur. Bu süreçte girişimcinin elde ettiği kâr, dairesel akıştaki üretim faktörü gelirlerinden farklı bir yapıya sahiptir.

Buna göre, Schumpeter'in analizinde girişimci kârının (entrepreneurial profitentrepreneurial\ profit) kaynağı ve piyasa süreci içerisindeki gelişimi ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yeniliğin sağladığı geçici monopol gücü sayesinde elde edilir ve yeniliğin rakiplerce taklit edilmesiyle zamanla ortadan kalkar.

Answer

Yeniliğin sağladığı geçici monopol gücü sayesinde elde edilir ve yeniliğin rakiplerce taklit edilmesiyle zamanla ortadan kalkar.
Schumpeter'in kalkınma modelinde kâr, dairesel akışın statik dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkan geçici bir 'artık'tır. Girişimci gerçekleştirdiği yenilik sayesinde piyasada tek satıcı veya en düşük maliyetli üretici konumuna yükselerek geçici bir monopol gücü elde eder. Bu güç ona ekonomik kâr sağlar. Ancak bu yenilik piyasaya yayıldıkça ve diğer aktörler tarafından taklit edildikçe, söz konusu monopol gücü kaybolur ve kâr ortadan kalkarak yerini yeni bir durağan dengeye bırakır.

Step-by-Step Solution

1
Dairesel akış ve denge durumunu analiz edin.
Schumpeter'in dairesel akışında ekonomi statik bir dengededir ve girişimci kârı sıfırdır.
Yenilik olmayan bir ortamda tam rekabet koşulları kârı ortadan kaldırır.
2
Yeniliğin (inovasyon) piyasa gücü üzerindeki etkisini değerlendirin.
Girişimci, yeni bir ürün veya yöntemle piyasaya girdiğinde geçici bir monopol (tekel) gücü kazanır.
Yenilik, girişimciye rakiplerine karşı maliyet veya tercih avantajı sağlar.
3
Kârın zaman içerisindeki değişimini (taklit sürecini) inceleyin.
Başarılı yenilikler rakipler tarafından taklit edildikçe monopol gücü zayıflar ve kâr sıfırlanarak ekonomi daha yüksek bir üretim düzeyinde yeni bir dengeye ulaşır.
Piyasaya yeni girişler ve teknolojik yayılma girişimci artığını eritir.

Key Concept

Schumpeteryen Girişimci Kârı ve Geçici Monopol Gücü

Hints

1
Schumpeter'e göre dairesel akış (statik denge) durumunda kârın var olup olmadığını düşünün.
2
Girişimcinin neden diğer üreticilerden daha fazla kazandığını, bu avantajın kalıcı olup olamayacağını sorgulayın.
3
Yenilik yapan kişinin rakiplerinden ayrıştığı 'geçici monopol' kavramına ve taklit sürecinin bu kârı nasıl erittiğine odaklanın.

Practice More

Girişimcinin yeniliği finanse etmek için kullandığı kredi mekanizmasının, dairesel akıştaki tasarruflardan farkını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 11Question

Albert O. Hirschman’ın "İktisadi Kalkınma Stratejisi" yaklaşımında, yatırımların Sosyal Sabit Sermaye (SOCSOC) ve Doğrudan Üretken Faaliyetler (DPADPA) arasındaki dengesizliği üzerinden iki temel kalkınma yolu tanımlanmıştır. Hirschman, "darlık/kıtlık yoluyla kalkınma" (developmentdevelopment viavia shortageshortage) dizisinin, "kapasite fazlası yoluyla kalkınma" (developmentdevelopment viavia excessexcess capacitycapacity) dizisine göre daha etkin bir uyarma mekanizmasına sahip olduğunu savunur.

Buna göre, Hirschman'ın "darlık yoluyla kalkınma" stratejisini tercih etmesindeki temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ortaya çıkan darboğazların ve kapasite yetersizliklerinin, karar alıcıları yatırım yapmaya daha güçlü bir şekilde zorlaması

Answer

Darlık yoluyla kalkınma stratejisinin tercih edilme nedeni, ortaya çıkan darboğazların karar alıcıları yatırım yapmaya daha güçlü bir şekilde zorlamasıdır.
Doğru seçenek olan darboğazların karar alıcıları zorlaması ifadesi, Hirschman'ın darlık yoluyla kalkınma stratejisinin özünü oluşturur. Hirschman'a göre az gelişmiş ülkelerde asıl sorun sermaye miktarından ziyade yatırım kararı alabilme yeteneğinin kıtlığıdır. Darlık yolu (DPASOCDPA \rightarrow SOC), altyapı yetersizliği yaratarak kamu otoritesini bu darboğazı gidermeye 'mecbur' bırakır ve böylece kalkınma süreci daha dinamik bir şekilde ilerler.

Step-by-Step Solution

1
Dengesiz kalkınma yollarını tanımlayın.
Hirschman'a göre iki yol vardır: SOCDPASOC \rightarrow DPA (Kapasite fazlası) ve DPASOCDPA \rightarrow SOC (Darlık/Kıtlık).
Yatırım dizilerinin yönünü belirlemek için.
2
Uyarma mekanizmalarını karşılaştırın.
SOCSOC'un önceliği maliyetleri düşürerek yatırımcıya 'izin verir'; DPADPA'nın önceliği ise 'kıtlık' yaratarak çözüm üretilmesini 'zorlar'.
Hangi yolun daha etkili bir motor görevi gördüğünü anlamak için.
3
Karar alma yeteneği kıtlığını değerlendirin.
Az gelişmiş ülkelerde en kıt kaynak yatırım kararı alma yeteneğidir. 'Darlık' yolu, bu kararları zorunlu hale getirerek süreci hızlandırır.
Hirschman'ın neden darlık yolunu üstün gördüğünü açıklamak için.

Key Concept

Zorlayıcı vs. İzin Verici Yatırım Dizileri (Compelling vs. Permissive Sequences)

Hints

1
Hirschman'a göre az gelişmiş ülkelerde en büyük eksiklik 'yatırım kararı alabilme' becerisidir.
2
Darlık (shortage) yolu, altyapı eksikliği üzerinden bir baskı mekanizması oluşturur.
3
İzin verici (permissive) yol maliyetleri düşürürken, zorlayıcı (compelling) yol çözüm üretilmesini mecbur kılar.

Practice More

Hirschman'ın geriye ve ileriye doğru bağlantı etkileri arasındaki farkları ve hangi sektörlerin bu etkileri daha güçlü yarattığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 12Question

İthal ikamesi sanayileşme stratejisini uygulayan gelişmekte olan ülkelerde, dayanıksız tüketim mallarının yerli üretimini kapsayan 'kolay safha'dan (birinci aşama); sermaye, teknoloji ve ara malları üretimini hedefleyen 'zor safha'ya (ikinci aşama) geçiş sürecinde karşılaşılan temel yapısal tıkanıklık aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sınai üretimin genişlemesiyle birlikte sermaye malı ve teknoloji ithalatına olan ihtiyacın artması ve buna bağlı olarak ortaya çıkan kronik döviz darboğazı

Answer

İthal ikamesinin ikinci aşamasında, sanayileşmenin devam edebilmesi için gerekli olan sermaye malları ve ara mallarının ithalat bağımlılığı nedeniyle ortaya çıkan kronik döviz darboğazı temel tıkanıklıktır.
Doğru yanıt olan seçenek, ithal ikamesi modelinin en temel çelişkisini ifade etmektedir. 'Zor safha' olarak bilinen ikinci aşamada ülke, kendi fabrikasını kuracak makineleri de üretmeye çalışır. Ancak bu süreçte o fabrikaları kurmak için gerekli olan teknoloji ve sermaye mallarının ithal edilmesi zorunluluğu, döviz tasarrufu sağlamayı amaçlayan modelin aksine döviz ihtiyacını kronikleştirir. Bu durum literatürde 'ithal ikamesi paradoksu' veya 'döviz darboğazı' olarak adlandırılır.

Step-by-Step Solution

1
İthal ikamesi (ISI) stratejisinin aşamalarını tanımla.
Birinci aşama (kolay safha) basit tüketim malları üretimidir; ikinci aşama (zor safha) ise ara malı ve sermaye malı üretimidir.
Soruda sorulan geçiş sürecindeki sorunu anlamak için aşamaların içeriğini bilmek gerekir.
2
İkinci aşamanın gereksinimlerini analiz et.
İkinci aşama, daha yüksek teknoloji ve karmaşık makineler gerektirir. Gelişmekte olan ülkeler bu teknolojiyi genellikle dışarıdan ithal etmek zorundadır.
Teknolojik yetersizlik, üretimin ithalata bağımlı kalmasına neden olur.
3
Döviz dengesi üzerindeki etkiyi değerlendir.
Tüketim malı ithalatı azalsa da, yatırım malı ithalatı çok daha hızlı artar. İhracatın teşvik edilmediği bu modelde döviz girişi kısıtlı kalırken döviz çıkışı artar.
Döviz arz ve talebi arasındaki bu dengesizlik 'döviz darboğazı' kavramını açıklar.

Key Concept

İthal İkamesi Paradoksu ve Döviz Darboğazı

Hints

1
İthal ikamesinde amaç döviz tasarrufu yapmaktır, ancak makine üretmek için de makine ithal etmek gerekebilir.
2
Stratejinin ikinci aşamasına geçildiğinde üretimin niteliği değişir ve daha yüksek sermaye yoğunluğu gerekir.
3
Türkiye'nin 1970'li yılların sonunda yaşadığı kriz, ithal ikamesinin bu tıkanıklığına en somut örnektir.

Practice More

İthal ikamesinden ihracata yönelik sanayileşmeye geçişin (Türkiye örneğinde 24 Ocak kararları gibi) temel nedenlerini araştırınız.
Estimated Time:1m 30s
Question 13Question

W. Arthur Lewis’in dual iktisat yapısını temel alan modelinde, modern (kapitalist) sektörün karşı karşıya olduğu emek arz eğrisinin belirli bir gelişme aşamasına kadar tam esnek (yatay) bir yapı sergilemesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Geleneksel sektörde gizli işsizliğin bulunması ve emeğin marjinal verimliliğinin sıfır olması

Answer

Geleneksel sektörde gizli işsizliğin bulunması ve emeğin marjinal verimliliğinin sıfır olması nedeniyle modern sektör sınırsız bir emek arzı ile karşılaşır.
W. Arthur Lewis'in modelinde, geleneksel (tarım) sektöründe marjinal verimliliği sıfır olan yoğun bir işgücü fazlası (gizli işsizlik) mevcuttur. Bu durum, modern (sanayi) sektörün, geleneksel sektördeki geçimlik ücret düzeyinin biraz üzerinde sabit bir reel ücret ödeyerek ihtiyaç duyduğu tüm emeği temin edebilmesine olanak tanır. Dolayısıyla, ekonomideki 'artık emek' (surplus labor) tükenene kadar modern sektör tam esnek (yatay) bir emek arz eğrisi ile karşılaşır.

Step-by-Step Solution

1
Ekonominin sektör yapısını analiz etme
Ekonomi; geleneksel (geçimlik) ve modern (kapitalist) olmak üzere iki sektörden oluşur.
Lewis modelinin temel varsayımı olan dualizm (ikili yapı) kavramını belirlemek için gereklidir.
2
Geleneksel sektördeki işgücü durumunu değerlendirme
Geleneksel sektörde aşırı nüfus nedeniyle gizli işsizlik mevcuttur ve MPL=0MP_L = 0 düzeyindedir.
İşgücü transferinin fırsat maliyetinin sıfır olduğunu anlamak için marjinal verimlilik varsayımı kritiktir.
3
Emek arz eğrisinin şeklini belirleme
Modern sektör, geleneksel sektördeki geçimlik ücretin biraz üzerinde sabit bir reel ücretle sınırsız emek çekebilir.
Fazla emek bitene kadar reel ücretler yükselmez, bu da arz eğrisini tam esnek (yatay) yapar.

Key Concept

Sınırsız Emek Arzı ve Gizli İşsizlik İlişkisi
Estimated Time:1m 15s
Question 14Question

Joseph Schumpeter'e göre iktisadi kalkınma, dairesel akış (circular flowcircular\ flow) olarak adlandırılan statik dengenin girişimci tarafından gerçekleştirilen yeniliklerle kesintiye uğratılması sürecidir. Schumpeter'in analizinde, üretim faktörlerinin mevcut kullanım alanlarından çekilerek yeni kombinasyonlara (inovasyonlara) yönlendirilmesini mümkün kılan ve girişimciye sunulan "yeni satın alma gücü" olarak tanımlanan temel araç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Banka kredileri

Answer

Banka kredileri
Schumpeter'in iktisadi kalkınma teorisinde girişimci, dairesel akışı bozarak yeni üretim kombinasyonları (ürün, yöntem, pazar vb.) oluşturur. Statik dengede tüm kaynaklar halihazırda kullanıldığı için, girişimcinin bu kaynakları kontrol edebilmesi için bankalar tarafından yaratılan kredi (yeni satın alma gücü) gereklidir. Bu kredi mekanizması, eski üretim yapılarının tasfiye edildiği ve yenilerinin kurulduğu 'yaratıcı yıkım' sürecinin finansal temelini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Dairesel akış varsayımının analizi
Dairesel akışta tüm kaynakların tam istihdamda olduğu ve ekonominin kendini tekrar ettiği statik bir denge durumu vardır.
Girişimcinin bu dengeyi bozmak için üretim faktörlerine ihtiyaç duyduğunu anlamak gerekir.
2
Finansman kaynağının tespiti
Girişimci, üretim faktörlerini eski alanlardan çekebilmek için yeni bir satın alma gücüne ihtiyaç duyar.
Tasarrufların yetersiz kaldığı bu modelde, bankaların kredi yaratarak girişimciye sermaye sağlaması kalkınmanın motorudur.
3
Mekanizmanın adlandırılması
Bu süreci mümkün kılan araç banka kredisidir.
Schumpeter'e göre bankacı, kalkınmanın gerçekleşmesini sağlayan 'eforal' (yetkili) kişidir.

Key Concept

Schumpeter'in Kredi ve Girişimci İlişkisi
Estimated Time:1m 30s
Question 15Question

Bağımlılık Okulu ve Yapısalcı Görüş'ün temel dayanaklarından biri olan Prebisch-Singer hipotezine göre, az gelişmiş (çevre) ülkelerin dış ticaret hadlerinin sanayileşmiş (merkez) ülkeler aleyhine zamanla kötüleşmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İhraç edilen birincil ürünlerin (tarım ve ham madde) fiyatlarının, ithal edilen sanayi ürünleri fiyatlarına oranla uzun dönemde gerileme eğiliminde olması

Answer

İhraç edilen birincil ürünlerin (tarım ve ham madde) fiyatlarının, ithal edilen sanayi ürünleri fiyatlarına oranla uzun dönemde gerileme eğiliminde olması
Prebisch-Singer hipotezine göre, teknolojik gelişmeler sanayi ürünlerinde fiyat artışına veya maliyet düşüşüne rağmen fiyatın sabit kalmasına yol açarken, tarımsal ürünlerin gelir esnekliğinin düşük olması bu ürünlerin fiyatlarının sanayi ürünlerine oranla düşmesine neden olur. Bu durum, ihraç edilen birincil ürünlerin alım gücünün sanayi ürünleri karşısında azalmasıyla sonuçlanır.

Step-by-Step Solution

1
Dış ticaret yapısını analiz etme
Az gelişmiş (çevre) ülkelerin temel ihraç kalemlerinin birincil ürünler (ham madde, tarım), sanayileşmiş (merkez) ülkelerin ise sanayi ürünleri olduğu tespit edilir.
Teorinin başlangıç noktası dünya ticaretindeki uzmanlaşma farkıdır.
2
Fiyat hareketlerini karşılaştırma
Sanayi ürünlerinin fiyatlarının, birincil ürünlere göre zaman içinde daha hızlı arttığı veya birincil ürün fiyatlarının göreceli olarak düştüğü belirlenir.
Prebisch-Singer hipotezi bu fiyat asimetrisini ticaret hadlerinin bozulma nedeni olarak sunar.
3
Ticaret hadleri sonucuna ulaşma
Fiyat oranı (Pbirincil/PsanayiP_{birincil} / P_{sanayi}) düştüğü için çevre ülkeler aynı miktar ithalat için daha fazla ihracat yapmak zorunda kalır.
Bu durum ticaret hadlerinin az gelişmiş ülkeler aleyhine kötüleşmesi anlamına gelir.

Key Concept

Prebisch-Singer Hipotezi (Ticaret Hadlerinin Kötüleşmesi)

Hints

1
Az gelişmiş ülkelerin ne sattığına ve ne satın aldığına (ithal ettiğine) odaklanın.
2
Sanayi ürünleri ile tarımsal ham maddelerin fiyatlarının zaman içindeki değişim oranını düşünün.
3
Prebisch ve Singer, tarım ürünleri fiyatlarının sanayi ürünleri karşısında uzun vadede değer kaybettiğini savunur.

Practice More

Bağımlılık Okulu'nun bu duruma çözüm olarak önerdiği 'İthal İkameci Sanayileşme' stratejisinin temel varsayımlarını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 16Question

W. Arthur Lewis'in "Sınırsız Emek Arzı ile İktisadi Kalkınma" modelinde ekonomi; geleneksel (geçimlik) ve modern (kapitalist) sektör olmak üzere iki kesimli (dual) bir yapıdadır. Bu modele göre, geleneksel sektörün modern sektördeki büyüme süreci için üstlendiği temel işlev aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Modern sektöre düşük ve sabit ücretle sınırsız işgücü kaynağı sağlamak

Answer

Geleneksel sektörün temel işlevi, modern sektöre düşük ve sabit ücretle sınırsız işgücü kaynağı sağlamaktüır.
Lewis modelinin temel mantığı, geleneksel sektördeki verimsiz veya gizli işsiz konumdaki işgücünün, modern (sanayi) sektöre aktarılmasıdır. Geleneksel sektör, sanayi sektörü için adeta sınırsız bir işgücü havuzu görevi görür ve bu aktarım modern sektörde sermaye birikimini hızlandırır.

Step-by-Step Solution

1
Modelin sektörel yapısını tanımlama
Ekonomi; tarım (geleneksel) ve sanayi (modern) olarak ikiye ayrılır.
Dualizm, Lewis modelinin temel yapı taşıdır.
2
Geleneksel sektördeki işgücü durumunu analiz etme
Geleneksel sektörde "gizli işsizlik" vardır ve emeğin marjinal verimliliği MPL=0MP_L = 0 seviyesindedir.
Bu durum, bu sektörden işçi çekildiğinde toplam üretimin azalmayacağı anlamına gelir.
3
Sektörler arası ilişkiyi kurma
Modern sektör, geleneksel sektörden gelen bu fazla işgücünü sabit bir "geçimlik ücret" (subsistence wage) üzerinden istihdam eder.
Düşük maliyetli bu işgücü transferi, modern sektörde kârların ve dolayısıyla yatırımların artmasını sağlar.

Key Concept

İkili (Dual) İktisat ve İşgücü Rezervuarı

Hints

1
Lewis modelinde ekonominin neden iki kesimli (dual) olduğunu ve işgücünün nereden nereye aktığını düşünün.
2
Tarım sektöründeki 'gizli işsizlik' kavramının sanayileşme süreci üzerindeki etkisine odaklanın.

Practice More

Lewis dönüm noktasına (Lewis turning point) ulaşıldığında işçi ücretlerinin nasıl değişeceğini araştırabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 17Question

Yapısalcı iktisatçılara (CEPAL okulu) göre; çevre ülkelerin ekonomik yapısında yüksek verimlilikle çalışan modern sektörler ile çok düşük verimlilikle çalışan geleneksel sektörlerin bir arada bulunması, ancak bu iki yapı arasında teknolojik ve ekonomik bir bütünleşmenin sağlanamaması durumu aşağıdakilerden hangisi ile tanımlanmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Yapısal heterojenlik

Answer

Yapısal heterojenlik
Doğru cevap, çevre ülkelerde modern ve geleneksel sektörlerin verimlilik uçurumlarıyla birbirinden kopuk yaşamasını ifade eden 'Yapısal heterojenlik' kavramıdır. Aníbal Pinto ve Raúl Prebisch gibi iktisatçılar tarafından geliştirilen bu kavram, az gelişmiş ülkelerin içsel bütünleşmeden yoksun oluşunu temel bir kalkınma sorunu olarak görür.

Step-by-Step Solution

1
Yapısalcı Görüş'ün (CEPAL) çevre ekonomisi analizini değerlendirme.
Görüş, çevre ülkelerin iç yapısının homojen olmadığını, aksine derin kopukluklar içerdiğini savunur.
Çevre ülkelerde teknolojik ilerleme tüm ekonomiye yayılmak yerine sadece belirli (genellikle ihracat odaklı) merkezlerde hapsolur.
2
Modern ve geleneksel sektörler arasındaki ilişkiyi tanımlayan kavramı belirleme.
Yüksek verimlilikteki modern sektör ile düşük verimlilikteki geleneksel sektörün organik bağ kurmadan bir arada var olmasına 'yapısal heterojenlik' denir.
Gelişmiş ülkelerdeki 'homojen' yapının aksine, çevre ülkelerde 'farklı yapıların (heterojen)' uyumsuz birlikteliği söz konusudur.

Key Concept

Yapısal Heterojenlik (Structural Heterogeneity)

Hints

1
Bu kavram, az gelişmiş ülkelerin 'dual' (ikili) bir yapıya sahip olduğunu, ancak bu parçaların birbirini beslemediğini savunur.
2
Latin Amerika kökenli Yapısalcı okulun (CEPAL) en temel tespitlerinden biridir; 'homojen olmayan yapı' anlamına gelir.
3
Modern sektör ile geleneksel sektör arasındaki devasa verimlilik farkının kalıcılaşmasını ifade eden kavram 'Yapısal ...' ile başlar.

Practice More

Bu kavramın ardından, Yapısalcıların bu durumu çözmek için önerdikleri 'İthal İkamesi Sanayileşme' (İİS) stratejisinin temel mantığını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 18Question

W. Arthur Lewis’in İkili (Dual) İktisat yapısını ele alan "Sınırsız Emek Arzı ile İktisadi Kalkınma" modelinde; modern (kapitalist) sektörün genişlemesi devam ederken, geleneksel (tarım) sektöründe teknolojik gelişme sağlanamaması ve gıda arzının artmaması durumunda ortaya çıkan "ticaret hadleri" (terms of trade) etkisine ilişkin aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Tarımsal ürünlerin fiyatları sanayi malları fiyatlarına göre artar; bu durum kapitalist sektörde nominal ücretlerin yükselmesine ve kâr payının daralarak birikim sürecinin yavaşlamasına neden olur.

Answer

Tarımsal ürünlerin fiyatları sanayi malları fiyatlarına göre artar; bu durum kapitalist sektörde nominal ücretlerin yükselmesine ve kâr payının daralarak birikim sürecinin yavaşlamasına neden olur.
Doğru yanıt, Lewis modelinde tarımsal verimlilik artışının önemini vurgular. Sanayi sektöründeki büyüme gıda talebini artırırken tarımsal arzın sabit kalması, gıda fiyatlarını yükseltir. Sanayi işçileri gıdaya daha fazla harcama yapmak zorunda kaldıklarından, kapitalistler işçilerin yaşam standardını (geçimlik ücreti) korumak için daha yüksek nominal ücret ödemek zorunda kalırlar. Bu durum, yatırıma dönüşecek olan 'kapitalist artığı' (kârı) azaltarak kalkınma hızını keser.

Step-by-Step Solution

1
Modern sektörün genişlemesiyle artan işgücü talebinin gıda piyasasına etkisini analiz etme.
Modern sektörde istihdam edilenlerin geliri arttıkça gıdaya olan toplam talep artar.
Yeni istihdam edilen işçiler tüketim harcamalarının önemli bir kısmını gıdaya ayırırlar.
2
Geleneksel sektördeki üretim kısıtını değerlendirme.
Geleneksel sektörde verimlilik artışı yoksa gıda arzı sabit kalır veya talebi karşılayamaz.
Modelin bu aşamasında tarımdaki durgunluk bir darboğaz oluşturur.
3
Ticaret hadlerindeki değişimi belirleme.
Tarımsal ürün fiyatları (PtarımP_{tarım}), sanayi ürün fiyatlarına (PsanayiP_{sanayi}) kıyasla yükselir (Ticaret hadleri tarım lehine döner).
Arzı esnek olmayan malın (gıda) fiyatı, artan talep karşısında yükselir.
4
Maliyet ve kâr üzerindeki etkisini sonuçlandırma.
Modern sektördeki işçilerin geçimlik reel ücretlerini korumak için nominal ücretlerin (WW) artması gerekir; bu da kâr marjını daraltır.
Kapitalist kârı, MPLMP_L ile WW arasındaki farktır; WW yükselirse kâr azalır.

Key Concept

Lewis Modelinde Ticaret Hadleri ve Gıda Darboğazı

Hints

1
Modern sektördeki işçilerin tükettiği temel mal olan gıdanın fiyatı artarsa, işverenlerin ödediği ücretler bundan nasıl etkilenir?
2
Lewis modelinde kapitalist birikimin kaynağı kârlardır. Maliyetler artarken kârlar ve dolayısıyla yatırım hızı ne yönde değişir?

Practice More

Lewis modelinde 'dönüm noktası' (turning point) ile gıda darboğazı arasındaki farkı inceleyiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 19Question

Bağımlılık Okulu'nun (Dependency School) en önemli temsilcilerinden Andre Gunder Frank tarafından geliştirilen "Azgelişmişliğin Gelişimi" (Development of Underdevelopment) yaklaşımına göre, dünya kapitalist sisteminde merkez ve çevre ülkeler arasındaki ilişkiyi belirleyen ve azgelişmişliğin temel nedeni olarak görülen mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Dünya genelindeki metropol-uydu zinciri aracılığıyla, çevrede üretilen artı değerin hiyerarşik bir biçimde merkeze transfer edilmesi ve bu sürecin azgelişmişliği tarihsel olarak yeniden üretmesi

Answer

Azgelişmişliğin, metropol-uydu zinciri üzerinden artı değerin merkeze transfer edilmesiyle sürekli yeniden üretilen tarihsel bir süreç olduğunu belirten ifade doğrudur.
Andre Gunder Frank'a göre azgelişmişlik, gelişmiş ülkelerin tarihsel olarak geçtiği bir 'geleneksel aşama' değildir. Aksine, dünya kapitalist sisteminin merkez (metropol) ve çevre (uydu) olarak bölünmesiyle, çevredeki kaynakların ve artı değerin sürekli merkeze aktarılması sonucunda ortaya çıkan yapısal bir durumdur. Bu hiyerarşik zincir, çevre ülkelerin kendi içlerinde de (şehir-köy) benzer bir sömürü ilişkisi kurmasına neden olur ve kalkınmanın önündeki temel engeli oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Andre Gunder Frank'ın temel tezini hatırla.
Frank, 'azgelişmişliğin gelişimi' kavramıyla, gelişmişliğin ve azgelişmişliğin aynı madalyonun iki yüzü olduğunu savunur.
Bu, ülkelerin içsel özelliklerinden ziyade küresel sistemdeki konumlarına odaklanmayı sağlar.
2
Metropol-uydu ilişkisini analiz et.
Dünya ekonomisi, küresel metropolden (merkez), yerel metropollere (çevre ülkelerin şehirleri) ve oradan köylere (uydulara) uzanan bir zincirden oluşur.
Bu hiyerarşi, her seviyedeki artığın bir üst seviyeye aktarılmasını sağlar.
3
Artı değer transferi sonucunu değerlendir.
Çevre ülkelerdeki artıkların merkeze akması, çevrenin kalkınmasını engellerken merkezin zenginleşmesini sağlar.
Azgelişmişlik bu şekilde tarihsel olarak inşa edilir ve kemikleşir.

Key Concept

Frank'ın Metropol-Uydu (Metropolis-Satellite) İlişkisi ve Azgelişmişliğin Gelişimi
Estimated Time:1m 30s
Question 20Question

Bağımlılık Okulu ve Yapısalcı Görüş (CEPAL) çerçevesinde; merkez ülkelerde teknolojik ilerleme sonucu sağlanan verimlilik artışlarının ürün fiyatlarını düşürmek yerine ücret ve kârlarda artışa yol açmasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Merkez ülkelerdeki işgücü piyasasının örgütlü yapısı ve mal piyasalarındaki oligopolistik yoğunlaşma

Answer

Merkez ülkelerdeki işgücü piyasasının örgütlü yapısı ve piyasalardaki oligopolistik yoğunlaşma, verimlilik artışlarının gelir artışı olarak merkezde kalmasını sağlar.
Yapısalcı görüşe (Prebisch-Singer) göre, merkez ülkelerdeki emek piyasaları örgütlüdür (sendikalar) ve mal piyasaları oligopolistik yapıdadır. Bu durum, teknolojik ilerleme sonucu artan verimliliğin ürün fiyatlarını düşürmesine izin vermez. Bunun yerine, ortaya çıkan artı değer merkezdeki işçilere yüksek ücret ve sermaye sahiplerine yüksek kâr olarak dağıtılır.

Step-by-Step Solution

1
Teknolojik gelişmenin etkisini analiz et
Merkezde verimlilik artışı gerçekleşir.
Yapısalcı görüşe göre teknoloji merkezde üretilir.
2
Merkez ülkenin piyasa yapısını değerlendir
İşçiler sendikalıdır ve firmalar fiyat belirleme gücüne (oligopol) sahiptir.
Örgütlü yapı, üretim artışının meyvelerinin dışarıya sızmasını engeller.
3
Çevre ile kıyasla
Çevrede işgücü örgütsüzdür, verimlilik artışları fiyat indirimi yoluyla merkeze transfer edilir.
Ticaret hadlerinin çevre aleyhine bozulma mekanizması budur.

Key Concept

Prebisch-Singer Tezi ve Piyasa Asimetrisi

Hints

1
Merkez ve çevre ülkeler arasındaki 'örgütlenme' ve 'piyasa gücü' farklarını düşünün.
2
Verimlilik artışı olduğunda, bir piyasada fiyatlar neden düşmez de gelirler artar?
3
Sendikalar ve oligopolistik firmalar, üretim kazancının fiyat indirimi olarak başkasına gitmesini engeller.

Practice More

Çevre ülkelerde ise işgücünün örgütsüz olması nedeniyle verimlilik artışlarının fiyat indirimi yoluyla merkeze nasıl transfer edildiğini (Ticaret Hadleri Kayması) inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Page 1 / 7Next