Kalkınma Teorileri ve Stratejileri

123 questions

Question 21Question

Ekolojik iktisatçı Herman Daly tarafından geliştirilen sürdürülebilir kalkınmanın operasyonel ilkeleri, doğal sermayenin korunması ve ekosistem dengesinin sürdürülebilmesi için somut kısıtlar getirmektedir. Bu çerçevede, yenilenemeyen (tükenebilir) doğal kaynakların kullanım stratejisiyle ilgili temel sürdürülebilirlik koşulu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yenilenemeyen kaynakların tüketim hızı, bu kaynakların yerini alabilecek yenilenebilir ikamelerin geliştirilme hızını aşmamalıdır.

Answer

Yenilenemeyen kaynakların tüketim hızının, bu kaynakların yerini alabilecek yenilenebilir ikamelerin geliştirilme hızını aşmaması gerektiğini belirten ifade doğrudur.
Herman Daly'nin operasyonel ilkelerine göre, yenilenemeyen kaynakların kullanımı ancak bu kaynakların yerini alacak yenilenebilir alternatiflerin (örneğin fosil yakıtlar yerine güneş enerjisi) geliştirilme hızıyla sınırlı kalırsa sürdürülebilir olur. Bu, doğal sermayenin fonksiyonel kapasitesinin korunmasını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Herman Daly'nin sürdürülebilirlik ilkelerini hatırla.
Daly üç temel kural belirlemiştir: Yenilenebilir kaynaklar, yenilenemeyen kaynaklar ve atık yönetimi.
Sürdürülebilirliğin operasyonel hale gelmesi için her kaynak türü için farklı bir kısıt gereklidir.
2
Yenilenemeyen kaynaklar için geçerli olan spesifik kuralı analiz et.
Tükenen kaynağın yerine bir şey konulmalıdır. Bu, 'yenilenebilir bir ikame' geliştirme hızıdır.
Kaynağın tamamen yok olması durumunda ekosistem ve ekonominin işlevini sürdürebilmesi için ikame geliştirilmesi şarttır.
3
Seçenekleri bu kurala göre karşılaştır.
Tüketim hızı (rnrr_{nr}) \leq İkame geliştirme hızı (rsubr_{sub}) ilişkisini sağlayan seçenek tespit edilir.
Yenilenemeyen kaynakların yenilenme oranı sıfır olduğu için doğrudan yenilenebilir ikamelere odaklanılmalıdır.

Key Concept

Daly'nin Operasyonel Sürdürülebilirlik İlkeleri
Estimated Time:2m 0s
Question 22Question

İktisadi literatürde sürdürülebilirlik tartışmaları, sermaye stokunun korunması ve gelecek nesillere aktarılması ekseninde şekillenmektedir. Hartwick Kuralı (HartwicksHartwick's RuleRule) ile kuramsallaştırılan "Zayıf Sürdürülebilirlik" (WeakWeak SustainabilitySustainability) yaklaşımı, doğal kaynakların tüketiminden elde edilen rantların beşeri veya fiziksel sermaye yatırımlarına aktarılması durumunda toplam refahın korunabileceğini ileri sürmektedir. Bu kuramsal çerçevenin, doğal sermaye ile üretilmiş sermaye arasındaki ilişkiye dair temel ontolojik varsayımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Doğal sermaye ile insan yapısı (fiziksel) sermaye arasında tam veya yüksek derecede ikame edilebilirliğin mümkün olması

Answer

Doğal sermaye ile insan yapısı (fiziksel) sermaye arasında tam veya yüksek derecede ikame edilebilirliğin mümkün olması
Zayıf sürdürülebilirlik yaklaşımı, sürdürülebilirliği toplam sermaye stokunun zaman içinde azalmaması olarak tanımlar. Bu paradigma, doğal kaynakların tükenmesinin yarattığı olumsuz etkinin, beşeri veya fiziksel sermaye birikimiyle (yatırım yoluyla) giderilebileceğini varsayar. Bu varsayımın teknik karşılığı, doğal sermaye ile insan yapısı sermaye arasında yüksek derecede bir ikame edilebilirliğin (substitutabilitysubstitutability) var olmasıdır. Hartwick Kuralı bu nedenle "sermayeyi sermaye ile değiştirme" mantığına dayanır.

Step-by-Step Solution

1
Kavram analizi yapılması
Zayıf sürdürülebilirlik, toplam sermaye stokunun (K=Kfiziksel+Kbeseri+KdogalK = K_{fiziksel} + K_{beseri} + K_{dogal}) korunmasını hedefler.
Zayıf sürdürülebilirlik yaklaşımında önemli olan sermayenin türü değil, toplam miktarıdır.
2
Hartwick Kuralı'nın incelenmesi
Yenilenemeyen doğal kaynaklardan elde edilen kira (rentrent), fiziksel sermaye yatırımlarına dönüştürülmelidir.
Bu kural, bir kaynağın (doğal sermaye) eksilmesinin, başka bir kaynağın (üretilmiş sermaye) artırılmasıyla telafi edilebileceğini savunur.
3
Mantıksal çıkarım yapılması
Eğer doğal sermaye azalıp fiziksel sermaye artarken toplam refah değişmiyorsa, bu iki sermaye türü birbirinin yerini tutabiliyor demektir.
İkame edilebilirlik yoksa, doğal sermayenin tükenmesi üretim sürecini durdurur ve diğer sermaye artışları bunu telafi edemez.
4
Varsayımın tespiti
Doğal sermaye ile fiziksel sermaye arasında yüksek/tam ikame edilebilirlik vardır.
Bu, Hartwick Kuralı'nın ve zayıf sürdürülebilirliğin üzerine inşa edildiği temel ontolojik varsayımdır.

Key Concept

Zayıf Sürdürülebilirlik ve Sermaye İkame Edilebilirliği

Hints

1
Zayıf sürdürülebilirlik, toplam sermaye stokunun niteliğinden ziyade miktarına odaklanır.
2
Hartwick Kuralı, doğal kaynak rantlarının makineler veya eğitim gibi üretilmiş sermayeye dönüştürülmesini önerir.
3
Eğer bir şeyin eksikliğini başka bir şeyle kapatabiliyorsanız, bu iki şey arasında nasıl bir ilişki (ikame mi, tamamlama mı) vardır?

Practice More

Çevresel Kuznets Eğrisi'nin (EKC) varsayımlarını ve bu eğrinin neden 'ters-U' şeklinde olduğunu inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Sürdürülebilirlik yaklaşımlarını bir spektrum olarak düşünebilirsiniz: Spektrumun bir ucunda sermayelerin tamamen birbirinin yerine geçebildiği 'Zayıf' yaklaşım, diğer ucunda ise doğal sermayenin vazgeçilmez olduğu 'Güçlü' yaklaşım yer alır.
Estimated Time:3m 0s
Question 23Question

19871987 yılında yayımlanan Brundtland Raporu (Ortak Geleceğimiz), sürdürülebilir kalkınmayı "bugünün ihtiyaçlarını, gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama yeteneğinden ödün vermeden karşılayan kalkınma" olarak tanımlamıştır. Bu tanım çerçevesinde şekillenen ve kalkınma literatüründe "kuvvetli sürdürülebilirlik" (strong sustainability) olarak adlandırılan yaklaşım dikkate alındığında, nesiller arası hakkaniyetin (intergenerational equity) sağlanması için aşağıdakilerden hangisi temel bir zorunluluk olarak kabul edilir?

Show answer & explanation

Answer: İkamesi mümkün olmayan ve hayati ekosistem hizmetleri sunan "kritik doğal sermaye" stoklarının fiziksel miktar olarak korunması ve gelecek nesillere aktarılması

Answer

İkamesi mümkün olmayan ve hayati ekosistem hizmetleri sunan "kritik doğal sermaye" stoklarının fiziksel miktar olarak korunması ve gelecek nesillere aktarılması
Kuvvetli sürdürülebilirlik yaklaşımı, ekolojik sistemlerin sunduğu temel hizmetlerin teknolojik araçlarla tam olarak ikame edilemeyeceğini (non-substitutability) vurgular. Bu görüşe göre, nesiller arası hakkaniyeti sağlamak için 'kritik doğal sermaye' olarak adlandırılan stokların fiziksel miktarlarının korunması ve gelecek nesillere eksilmeden aktarılması bir zorunluluktur.

Step-by-Step Solution

1
Brundtland Raporu tanımını analiz etme
Tanımın temelinde 'nesiller arası adalet' ve ekosistemin 'taşıma kapasitesi' kısıtları yer almaktadır.
Sürdürülebilirliğin sınırlarını belirleyen temel unsur, gelecek nesillerin yaşam kalitesinin düşürülmemesidir.
2
Zayıf ve Kuvvetli Sürdürülebilirlik ayrımını yapma
Kuvvetli sürdürülebilirlik (strong sustainability), doğal sermayenin fiziksel ve beşeri sermaye ile her zaman ikame edilemeyeceğini savunur.
Doğal kaynakların (ozon tabakası, biyolojik çeşitlilik vb.) benzersiz işlevleri teknoloji ile üretilemez.
3
Kritik Doğal Sermaye kavramını uygulama
Hayati öneme sahip doğal varlıkların fiziksel stoklarının korunması gerektiği sonucuna ulaşılır.
Kuvvetli sürdürülebilirlik yaklaşımına göre nesiller arası hakkaniyet ancak bu stokların korunmasıyla mümkündür.

Key Concept

Kuvvetli Sürdürülebilirlik ve Kritik Doğal Sermaye

Practice More

Sürdürülebilir kalkınma göstergeleri kapsamında Dünya Bankası tarafından geliştirilen 'Ayarlanmış Net Tasarruf' (Adjusted Net Savings) kavramını inceleyiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 24Question

W. Arthur Lewis tarafından geliştirilen 'Sınırsız Emek Arzı ile İktisadi Kalkınma' modelinde, geleneksel ve modern sektörlerden oluşan ikili (dual) bir ekonomide yapısal dönüşüm süreci analiz edilmektedir. Modelin mantıksal kurgusu çerçevesinde, modern sektördeki genişlemenin kendi kendini besleyen bir sermaye birikimi sürecine dönüşmesini sağlayan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Modern sektörde reel ücretlerin geçimlik düzeyde sabit kalması sayesinde, verimlilik artışından doğan tüm fazlanın kâr payını artırması ve bu kârların yeniden yatırıma dönüştürülmesi

Answer

Modern sektörde reel ücretlerin sabit kalması sayesinde oluşan kâr fazlasının yeniden yatırıma dönüştürülmesi sürecidir.
Lewis modelinde kalkınmanın temel mekanizması, geleneksel sektördeki gizli işsizlik sayesinde modern sektördeki reel ücretlerin sabit kalmasıdır. Sabit ücretler altında gerçekleşen verimlilik artışları, milli gelir içindeki kâr payının artmasına yol açar. Lewis'e göre kapitalistler bu kârları tasarruf edip yeniden fiziksel sermayeye yatırdıkları için ekonomi dönüm noktasına (turning point) ulaşana kadar hızla büyür.

Step-by-Step Solution

1
İkili yapı ve emek arzı analizi
Geleneksel sektörde marjinal verimliliği sıfır olan (gizli işsiz) geniş bir kitle vardır; bu da modern sektöre 'sonsuz esnek' emek arzı sağlar.
Sermaye birikimi sürecinde ücretlerin neden hemen yükselmediğini anlamak için gereklidir.
2
Ücret ve kâr ilişkisinin değerlendirilmesi
Modern sektör ücretleri (WW), geleneksel geçimlik düzeyin (WsW_s) biraz üzerinde sabitlenir. İşçilerin verimliliği arttıkça, ücretler artmadığı için 'kapitalist artık' (kâr) büyür.
Sermaye birikiminin kaynağını (tasarruf ve kâr) belirlemek için gereklidir.
3
Büyümenin sürekliliği mekanizması
Elde edilen kârlar yeniden sermaye mallarına yatırılır. Bu durum modern sektörün üretim kapasitesini ve emeğe olan talebi artırarak süreci başa sarar.
Kalkınmanın nasıl kendi kendini besleyen bir süreç haline geldiğini açıklamak için gereklidir.

Key Concept

Kapitalist Artığın Yeniden Yatırımı ve Sabit Reel Ücretler
Question 25Question

Joseph Schumpeter’in iktisadi analizinde, ekonominin statik bir denge içinde olduğu ve üretimin kendini sürekli tekrar ettiği “dairesel akış” (circular flow) sürecini kesintiye uğratarak dinamik kalkınmayı başlatan temel mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Girişimcinin banka kredisiyle finanse ettiği yeni kombinasyonlar aracılığıyla üretim fonksiyonunu kaydırması ve yaratıcı yıkım sürecini başlatması

Answer

Girişimcinin banka kredisiyle finanse ettiği yeni kombinasyonlar (inovasyon) aracılığıyla yaratıcı yıkım sürecini başlatması
Doğru cevap Schumpeter'in kalkınma modelinin çekirdeğini oluşturan bileşenleri bir araya getirmektedir. Teoride kalkınma; girişimcinin yeni mal üretimi, yeni üretim yöntemleri, yeni pazarlar veya yeni hammadde kaynakları gibi 'yeni kombinasyonları' banka kredisi kullanarak hayata geçirmesiyle başlar. Bu süreç, verimsiz eski yapıların yıkılıp yerine daha verimli yenilerinin gelmesi olan 'yaratıcı yıkım' kavramıyla tamamlanır.

Step-by-Step Solution

1
Dairesel akış ve kalkınma ayrımının yapılması
Dairesel akış statik bir yapı iken kalkınma bu yapının içsel güçlerle sıçramalı olarak bozulmasıdır.
Schumpeter'in teorisindeki temel çıkış noktasını anlamak için gereklidir.
2
Kalkınmanın öznesinin ve aracının belirlenmesi
Girişimci, yeni üretim faktörü kombinasyonlarını (inovasyon) hayata geçiren temel figürdür.
Teoride değişimi başlatan aktörün girişimci olduğu vurgulanmalıdır.
3
Finansman kaynağının analiz edilmesi
Girişimci bu yenilikleri mevcut tasarruflarla değil, bankaların yarattığı satın alma gücü (kredi) ile finanse eder.
Schumpeter'i klasik ve neoklasik büyüme modellerinden ayıran en önemli unsurlardan biri kredidir.
4
Sürecin sonucunun değerlendirilmesi
Eski üretim yöntemlerinin yerini yenilerinin alması süreci 'yaratıcı yıkım' olarak adlandırılır.
Kalkınmanın sonucunda ekonominin ulaştığı dinamik dönüşümü açıklar.

Key Concept

Schumpeter'in Kalkınma Mekanizması (Girişimci, İnovasyon ve Kredi)
Estimated Time:1m 30s
Question 26Question

Albert O. Hirschman tarafından savunulan "Dengesiz Kalkınma Stratejisi"nde, kalkınmanın önündeki temel engelin sermaye azlığından ziyade "karar alma yeteneği"ndeki kıtlık olduğu vurgulanır. Bu yeteneği harekete geçirmek için yatırım projeleri arasında bilinçli bir dengesizlik yaratılması önerilir. Bu yaklaşıma göre, Doğrudan Üretken Faaliyetlerin (DPA) Sosyal Sabit Sermaye (SOC) yatırımlarından önce gerçekleştirildiği "darlık yoluyla kalkınma" (development via shortage) süreciyle ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Üretim faaliyetlerinin artması sonucu ortaya çıkan altyapı yetersizlikleri, kamu otoritesi üzerinde siyasi baskı ve teşvik yaratarak gerekli SOC yatırımlarının yapılmasını zorunlu kılar.

Answer

Darlık yoluyla kalkınma sürecinde, üretim faaliyetlerinin (DPA) yarattığı altyapı ihtiyacı kamu otoritesini SOC yatırımı yapmaya zorlayan siyasi bir baskı mekanizması oluşturur.
Doğru ifade, Hirschman'ın 'zorlayıcı' (compulsive) olarak nitelendirdiği mekanizmayı açıklamaktadır. DPA yatırımları SOC kapasitesini aştığında ortaya çıkan darboğazlar, kamu üzerinde demokratik veya toplumsal bir baskı oluşturur. Bu baskı, hükümetlerin erteleyebileceği SOC (altyapı) yatırımlarını önceliklendirmesini sağlar, böylece kalkınma süreci bir zincirleme reaksiyon şeklinde ilerler.

Step-by-Step Solution

1
Hirschman'ın temel kavramlarını belirle.
SOC (Altyapı) ve DPA (Üretim) yatırımları arasındaki ayrım.
Dengesiz kalkınma bu iki blok arasındaki sıralama üzerine kuruludur.
2
"Darlık yoluyla kalkınma" (Development via Shortage) mekanizmasını analiz et.
DPA > SOC sıralaması. Yani önce üretim tesisleri kurulur, sonra yetersiz kalan altyapı talep edilir.
Bu yolun neden 'zorlayıcı' olduğunu anlamak için gereklidir.
3
Karar alma mekanizması ile ilişkilendir.
Altyapı yetersizliği siyasi baskı ve 'sesli' sinyaller üretir, kamu bu baskıyla SOC yatırımı yapmak 'zorunda' kalır.
Hirschman'a göre kıt olan karar alma yeteneği ancak bu tür baskılarla harekete geçirilebilir.

Key Concept

Dengesiz Kalkınma ve Zorlayıcı Yatırım Kararları

Practice More

Hirschman'ın bağlantı etkileri (linkages) içinde yer alan 'mali bağlantı' ve 'tüketim bağlantısı' kavramlarını incelemek konuyu pekiştirecektir.
Estimated Time:1m 30s
Question 27Question

Ragnar Nurkse ve Paul Rosenstein-Rodan tarafından geliştirilen teorik çerçevede, az gelişmiş ülkelerin 'yoksulluğun kısır döngüsü'nden (vicious circle of poverty) kurtulabilmesi için pazarın darlığı sorununu aşmaları gerektiği vurgulanmaktadır. Rosenstein-Rodan'ın 'Büyük İtiş' (Big Push) teorisine göre, tek bir sanayi dalında yapılan yatırımın pazar yaratma kapasitesinin düşük olması nedeniyle kârlı olmayacağı, ancak geniş bir yelpazede gerçekleştirilecek eş anlı yatırımların bu sorunu çözebileceği savunulur. Bu teorik çerçeveye göre, kalkınmayı başlatacak olan 'Dengeli Kalkınma' stratejisinin temel işleyiş mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yatırımların çok sayıda tüketim malı üreten sektörde eş zamanlı yapılarak, her bir sektörün yarattığı gelirin diğer sektörlerin ürünlerine yönelik talebin tamamlayıcılığını (complementarity of demand) ve pazarın genişlemesini sağlaması.

Answer

Yatırımların çok sayıda tüketim malı üreten sektörde eş zamanlı yapılarak, talebin tamamlayıcılığı ilkesiyle pazarın genişletilmesi ve kalkınmanın bir bütün olarak başlatılması.
Dengeli Kalkınma stratejisinin temel mantığı, az gelişmiş ülkelerdeki yatırım isteksizliğini pazarın dar olmasına bağlar. Rosenstein-Rodan'ın 'Büyük İtiş' teorisi, yatırımların sektörler arasında eş anlı ve koordineli (yatay entegrasyon) bir biçimde yapılmasını, böylece her sektörün diğerleri için talep (pazar) oluşturarak 'parasal dışsallıklar' yaratmasını öngörür.

Step-by-Step Solution

1
Talep yönlü kısır döngüyü analiz etme.
Düşük gelir -> Düşük talep -> Dar pazar -> Düşük yatırım kârlılığı -> Düşük yatırım.
Nurkse'nin pazar büyüklüğünün yatırımı belirlediği tezini anlamak için gereklidir.
2
Bölünemezlikler ve dışsal ekonomiler kavramlarını uygulama.
Tekil bir yatırımın (örneğin sadece ayakkabı fabrikası) işçileri sadece ayakkabı almaz; gelirin büyük kısmı diğer mallara gider. Bu durum talebin bölünemezliğidir.
Bireysel yatırımın neden başarısız olduğunu açıklayan temel nedendir.
3
Büyük İtiş (Big Push) mekanizmasını saptama.
Eş anlı yapılan çok sayıda yatırım (ayakkabı, tekstil, gıda vb.), her sektörün işçisini diğerinin müşterisi yaparak pazarın birbirini beslemesini sağlar.
Talebin tamamlayıcılığı (complementarity of demand) sayesinde pazar darlığı aşılır.

Key Concept

Talebin Tamamlayıcılığı ve Parasal Dışsallıklar
Question 28Question

Bağımlılık Okulu (Dependency School) ve Yapısalcı Görüş temsilcilerine göre, az gelişmiş ülkelerin (çevre) kalkınamaması temel olarak aşağıdakilerden hangisi ile açıklanmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Uluslararası ekonomik sistemin merkez ve çevre ülkeler arasında asimetrik bir yapıda kurulmuş olması

Answer

Uluslararası ekonomik sistemin merkez ve çevre ülkeler arasında asimetrik bir yapıda kurulmuş olması
Doğru seçenek olan asimetrik ilişki vurgusu, Bağımlılık Okulu'nun özünü oluşturur. Prebisch ve Singer gibi iktisatçılara göre, çevre ülkeler ham madde ihraç edip sanayi ürünü ithal ettikçe ticaret hadleri çevre aleyhine bozulur ve bu durum yapısal bir bağımlılık yaratır.

Step-by-Step Solution

1
Teorinin odak noktasını belirle
Bağımlılık Okulu, kalkınmayı içsel değil, ülkeler arası dışsal ilişkiler üzerinden tanımlar.
Teorinin temel varsayımı, az gelişmişliğin dünya ekonomisinin işleyiş biçiminden kaynaklanmasıdır.
2
Merkez-Çevre ilişkisini analiz et
Gelişmiş ülkeler (merkez) ham madde sağlayan az gelişmiş ülkeleri (çevre) asimetrik ticaret hadleri yoluyla bağımlı hale getirir.
Uluslararası iş bölümünün çevre ülkeler aleyhine işlemesi, bu ülkelerin sermaye birikimi yapmasını engeller.
3
Sonucu değerlendir
Az gelişmişlik, kalkınmanın bir aşaması değil, küresel kapitalist sistemin bir ürünüdür.
Bu durum, gelişmişliğin ve az gelişmişliğin aynı madalyonun iki yüzü olduğunu savunur.

Key Concept

Merkez-Çevre İlişkisi ve Dışsal Bağımlılık

Hints

1
Bu okul, kalkınmayı engelleyen unsurları ülkenin içinden ziyade dış dünya ile olan ilişkilerinde arar.
2
Kavram setinde 'Merkez' ve 'Çevre' gibi terimler anahtar rol oynar.
3
Sanayileşmiş ülkelerin refahının, az gelişmiş ülkelerin kaynaklarının sömürülmesine dayandığını iddia eden görüşü düşünün.

Practice More

Prebisch-Singer hipotezinin dış ticaret hadleri üzerindeki etkilerini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 29Question

London Okulu iktisatçıları (Pearce ve Atkinson) tarafından formüle edilen ve Dünya Bankası'nın "Gerçek Tasarruflar" (Adjusted Net SavingsAdjusted\ Net\ Savings) yaklaşımına temel teşkil eden zayıf sürdürülebilirlik (weak sustainabilityweak\ sustainability) kriterine göre; bir ekonominin uzun dönemde sürdürülebilir bir kalkınma patikasında kalabilmesi için sağlanması gereken temel şart aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Farklı sermaye türleri (beşeri, fiziki ve doğal) arasındaki tam ikame edilebilirliğin kabul edilmesi ve toplam sermaye stokunun net değerinin zaman içerisinde azalmaması

Answer

Sürdürülebilirliğin sağlanması için toplam sermaye stokunun (fiziki + beşeri + doğal) zaman içinde azalmaması ve bu bileşenler arasında tam ikamenin mümkün olması gerekmektedir.
Zayıf sürdürülebilirlik yaklaşımı, toplam sermaye stokunun korunmasını esas alır. Bu görüşe göre, fiziki sermaye (KpK_p), beşeri sermaye (KhK_h) ve doğal sermaye (KnK_n) birbirinin tam ikamesidir. Dolayısıyla, doğal kaynakların tüketilmesi, eğer beşeri veya fiziki sermaye birikimiyle (eğitim harcamaları veya yeni makineler gibi) telafi ediliyorsa, ekonomi sürdürülebilir kabul edilir. Dünya Bankası'nın Gerçek Tasarruflar göstergesi bu mantıkla hesaplanır.

Step-by-Step Solution

1
Pearce-Atkinson (London Okulu) yaklaşımını analiz et.
Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği bir 'tasarruf' sorunu olarak görür.
Eğer bir ülke, tükettiği doğal kaynak ve verdiği kirlilik zararından daha fazlasını fiziki ve beşeri sermayeye yatırıyorsa sürdürülebilirdir.
2
Zayıf Sürdürülebilirlik varsayımını hatırla.
Sermaye türleri arasında 'tam ikame' (perfect substitutabilityperfect\ substitutability) varsayımı geçerlidir.
Doğal sermayenin (örneğin petrol) azalması, beşeri sermayenin (eğitim/teknoloji) artmasıyla dengelenebilir.
3
Gerçek Tasarruflar (Adjusted Net SavingsAdjusted\ Net\ Savings) formülünü uygula.
GS=(GNSDp)+EDnPGS = (GNS - D_p) + E - D_n - P
GS0GS \geq 0 olması sürdürülebilirlik için temel şarttır.
4
Seçenekleri bu kuramsal çerçeveyle kıyasla.
Toplam sermaye stokunun korunması ve ikame edilebilirliği içeren ifade doğru kriterdir.
Zayıf sürdürülebilirliğin özü, doğal sermayenin özel bir statüde korunması değil, toplam varlık değerinin düşmemesidir.

Key Concept

Zayıf Sürdürülebilirlik ve Sermaye İkame Edilebilirliği

Hints

1
Sürdürülebilirlik yaklaşımları arasındaki temel fark 'ikame edilebilirlik' (substitutabilitysubstitutability) varsayımıdır.
2
Zayıf sürdürülebilirlik, doğal sermayenin azalmasının başka bir sermaye türüyle telafi edilmesine izin verir mi?
3
Dünya Bankası'nın Gerçek Tasarruflar hesaplaması; gayrisafi tasarruflardan sermaye aşınmasını ve doğal kaynak kaybını çıkarıp, eğitim harcamalarını ekleyerek 'toplam varlık değişimini' bulur.

Practice More

Gerçek Tasarruflar formülündeki bileşenlerin (Dn,P,ED_n, P, E) göstergeyi ne yönde etkilediğine dair sayısal bir örnek inceleyebilirsiniz.

Alternative Method

Hartwick Kuralı ile bağlantı kurarak çözülebilir: Hartwick Kuralı, yenilenemeyen kaynak rantlarının fiziki sermayeye yatırılması gerektiğini söyler, bu da sermaye türleri arası ikameyi (zayıf sürdürülebilirliği) temsil eder.
Estimated Time:3m 0s
Question 30Question

W.W. Rostow tarafından geliştirilen "İktisadi Büyüme Aşamaları" yaklaşımı çerçevesinde; ekonominin kendi kendini besleyen bir büyüme sürecine girdiği, net yatırım oranının milli gelir içindeki payının belirli bir eşiği aştığı ve kurumsal yapının modern sektöre sermaye aktarımını sağladığı "Kalkış" (Take-off) evresini, bir önceki "Kalkışa Hazırlık" (Preconditions for Take-off) evresinden ayıran en temel yapısal ve nicel kriterler bütünü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Net yatırım oranının milli gelirdeki payının %5 veya daha az düzeyinden %10’un üzerine çıkması, bir veya birden fazla imalat sektörünün hızlı gelişimi ve kurumsal yapının bu büyümeyi destekleyecek şekilde dönüşümü

Answer

Net yatırım oranının milli gelirdeki payının %5'ten %10'un üzerine çıkması, öncü sektörlerin gelişimi ve kurumsal dönüşümü içeren seçenek doğrudur.
Rostow'un modelinde Kalkış (Take-off) evresi, ekonominin artık geriye dönemeyeceği bir büyüme hızına ulaştığı aşamadır. Bu aşamanın en somut göstergesi, net üretken yatırım oranının milli gelirdeki payının %5 seviyesinden %10 ve üzerine sıçramasıdır. Ayrıca bu evrede tüm ekonomi değil, belirli 'öncü sektörler' (leading sectors) hızla büyür ve kurumsal yapı bu modern sektörleri besleyecek şekilde dönüşür.

Step-by-Step Solution

1
Rostow'un büyüme aşamaları modelindeki evreleri hatırla.
Geleneksel Toplum, Kalkışa Hazırlık, Kalkış, Olgunluk ve Yüksek Kitle Tüketimi.
Soruda istenen 'Kalkış' evresinin yerini belirlemek için gereklidir.
2
Kalkış (Take-off) evresinin Rostow tarafından belirlenen üç temel şartını analiz et.
1. Net yatırımın milli gelire oranının %5'ten %10'un üzerine çıkması. 2. Bir veya daha fazla imalat sektörünün hızlı büyümesi. 3. Siyasi, sosyal ve kurumsal çerçevenin modern sektöre sermaye aktarımını desteklemesi.
Doğru seçeneği ayırt etmek için gereken spesifik kriterler bunlardır.
3
Seçenekleri bu üç şartla karşılaştır.
%10 yatırım oranı ve öncü sektör vurgusu yapan ifade doğru tanımı verirken, sosyal genel sermaye ve tarım vurgusu yapan ifade bir önceki aşamaya (Hazırlık) aittir.
Çeldiricilerin hangi aşamalara ait olduğunu saptayarak doğru cevabı doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Rostow'un Kalkış (Take-off) Evresi Kriterleri
Estimated Time:1m 30s
Question 31Question

Sürdürülebilir kalkınma süreci; sadece ekonomik göstergelerdeki iyileşmeyi değil, aynı zamanda çevresel kalitenin korunmasını ve toplumsal refahın adil bir şekilde dağıtılmasını hedefleyen bütüncül bir yaklaşımdır.

Buna göre, literatürde 'Sürdürülebilir Kalkınmanın Üç Temel Boyutu' (Sacayağı) olarak adlandırılan ve kalkınmanın uzun vadeli başarısı için eş anlı olarak gözetilmesi gereken unsurlar aşağıdakilerin hangisinde birlikte verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Ekonomik, sosyal ve çevresel

Answer

Sürdürülebilir kalkınmanın üç temel boyutu ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlardır.
Doğru seçenek olan ekonomik, sosyal ve çevresel boyutlar, sürdürülebilir kalkınmanın 'üç temel sütunu' olarak kabul edilir. Ekonomik boyut verimliliği ve büyümeyi, sosyal boyut adil dağılımı ve insan haklarını, çevresel boyut ise doğal sermayenin ve ekosistemin korunmasını temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Sürdürülebilir kalkınmanın kapsamını belirlemek.
Yaklaşımın sadece gelir artışıyla değil, çevresel ve toplumsal dengeyle ilgili olduğu anlaşıldı.
Sürdürülebilir kalkınma çok boyutlu bir kavramdır.
2
Literatürdeki temel bileşenleri (sütunları) tanımlamak.
Ekonomik etkinlik, sosyal eşitlik ve ekolojik bütünlük kavramlarına ulaşıldı.
Bu üç alanın kesişimi sürdürülebilirliği oluşturur.

Key Concept

Sürdürülebilir Kalkınmanın Üç Boyutu (Triple Bottom Line)

Hints

1
Sürdürülebilirliğin hem cebimizi, hem toplumun huzurunu hem de doğayı aynı anda koruması gerektiğini düşünün.
2
Brundtland Raporu'ndaki 'gelecek nesiller' vurgusu, doğal kaynakların (çevre) ve refahın (ekonomi/sosyal) korunmasını içerir.

Practice More

Güçlü ve zayıf sürdürülebilirlik arasındaki farkı, doğal sermayenin yerine fiziki sermayenin ikame edilip edilemeyeceği üzerinden çalışabilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 32Question

Albert O. Hirschman'ın Dengesiz Kalkınma Stratejisi'nde, yatırımların dizilişi üzerinden Sosyal Sabit Sermaye (SOCSOC) ve Doğrudan Üretken Faaliyetler (DPADPA) arasındaki ilişkiyi incelediği analizine göre; "darlıklar yoluyla kalkınma" (development via shortages) yaklaşımı aşağıdakilerden hangisini öngörmektedir?

Show answer & explanation

Answer: DPADPA yatırımlarının SOCSOC yatırımlarından önce yapılmasıyla altyapı hizmetlerinde darboğazlar oluşması ve bu durumun siyasi karar alıcıları SOCSOC yatırımlarını artırmaya zorlaması

Answer

Dengesiz kalkınmada 'darlık yoluyla kalkınma' yaklaşımı, üretken faaliyetlerin (DPADPA) altyapı (SOCSOC) üzerinde baskı kurarak gerekli yatırımları tetiklemesini ifade eder.
Dengesiz kalkınma stratejisinin temel mantığı, kaynakların tüm sektörlere yayılması yerine, diğer sektörleri en fazla uyaracak 'stratejik' sektörlere odaklanılmasıdır. 'Darlık yolu' seçeneğinde, doğrudan üretken faaliyetler (DPADPA) öncelenir. Bu durum altyapı (SOCSOC) hizmetlerinde (yol, elektrik vb.) darlıklar yaratır. Hirschman'a göre bu darlıklar, kamu yönetimini ve siyasi iradeyi altyapı yatırımı yapmaya mecbur bırakır; böylece 'uyarılmış' bir yatırım zinciri oluşur.

Step-by-Step Solution

1
SOCSOC ve DPADPA Kavramlarını Tanımlama
SOCSOC (Altyapı, enerji, ulaşım gibi hizmetler) ve DPADPA (Fabrikalar, tarım gibi doğrudan üretim faaliyetleri) ayrımı yapılır.
Hirschman'ın analizi bu iki temel yatırım türünün birbirini nasıl tetiklediği üzerine kuruludur.
2
Yatırım Dizilişi Yollarını Karşılaştırma
İki yol belirlenir: 'Atıl Kapasite Yolu' (SOCSOC yatırımı \rightarrow DPADPA teşviki) ve 'Darlık Yolu' (DPADPA yatırımı \rightarrow SOCSOC zorunluluğu).
Dengesiz kalkınma, hangi dizilişin daha güçlü bir 'uyarılmış yatırım' yaratacağını tartışır.
3
Darlık Yolu Mekanizmasını Analiz Etme
DPADPA yatırımlarının artması altyapı yetersizliği (darboğaz) yaratır. Bu durum maliyetleri artırarak siyasi otoriteler üzerinde kamu yatırımı yapılması için bir 'zorlayıcı baskı' (compulsioncompulsion) oluşturur.
Gelişmekte olan ülkelerde en kıt kaynak sermaye değil, karar alma yeteneğidir; darlıklar bu yeteneği harekete geçiren en güçlü motordur.

Key Concept

Karar Alma Mekanizması ve Zorlayıcı Baskı (Compulsion)

Hints

1
Hirschman'a göre gelişmekte olan ülkelerdeki asıl sorun sermaye eksikliği değil, yatırım kararı alabilme kapasitesinin zayıflığıdır.

Practice More

Hirschman'ın bağlantı etkileri (linkage effects) kavramını ve geri bağlantı etkisinin neden genellikle daha güçlü kabul edildiğini inceleyin.
Estimated Time:2m 0s
Question 33Question

Paul Rosenstein-Rodan tarafından ileri sürülen "Büyük İtiş" (Big Push) teorisine göre, az gelişmiş ülkelerin fakirlik çemberini kırabilmesi için yatırımların belirli bir büyüklükte ve bütünsel bir program dahilinde yapılması gerekir. Rosenstein-Rodan'ın "ayakkabı fabrikası" örneği ile literatüre kazandırdığı; bireysel bir yatırım projesinin pazar darlığı nedeniyle kârlı olmayabileceğini, ancak çok sayıda sektörde eş anlı yapılacak yatırımların birbirine pazar yaratarak dışsal ekonomi sağlayacağını savunan mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Talebin bölünemezliği ve yatırımların talep yönlü tamamlayıcılığı

Answer

Talebin bölünemezliği ve yatırımların talep yönlü tamamlayıcılığı
Doğru cevap, talebin bölünemezliği ilkesini vurgular. Rosenstein-Rodan'a göre, tek bir yatırım projesi (örneğin sadece ayakkabı fabrikası) pazarın darlığı nedeniyle kârlı olmayabilir çünkü işçiler sadece ayakkabı tüketmezler. Ancak birçok farklı sektörde (ayakkabı, giyim, gıda vb.) aynı anda yatırım yapılırsa, bu sektörlerde çalışanların yarattığı toplam gelir, tüm bu sektörler için bir pazar (talep tamamlayıcılığı) oluşturur ve dışsal ekonomiler yoluyla yatırımlar kârlı hale gelir.

Step-by-Step Solution

1
Büyük İtiş teorisinin temel varsayımını analiz etmek.
Teori, az gelişmiş ülkelerde pazarın dar olması nedeniyle tekil yatırımların riskli ve kârsız olduğunu varsayar.
Rosenstein-Rodan, kalkınmanın ancak bir 'paket' yatırım programıyla mümkün olduğunu savunur.
2
Ayakkabı fabrikası örneğini değerlendirmek.
Sadece bir ayakkabı fabrikası açılırsa, o fabrikadaki işçiler tüm gelirlerini ayakkabıya harcamayacağı için pazar yetersiz kalır.
Talep tamamlayıcılığı için farklı mal gruplarında (gıda, tekstil, konut vb.) eş anlı üretim gereklidir.
3
Mekanizmayı tanımlamak.
Çok sayıda sektörde aynı anda yapılan yatırım, toplam geliri ve dolayısıyla toplam talebi artırarak her sektöre pazar yaratır.
Bu durum 'talebin bölünemezliği' ve sağladığı dışsal ekonomilerle açıklanır.

Key Concept

Talebin Bölünemezliği (Indivisibility of Demand)
Question 34Question

Bağımlılık Okulu (Dependency School) ve Yapısalcı Görüş temsilcilerine göre, dünya ekonomisinin merkez ve çevre ülkeler arasında asimetrik bir ilişki üzerine kurulu olduğu varsayıldığında; dış ticaret hadlerinin çevre ülkeler aleyhine bozulmasının yapısal nedenlerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi bu yaklaşımın temel argümanlarıyla çelişmektedir?

Show answer & explanation

Answer: Karşılaştırmalı üstünlükler teorisine dayalı serbest ticaretin, her iki taraf için de optimal kaynak tahsisi ve refah artışı sağlayan bir mekanizma olması.

Answer

Karşılaştırmalı üstünlükler teorisine dayalı serbest ticaretin karşılıklı refah artışı sağladığı görüşü, Bağımlılık Okulu'nun argümanlarıyla çelişmektedir.
Karşılaştırmalı üstünlükler teorisi, David Ricardo ve takipçileri tarafından savunulan, serbest dış ticaretin uzmanlaşma yoluyla tüm ülkelerin refahını artıracağını öngören liberal bir yaklaşımdır. Oysa Bağımlılık Okulu (Prebisch, Singer, Frank vb.), uluslararası ticaret sisteminin az gelişmiş ülkeleri sistematik olarak sömürdüğünü ve dış ticaret hadlerinin bu ülkeler aleyhine sürekli bozulduğunu iddia eder. Dolayısıyla, serbest ticaretin optimal kaynak tahsisi ve karşılıklı refah sağladığı yönündeki görüş, Bağımlılık Okulu'nun 'az gelişmişliğin geliştirilmesi' argümanıyla temelden çelişir.

Step-by-Step Solution

1
Okulun Temel Varsayımını Analiz Etme
Bağımlılık Okulu, dünya sistemini Merkez ve Çevre olarak ikiye ayırır ve bu ilişkinin sömürücü olduğunu savunur.
Teorinin hangi paradigmadan (Yapısalcı/Marksist kökenli) beslendiğini belirlemek için gereklidir.
2
Prebisch-Singer Hipotezi'ni Değerlendirme
Dış ticaret hadlerinin çevre aleyhine bozulma nedenleri arasında düşük gelir esnekliği, asimetrik işgücü piyasaları ve sentetik ikame ürünler yer alır.
Seçeneklerdeki teknik gerekçelerin teorik uygunluğunu kontrol etmek için gereklidir.
3
Klasik İktisat ile Karşılaştırma
Karşılaştırmalı üstünlükler teorisi, serbest ticaretin her iki tarafın yararına olduğunu (win-win) savunurken; Bağımlılık Okulu, ticaretin çevreyi az gelişmişliğe mahkum ettiğini (win-lose) savunur.
Çelişen ifadeyi tespit etmek için zıt yaklaşımların temel farkını belirlemek gerekir.

Key Concept

Prebisch-Singer Hipotezi ve Merkez-Çevre Asimetrisi

Hints

1
Bağımlılık Okulu'nun serbest ticaret ve klasik iktisat teorilerine (Ricardo vb.) olan eleştirel tutumunu düşünün.
2
Prebisch-Singer hipotezine göre dış ticaretin çevreden merkeze gelir transferine neden olan mekanizmaları hatırlayın.

Practice More

İthal ikameci sanayileşme stratejisinin, Bağımlılık Okulu'nun bu analizlerine bir çözüm olarak nasıl önerildiğini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 35Question

İktisadi kalkınma literatüründe, gelişmekte olan ülkelerin içe dönük sanayileşme çabaları çerçevesinde uyguladıkları ithal ikamesi stratejisinin "kolay aşama"dan (tüketim malları üretimi) "zor aşama"ya (ara ve yatırım malları üretimi) geçişinde karşılaşılan ve "ithalata bağımlı sanayileşme" paradoksu olarak adlandırılan temel yapısal sorun aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sanayinin derinleşmesiyle birlikte üretim süreci için gerekli olan sermaye malı ve teknoloji ithalatına olan ihtiyacın artması sonucu oluşan kronik döviz darboğazı

Answer

İkinci aşama ithal ikamesinde sermaye malı ve teknoloji ithalatına bağımlılığın artması sonucu oluşan döviz darboğazı
İthal ikamesi stratejisinin 'zor aşaması'nda yerli sanayinin derinleşmesi hedeflenir. Ancak bu derinleşme (makine, ara malı üretimi), kendisi için gerekli olan teknolojinin ve ana sermaye mallarının yurt dışından dövizle ithal edilmesini zorunlu kılar. İhracatın teşvik edilmediği bu içe dönük yapıda, artan ithalat faturası döviz gelirleriyle karşılanamaz hale gelir ve kronik döviz krizlerine yol açar.

Step-by-Step Solution

1
İthal ikamesi aşamalarını tanımlama
Kolay aşamada basit tüketim malları (tekstil, gıda vb.) üretilirken, ikinci (zor) aşamada ara ve yatırım malları (makine, kimya, otomotiv vb.) hedeflenir.
Stratejinin evrimini ve neden tıkanma noktasına gelindiğini anlamak için aşamalar arasındaki farkın bilinmesi gerekir.
2
Teknolojik gereksinimleri analiz etme
İkinci aşamadaki ürünlerin üretimi, daha ileri teknoloji ve gelişmiş sermaye malları (makineler) gerektirir.
Gelişmekte olan ülkeler bu teknolojiyi üretemediği için dışarıdan satın almak zorundadır.
3
Döviz ihtiyacı ve dış ticaret dengesi arasındaki ilişkiyi kurma
İthalatı ikame etmek için kurulan fabrikalar, çalışmak için ithal girdi ve makineye ihtiyaç duyar; bu da döviz talebini düşürmek yerine artırır.
İthalatın azaltılması hedeflenirken ithalata bağımlılığın artması 'ithalata bağımlı sanayileşme' paradoksunu ve döviz krizini yaratır.

Key Concept

İthalata Bağımlı Sanayileşme Paradoksu ve Döviz Darboğazı

Hints

1
İthal ikamesinde ana hedef döviz tasarrufu sağlamaktır; ancak fabrika kurmak için neye ihtiyaç duyulduğunu düşünün.
2
Tüketim malı üreten fabrikaların çalışması için dışarıdan makine, yedek parça ve yakıt alınması gerekir.
3
Dışarıdan alınan bu yatırım malları döviz gerektirir, fakat strateji ihracatı desteklemediği için döviz kazanılamaz.

Practice More

Prebisch-Singer hipotezi ve ticaret hadlerinin gelişmekte olan ülkeler aleyhine bozulması konusunu inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 36Question

Az gelişmiş ülkelerde tek bir sanayi koluna yapılan yatırımın, pazarın darlığı ve satın alma gücünün düşüklüğü nedeniyle kârlı olmayacağını; ancak çok sayıda sektörde eş zamanlı yatırım yapılarak her sektörün diğerinin ürünleri için talep yaratması gerektiğini savunan 'talebin tamamlayıcılığı' (complementarity of demand) mantığına dayanan yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ragnar Nurkse tarafından savunulan 'Dengeli Kalkınma Stratejisi'

Answer

Ragnar Nurkse tarafından savunulan 'Dengeli Kalkınma Stratejisi'
Dengeli kalkınma stratejisi, özellikle Ragnar Nurkse tarafından 'yoksulluğun kısır döngüsü'nün talep yönünü açıklamak için kullanılır. Bu teoriye göre, bir yatırımın başarılı olması için o ürünün satılabileceği bir pazar (talep) olmalıdır. Çok sayıda sektörde eş zamanlı yatırım yapıldığında, her bir yatırım diğerleri için dışsal ekonomi yaratır ve toplam talebi artırarak pazarın darlığı sorununu çözer. Bu durum 'talebin tamamlayıcılığı' olarak adlandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Talep yönlü kısıtı belirle
Az gelişmiş ülkelerde gelir düşük olduğu için pazar dar ve yatırım teşviki zayıftır.
Yoksulluğun kısır döngüsünün talep yönünü anlamak için pazar hacminin önemini kavramak gerekir.
2
Talebin tamamlayıcılığı ilkesini uygula
Çok sayıda sektörde aynı anda yatırım yapıldığında, her sektördeki işçiler diğer sektörlerin ürünlerine müşteri olur.
Bu mekanizma pazarın yapay olarak genişletilmesini ve yatırımların kârlı hale gelmesini sağlar.
3
Stratejiyi tanımla
Bu yaklaşım Nurkse ve Rosenstein-Rodan gibi iktisatçıların savunduğu Dengeli Kalkınma Stratejisi'dir.
Eş zamanlı yatırım ve dışsal ekonomilerin içselleştirilmesi dengeli kalkınmanın temelidir.

Key Concept

Talebin Tamamlayıcılığı (Complementarity of Demand)
Estimated Time:2m 0s
Question 37Question

Albert O. Hirschman tarafından geliştirilen "Dengesiz Kalkınma Stratejisi"ne göre; belirli bir sanayi kolunda yapılan yatırımın, o sanayi koluna girdi sağlayan diğer sektörlere yönelik talebi artırarak bu sektörlerdeki üretim ve yatırımları teşvik etmesi süreci aşağıdakilerden hangisi ile ifade edilir?

Show answer & explanation

Answer: Geriye bağlantı etkisi

Answer

Geriye bağlantı etkisi
Geriye bağlantı etkisi, bir üretim faaliyetinin ihtiyaç duyduğu girdileri sağlayan diğer sektörlere yönelik talep yaratarak o sektörlerdeki yatırımları uyarmasıdır. Hirschman'a göre bu mekanizma, kaynakları kısıtlı ülkelerde kalkınmanın motoru işlevini görür.

Step-by-Step Solution

1
Soruda verilen mekanizmanın yönünü belirleyin.
Yatırım yapılan sektör, kendisinden önceki aşamada yer alan (girdi sağlayan) sektörleri etkilemektedir.
Bağlantı etkileri, yatırımların sektörler arası etkileşim yönüne göre isimlendirilir.
2
Albert Hirschman'ın dengesiz kalkınma teorisindeki temel kavramları hatırlayın.
Hirschman, kalkınmayı tetiklemek için bağlantı etkileri (linkage effects) yüksek olan anahtar sektörlerin seçilmesi gerektiğini savunur.
Kısıtlı karar alma yeteneği ve sermayenin en verimli şekilde kullanılması hedeflenir.
3
Geriye ve ileriye bağlantı ayrımını yapın.
Girdi talebi yaratarak önceki sektörleri uyarmak 'geriye', çıktı sunarak sonraki sektörleri uyarmak 'ileriye' bağlantıdır.
Tanım gereği girdi talebi artışı geriye dönük bir etkidir.

Key Concept

Bağlantı Etkileri (Linkage Effects)

Hints

1
Etkinin yönüne odaklanın: Yatırım yapılan sektörden, ona hammadde sağlayan sektöre doğru bir akış var.
2
Albert Hirschman'ın 'bağlantı etkileri' (linkage) kavramını düşünün.
3
Bir fabrikanın demir-çelik alması demir-çelik fabrikasını canlandırıyorsa, bu fabrikanın girdi sağladığı 'geriye' doğru bir etkidir.

Practice More

İleriye bağlantı etkisinin hangi durumlarda daha güçlü olduğunu (örneğin hammadde üreten sektörler) araştırarak kavramları pekiştirebilirsiniz.
Estimated Time:45s
Question 38Question

Paul Rosenstein-Rodan tarafından geliştirilen Büyük İtiş (Big Push) Teorisi'nde, yatırımların belirli bir minimum büyüklükte ve çok sayıda sektörde eş anlı olarak yapılmasını gerektiren temel unsurlardan biri "talebin bölünemezliği" (indivisibility of demand) kavramıdır. Bu kavrama göre, az gelişmiş bir ekonomide münferit bir yatırımcının sadece bir sanayi dalında büyük ölçekli bir yatırım yapması durumunda karşı karşıya kalacağı temel kısıt aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sektörde yaratılan ek gelirin o sektörün ürünlerine olan talebi tam olarak karşılayamaması ve diğer sektörlerde üretim olmadığı için karşılıklı pazarın oluşmaması

Answer

Sektörde yaratılan ek gelirin o sektörün ürünlerine olan talebi tam olarak karşılayamaması ve diğer sektörlerde üretim olmadığı için karşılıklı pazarın oluşmaması
Doğru cevap, Büyük İtiş Teorisi'nin talep yönlü temel argümanını açıklamaktadır. Rosenstein-Rodan'a göre, az gelişmiş ülkelerde pazar hacmi küçüktür. Tek bir sektöre yapılan yatırım, o sektörde çalışanlara gelir sağlar ancak bu işçiler gelirlerinin sadece bir kısmını kendi ürettikleri mala harcarlar. Diğer sektörlerde üretim artışı (yatırım) yoksa, bu yatırım talep yetersizliği nedeniyle başarısız olur. Bu yüzden 'talebin tamamlayıcılığı' ilkesi gereği, çok sayıda sektörde aynı anda yatırım yapılarak birbirlerine pazar yaratmaları sağlanmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Kavram analizi yapılması
Büyük İtiş Teorisi'ndeki 'talebin bölünemezliği', pazarın büyüklüğü ve talebin tamamlayıcılığı ile ilgilidir.
Sorunun talep yönlü bir pazar kısıtını sorduğu belirlenmelidir.
2
Rosenstein-Rodan'ın ayakkabı fabrikası örneğinin hatırlanması
Bir ayakkabı fabrikasında çalışan işçiler, kazandıkları gelirin tamamını ayakkabıya harcamazlar; gıda, giyim ve konut gibi farklı ihtiyaçlara yönelirler.
Tek bir sektöre yapılan yatırımın neden kendi kendine yeten bir pazar yaratamayacağı anlaşılmalıdır.
3
Karşılıklı pazar oluşumunun değerlendirilmesi
Eğer aynı anda 100 farklı sektörde yatırım yapılırsa, her sektörün işçisi diğer sektörlerin ürünlerine talep yaratır ve toplam pazar genişler.
Dengeli kalkınma stratejisinin altında yatan 'talebin tamamlayıcılığı' mantığı budur.

Key Concept

Talebin Tamamlayıcılığı ve Pazar Genişliği

Hints

1
Büyük İtiş Teorisi'nde yatırımların neden 'dengeli' ve 'çok sayıda' olması gerektiğini düşünün.
2
Münferit bir ayakkabı fabrikasının, ürünlerini satacak kimse bulamaması durumu hangi kısıtla ilgilidir?
3
Talebin bölünemezliği, işçilerin gelirlerini harcama kalıpları ve pazarın darlığı (market size) ile doğrudan bağlantılıdır.

Practice More

Nurkse'nin 'Dengeli Kalkınma' stratejisi ile Rosenstein-Rodan'ın 'Büyük İtiş' teorisi arasındaki benzerlikleri ve Hirschman'ın bu görüşlere yönelik 'kaynak yetersizliği' eleştirisini inceleyin.
Estimated Time:1m 30s
Question 39Question

Büyük İtiş (Big Push) Teorisi çerçevesinde, az gelişmiş bir ekonominin durağanlıktan kurtularak kendi kendine yeterli bir büyüme sürecine girebilmesi için yatırımların belirli bir kritik eşiğin üzerinde ve çok sayıda sektörde eş anlı olarak yapılmasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ekonomideki üretim ve talep yapısında karşılaşılan bölünemezlikler ile dışsallıklar

Answer

Ekonomideki üretim ve talep yapısında karşılaşılan bölünemezlikler ile dışsallıklar
Büyük İtiş teorisinin ana fikri, kalkınmanın önündeki engellerin ancak büyük ölçekli ve eş anlı yatırımlarla aşılabileceğidir. Bunun temel nedeni ise üretim sürecindeki (özellikle sosyal altyapı), talepteki (pazar hacmi) ve tasarruf arzındaki bölünemezliklerin küçük yatırımları etkisiz kılmasıdır. Çok sayıda sektörde yapılan eş anlı yatırımlar, karşılıklı talep yaratarak pazar sınırlılığını aşar ve pozitif dışsallıklar oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Teorinin temel varsayımını belirleme
Paul Rosenstein-Rodan tarafından geliştirilen Büyük İtiş teorisi, ekonomideki 'bölünemezlikler' (indivisibilities) kavramına dayanır.
Az gelişmiş ülkelerin küçük ölçekli ve kopuk yatırımlarla kalkınamayacağını anlamak için bu kavram kritiktir.
2
Bölünemezlik türlerini sınıflandırma
Üretim fonksiyonundaki bölünemezlik (altyapı yatırımları), talepteki bölünemezlik (pazarın dar olması) ve tasarruftaki bölünemezlikler analiz edilir.
Bu bölünemezlikler aşılmadığı sürece yatırımların marjinal getirisi düşük kalır.
3
Eş anlı yatırımın (Dengeli Kalkınma) mantığını kurma
Çok sayıda sektörde aynı anda yatırım yapıldığında, bir sektörde çalışanlar diğer sektörün ürünlerine talep yaratarak (talep tamamlayıcılığı) dışsallık sağlar.
Böylece pazar genişler ve yatırımlar kârlı hale gelerek kalkınma süreci başlar.

Key Concept

Bölünemezlikler (Indivisibilities) ve Dışsallıklar

Hints

1
Bu teori, yatırımların neden parçalar halinde değil de 'tek bir büyük hamle' olarak yapılması gerektiğini sorgular.
2
Rosenstein-Rodan'ın üzerinde durduğu en önemli kavram, bir malın üretiminin ancak belirli bir ölçekten sonra kârlı hale gelmesini sağlayan yapısal engellerdir.
3
Cevapta 'bölünemezlik' (indivisibility) ve sektörlerin birbirine sağladığı faydayı ifade eden 'dışsallık' terimlerini aramalısın.

Practice More

Büyük İtiş teorisinin 'Dengeli Kalkınma' stratejisindeki yerini ve Hirschman'ın 'Dengesiz Kalkınma' eleştirisini inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:50s
Question 40Question

Raul Prebisch ve Hans Singer tarafından ileri sürülen; az gelişmiş ülkelerin (çevre) ihraç ettiği birincil ürünlerin fiyatlarının, sanayileşmiş ülkelerden (merkez) ithal edilen sanayi ürünlerinin fiyatlarına oranla uzun dönemde düşme eğiliminde olduğunu savunan tez aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Ticaret hadlerinin kötüleşmesi hipotezi

Answer

Raul Prebisch ve Hans Singer tarafından geliştirilen bu yaklaşım, ticaret hadlerinin kötüleşmesi hipotezi olarak adlandırılır.
Doğru cevap olan ticaret hadlerinin kötüleşmesi hipotezi, Prebisch ve Singer'ın temel argümanıdır. Bu teze göre, dünya ekonomisi merkez (sanayileşmiş) ve çevre (az gelişmiş) olarak ikiye ayrılmıştır. Çevre ülkelerin ihraç ettiği hammadde gibi birincil ürünlerin gelir esnekliği düşüktür; bu nedenle dünya geliri arttıkça bu mallara olan talep mamul mallar kadar artmaz, bu da çevre ülkelerin ticaret hadlerinin uzun dönemde bozulmasına yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Temsilcileri ve temel kavramı belirle
Raul Prebisch ve Hans Singer, Bağımlılık Okulu ve Yapısalcı görüşün öncüleridir.
Soruda verilen isimler doğrudan Prebisch-Singer hipotezine işaret etmektedir.
2
İhraç ve ithal edilen malların niteliğini analiz et
Çevre ülkeler birincil ürün (tarım/hammadde) ihraç ederken, merkez ülkeler mamul (sanayi) mal ihraç eder.
Ticaret hadleri, ihraç fiyatlarının ithal fiyatlarına oranıdır (Px/PmP_x / P_m).
3
Fiyat değişim eğilimini yorumla
Birincil ürünlerin fiyatlarının sanayi ürünlerine göre düşmesi, ticaret hadlerinin çevre ülkeler aleyhine bozulması demektir.
Gelir esnekliği düşük olan birincil ürünlerin fiyatları, uzun dönemde sanayi ürünleri kadar artmaz.

Key Concept

Prebisch-Singer Hipotezi (Ticaret Hadlerinin Bozulması)
Estimated Time:45s
PreviousPage 2 / 7Next
Kalkınma Teorileri ve Stratejileri Practice Questions — KPSS İktisat — Page 2 | Examkin