Anarşist düşünürler, özellikle Mikhail Bakunin ve Pierre-Joseph Proudhon, Aydınlanma döneminin "toplum sözleşmesi" kuramlarını "siyasal teoloji"nin modern bir biçimi olarak nitelendirmişlerdir. Bu çerçevede, Jean-Jacques Rousseau'nun "Genel İrade" (General Will) kavramı üzerinden kurgulanan demokratik egemenlik anlayışı da sert bir eleştiriye tabi tutulur. Anarşistlerin, Rousseau’nun "Genel İrade" kavramına dayanan devlet meşruiyetini reddetmelerindeki temel felsefi gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
- İktidarın kaynağı halka dayandırılsa bile, devletin "soyut bir egemenlik" kurgusu üzerinden bireyin somut özerkliğini feda eden hiyerarşik bir baskı mekanizması olmasıAnswer
- BSözleşme sonucunda oluşan devletin, mülkiyet ilişkilerini düzenleyerek işçi sınıfının artı-değerine el koyan bir sömürü aracı haline gelmesi
- CToplumsal düzenin rasyonel işleyişi için gerekli olan uzmanlık otoritesinin ve teknik hiyerarşilerin birey özgürlüğünü imkansız kılması
- DDevletin sadece mülkiyet haklarını korumakla yetinmeyip piyasa süreçlerine müdahale ederek bireysel girişim özgürlüğünü kısıtlaması
- EToplumsal sözleşmenin, tarihsel süreçte oluşmuş geleneksel kurumları ve organik bağları kopararak toplumu köksüz bir bireyciliğe sürüklemesi
Answer
İktidarın kaynağı ne olursa olsun, devletin soyut bir egemenlik kurgusu üzerinden bireyi baskılayan hiyerarşik yapısı nedeniyle Genel İrade kavramı reddedilir.
Doğru yanıt, anarşistlerin devleti hangi formda olursa olsun bireyin özerkliğini gasp eden "soyut bir kurgu" olarak görmelerine odaklanmaktadır. Proudhon ve Bakunin gibi düşünürler, Rousseau’nun 'Genel İrade' kavramının, bireyi gerçekte özgürleştirmediğini; aksine iktidarı anonimleştirerek devlete daha sarsılmaz bir meşruiyet ve baskı gücü kazandırdığını savunurlar. Onlara göre özgürlük, iradenin bir bütüne devredilmesiyle değil, bireyin kendi kararlarını aldığı hiyerarşisiz bir toplumda (an-arkhia) mümkündür.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Anarşizmin Devlet ve Siyasal Teoloji Eleştirisi
Estimated Time:2m 0s