Belediye tüzel kişiliğinin mülkiyetinde bulunan, herhangi bir kamu hizmetinin yürütülmesine tahsis edilmemiş ve halkın doğrudan kullanımına sunulmamış bir taşınmazın (idarenin özel malı) satışı veya kiralanması sürecinde ortaya çıkan hukuki uyuşmazlıkların çözümüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Satış veya kiralama kararından sözleşmenin imzalanmasına kadar olan ihale süreci idari işlemlerden oluştuğu için bu aşamadaki uyuşmazlıklar idari yargıda, sözleşme imzalandıktan sonraki uyuşmazlıklar ise adli yargıda görülür.Answer
- Bİdarenin özel malları üzerindeki tüm tasarruflar kural olarak özel hukuk hükümlerine tabi olduğundan, ihale süreci ve sözleşme aşaması dahil tüm uyuşmazlıklar adli yargının görev alanına girer.
- CTaşınmazın mülkiyeti bir kamu tüzel kişisine ait olduğu için, bu mal üzerindeki her türlü tasarruf kamu gücü kullanımı sayılır ve uyuşmazlıklar yalnızca tam yargı davasına konu edilir.
- DBelediye Kanunu uyarınca belediyeye ait taşınmazlar niteliklerine bakılmaksızın kamu malı sayıldığından, bu mallar üzerinde özel hukuk sözleşmesi akdedilmesi ve mülkiyetin devri yasaktır.
- Eİdarenin özel mallarının yönetimine ilişkin uyuşmazlıklarda, idarenin kusursuz sorumluluğu ilkesi gereği yalnızca Danıştay ilk derece mahkemesi olarak yetkilidir.
Answer
İdarenin özel mallarının ihale süreci idari yargıya, sözleşmenin uygulanması süreci ise adli yargıya tabidir.
İdarenin özel malları üzerindeki tasarruflarda 'ayrılabilir işlem teorisi' geçerlidir. Buna göre, idarenin bir taşınmazı satma veya kiralama yönündeki iradesi ve bu doğrultuda yaptığı ihale işlemleri kamu gücü barındıran idari işlemlerdir. Bu işlemlerin iptali için idari yargıya başvurulur. Ancak taraflar arasında özel hukuk sözleşmesi (satış veya kira sözleşmesi) imzalandıktan sonra, bu sözleşmeden doğan hak ve borçlara ilişkin uyuşmazlıklar adli yargıda çözümlenir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Ayrılabilir İşlem Teorisi ve Özel Malların Hukuki Rejimi