Liberalizm
14 questions
Liberal siyasal teoride 'metodolojik bireycilik' ilkesi, toplumsal ve siyasal olguların ancak bireylerin amaçları, inançları ve eylemleri üzerinden açıklanabileceğini savunur. Bu yaklaşıma göre toplum, bireylerin toplamından farklı ve onlara ontolojik olarak üstün bir varlığa sahip değildir; aksine siyasal düzen, 'atomistik' olarak kabul edilen bireylerin rızasıyla inşa edilen yapay bir yapıdır.
Buna göre, metodolojik bireycilik varsayımından hareket eden liberal düşünce geleneğinde, siyasal meşruiyet ve devletin rolü ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?
Liberal siyaset teorisinde, devletin "tarafsızlığı" ve "müdahale sınırları" konusundaki yaklaşımlar, ideolojinin kendi içindeki evrimini belirleyen temel unsurlardır. Klasik liberal gelenek devletin bireysel özerkliğe saygı göstererek "fırsat eşitliğini" sadece hukuk önünde eşitlik (biçimsel eşitlik) olarak tanımlarken; sosyal liberalizm, bu yaklaşımın toplumsal eşitsizlikler karşısında yetersiz kaldığını ileri sürer.
Buna göre, sosyal (modern) liberalizmin "pozitif özgürlük" ( ) anlayışı çerçevesinde devletin üstlenmesi gereken rol aşağıdakilerden hangisidir?
Liberalizmin tarihsel gelişimi sürecinde, yüzyılın sonlarından itibaren ortaya çıkan sosyal (modern) liberalizm, klasik liberalizmin bazı temel varsayımlarını yeniden yorumlamıştır. Bu dönüşümle birlikte devletin sosyo-ekonomik hayattaki rolü ve özgürlük kavramının içeriği önemli ölçüde değişmiştir. Buna göre, sosyal liberalizmin özgürlük anlayışına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Klasik liberalizm düşüncesinde devletin görev alanının sadece adalet, iç güvenlik ve dış savunma gibi temel kamu hizmetleri ile sınırlandırılmasını savunan ve ekonomik hayata müdahaleyi reddeden devlet modeli aşağıdakilerden hangisidir?
Liberalizmin tarihsel gelişimi içerisinde, klasik liberalizmin 'birey üzerindeki dışsal engellerin yokluğu' olarak tanımladığı özgürlük anlayışı, modern (sosyal) liberalizm ile birlikte 'bireyin kendi potansiyelini gerçekleştirebilmesi için gerekli imkânlara sahip olması' şeklinde evrilmiştir. Bu doğrultuda sosyal liberalizmin; devletin eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik gibi alanlarda düzenleyici ve sağlayıcı bir rol üstlenmesini meşrulaştırmak için başvurduğu temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Bir siyaset bilimi makalesinde, liberal düşünce geleneği içindeki farklılaşmalar şu şekilde analiz edilmiştir:
"A yaklaşımı, bireysel bağımsızlığın temel şartı olarak kişilerin eylemlerine yönelik keyfi dış müdahalelerin olmamasını öngörür ve adil bir toplumun ancak kendiliğinden işleyen piyasa düzeninin korunmasıyla mümkün olacağını savunur. Buna karşılık B yaklaşımı, yalnızca dışsal müdahalelerin yokluğunun gerçek bir serbesti için yetersiz olduğunu; yoksulluk, cehalet ve hastalık gibi yapısal dezavantajların bireyin kendini gerçekleştirme kapasitesini fiilen ortadan kaldırdığını ileri sürerek, söz konusu engelleri giderecek kurumsal mekanizmaların inşa edilmesini talep eder."
Buna göre, makalede bahsedilen A ve B yaklaşımları bağlamında liberal ideoloji ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi kesinlikle doğrudur?
John Stuart Mill'in liberal düşünceye kazandırdığı ve birey-devlet ilişkisinde özgürlüğün sınırlarını çizen "Zarar İlkesi" ( ) uyarınca, uygar bir topluluğun herhangi bir üyesi üzerinde, kendi rızası dışında gücün meşru olarak kullanılabilmesinin tek amacı aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset felsefesinde liberal gelenek, devletin rolü ve özgürlüğün sınırları bağlamında kendi içinde önemli bir kuramsal ayrışma barındırır. John Locke ve Adam Smith gibi düşünürlerin referans alındığı birinci yaklaşım, devleti 'zorunlu bir kötülük' olarak nitelendirip onun yetki alanını adalet ve güvenliğin tesisi ile sınırlı tutmayı hedefler. Buna karşın T.H. Green ve John Rawls gibi düşünürlerin şekillendirdiği ikinci yaklaşım; devletin müdahale alanını eğitim, sağlık ve asgari gelir güvencesi gibi sosyal politikaları kapsayacak biçimde genişletmiştir.
İkinci yaklaşımın (sosyal liberalizmin), birinci yaklaşımdan (klasik liberalizmden) farklılaşırken dayandığı en temel kuramsal argüman aşağıdakilerden hangisidir?
Liberal düşünce geleneğinde, demokratik yönetimlerin sadece "halkın kendi kendisini yönetmesi" veya "sayısal çoğunluğun iradesi" olarak görülmesi bir tehlike olarak nitelendirilir. Bu gelenek; azınlık haklarını ve bireysel farklılıkları koruyamayan, sadece çoğunluğun kararlarına dayanan bir sistemin birey üzerinde baskıcı bir güce dönüşebileceğini savunur.
Liberal düşünürlerin (özellikle Alexis de Tocqueville ve J.S. Mill), demokrasinin bu baskıcı potansiyelini ifade etmek için kullandıkları kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Bir siyaset bilimi sempozyumunda, farklı düşünürlerin devletin rolüne ilişkin görüşleri tartışılmaktadır. Bir konuşmacı şu değerlendirmeyi yapmıştır:
'Bireysel özgürlüğün ve toplumsal gelişmenin teminatı özel mülkiyet ve piyasa ekonomisidir. Ancak özgürlük, yalnızca devlet müdahalesinin ve dışsal zorlamaların yokluğu anlamına gelmez. Bireyin kendi hayat planını çizebilmesi ve potansiyelini gerçekleştirebilmesi için fırsat eşitliğine dayalı sosyo-ekonomik imkânlara da sahip olması gerekir. Bu nedenle devlet; piyasa mekanizmasını ortadan kaldırmadan, dezavantajlı grupların rekabete adil katılımını sağlamak üzere eğitim, sağlık ve asgari gelir gibi alanlarda düzenleyici ve destekleyici bir rol üstlenmelidir. Bu yaklaşım, devleti salt bir «gece bekçisi» olmaktan çıkarır.'
Konuşmacının ifade ettiği bu yaklaşım, siyasal ideolojiler sınıflandırmasında aşağıdakilerden hangisiyle adlandırılmaktadır?
19. yüzyılın sonlarından itibaren T. H. Green ve L. T. Hobhouse gibi düşünürler tarafından savunulan 'Yeni Liberalizm' (Sosyal Liberalizm) akımı, klasik liberalizmin 'negatif özgürlük' ve 'müdahale etmeme' ilkelerini yetersiz bularak eleştirmiştir. Bu yeni yaklaşımda, bireyin sadece yasalar önünde eşit olması veya devletin müdahalesinden uzak kalması, gerçek anlamda özgür olması için yeterli görülmemiştir.
Buna göre, sosyal liberalizmin devletin sosyo-ekonomik hayata müdahalesini meşrulaştırırken dayandığı temel felsefi gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Liberal siyasal teorinin temel kabullerinden biri olan 'hakkın iyiye önceliği' ( ) ilkesi, devletin tarafsızlığı () düşüncesinin felsefi temelini oluşturur. Bu ilke uyarınca, modern bir liberal devlette siyasal ve hukuki düzenin kurgulanmasına ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Liberal siyasal düşüncede "devletin tarafsızlığı" ilkesi, Klasik ve Sosyal Liberalizm tarafından farklı şekillerde yorumlanmaktadır. Sosyal (Modern) Liberalizm; devletin sadece yasalar önünde eşitliği sağlamakla (biçimsel tarafsızlık) yetinmeyip, bireylerin kendi yaşam planlarını hayata geçirebilmeleri için gerekli olan temel kapasitelerin gelişimine yönelik aktif müdahalelerde bulunması gerektiğini savunur. Buna göre, Sosyal Liberalizmin devlet müdahalesini "tarafsızlık" ilkesiyle uyumlu hale getiren temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Siyaset biliminde liberalizm ve demokrasi kavramları arasındaki teorik ayrım, iktidarın kaynağı ile sınırları arasındaki farka dayanır. Demokrasi 'iktidar kimin elindedir?' sorusuyla ilgilenirken, liberalizm asıl olarak 'iktidarın yetki sınırları nerede biter?' sorusuna odaklanır. Buna göre, liberal düşüncenin bir yönetim biçimi olarak demokrasiye eklemlediği ve iktidarın her türlü eyleminin bireysel temel hak ve özgürlüklerle sınırlandırılması gerektiğini savunan temel ilke aşağıdakilerden hangisidir?