Siyaset Biliminin Temel Kavramları

152 questions

Question 121Question

Siyaset bilimi literatüründe siyasetin kapsamı; 'alan' (arena) odaklı ve 'süreç' (process) odaklı yaklaşımlar üzerinden tartışılmaktadır. Siyaseti bir 'arena' olarak gören geleneksel yaklaşım, siyasal olanı devlet ve hükümet kurumlarının kamusal faaliyetleriyle sınırlarken; feminist düşünürlerin 'kişisel olan politiktir' (the personal is political) argümanı bu sınırları sorunsallaştırarak siyasetin kapsamını yeniden tanımlamıştır.

Feminist yaklaşımın siyasetin tanımı ve kapsamına getirdiği bu eleştiri dikkate alındığında, siyasetin sınırlarının genişletilmesine yönelik öne sürülen temel iddia aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Aile ve ev içi gibi özel alanlarda kurulan hiyerarşik güç ve tahakküm ilişkilerinin de siyasal analizin bir parçası olması gerektiği

Answer

Siyasetin kapsamını özel alandaki (aile, ev içi) güç ve tahakküm ilişkilerini içerecek şekilde genişleten yaklaşım temel iddiayı oluşturur.
Siyaseti toplumsal bir süreç olarak gören geniş kapsamlı yaklaşımlar, iktidarın sadece resmi devlet kurumlarında değil, sosyal ilişkilerin her boyutunda (aile, iş yeri vb.) mevcut olduğunu savunur. Feministlerin 'kişisel olan politiktir' savı, özel alandaki tahakküm ilişkilerinin siyasetin dışında bırakılamayacağını, dolayısıyla siyasal analizin kapsamının bu alanları da içermesi gerektiğini vurgular.

Step-by-Step Solution

1
Siyasetin geleneksel 'arena' (alan) tanımını analiz etmek
Geleneksel tanımın siyaseti sadece devlet ve kamusal kurumlarla sınırladığı görülür.
Sorunun temelini oluşturan sınırlılığı anlamak için gereklidir.
2
'Kişisel olan politiktir' argümanının içeriğini değerlendirmek
Bu argümanın, özel alan olarak görülen ilişkilerdeki güç dinamiklerini siyasal bir mesele haline getirdiği saptanır.
Siyasetin kapsamının neden genişletildiğini kavramak için kritik adımdır.
3
Güç ve iktidar ilişkilerinin toplumsal yayılımını belirlemek
İktidarın sadece kurumlarda değil, sosyal yaşamın her aşamasında ve aile içinde de mevcut olduğu sonucuna ulaşılır.
Siyasetin 'süreç' olarak tanımlanmasının mantıksal sonucudur.

Key Concept

Siyasetin Kapsamı: Arena vs. Süreç ve Özel-Kamusal Ayrımının Eleştirisi

Alternative Method

Siyaseti 'devlet yönetme sanatı' (arena) ve 'güç/kaynak dağılımı' (süreç) olarak ikiye ayırıp, ikinci tanımın hangi sosyal alanları kapsadığını düşünerek cevaba ulaşılabilir.
Estimated Time:2m 0s
Question 122Question

Demokratik usullerle göreve gelmiş bir siyasi lider, görev süresi boyunca yürürlükteki mevzuatta kendisine geniş idari yetkiler tanıyan yapısal değişiklikleri hukuki prosedürlere kusursuz biçimde uyarak gerçekleştirmiştir. Liderin aldığı kararlar pozitif hukuka ve anayasal kurallara tamamen uygun olmasına rağmen, toplum nezdinde bu yetki kullanımının haklılığına ve adilliğine olan inanç kaybolmuş; halkın rızasının ortadan kalkmasıyla geniş çaplı sivil itaatsizlikler başlamış ve devletin karar alma mekanizmaları işlemez hale gelmiştir.

Max Weber'in otorite tipolojisi ve modern devlet kuramı çerçevesinde değerlendirildiğinde, bu siyasal sistemin içine düştüğü durumu en iyi açıklayan ifade aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yönetimin eylemleri yasallık (legality) şartını sağlasa da yönetilenlerin rızasına dayanan meşruiyet (legitimacy) ortadan kalktığı için sistem bir meşruiyet krizine sürüklenmiştir.

Answer

Yönetimin eylemlerinin hukuki usullere (yasallığa) uymasının tek başına yeterli olmadığı, halkın rızası ve inancının (meşruiyetin) kaybolmasıyla sistemin meşruiyet krizine girdiği ifade edilmektedir.
Doğru seçenek, Max Weber'in siyaset bilimi literatürüne kazandırdığı meşruiyet ve yasallık arasındaki hassas dengeyi doğru yansıtmaktadır. Bir kuralın veya kararın sadece şeklen yasalara uygun olması (yasallık/legality), o kararın toplum tarafından adil ve haklı bulunarak benimsenmesini (meşruiyet/legitimacy) garanti etmez. Toplumun rızasının çözüldüğü ve devletin kurumsal işleyişinin durduğu senaryo, tipik bir meşruiyet krizi tablosudur.

Step-by-Step Solution

1
Senaryodaki iktidarın eylemlerinin niteliğini tespit et
Liderin aldığı kararlar pozitif hukuka ve anayasal prosedürlere tamamen uygundur. Bu durum 'yasallık (legality)' şartının sağlandığını gösterir.
Olayı analiz edebilmek için eylemin hukuki zeminini belirlemek gerekir.
2
Toplumun iktidara yönelik tepkisini incele
Toplum, kuralların yasal olmasına rağmen adil olmadığına inanmış, rızasını geri çekmiş ve itaati reddetmiştir.
Max Weber'in otorite kavramı, itaat edenlerin bu itaati içselleştirmesine (meşruiyete) dayanır.
3
Yasallık ile meşruiyet arasındaki ilişkiyi kur
Salt yasallığın, yönetme yetkisi için yeterli olmadığı; rızanın (meşruiyetin) yokluğunda otoritenin çökeceği anlaşılır. Bu durum siyaset biliminde 'meşruiyet krizi' olarak tanımlanır.
Sorunun çözümünde kavramsallaştırmanın doğru yapılması esastır.

Key Concept

Meşruiyet, Yasallık ve Meşruiyet Krizleri
Estimated Time:1m 30s
Question 123Question

Bir ülkede yürütülen siyaset sosyolojisi saha çalışmasında; halkın devlet organlarının varlığını ve meşruiyetini tamamen kabullendiği, hükümetin aldığı kararların ve uyguladığı politikaların günlük yaşamlarına etkilerini yakından takip ettiği raporlanmıştır. Bireylerin vergi verme ve kanunlara itaat etme konusunda yüksek bir duyarlılık gösterdiği görülmüştür. Buna karşın, bireylerin siyasal kararları şekillendirmek amacıyla örgütlenme, karar alıcılara talepte bulunma veya sürece müdahil olma kapasitelerine (siyasal öz-yeterlik) dair neredeyse hiçbir inanç taşımadıkları saptanmıştır.

Almond ve Verba'nın siyasal kültür tipolojisi temel alındığında, bu ülkede gözlemlenen hâkim siyasal kültür türü ile vatandaşlarda eksik olan yönelim (oryantasyon) boyutu aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla ve doğru olarak verilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Tabiiyetçi (Uyruk) Kültür – Siyasal sisteme girdi sağlama ve aktif özne olma yönelimi

Answer

Doğru seçenek, toplumun tabiiyetçi (uyruk) kültür özellikleri gösterdiğini ve siyasal sisteme girdi sağlama ile aktif özne olma yöneliminden yoksun olduğunu belirten seçenektir.
Almond ve Verba'nın 'The Civic Culture' adlı çalışmalarında siyasal kültürler; sisteme, girdilere, çıktılara ve aktif özne olarak bireyin kendisine yönelik yönelimlerine göre üçe ayrılır. Bireylerin devletin varlığının farkında olduğu, yasa ve otorite kararlarından (çıktılardan) haberdar olup bunlara titizlikle itaat ettiği, ancak siyasaya etki etmek için örgütlenmediği ve kendini bir etkileyici olarak görmediği model 'Tabiiyetçi (Uyruk) Kültür'dür. Bu modelin katılımcı kültürden en büyük farkı, siyasal sisteme talep iletme (girdi) ve katılımcı bir özne olma yöneliminin eksikliği olmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Senaryodaki halkın siyasal sisteme (genel obje) ve çıktılara (yasalar, kararlar) yönelik tutumunu analiz et.
Halk otoriteyi meşru kabul ediyor ve yasalara uyuyor. Demek ki sisteme ve çıktılara yönelik yönelim (oryantasyon) yüksektir.
Almond ve Verba'nın tipolojisinde ilk ayrım, bireylerin merkezi otoritenin varlığından ve ürettiği kararlardan haberdar olup olmamasıdır.
2
Halkın siyasal mekanizmalara talep iletme (girdi) ve kendini etkili bir aktör olarak görme (aktif özne) durumunu değerlendir.
Örgütlenme ve karar alıcılara talepte bulunma kapasitesine (siyasal öz-yeterlik) inanç yoktur. Girdi nesnelerine ve aktif özne olmaya yönelik yönelim düşüktür.
Siyasal kültürün türünü belirleyen temel faktör, bireyin yalnızca itaat eden bir nesne mi yoksa sistemi etkileyen bir özne mi olduğudur.
3
Elde edilen bu oryantasyon matrisini Almond ve Verba'nın kavramlarıyla eşleştir.
Çıktıya duyarlı ancak girdiye kapalı olan bu model 'Tabiiyetçi (Uyruk) Kültür'dür. Eksik olan unsur ise karar süreçlerine etki etme, yani girdi sağlama ve aktif özne olma yönelimidir.
Yerel kültürde hiçbir yönelim yokken, katılımcı kültürde tüm yönelimler yüksektir. Sadece çıktıya odaklı pasif itaatkârlık tabiiyetçi kültürü tanımlar.

Key Concept

Siyasal Kültür Sınıflandırmaları (Almond ve Verba)
Question 124Question

Siyasal toplumsallaşma literatüründe; bireyin çocukluk evresinde aile gibi birincil gruplardan edindiği temel değerler ile yetişkinlik evresinde okul, işyeri veya ordu gibi ikincil kurumlarda karşılaştığı otorite kalıpları ve siyasal beklentiler arasındaki uyumsuzluk "siyasal toplumsallaşmada süreksizlik" (discontinuity) olarak tanımlanır. Buna göre, toplumsallaşma sürecinde yaşanan bu tür bir süreksizliğin, bireyin siyasal sistemle olan ilişkisinde yaratması beklenen temel sonuç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Siyasal değerler arasında bir çatışma yaşanması ve sisteme yönelik yabancılaşmanın artması

Answer

Siyasal değerler arasında bir çatışma yaşanması ve sisteme yönelik yabancılaşmanın artması
Siyasal toplumsallaşma araçları (aile, okul, medya vb.) arasındaki değer uyumu, istikrarlı bir siyasal kültürün temelidir. Eğer birey, ailesinde (birincil araç) katılımcı bir kültürle yetişip ikincil kurumlarda (okul, işyeri) baskıcı ve otoriter bir yapıyla karşılaşırsa, bu durum 'süreksizlik' yaratır. Literatüre göre bu uyumsuzluk, bireyin siyasal sisteme olan inancını sarsar ve sistemden duygusal/bilişsel olarak kopmasına (siyasal yabancılaşma) yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Siyasal toplumsallaşmada 'süreksizlik' (discontinuity) kavramının tanımını analiz etmek.
Süreksizlik, farklı toplumsallaşma araçlarının (aile vs. kurumlar) birbirine zıt değerler aşılamasıdır.
Sorunun temelini oluşturan kavramın kapsamını belirlemek gerekir.
2
Birincil ve ikincil araçlar arasındaki değer çatışmasının birey üzerindeki etkisini değerlendirmek.
Birey, içselleştirdiği demokratik veya otoriter değerler ile sistemin gerçek uygulamaları arasında bir çelişki yaşar.
Siyaset bilimi literatüründe bu çelişki 'bilişsel uyumsuzluk' olarak ele alınır.
3
Bu çelişkinin siyasal sistem üzerindeki uzun vadeli sonuçlarını belirlemek.
Bireyin sisteme duyduğu güven azalır, bu da yabancılaşma (alienation) ve meşruiyet kaybı ile sonuçlanır.
Süreksizlik, siyasal istikrarın önündeki en büyük engellerden biri kabul edilir.

Key Concept

Siyasal Toplumsallaşmada Süreksizlik ve Siyasal Yabancılaşma İlişkisi

Practice More

Siyasal toplumsallaşmada 'süreksizlik' kavramı ile Harry Eckstein'ın 'Uyum Kuramı' (Congruence Theory) arasındaki ilişkiyi inceleyerek meşruiyet krizlerini analiz ediniz.
Estimated Time:1m 50s
Question 125Question

Bir birey; çocukluk döneminde evdeki ebeveyn-çocuk ilişkisi üzerinden genel itaat kurallarını, hiyerarşiyi ve otoriteye saygı duymayı hiçbir siyasi içerik olmadan öğrenmiştir. Aynı birey, üniversite yıllarında üyesi olduğu bir gençlik derneğinde düzenlenen seminerler aracılığıyla demokratik katılımın önemi, anayasal haklar ve oy verme davranışının etkileri üzerine spesifik ve bilinçli eğitimler almıştır.

Bu senaryoda anlatılan değer ve tutum aktarımı süreçleri, siyasal toplumsallaşmanın işleyiş biçimi (yöntemi) açısından sırasıyla aşağıdaki kavramlardan hangileriyle tanımlanır?

Show answer & explanation

Answer: Örtük (dolaylı) toplumsallaşma – Açık (doğrudan) toplumsallaşma

Answer

Doğru eşleştirme 'Örtük (dolaylı) toplumsallaşma – Açık (doğrudan) toplumsallaşma' seçeneğidir.
Siyasal toplumsallaşmada işleyiş biçimi (yöntem), aktarılan içeriğin doğrudan siyasi olup olmamasına göre tasnif edilir. Ailedeki otorite ve itaat ilişkisi, siyasi bir niyet taşımadan genel bir sosyal değer aktardığı için 'örtük (dolaylı)' toplumsallaşmadır. Öğrenilen bu genel itaat kalıpları ileride devlet otoritesine bakışı şekillendirir. İkinci örnekteki gençlik derneğinde ise anayasal haklar ve oy verme gibi doğrudan siyasal hedefleri olan spesifik eğitimler verildiği için bu durum 'açık (doğrudan)' toplumsallaşmadır.

Step-by-Step Solution

1
Senaryodaki birinci durumu analiz etme.
Aile içindeki otorite kurallarının hiçbir siyasi içerik taşımadan öğrenildiği tespit edilir.
Siyasi içerik ve niyet taşımayan, ancak bireyin gelecekteki siyasal tutumlarına altyapı oluşturan genel değer aktarımları 'örtük (dolaylı)' toplumsallaşma olarak adlandırılır.
2
Senaryodaki ikinci durumu analiz etme.
Gençlik derneğinde anayasal haklar ve oy verme üzerine doğrudan eğitim alındığı tespit edilir.
Siyasi amacı, içeriği ve yönelimi net olan pedagojik veya kurumsal aktarımlar 'açık (doğrudan)' toplumsallaşma olarak adlandırılır.
3
Soru kökündeki kısıtlayıcı ifadeyi değerlendirme.
Sorunun toplumsallaşma araçlarının yapısını değil, 'işleyiş biçimi ve yöntemini' sorduğu dikkate alınır.
Bu dikkat, 'birincil-ikincil' gibi araç odaklı güçlü çeldiricilerin elenerek doğrudan işleyiş odaklı doğru cevaba ulaşılmasını sağlar.

Key Concept

Siyasal Toplumsallaşmanın İşleyiş Biçimleri (Açık ve Örtük Toplumsallaşma)
Question 126Question

Max Weber’in otorite tipolojisinde; meşruiyetin kaynağı olarak belirli kişilerin üstün nitelikleri veya geleneklerin sürekliliği yerine, rasyonel bir şekilde oluşturulmuş nesnel ve soyut hukuk kurallarına duyulan inanç ön plandadır. Bu sistemde bireyler, yöneticinin şahsına değil, o kişinin işgal ettiği makamın yasal yetkisine itaat ederler. Buna göre, yukarıda temel özellikleri belirtilen otorite türü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yasal-rasyonel otorite

Answer

Yasal-rasyonel otorite
Yasal-rasyonel otoritede meşruiyetin temeli, rasyonel esaslara göre düzenlenmiş, yazılı ve genel hukuk kurallarıdır. Bu sistemde bireyler belirli bir şahsa olan bağlılıkları nedeniyle değil, o şahsın işgal ettiği makamın yasalara uygun olarak yetkilendirilmiş olması nedeniyle itaat ederler. Bu durum modern devletin ve bürokrasinin temel işleyiş prensibidir.

Step-by-Step Solution

1
Otoritenin meşruiyet kaynağını belirleyin.
Meşruiyet kaynağının 'rasyonel kurallar' ve 'soyut hukuk' olduğu görülmektedir.
Weber'in sınıflandırmasında temel ayrım noktası meşruiyetin dayanağıdır.
2
İtaatin kime veya neye gösterildiğini analiz edin.
İtaatin 'kişiye' değil, 'makama ve yasal yetkiye' gösterildiği anlaşılmaktadır.
Modern bürokratik devlet yapısının temel özelliği gayrişahsi (impersonal) olmasıdır.
3
Bulunan özellikleri Max Weber'in üçlü tipolojisiyle eşleştirin.
Hukuk kurallarına ve liyakate dayalı bu yapı yasal-rasyonel otorite ile eşleşir.
Diğer otorite türleri (geleneksel ve karizmatik) kişisel bağlara veya geçmişe dayanırken, yasal-rasyonel otorite kurallara dayanır.

Key Concept

Yasal-Rasyonel Otorite (Meşruiyetin rasyonel hukuk kurallarına ve liyakate dayalı olması)
Estimated Time:1m 15s
Question 127Question

Siyasetin tanımı ve kapsamına dair yaklaşımlardan biri, siyaseti toplumdaki çatışan çıkarların şiddet dışı yöntemlerle, müzakere ve diplomasi yoluyla dengelenmesi olarak görür. Bu anlayışa göre siyaset, farklılıkların bir arada yaşamasını mümkün kılan 'olanaklı olanın sanatı' ve toplumsal bir uzlaşı zeminidir. Siyaseti bir baskı veya tahakküm aracı olmaktan ziyade, farklı toplumsal kesimlerin taleplerini barışçıl bir süreçle yönetme faaliyeti olarak tanımlayan bu yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Siyaseti bir 'uzlaşma ve oydaşma' süreci olarak gören yaklaşım

Answer

Siyaseti bir uzlaşma ve oydaşma süreci olarak gören yaklaşım
Siyaseti bir uzlaşma ve oydaşma süreci olarak gören yaklaşım, siyaseti toplumdaki kaçınılmaz çıkar çatışmalarının şiddete başvurmadan, karşılıklı tavizler ve müzakereler yoluyla yönetilmesi sanatı olarak tanımlar. Bernard Crick'in 'Siyasete Övgü' adlı eserinde vurguladığı gibi siyaset, farklılıkların yok edilmesi değil, bu farklılıkların bir arada var olabilmesi için gerekli olan 'birleştirici tutkal'dır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki anahtar ifadelerin analiz edilmesi
'Müzakere', 'diplomasi', 'olanaklı olanın sanatı' ve 'uzlaşı zemini' kavramları tespit edildi.
Soruda tanımlanan özgün siyaset yaklaşımını belirlemek için metindeki kavramsal ipuçlarını ayrıştırmak gerekir.
2
Kavramların siyaset bilimi literatüründeki karşılığının belirlenmesi
Bu kavramların Bernard Crick gibi düşünürler tarafından savunulan 'uzlaşma ve oydaşma' modeline karşılık geldiği saptandı.
Siyasetin 'iktidar' (güç) veya 'arena' (devlet) odaklı tanımlarından ayrılan barışçıl süreç odağını bulmak gerekir.
3
Seçenekler arasında kavramsal eşleştirme yapılması
Tanımlanan barışçıl çözüm ve müzakere süreci, siyaseti uzlaşma ve oydaşma olarak gören seçenekte açıkça belirtilmiştir.
Doğru kuramsal kategoriyi işaretlemek için seçenekler elenir.

Key Concept

Siyasetin Uzlaşma ve Oydaşma Olarak Tanımı
Question 128Question

Siyasal toplumsallaşma literatüründe araçlar; aktarımın niteliğine göre doğrudan (açık) ve dolaylı (örtük) olarak iki temel kategoride incelenmektedir. Okul, modern toplumlarda hem devletin resmi ideolojisini ve siyasal bilgileri aktaran 'açık' bir kanal hem de kurumsal iklimiyle siyasal tutumları şekillendiren 'örtük' bir mekanizma olarak işlev görür. Buna göre, aşağıdakilerden hangisi okulun siyasal toplumsallaşma sürecindeki 'açık (doğrudan)' işlevine bir örnek teşkil eder?

Show answer & explanation

Answer: Eğitim müfredatında yer alan vatandaşlık bilgisi derslerinde devletin kurumlarının ve işleyişinin teorik olarak öğretilmesi

Answer

Eğitim müfredatında yer alan vatandaşlık bilgisi derslerinde devletin kurumlarının ve işleyişinin teorik olarak öğretilmesi seçeneği, okulun 'açık' toplumsallaşma işlevini yansıtmaktadır.
Doğru cevap olan ifade, okulun kurumsal yapısı içinde bilinçli, planlı ve belirli bir siyasal içeriğe (devletin kurumları ve işleyişi) yönelik yürütülen eğitim faaliyetini tanımlamaktadır. Siyaset bilimi literatüründe bu tür müfredat tabanlı faaliyetler 'açık (manifest)' siyasal toplumsallaşma olarak adlandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Kavramsal Tanımlama
Siyasal toplumsallaşma araçları (aile, okul, medya vb.) incelenirken 'açık' ve 'örtük' ayrımı yapılır. Açık araçlar doğrudan siyasal içerik sunarken, örtük araçlar siyasal olmayan yollarla siyasal sonuçlar doğurur.
Sorunun kökünde istenen 'açık' işlevin sınırlarını belirlemek için gereklidir.
2
Okulun Fonksiyonlarını Analiz Etme
Okulun 'açık' işlevi müfredat ve ders kitaplarıdır; 'örtük' işlevi ise disiplin, hiyerarşi ve sosyal iklimdir.
Okulun her iki yönünü de barındıran seçenekler arasında ayrım yapabilmek için bu analiz kritiktir.
3
Seçenek Eleme ve Doğrulama
Vatandaşlık bilgisi dersi gibi doğrudan siyasi sistem bilgisini içeren planlı faaliyet 'açık' işlev olarak tespit edilir.
Kasıtlı ve bilinçli siyasi eğitim, açık toplumsallaşmanın temel göstergesidir.

Key Concept

Siyasal Toplumsallaşma Araçları (Açık ve Örtük Aktarım)

Practice More

Bireyin birincil (aile) ve ikincil (okul, medya) toplumsallaşma araçları arasındaki değer çatışmalarını (discontinuity) inceleyen soruları çözebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 129Question

Siyaset bilimi ve kamu hukuku öğretisinde klasik egemenlik anlayışı, devletin sınırları içindeki en üstün, mutlak ve sınırlandırılamaz güç olduğunu savunur. Ancak modern anayasal devlette, egemen gücün (devletin) bizzat kendi koyduğu yasalara ve taraf olduğu uluslararası hukuk kurallarına nasıl tabi olacağı sorunu ortaya çıkmıştır. Başta Georg Jellinek olmak üzere 19. yüzyıl Alman kamu hukuku ekolü tarafından sistemleştirilen; devletin üstün irade olma vasfını kaybetmeksizin, yine kendi özgür iradesiyle yarattığı hukuk düzeniyle kendisini bağladığını ve böylece keyfiliğin önlendiğini öne süren kuramsal yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Otokısıtlama (kendi kendini sınırlama) kuramı

Answer

Doğru yanıt, devletin bizzat kendi yarattığı hukuk kurallarıyla kendi gücünü sınırlandırmasını ifade eden 'Otokısıtlama (kendi kendini sınırlama) kuramı'dır.
Doğru yanıt olan otokısıtlama (kendi kendini sınırlama) kuramı, 19. yüzyılda Georg Jellinek gibi Alman kamu hukukçuları tarafından formüle edilmiştir. Bu teoriye göre, egemenliğin mutlaklığı ile hukukun üstünlüğü çelişmez; çünkü devlet en üstün otorite olmakla birlikte, uygar bir varlık olarak, kendi iradesiyle koyduğu yasalara uyacağını yine kendi iradesiyle taahhüt eder ve kendini sınırlandırır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki temel problemi analiz etme
Sorunun, mutlak ve üstün bir güç olan devletin, nasıl olup da hukuk kurallarına uyduğunu ve hukuk devleti ilkesini benimsediğini açıklayan teoriyi sorduğu tespit edilir.
Egemenlik kavramının modern anayasal sistemlerle uyumlaştırılma mekanizmasını belirlemek için.
2
Anahtar kelimeleri ve düşünürleri belirleme
Soru kökünde yer alan 'Georg Jellinek', 'kendi özgür iradesiyle yarattığı hukuk düzeniyle kendisini bağlama' ifadelerinin otokısıtlama (kendi kendini sınırlama - auto-limitation) kavramına işaret ettiği saptanır.
Teoriler arasında doğru olanı bulmak için düşünür-kavram eşleşmesi yapmak gereklidir.
3
Çeldiricileri eleme
Çoğulcu yaklaşımın iktidarı bölmeyi savunduğu, mutlak egemenlik doktrininin ise sınırlandırmayı tümden reddettiği hatırlanarak bu seçenekler elenir. Weber'in rasyonel-yasal otoritesinin sosyolojik bir itaat temeli olduğu fark edilir.
Yanlış kavramları eleyerek Otokısıtlama kuramının doğruluğunu teyit etmek için.

Key Concept

Egemenliğin Sınırlandırılması ve Otokısıtlama (Auto-limitation)
Question 130Question

Bir ülkede anayasal düzenin askıya alınmasını gerektiren varoluşsal bir kriz yaşanmıştır. Bu kriz anında, yürütme organı anayasada açıkça düzenlenmemiş olmasına rağmen olağanüstü yetkiler kullanarak yasama erkini devralmış ve devleti korumak adına mevcut normatif hukukun dışına çıkmıştır. Bu durumu analiz eden bir siyaset bilimci şu tespiti yapmıştır: *'Gerçek egemenliğin kimde olduğu, sistemin normal işleyişinde değil, hukuk kurallarının yetersiz kaldığı bu tür sınır durumlarında ortaya çıkar. Çünkü nihai yetki, hukuku kimin uyguladığında değil, hukukun ne zaman ve hangi şartlarda askıya alınacağına kimin karar verdiğinde gizlidir.'*

Buna göre, siyaset bilimcinin analizinde dayandığı egemenlik kuramı ve bu kuramın öncüsü olan düşünür aşağıdakilerin hangisinde doğru eşleştirilmiştir?

Show answer & explanation

Answer: Kararcılık (Dezisyonizm) kuramı - Carl Schmitt

Answer

Siyaset bilimcinin analizi, egemenliği 'istisna haline (olağanüstü duruma) karar verme yetkisi' olarak tanımlayan Carl Schmitt'in Kararcılık (Dezisyonizm) kuramına dayanmaktadır.
Parçada anlatılan durum, siyaset felsefesinde doğrudan Carl Schmitt'in 'Kararcılık' (Dezisyonizm) kuramını ve onun 'istisna hali' (olağanüstü hal) kavramını yansıtmaktadır. Schmitt'e göre egemenlik, anayasanın olağan işleyişinde değil, devletin bekası için hukukun tümüyle askıya alındığı bir kriz anında, bu askıya alma işini yapacak ve krizin bittiğine karar verecek iradenin kendisidir. Bu nedenle doğru eşleştirme Kararcılık ve Carl Schmitt'tir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki temel felsefi argümanı belirle.
Argüman, egemenliğin normal hukuk kuralları içinde değil, hukukun yetersiz kaldığı olağanüstü durumlarda (sınır durumlarında) hukuku askıya alma yetkisiyle ortaya çıktığıdır.
Sorunun çözüm anahtarı, anayasal düzenin dışına çıkabilme gücünün kimde olduğuna odaklanan siyaset felsefesi yaklaşımını tespit etmektir.
2
Bu argümanı siyaset bilimi düşünürleri ve teorileri ile eşleştir.
Bu yaklaşım, ünlü 'Egemen, istisnaya karar verendir' sözünün sahibi Carl Schmitt'e aittir.
Schmitt, liberal normativizmin (Kelsen) aksine, devletin temelinde hukuki bir normun değil, politik bir 'karar'ın yattığını savunur.
3
Düşünürün kuramının adını seçenekler arasından doğrula.
Schmitt'in bu yaklaşımı siyaset biliminde Kararcılık (Dezisyonizm) olarak adlandırılmaktadır.
Seçeneklerde teori ve düşünür eşleştirmesinin tam ve eksiksiz olması gerekmektedir.

Key Concept

İstisna Hali ve Kararcılık (Dezisyonizm)
Question 131Question

Merkeziyetçi bir devlet, formel eğitim sistemi ve geleneksel kitle iletişim araçları üzerinde sıkı bir denetim kurarak tek tip bir ulusal kimlik ve devlete kayıtsız şartsız itaat öngören resmi bir siyasal toplumsallaşma programı uygulamaktadır. Ancak ülkedeki genç nüfus, ağırlıklı olarak merkezi denetimden uzak, küresel sosyal medya platformlarında ve dijital oyun topluluklarında etkileşime girmektedir. Bu dijital ağlardaki sansürsüz içerikler ve akran iletişimleri üzerinden gençler; devletin resmi müfredatının tam aksine çoğulcu, eleştirel ve kozmopolit siyasal değerler edinmektedir. Bu senaryodaki siyasal toplumsallaşma süreci dikkate alındığında, aşağıdaki çıkarımlardan hangisi siyaset bilimi literatürüne göre doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: İkincil bir toplumsallaşma aracı olan yeni medya ve dijital akran ağları, devletin yürüttüğü resmi ve açık siyasal toplumsallaşma çabalarına karşı dirençli bir alternatif kültür üretmiştir.

Answer

İkincil bir toplumsallaşma aracı olan yeni medya ve dijital akran ağlarının, devletin yürüttüğü resmi ve açık siyasal toplumsallaşma çabalarına karşı dirençli bir alternatif kültür ürettiğini ifade eden seçenektir.
Siyaset biliminde siyasal toplumsallaşma tek yönlü ve pürüzsüz bir süreç değildir. Devlet, okul gibi formel araçlarla 'açık (manifest)' toplumsallaşma yoluyla kendi ideolojisini dayatmaya çalışsa da; medya, akran grupları ve sivil toplum gibi diğer 'ikincil (secondary)' araçlar buna direnebilir ve farklı siyasal değerlerin (çoğulculuk, eleştirellik) yeşermesini sağlayabilir. Bu durum, toplumsallaşma araçları arasındaki rekabeti ve yeni medyanın bağımsız bir kültür inşa etme gücünü eksiksiz özetler.

Step-by-Step Solution

1
Senaryodaki temel çatışma unsurlarını tespit et.
Devlet (okul ve geleneksel medya aracılığıyla) itaatkâr bir kültür yaratmaya çalışırken, gençler (sosyal medya ve akran ağları aracılığıyla) eleştirel ve çoğulcu değerler benimsemektedir.
Toplumsallaşma sürecinde hangi aktörlerin hangi değerleri aktardığını belirlemek sorunun çözüm anahtarıdır.
2
Aktörlerin siyaset bilimi literatüründeki yerini sınıflandır.
Okul ve medya ikincil toplumsallaşma araçlarıdır. Devletin okuldaki eğitimi 'açık (doğrudan) toplumsallaşma' örneğidir. Yeni medya da güçlü bir ikincil araçtır.
Seçeneklerdeki kavramsal eşleştirmelerin doğruluğunu teyit etmek için bu sınıflandırma şarttır.
3
Yanlış seçeneklerdeki kavramsal hataları (apati, tabiiyetçi kültür, parti tanımı) ele.
Gençlerin yeni değerler edinmesi apati değildir; itaatkâr kültür katılımcı kültüre uymaz; sosyal medya platformları siyasi parti değildir ve toplumsallaşma sadece aile ile sınırlı değildir.
Çeldiricilerdeki spesifik terminolojik hataları ayıklayarak doğru ve en kapsamlı analize ulaşılır.

Key Concept

Siyasal Toplumsallaşma Araçlarının Rekabeti ve İkincil Araçların Rolü
Estimated Time:1m 30s
Question 132Question

Siyaset biliminde Max Weber'in otorite sınıflaması, modern siyasal sistemlerin meşruiyet temellerini anlamak için temel bir referanstır. Bu sınıflamada yer alan "yasal-rasyonel otorite" tipinde, bireylerin yönetenlere itaat etmelerinin altında yatan temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Yönetenlerin şahsi üstünlükleri yerine, liyakate dayalı ve rasyonel kurallar çerçevesinde belirlenmiş olan makama duyulan saygı

Answer

Bireylerin liyakate dayalı, rasyonel kurallarla belirlenmiş makama ve hukuk normlarına duyduğu saygı
Max Weber'e göre yasal-rasyonel otorite, modern devletin ve bürokrasinin temelidir. Bu sistemde itaatin odağı belirli bir kişinin kutsallığı veya geleneğin dokunulmazlığı değil, rasyonel bir biçimde oluşturulmuş hukuk normlarıdır. Bireyler, makam sahibine şahsen değil, o makamın hukuki yetkilerine saygı duydukları için itaat ederler. Bu durum otoritenin gayrişahsi (impersonal) karakterini oluşturur.

Step-by-Step Solution

1
Otorite ve iktidar kavramlarını birbirinden ayırın
İktidar fiili bir güç iken, otorite bu gücün yönetilenler tarafından 'meşru' kabul edilmesidir.
Soruda sorulan itaat gerekçesi meşruiyetin kaynağıyla doğrudan ilişkilidir.
2
Weber'in yasal-rasyonel otorite tipolojisinin temel niteliğini belirleyin
Bu otorite tipinde meşruiyet; şahıslardan değil, önceden belirlenmiş genel ve soyut kurallardan (hukuk) gelir.
Yasal-rasyonel otoriteyi geleneksel ve karizmatik olandan ayıran temel fark 'gayrişahsilik' ilkesidir.
3
İtaatin yöneldiği hedefi analiz edin
Kişiler yöneticiye değil, yöneticinin oturduğu 'makama' ve o makamın yasal sınırlarına itaat ederler.
Modern bürokratik devlet yapısının temel işleyiş prensibi budur.

Key Concept

Gayrişahsilik ve Hukuki-Rasyonel Meşruiyet

Alternative Method

Otorite tiplerini 'İtaat kime/neye yapılıyor?' sorusuyla gruplandırabilirsiniz: Kişiye (Karizmatik), Efendiye/Geleneklere (Geleneksel), Kurala/Makama (Yasal-Rasyonel).
Estimated Time:1m 30s
Question 133Question

Max Weber’in otorite tipolojisinde 'yasal-rasyonel otorite', meşruiyetin kaynağını şahsi niteliklerden veya geleneksel süreklilikten ziyade rasyonel bir düzene dayandırır. Bu otorite türünde itaat, belirli bir 'kişiye' değil, önceden belirlenmiş genel ve soyut kurallar bütünü tarafından tanımlanan 'makama' yöneliktir.

Buna göre, yasal-rasyonel otoritenin işleyişinde, iktidarın meşru bir otorite olarak kabul edilmesini sağlayan temel dinamik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İtaatin, yöneticinin şahsi arzularından bağımsız olarak, hukuk normlarına ve bu normların rasyonel ilkelerine duyulan inanca dayanması

Answer

İtaatin, yöneticinin şahsi arzularından bağımsız olarak hukuk normlarına ve bu normların rasyonel ilkelerine duyulan inanca dayanması
Hukuk normlarına ve bu normların rasyonel ilkelerine duyulan inancın itaatin temeli olduğunu belirten ifade doğrudur. Max Weber'e göre yasal-rasyonel otorite, modern devletin işleyişini sağlar ve burada bireyler yönetenin şahsına değil, o şahsın işgal ettiği, yetkileri önceden yasalarla belirlenmiş 'makama' itaat ederler. Bu itaatin temelinde yatan güç, yasaların akılcı ve genel ilkeler üzerine inşa edilmiş olmasına duyulan kolektif güvendir.

Step-by-Step Solution

1
İktidar ve otorite arasındaki temel farkın saptanması
İktidarın meşruiyet (rıza) kazanarak otoriteye dönüştüğü anlaşıldı.
Soruda 'meşru bir otorite' vurgusu yapıldığı için sadece güç kullanımı değil, rıza temeli aranmalıdır.
2
Yasal-rasyonel otoritenin temel ayırt edici özelliğinin belirlenmesi
Meşruiyetin kaynağının 'kişisel olmayan' (impersonal) hukuk normları olduğu görüldü.
Max Weber'e göre modern bürokrasinin temeli, kişilere değil makamlara ve kurallara itaattir.
3
Çeldiricilerin (Geleneksel, Karizmatik, Çıplak Güç, Yasallık) elenmesi
Diğer seçeneklerin ya farklı otorite türlerini ya da meşruiyetten yoksun durumları ifade ettiği netleşti.
Töreler gelenekseli, şahsi bağlılık karizmatiği, zorlama ise çıplak iktidarı temsil eder.

Key Concept

Yasal-Rasyonel Otorite ve Meşruiyet Temeli
Estimated Time:2m 0s
Question 134Question

Siyaset biliminde 'iktidar' (Macht) kavramı, bir aktörün kendi iradesini başkalarına kabul ettirme kapasitesini ifade ederken; 'otorite' (Herrschaft) bu gücün rıza ve haklılık zeminine dayalı biçimidir. Bir siyasal sistemde, yönetilenlerin itaat davranışının temelinde korku veya kişisel menfaat beklentisinden ziyade, yönetimin emir verme hakkına sahip olduğuna ve bu emirlere uymanın bir görev olduğuna dair duyulan inanç yatmaktadır. Bu durum, iktidarın aşağıdaki özelliklerden hangisine sahip olduğunu gösterir?

Show answer & explanation

Answer: Meşruiyet

Answer

İktidarı otoriteye dönüştüren ve itaati bir haklılık inancına dayandıran kavram meşruiyettir.
Doğru yanıt olan meşruiyet kavramı, siyasal iktidarın sadece zor kullanarak değil, yönetilenlerin bu yönetimi 'doğru ve haklı' görmeleri sayesinde kalıcı ve istikrarlı hale gelmesini sağlar. Soru kökünde belirtilen 'emir verme hakkı' ve 'itaat görevi' vurgusu, meşruiyetin temel tanımıdır.

Step-by-Step Solution

1
Kavram analizi yapılması
İktidarın (gücün) sadece kapasite değil, 'haklılık' boyutuna vurgu yapıldığı görüldü.
Soruda korku ve çıkardan ziyade 'emir verme hakkı' ve 'uymanın bir görev olması' vurgulanmaktadır.
2
Meşruiyet ve yasallık ayrımının değerlendirilmesi
Hukuki kurallara uygunluktan (yasallık) ziyade toplumsal kabul ve inanç (meşruiyet) ön plana çıkarıldı.
Siyaset biliminde rızaya dayalı itaat 'meşruiyet' (legitimacy) terimi ile karşılanır.
3
Otoriteye dönüşüm sürecinin belirlenmesi
İktidar + Meşruiyet = Otorite formülüne ulaşıldı.
Max Weber ve diğer siyaset bilimciler, meşruiyeti iktidarın otoriteye evrilmesini sağlayan 'haklılık payesi' olarak tanımlar.

Key Concept

İktidarın Otoriteye Dönüşümü ve Meşruiyet Kavramı

Hints

1
İktidarın fiziksel güçten rızaya dayalı bir yapıya geçişini düşünün.

Practice More

Max Weber'in otorite tiplerini (geleneksel, karizmatik, yasal-rasyonel) bu meşruiyet kavramı çerçevesinde tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 15s
Question 135Question

X ülkesinde parlamento, kamu düzenini gerekçe göstererek temel bir insan hakkını süresiz kısıtlayan bir kanun çıkarmıştır. Anayasa Mahkemesi ise bu kanunu, evrensel insan hakları normlarına ve anayasanın özüne aykırı bularak iptal etmiştir. Bu karara tepki gösteren hükümet sözcüsü, 'Egemenlik milletindir ve milletin yegâne temsilcisi olan parlamentonun iradesi hiçbir ulusal yargı organı veya uluslararası sözleşme ile sınırlandırılamaz.' açıklamasını yapmıştır.

Modern siyaset bilimi kuramları çerçevesinde, hükümet sözcüsünün bu yaklaşımı aşağıdaki kavramsal yanılgılardan hangisine dayanmaktadır?

Show answer & explanation

Answer: Modern devlette egemenliğin, evrensel hukuk ve insan hakları gibi faktörlerle sınırlandırılamayacak mutlak bir güç olduğunu varsaymasına

Answer

Doğru cevap, modern devlette egemenliğin evrensel hukuk ve insan hakları gibi faktörlerle sınırlandırılamayacak mutlak bir güç olduğunun varsayıldığını belirten seçenektir.
Hükümet sözcüsünün temel argümanı, parlamentonun egemenlik yetkisinin yargısal veya uluslararası hiçbir normla sınırlandırılamayacağıdır. Bu yaklaşım, Jean Bodin gibi düşünürlerin geliştirdiği klasik egemenlik anlayışının 'mutlaklık ve sınırsızlık' ilkesini yansıtır. Ancak modern anayasal demokratik devletlerde egemenlik; kuvvetler ayrılığı ilkesi, anayasa yargısı denetimi ve evrensel insan hakları gibi çerçevelerle kesin olarak sınırlandırılmıştır. Dolayısıyla sözcü, modern egemenliğin hala mutlak ve sınırsız olduğunu zannederek kavramsal bir yanılgıya düşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
Hükümet sözcüsünün temel argümanını tespit etmek.
Sözcü, parlamentonun iradesinin (egemenlik yetkisinin) yargı organları ve uluslararası sözleşmelerle sınırlandırılamayacağını, yani mutlak ve üstün olduğunu savunmaktadır.
Soruda aranan kavramsal hatayı bulmak için, vakanın ardındaki siyaset felsefesi ana fikrinin izole edilmesi gerekir.
2
Tespit edilen argümanı, egemenlik kuramlarının tarihsel gelişimiyle karşılaştırmak.
Jean Bodin'in klasik kuramında egemenlik mutlak ve sınırsızken; modern anayasal devlette egemenlik evrensel hukuk, temel insan hakları ve anayasa yargısı (kuvvetler ayrılığı) ile sınırlandırılmış bir yapıdadır.
Modern siyaset biliminde egemenliğin sınırsızlık niteliğinin anayasal devlet modelinde nasıl dönüştüğünü hatırlamak zorunludur.
3
Bu teorik farkı seçeneklerdeki yanılgılarla eşleştirmek.
Sözcü, klasik (mutlak) egemenlik anlayışını modern anayasal devlete uygulayarak 'egemenliğin sınırlandırılamaz' olduğu yanılgısına düşmektedir.
Vakadaki Anayasa Mahkemesi müdahalesinin reddedilmesi, doğrudan egemenliğin sınırları kavramıyla ilgilidir.

Key Concept

Modern devlette egemenliğin sınırlılığı ve anayasal meşruiyet
Estimated Time:1m 15s
Question 136Question

Siyasal toplumsallaşma literatüründe araçlar; bireyle kurdukları hiyerarşik bağ, aktarımın niteliği ve sürecin zamanlaması bakımından sınıflandırılır. Bu araçlar içerisinde yer alan "akran grupları", özellikle otorite ilişkilerinin niteliği açısından aile ve okul gibi geleneksel araçlardan belirgin bir şekilde ayrılır. Siyasal toplumsallaşma sürecinde akran gruplarını aile ve okul gibi birincil ve ikincil araçlardan ayıran temel yapısal özellik aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Otoriteye dayalı dikey bir ilişki yerine, eşit statüdeki bireyler arası yatay bir etkileşime dayanması

Answer

Akran gruplarının temel ayırt edici özelliği, dikey bir otorite ilişkisi yerine eşit statüdeki bireyler arasındaki yatay bir etkileşime dayanmasıdır.
Akran grupları, aile ve okulun aksine hiyerarşik olmayan bir yapıya sahiptir. Bu gruplarda bireyler benzer yaş ve sosyal statüye sahip olduklarından, siyasal değerlerin aktarımı bir otorite figüründen bağımsız olarak, karşılıklı etkileşim (yatay ilişki) yoluyla gerçekleşir. Bu durum, bireyin otoriteden bağımsızlaşarak kendi siyasal tercihlerini ve özerkliğini geliştirmesine olanak tanır.

Step-by-Step Solution

1
Siyasal toplumsallaşma araçlarının (aile, okul, akran grupları, medya) yapısal özelliklerini analiz etmek.
Araçların dikey (hiyerarşik) veya yatay (eşitlikçi) ilişki biçimlerine göre ayrıldığı görülür.
Her aracın bireyle kurduğu otorite bağı farklıdır.
2
Aile ve okulun otorite yapısını akran gruplarıyla karşılaştırmak.
Aile ve okulda 'ebeveyn-çocuk' veya 'öğretmen-öğrenci' gibi hiyerarşik bir bağ varken, akran gruplarında 'arkadaş-arkadaş' ilişkisi mevcuttur.
Akran grupları benzer yaş ve statüdeki bireylerden oluşur.
3
Akran gruplarının bu 'eşitler arası' niteliğinin siyasal sonuçlarını değerlendirmek.
Bu yapı, bireyin otorite baskısı hissetmeden siyasal tutumlar geliştirmesini sağlayan 'yatay etkileşimi' doğurur.
Yatay etkileşim, akran gruplarını diğer araçlardan ayıran en temel yapısal farktır.

Key Concept

Siyasal Toplumsallaşmada Yatay Etkileşim (Eşitler Arası İlişki)
Estimated Time:1m 15s
Question 137Question

Gabriel Almond ve Sidney Verba’nın siyasal kültür tipolojisinde, bireylerin siyasal sistemin çeşitli boyutlarına yönelik bilişsel, duyuşsal ve değerlendirmeci yönelimleri incelenmektedir.

Aşağıdaki tabloda bir toplumdaki bireylerin siyasal sistemin farklı boyutlarına yönelik baskın yönelimleri (++: var/yüksek, -: yok/düşük) verilmiştir:

Siyasal BoyutVatandaş Yönelimi
Siyasal Sistemin Geneli++
Siyasal Girdi Süreçleri (InputInput)-
Siyasal Çıktı Süreçleri (OutputOutput)++
Bir Siyasal Aktör Olarak "Kendisi"-

Buna göre, tabloda özellikleri belirtilen siyasal kültür türü aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tabiiyetçi (Uyruk) Siyasal Kültür

Answer

Tabiiyetçi (Uyruk) Siyasal Kültür
Tabiiyetçi (uyruk) siyasal kültürde birey, merkezi siyasal sistemin, otoritenin ve bu otoritenin ürettiği çıktıların (yasalar, kamu hizmetleri) farkındadır ve onlara itaat eder. Ancak, bu sistemin karar alma (girdi) süreçlerini etkileyebileceğine dair bir inanca (efficacyefficacy) sahip değildir ve kendisini aktif bir siyasal aktör olarak tanımlamaz. Tablodaki 'Sistem' ve 'Çıktı' boyutlarındaki pozitif yönelim ile 'Girdi' ve 'Öz' boyutlarındaki negatif yönelim bu durumu tam olarak yansıtmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Siyasal sistem farkındalığının analizi
Sistemin geneli (++) ve Çıktı süreçleri (++) yönelimleri, bireyin devletin varlığından ve sunduğu hizmetlerden/yasalardan haberdar olduğunu gösterir.
Bu durum, bireyin yerel (dar) kültürden ayrıştığını kanıtlar.
2
Katılım ve öz-etkililik düzeyinin değerlendirilmesi
Girdi süreçleri (-) ve Aktör olarak kendisi (-) yönelimleri, bireyin siyasal sürece katılmadığını ve sistemi etkileyemeyeceğine inandığını gösterir.
Bu pasiflik, profilin katılımcı kültürden ayrılmasını sağlar.
3
Sınıflandırma eşleştirmesi
Sistemi tanıyan ama sadece çıktıları (yasalar, vergi, hizmet) alımlayan pasif profil 'Tabiiyetçi (Uyruk)' kültürdür.
Almond ve Verba'nın matrisinde bu dörtlü kombinasyon doğrudan bu türe karşılık gelir.

Key Concept

Almond ve Verba Siyasal Kültür Matrisi

Practice More

Almond ve Verba'nın 'Sivil Kültür' kavramının demokratik istikrarla olan ilişkisini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 138Question

Siyasetin kapsamı üzerine yürütülen çağdaş tartışmalarda, siyasal tercihler ve değer çatışmalarıyla çözülmesi gereken konuların; tarafsız, rasyonel ve kaçınılmaz olduğu iddia edilen teknik bir uzmanlık alanına kaydırılması 'siyasetsizleşme' (depoliticization) olarak tanımlanmaktadır. Bu süreç, siyasetin toplumsal yaşamdaki kapsama alanının daralmasına ve demokratik denetim mekanizmalarının işlevsizleşmesine yol açtığı gerekçesiyle eleştirilmektedir.

Buna göre, aşağıdakilerden hangisi siyasetin kapsamının bu şekilde daralmasına örnek teşkil eden bir durumdur?

Show answer & explanation

Answer: Merkez bankası gibi kurumlara para politikası üzerinde tam özerklik verilerek bu alanın siyasal rekabet ve tartışmaların dışına çıkarılması

Answer

Para politikasının merkez bankaları gibi özerk ve teknokratik kurumlara devredilerek siyasal tartışma alanının dışına çıkarılması, siyasetsizleşme ve siyasetin kapsamının daralmasına en somut örnektir.
Doğru cevap, para politikası gibi toplumsal değer yargılarını ve bölüşüm tercihlerini ilgilendiren bir alanın, 'bağımsızlık' ve 'uzmanlık' adı altında seçilmiş organların denetiminden çıkarılmasını ifade eder. Bu, siyasetin kapsamının bilinçli bir şekilde daraltılmasına ve teknik bir alana hapsedilmesine tipik bir örnektir.

Step-by-Step Solution

1
Siyasetsizleşme (depoliticization) kavramının analiz edilmesi
Kavramın, siyasal konuların teknik/uzmanlık meselesi haline getirilerek siyasal alanın dışına itilmesi olduğu saptanır.
Sorunun kökünde yatan temel mekanizmayı anlamak için tanımın netleştirilmesi gerekir.
2
Seçeneklerdeki durumların 'karar alma yetkisinin devri' ve 'hesap verebilirlik' açısından incelenmesi
Seçilmişlerin (siyasetçilerin) karar yetkisini teknokratlara devrettiği durum aranır.
Siyasetsizleşmenin en tipik göstergesi, demokratik denetimin dışındaki kurumsal özerkliktir.
3
Merkez Bankası özerkliği örneğinin değerlendirilmesi
Para politikası gibi hayati bir toplumsal tercihin, seçimle gelmeyen uzmanlara bırakılması siyasal alanın daralmasıdır.
Teknik zorunluluk söylemiyle siyasal tercihin (enflasyon vs. büyüme) üzerinin örtülmesi siyasetsizleşmenin özüdür.

Key Concept

Siyasetin Kapsamı ve Siyasetsizleşme (Depoliticization)

Practice More

Siyasetin kapsamını devletle sınırlayan 'alan' (arena) yaklaşımı ile her yerde gören 'süreç' (process) yaklaşımı arasındaki farkları Adrian Leftwich'in çalışmaları üzerinden inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 40s
Question 139Question

Max Weber’in otorite tipolojisinde, yönetilenlerin itaatlerini 'efendi' olarak kabul edilen kişinin şahsi otoritesine ve geleneklerin kutsallığına dayandırdığı; ancak bu süreçte hükümdarın kendi iktidarını yürütmek için şahsına bağlı bir idari kadroya (kul, akraba veya özel hizmetliler) ihtiyaç duyduğu ve kamusal hazine ile hükümdarın şahsi mülkiyeti arasındaki ayrımın büyük ölçüde ortadan kalktığı yapı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Geleneksel otorite - Patrimonyalizm

Answer

Geleneksel otorite bünyesinde yer alan patrimonyalizm, hükümdarın yönetim alanını kendi şahsi mülkü gibi gördüğü ve idari mekanizmayı kişisel sadakat temelinde örgütlediği yapıdır.
Geleneksel otoritenin bir biçimi olan patrimonyalizmde, yönetim hakkı geleneklerle meşrulaşırken idari yapı hükümdarın şahsi hizmetlilerinden oluşur. Bu sistemde devlet yönetimi, hükümdarın 'ev idaresinin' (patrimonium) genişletilmiş bir biçimidir ve rasyonel-bürokratik sistemdeki kamu-özel ayrımı burada bulunmaz.

Step-by-Step Solution

1
Meşruiyetin kaynağını belirleyin
Geleneklerin kutsallığı ve 'efendi' figürü (Geleneksel otorite)
Soruda itaatin geçmişten gelen geleneklere dayandığı belirtilmiştir.
2
İdari yapının özelliklerini analiz edin
Şahsi sadakatle bağlı idari personel (Patrimonyal yapı)
Liyakat yerine sadakatin ve hükümdarın yakın çevresinin görev alması patrimonyalizmin ayırt edici özelliğidir.
3
Mülkiyet ilişkisini değerlendirin
Kamusal ve özel alanın birleşmesi
Hükümdarın hazineyi şahsi mülkü gibi görmesi bu otorite biçiminin en ileri düzeyidir.

Key Concept

Patrimonyalizm ve Geleneksel Otorite

Practice More

Max Weber'in patrimonyalizmin daha uç örneği olan ve hükümdarın askerler üzerindeki mutlak hakimiyetini vurgulayan 'Sultanizm' kavramını inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 140Question

Gabriel Almond ve Sidney Verba’nın siyasal kültür tipolojisinde; bireyin "siyasal sistemin geneli" ve "çıktı süreçleri" (outputoutput) hakkındaki bilişsel farkındalığının yüksek olduğu, ancak "girdi süreçleri" (inputinput) ve "siyasal bir aktör olarak kendisi" hakkındaki oryantasyonunun yok denecek kadar az olduğu model aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tabiiyetçi (Uyruk) Siyasal Kültür

Answer

Bireyin sistem ve çıktı süreçlerini bildiği ancak girdi süreçlerinde pasif kaldığı model Tabiiyetçi (Uyruk) Siyasal Kültürdür.
Tabiiyetçi (uyruk) siyasal kültürde birey, siyasal sistemi meşru bir otorite olarak tanır ve bu sistemin ürettiği çıktılardan (kamu hizmetleri, bürokratik kararlar) haberdardır. Ancak bu birey, siyasal sisteme girdi sağlama (talep iletme, oy verme dışı katılım) ve kendi siyasal etkinliği konusunda düşük bir algıya sahiptir. Dolayısıyla otoriteye itaat ön plandadır.

Step-by-Step Solution

1
Almond ve Verba'nın oryantasyon nesnelerini analiz et.
Siyasal kültür; sistemin geneli, girdi süreçleri, çıktı süreçleri ve bireyin kendisi olmak üzere 44 temel nesne üzerinden analiz edilir.
Tipolojiyi belirlemek için bireyin hangi nesnelere yönelik farkındalık (bilişsel), duygu (duyuşsal) ve yargı (değerlendirmeci) geliştirdiğini saptamak gerekir.
2
Soruda verilen özellikleri nesnelerle eşleştir.
Sistem geneli ve çıktı süreçlerine yönelik oryantasyon 'Var', girdi süreçleri ve bireyin kendisine (aktör olarak) yönelik oryantasyon 'Yok'.
Birey, hükümetin ne yaptığını (çıktı) biliyor ancak karar alma sürecini (girdi) etkileyebileceğine inanmıyor.
3
Eşleşen özellikleri tipoloji tablosunda kontrol et.
Tabiiyetçi (Uyruk) modelin tanımına ulaşılır.
Bu modelde birey, merkezi otoriteye itaat eden ancak yönetime katılmayan pasif bir 'uyruk' konumundadır.

Key Concept

Almond ve Verba'nın Siyasal Kültür Nesneleri ve Oryantasyon Matrisi
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 7 / 8Next
Siyaset Biliminin Temel Kavramları Practice Questions — KPSS Kamu Yönetimi — Page 7 | Examkin