Neo-klasik ve modern maliye teorileri bağlamında, devletin bütçe kaynaklarını kullanım biçimi sadece makroekonomik istikrarı değil, aynı zamanda toplumdaki refah bölüşümünü de derinden etkiler. Tam istihdam seviyesinde faaliyet gösteren bir ekonomide hükümet, stratejik bir karar alarak bütçedeki sosyal transfer ödemelerinin (düşük gelir gruplarını hedefleyen nakdi yardımların) göreli ağırlığını ciddi oranda daraltmış; açığa çıkan bu mali alanı tamamen ileri teknoloji gerektiren otonom kamu yatırımlarına ve ağır sanayi altyapı projelerine (sermaye ve nitelikli emek yoğun reel harcamalara) tahsis etmiştir.
Söz konusu bütçe kaydırmasının (harcama kompozisyonu şokunun) gelir dağılımı mekanizmaları ve göstergeleri üzerindeki nihai teorik yansıması hakkında aşağıdaki analizlerden hangisi geçerlidir?
- Devletin piyasadan talep ettiği mal ve hizmetlerin bileşimindeki bu değişim, üretim faktörlerine yönelik talebi nitelikli emek ve sermaye lehine kaydırarak piyasa içi (birincil) gelir dağılımını bozacak; transferlerin azalmasıyla ikincil dağılım mekanizmasının da zayıflaması Gini katsayısının büyümesine yol açacaktır.Answer
- BSermaye yoğun kamu yatırımları makroekonomik üretim kapasitesini ve kaynak tahsisinde etkinliği artıracağından, yaratılan ekonomik büyüme damlama etkisiyle (trickle-down) alt gelir gruplarına nüfuz ederek kişisel gelir dağılımındaki asimetrileri kendiliğinden giderecektir.
- CReel harcamaların çarpan etkisi transfer harcamalarından yüksek olduğu için, bu politika değişikliği milli geliri artırırken fonksiyonel gelir dağılımında vasıfsız emek faktörünün payını genişletecek ve Lorenz eğrisini mutlak eşitlik doğrusuna yaklaştıracaktır.
- DEkonomik büyümenin hızlandırılması amacıyla yapılan bu yapısal harcama kaydırması, maliye politikasının temel amaçları arasındaki yapısal uyum gereği, büyüme ile gelir dağılımında adalet hedefleri arasında uzun dönemde herhangi bir çatışma (trade-off) yaratmayacaktır.
- EGerçekleştirilen büyük ölçekli altyapı yatırımları geleneksel maliye yaklaşımının tarafsız devlet ilkesine uygun 'üretken harcamalar' statüsünde olduğundan, piyasada oluşan birincil gelir dağılımı üzerinde saptırıcı bir etki doğurmaz, yalnızca toplam sosyal refahı artırır.