Question

Difficulty: Hard1980 Sonrası Borçlanma Politikaları

Türkiye'de finansal serbestleşme adımlarının hız kazandığı dönemin ardından, kamu kesimi finansman ihtiyacının karşılanmasında piyasa temelli yöntemler asli araç haline gelmiştir. Ancak makroekonomik belirsizliklerin zirve yaptığı ve kronik enflasyonun yaşandığı yıllarda yatırımcıların Türk Lirası cinsinden sabit getirili ve uzun vadeli kağıtlara olan talebi durma noktasına gelmiş, Hazine ciddi bir borç çevirme (roll-over) darboğazıyla karşı karşıya kalmıştır.

Yatırımcıların karşı karşıya kaldığı reel getiri belirsizliğini ortadan kaldırmak ve iç borçlanmada vade yapısını uzatabilmek amacıyla, bu zorlu koşullar altında Hazine tarafından uygulanan en karakteristik borç yönetim stratejisi aşağıdakilerden hangisidir?

  1. Kur veya enflasyon riskinin tamamen kamunun üzerinde kaldığı, getiri oranı TÜFE'ye veya döviz kurlarına endekslenmiş devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) ihracına ağırlık verilmesiAnswer
  2. B
    İç borç senetlerinin reel faiz oranlarının Merkez Bankası tarafından tek taraflı olarak pozitif bölgede sabitlenmesi ve ihale yönteminden vazgeçilerek zorunlu satışlara geçilmesi
  3. C
    Bütçe açıklarının finansmanı için ulusal bankacılık sistemine yönelik yasal munzam karşılık oranlarının artırılması suretiyle dolaylı yoldan vergisiz bir gelir (senyoraj) yaratılması
  4. D
    Piyasadaki kısa vadeli dalgalı borçların tamamının, yatırımcıların onayı aranmaksızın yasayla uzun vadeli konsolide borçlara çevrilerek olağanüstü tahkim (konsolidasyon) yapılması
  5. E
    Hazine'nin doğrudan döviz piyasasına müdahale ederek kurları baskılaması ve bu yolla TL cinsi nominal faizleri düşürerek borçlanma maliyetlerini kalıcı biçimde azaltması

Answer

Enflasyon ve kur riskinin devlet tarafından üstlenildiği, TÜFE'ye veya dövize endeksli devlet iç borçlanma senetlerinin (DİBS) ihraç edildiğini belirten seçenektir.
1990'lı yıllardaki kronik enflasyon dönemlerinde yatırımcılar, Türk Lirası cinsi sabit faizli kağıtları almaktan kaçınmış ve sürekli olarak daha yüksek faiz talep etmiştir. Hazine, artan borç çevirme krizini aşmak, ihalelere olan talebi canlandırmak ve borcun vadesini uzatabilmek için yatırımcının enflasyon ile kur riskini bizzat üstlenmiştir. Bu amaçla getirisi TÜFE'ye veya dövize endeksli senetler ihraç ederek piyasaya güven vermeyi başarmıştır. Bu durum, kamu tarafında kur ve enflasyon riskinin aşırı derecede birikmesine yol açsa da o dönemin asli finansman sağlama stratejisi olmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Yüksek enflasyonist dönemlerde piyasa dinamiklerini ve yatırımcı davranışlarını analiz et.
Belirsizlik ortamında yatırımcıların reel getirilerinin erimesi korkusuyla uzun vadeli, Türk Lirası cinsi ve sabit faizli varlıkları reddettiği saptanır.
Sorunun kök nedenini (uzun vadeli borçlanamama krizini) belirlemek.
2
Hazine'nin borç çevirememe (roll-over) riskine karşı uygulayabileceği piyasa temelli çözüm yollarını değerlendir.
Piyasa kuralları gereği zorlayıcı yöntemler (zorunlu tahkim, sabit idari faiz) yerine yatırımcıyı ikna edecek teşvik edici (riski azaltıcı) yöntemlerin kullanılması gerektiği anlaşılır.
1980 sonrası liberal finansal piyasa yaklaşımını soru bağlamına oturtmak.
3
Yatırımcının enflasyon ve devalüasyon endişesini gideren spesifik enstrümanı belirle.
Piyasa riskinin kamunun (Hazine'nin) üzerine alındığı, getirisi enflasyona (TÜFE) veya dövize endeksli senetlerin ihraç edilmesinin temel strateji olduğu sonucuna varılır.
Doğru cevaba (risk transfer mekanizmasına) ulaşmak.

Key Concept

Endeksli Senetler Aracılığıyla Hazine'nin Risk Transferi ve Vade Uzatımı
Rate this question