Gelir Dağılımı ve Maliye Politikası
146 questions
Bir ekonomide kamu otoritesi, bütçe açıklarını ivedilikle finanse etmek amacıyla dolaysız vergilerde yapısal bir indirime giderken, istisnasız tüm mal ve hizmet teslimlerini kapsayan tek oranlı bir genel tüketim vergisini yürürlüğe koymuştur.
Kişisel gelir dağılımı analizinde kullanılan grafiksel gösterimde; mutlak eşitlik doğrusu ile Lorenz eğrisi arasında kalan bölge "A", Lorenz eğrisinin altında kalan bölge ise "B" olarak tanımlanmıştır.
Buna göre, gerçekleştirilen bu maliye politikası hamlesinin ardından teorik olarak Lorenz eğrisinin konumu, geometrik alanların değişimi ve formülü ile hesaplanan Gini katsayısının alacağı yeni değere ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi kesinlikle doğrudur?
Akademik bir araştırmada, bir ülkedeki yoksulluk dinamikleri incelenirken üç temel tespit yapılmıştır:
I. Günlük asgari kalori ihtiyacını karşılayacak gelirden yoksun olan bireylerin toplam nüfus içindeki payında bir değişiklik saptanmamıştır.
II. Söz konusu yoksul kesimin gelirlerinin yoksulluk sınırına olan ortalama uzaklığının (yoksulluk açığı) sabit kaldığı görülmüştür.
III. Vergi ve transfer politikaları neticesinde, yalnızca yoksul nüfusun kendi içerisinde bir gelir yeniden dağılımı gerçekleşmiş; sınırın hemen altında yer alanların geliri azalırken, en alt gelir grubunda yer alan aşırı yoksulların geliri artmıştır.
Buna göre, ülkedeki yoksulluğun Sen Yoksulluk Endeksi kullanılarak ölçülmesi durumunda ulaşılacak sonuç ve bu sonucun temel teorik dayanağı aşağıdakilerin hangisinde doğru ifade edilmiştir?
Bir ülkede uygulanan sosyal transfer programındaki tasarımsal bir hata neticesinde, mutlak yoksulluk sınırının altında yaşamını sürdüren bireyler arasında istenmeyen bir gelir kayması (transferi) yaşanmıştır. Bu durum, toplumdaki en yoksul kesimin gelirinin daha da azalmasına ve buradan çıkan kaynağın yoksulluk sınırının hemen altındaki diğer yoksul bireylere geçmesine neden olmuştur. Gerçekleşen bu regresif transfer sonucunda hiçbir yoksul birey mutlak yoksulluk sınırının üzerine çıkamamıştır.
Bu gelir transferinin yoksulluk ölçütleri ve gelir dağılımı üzerindeki etkisi dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi kesinlikle doğrudur?
Bir ekonomide hayata geçirilen teknoloji odaklı sanayi hamlesi sonucunda, milli gelir içinde emeğin payının daraldığı ve sermaye gelirlerinin ağırlığının arttığı saptanmıştır. Buna karşın, eşzamanlı olarak yürürlüğe konan artan oranlı servet vergisi ve tabana yayılan nakdi sosyal destek programlarının etkisiyle, hanehalkı kullanılabilir gelirleri baz alınarak çizilen Lorenz Eğrisi'nin belirgin biçimde Tam Eşitlik Doğrusu'na yaklaştığı gözlemlenmiştir.
Bu ekonomide yaşanan makroekonomik ve mali değişime ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi kesinlikle doğrudur?
Bir uluslararası kuruluşun yayımladığı mali izleme raporunda, gelişmekte olan bir ülkenin maliye politikası uygulamaları değerlendirilirken şu bulgulara yer verilmiştir:
'Uygulanan son mali paket neticesinde, toplumun genel gelir seviyesinden bağımsız olarak belirlenen ve salt hayatta kalma gereksinimlerini ifade eden sınırın altında kalan kişi sayısında bir azalma olmamıştır. Üstelik, söz konusu sınırın altında yaşamını sürdüren bireylerin kendi aralarındaki gelir dağılımı daha da adaletsiz bir yapıya bürünmüştür.'
Bu raporda bahsedilen yoksulluk türü ile bu gruptaki yoksulluğun şiddetini ve gelir dağılımı bozukluğunu eşanlı olarak yansıtabilecek en uygun endeks aşağıdakilerin hangisinde sırasıyla verilmiştir?
Beklenmeyen enflasyon şoklarının yaşandığı ve artan oranlı gelir vergisi tarifesinin uygulandığı bir ekonomide, nominal gelirleri enflasyon oranında artmayan sabit gelirliler çeşitli mali kayıplarla yüzleşmektedir. Bu süreçte enflasyonun gelir dağılımı ve vergi yükü üzerindeki etkilerine dair aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi doğrudur?
Maliye politikası uygulamalarının gelir dağılımı üzerindeki etkilerini analiz eden bir araştırmacı, incelediği ekonomiye dair aşağıdaki istatistiksel bulgulara ulaşmıştır:
I. Milli gelir hesaplarında net işletme artığı ve sabit sermaye tüketiminin toplam içindeki payı artarken, işgücü ödemelerinin payı tarihsel ortalamaların altına inmiştir.
II. Nüfus eşit büyüklükteki %20'lik dilimlere ayrıldığında, en üstteki dilimin harcanabilir gelirden aldığı pay %48'i aşarak eşitsizlik katsayılarını bozmuştur.
III. İmalat sanayisinin yoğunlaştığı batı havzalarında kişi başına düşen gelir ülke ortalamasının çok üzerine çıkmış ve demografik hareketliliği hızlandırmıştır.
Araştırmacının ulaştığı bu bulgular, sırasıyla hangi gelir dağılımı türlerindeki adaletsizliğe işaret etmektedir?
Maliye politikası uygulamalarında ve gelir dağılımı analizlerinde kullanılan yoksulluk ölçütlerine ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır?
Bir maliye başmüfettişinin hazırladığı sektörel ve demografik analiz raporunda şu iki temel saptamaya yer verilmiştir:
I. Üretim sürecine katılan faktörlerin elde ettiği getiriler incelendiğinde, emek faktörünün (ücretlerin) toplam milli hasıladan aldığı payın son beş yıllık dönemde istikrarlı biçimde düştüğü saptanmıştır.
II. Aynı dönemde, devletin devreye soktuğu yüksek oranlı müterakki servet vergileri ve hedeflenmiş nakdi sosyal destek programları sayesinde, toplumun en yoksul ve en zengin kesimleri arasındaki net harcanabilir gelir farklarının kapandığı istatistiksel olarak kanıtlanmıştır.
Buna göre, söz konusu ekonomide yaşanan bu durumun gelir dağılımı türleri ve eşitsizlik ölçütleri (Gini Katsayısı ve Lorenz Eğrisi) bağlamında analiziyle ilgili aşağıdakilerden hangisi kesin olarak doğrudur?
Bir ülkede hayata geçirilen yeni vergi teşvikleri ve sermaye birikimini destekleyen mali uygulamalar sonrasında, hanehalkı harcanabilir gelir verileri üzerinden çizilen Lorenz Eğrisi'nin 'Tam Eşitlik Doğrusu'ndan (Mutlak Eşitlik Doğrusu) belirgin biçimde uzaklaştığı gözlemlenmiştir. Bununla birlikte, aynı döneme ait istatistiklerde emek ve sermaye faktörlerinin milli gelirden aldıkları toplam payların (fonksiyonel dağılım) oransal olarak sabit kaldığı tespit edilmiştir.
Bu ekonomik görünüme ve eşitsizlik ölçütlerine ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi kesinlikle doğrudur?
Kamu maliyesi uzmanlarınca hazırlanan bir makroekonomik değerlendirme raporunda; ülkede uygulanan enflasyon hedeflemesi politikasının ciddi sapma gösterdiği ve yıllık enflasyonun %60 olarak gerçekleştiği belirtilmiştir. Aynı dönemde, işçi ve memur sendikalarıyla yapılan toplu sözleşmeler neticesinde, sabit gelirlilerin brüt nominal ücretlerine tam olarak gerçekleşen enflasyon oranında (%60) zam yapılmıştır. Ancak, gelir vergisi mevzuatında yer alan artan oranlı tarife dilimlerinin alt ve üst sınırları sabit bırakılarak enflasyona göre güncellenmemiştir.
Bu makroekonomik görünüm altında, sabit gelirlilerin durumu ve gelir dağılımı üzerindeki etkiye ilişkin aşağıdaki ifadelerden hangisi kesin olarak doğrudur?
Fiyatlar genel düzeyindeki artışların süreklilik kazandığı bir makroekonomik konjonktürde, ücretli kesimin elde ettiği nominal gelirler enflasyona endekslense dahi, artan oranlı gelir vergisi tarifesine ait dilimlerin aynı oranda revize edilmemesi bu kesimin reel satın alma gücünü zayıflatmaktadır. Diğer taraftan, hanehalkının işlem saikiyle elinde tuttuğu ulusal paranın değer kaybına uğraması, kamu kesimine doğru görünmez bir servet transferine aracılık ederek toplumsal refah eşitsizliğini daha da belirginleştirmektedir.
Yukarıdaki açıklamada, gelir dağılımını dar ve sabit gelirliler aleyhine bozan hangi iki mali olgudan sırasıyla bahsedilmektedir?
Maliye politikası araçları; gelirin üretim faktörleri, ekonomik faaliyet kolları, coğrafi alanlar veya bireyler/hanehalkları arasındaki bölüşümünü etkilemek amacıyla farklı hedeflerle kullanılabilir.
Buna göre, aşağıda verilen maliye politikası uygulaması ve bu uygulamanın doğrudan müdahale ettiği veya iyileştirmeyi amaçladığı gelir dağılımı türü eşleştirmelerinden hangisi yanlıştır?
Yüksek enflasyon dinamiklerinin hâkim olduğu bir ekonomide, sabit gelirlilerin satın alma gücünü korumak amacıyla ücretlere geçmiş dönem enflasyon oranı kadar nominal artış (endeksleme) yapılmıştır. Buna karşın, bireylerin elde ettiği vergi sonrası reel harcanabilir gelirlerin önceki döneme kıyasla gerilediği ve fonksiyonel gelir dağılımının bozulduğu gözlemlenmiştir.
Vergi sisteminde herhangi bir yasal mevzuat değişikliği (oran veya tarife dilimi güncellemesi) yapılmadığı varsayımı altında, sabit gelirlilerin reel harcanabilir gelirlerindeki bu aşınmayı açıklayan en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Bir kalkınma iktisatçısı, W ülkesinin son on yıllık istatistiksel verilerini analiz ettiğinde milli hasıla içerisindeki ücret, kâr, faiz ve rant paylarının oransal olarak tamamen sabit kaldığını saptamıştır. Öte yandan aynı zaman diliminde, ağırlıklı olarak uygulanan regresif (tersine artan) vergiler neticesinde, hanehalklarının harcanabilir gelirlerine göre çizilen Lorenz Eğrisi ile Tam Eşitlik Doğrusu arasında kalan alanın giderek genişlediği tespit edilmiştir.
Bu bulgular dikkate alındığında, W ülkesindeki gelir bölüşümü dinamikleri ve eşitsizlik ölçütleri hakkında aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
Kamu finansman gereksinimini karşılamak amacıyla mali mevzuatta yapılan yapısal bir düzenleme sonucunda, gelir ve servet üzerinden alınan artan oranlı vergilerin toplam vergi hasılatı içindeki payı nispi olarak düşürülmüş; bunun yerine genel tüketim harcamaları ile spesifik mallar üzerinden alınan vergilerin kapsamı genişletilerek oranları artırılmıştır.
Uygulanan bu yeni vergi stratejisinin sosyoekonomik yansımaları değerlendirildiğinde, vergilendirme ilkeleri ve gelir dağılımı bağlamında aşağıdakilerden hangisinin gerçekleşmesi beklenir?
Bir maliye politikası kurulu, ülkenin mevcut vergi sistemini analiz ettiğinde, toplanan vergi gelirlerinin büyük bir kısmının harcamalar üzerinden alınan maktu ve oransal vergilerden oluştuğunu tespit etmiştir. Kurul raporunda, bu yapının özellikle düşük ve sabit gelirli hanehalkları aleyhine bir sosyoekonomik tablo yarattığı vurgulanmıştır.
Raporda belirtilen bu durumun temel nedeni ve zedelendiği savunulan vergi adaleti ilkesi aşağıdakilerden hangisinde doğru ifade edilmiştir?
Devletin mal ve hizmet alımlarından oluşan reel harcamaları, piyasadaki faktör talebini ve dolayısıyla faktör fiyatlarını değiştirerek birincil (fonksiyonel) gelir dağılımını doğrudan etkiler. Emek arzının esnek olduğu bir ekonomide, kamu otoritesinin sabit bir bütçe kısıtı altında eğitim ve sosyal bakım hizmetleri (ağırlıklı olarak emek-yoğun) kalemlerindeki ödenekleri daraltıp, açığa çıkan bu kaynağı yüksek teknoloji ve donanım gerektiren savunma ve güvenlik (ağırlıklı olarak sermaye-yoğun) alımlarına bütünüyle kaydırması durumunda, faktör piyasaları kanalıyla gelir dağılımında ortaya çıkması beklenen teorik dinamik aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası bir ekonomik işbirliği örgütünün hazırladığı ülke değerlendirme raporunda, bir üye devletin vergi yapısında son on yılda yaşanan değişime dikkat çekilmiştir. Raporda, 'Söz konusu ülkede gelir ve kurumlar vergisi gibi dolaysız vergilerin toplam tahsilat içindeki payı %45'ten %25'e gerilerken; temel ihtiyaç maddelerini de kapsayan genel tüketim vergileri ve özel tüketim vergileri gibi dolaylı vergilerin payı %55'ten %75'e çıkmıştır. Mali yapıda meydana gelen bu dönüşüm, ülkede hanehalkları arası gelir eşitsizliğini belirgin biçimde derinleştirmiştir.' tespitine yer verilmiştir.
Buna göre, raporda vurgulanan dolaylı vergi ağırlığının artmasının gelir dağılımını bozucu etkisini maliye teorisinde açıklayan temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Bir makroekonomi raporunda, yapısal dönüşüm geçiren bir ülkenin gelir dağılımı ve yoksulluk dinamiklerine dair şu tespitler yapılmıştır:
• Bireylerin hayatta kalabilmesi için gerekli asgari kalori ve temel ihtiyaçları kapsayan sepetin reel maliyetinde bir değişiklik olmamasına karşın, toplumun genel medyan geliri hızlı teknolojik büyüme ile birlikte iki katına çıkmıştır.
• Yoksulluk sınırının altında kalan bireylerin toplam nüfusa oranı sabit kalmış ancak bu grubun kendi içindeki gelir farklılıkları ciddi şekilde açılarak en yoksul kesimin ekonomik durumu daha da kötüleşmiştir.
Bu rapordaki verilere göre, ülkedeki yoksulluk göstergelerinin teorik seyri hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi kesinlikle doğrudur?