Uluslararası sistemin merkezi bir otoriteden yoksun olması (anarşi) ve devletlerin birbirlerinin niyetlerinden asla tam olarak emin olamamaları, 'güvenlik ikilemi' (security dilemma) olgusunun yapısal temelini oluşturur. Ancak bu yapısal durumun devletleri ne ölçüde saldırganlığa veya güç maksimizasyonuna ittiği konusunda farklı realist yaklaşımlar bulunmaktadır.
Buna göre, saldırgan realizm (offensive realism) perspektifinden bakıldığında, güvenlik ikileminin kalıcı olmasının ve devletlerin bekalarını sağlamak için sürekli güç artırımına yönelmekten başka rasyonel bir seçenek bulamamalarının en temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
- Devletlerin sadece mevcut niyetlerine değil, gelecekteki niyetlerinin ne yönde değişebileceğine dair belirsizliğin giderilmesinin imkânsız olması.Answer
- BUluslararası sistemdeki anarşinin, devletler arasında rasyonel iletişimi tamamen imkânsız kılan bir kaos ve kuralsızlık durumu yaratması.
- Cİnsan doğasındaki doğuştan gelen hükmetme arzusunun (animus dominandi), devlet yöneticilerini her koşulda saldırgan dış politikalara itmesi.
- DSavunma ve saldırı amaçlı askeri kapasitelerin teknik olarak birbirinden ayırt edilebilmesinin, ikilemi yumuşatmak için yeterli bir güvence sunması.
- EUluslararası rejimlerin eksikliği nedeniyle devletlerin mutlak kazanç yerine her zaman göreli kazanca odaklanmak zorunda kalması.
Answer
Devletlerin niyetlerinin gelecekte değişebileceğine dair belirsizliğin giderilememesi
Saldırgan realizmin öncüsü John Mearsheimer'a göre, devletler birbirlerinin niyetlerinden asla %100 emin olamazlar. Daha önemlisi, bir devlet bugün barışçıl niyetlere sahip olsa bile, bu niyetin gelecekte değişmeyeceğinin garantisi yoktur. Bu zamansal belirsizlik nedeniyle devletler, hayatta kalmak (survival) için mümkün olan en fazla güce sahip olmayı (hegemonya arayışı) tek rasyonel sigorta olarak görürler.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Niyetlerin Gelecekteki Belirsizliği ve Güç Maksimizasyonu
Estimated Time:2m 0s