Uluslararası örgütlerin uluslararası hukuk düzenindeki yeri ve yetkileri, tarihsel süreçte önemli yargı kararlarıyla şekillenmiştir. Özellikle Uluslararası Adalet Divanının (UAD) 1949 tarihli 'Birleşmiş Milletler Hizmetinde Uğranılan Zararların Tazmini' (Bernadotte Vakası) Danışma Görüşü, uluslararası örgütlerin hukuki statüsünün belirlenmesinde bir dönüm noktası kabul edilir.
Bu karar ve uluslararası hukukun genel ilkeleri çerçevesinde, uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- AEvrensel düzeyde tanınan bir uluslararası örgütün organı veya görevlisi, görev sınırlarını aşarak (ultra vires) bir eylemde bulunduğunda, bu eylem hukuken yok hükmünde sayılır ve örgüte kesinlikle isnat edilemeyeceği için örgütün uluslararası sorumluluğu doğmaz.
- BUAD kararları ve doktrin, uluslararası hukukun asli ve doğrudan bağlayıcı kaynakları olduğundan, örgütlerin antlaşma yapma kapasiteleri (jus tractatuum) kurucu antlaşmalardan ziyade doğrudan bu yargısal metinler tarafından sınırsızca tesis edilir.
- Devletlerin mutlak ve egemenlik temelli kişiliğinden farklı olarak örgütlerin kişiliği 'işlevsel gereklilik' esasına dayanır; BM gibi evrensel örgütler 'objektif', diğer örgütler ise 'sübjektif' kişiliğe ve ancak amaçlarıyla sınırlı bir antlaşma yapma yetkisine (jus tractatuum) sahiptir.Answer
- DBir uluslararası örgütün hukuki varlık kazanması süreci, devletin tanınması ile anayasaya aykırı şekilde değişen bir hükümetin tanınmasının uluslararası hukukta birebir aynı siyasi etkiyi yaratmasına benzer biçimde, yalnızca üçüncü devletlerin kurucu iradesine bağlıdır.
- EUluslararası örgütler, uluslararası hukukta devletlerle tamamen aynı statüde olup; tıpkı bireylerin uluslararası alanda mutlak ve tam bir hak ehliyetine sahip olduğu yanılgısında olduğu gibi, örgütler de her türlü uluslararası işlemi sınır olmaksızın gerçekleştirebilirler.
Answer
Doğru ifade, uluslararası örgütlerin kişiliğinin devletlerden farklı olarak 'işlevsel gereklilik' esasına dayanması, evrensel örgütlerin objektif, diğerlerinin ise sübjektif kişiliğe ve amaçlarıyla sınırlı bir antlaşma yapma yetkisine (jus tractatuum) sahip olduğunu belirten ifadedir.
Uluslararası Adalet Divanı'nın 1949 tarihli kararında da teyit edildiği üzere, uluslararası örgütler devletler gibi 'mutlak' ve 'egemen' bir kişiliğe sahip değildir. Kişilikleri, kurucu antlaşmalarında kendilerine verilen görevleri yerine getirebilmeleri için gereken 'işlevsel gereklilik' (fonksiyonel) ilkesiyle sınırlıdır. BM gibi evrensel katılımlı örgütlerin kişiliği, üye olmayan devletlere karşı da ileri sürülebilen 'objektif' bir nitelik taşırken, diğer örgütlerin kişiliği genellikle üyeleri arasında geçerli olan 'sübjektif' niteliktedir. Antlaşma yapma yetkileri (jus tractatuum) de yine bu işlevsel sınırlarla çerçevelenmiştir.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Uluslararası Örgütlerin İşlevsel ve Objektif/Sübjektif Hukuki Kişiliği