X ve Y devletleri arasında, Y devleti vatandaşlarının X devletindeki yatırımlarının karşılıklı korunmasına dair yürürlükte bir ikili antlaşma bulunmaktadır. X devletinin bir eyalet valisi, merkezi hükümetin sarih talimatlarına ve ulusal anayasal sınırlarına tamamen aykırı hareket ederek, Y devleti uyruklu bir şirketin faaliyetlerini süresiz durdurmuş ve tesislerine el koymuştur. Şirketin faaliyetleri dursa da henüz tesislere yönelik fiziksel bir hasar meydana gelmemiştir. Y devleti, uluslararası sorumluluk kuralları çerçevesinde X devletine karşı talepte bulunmuştur. X devleti ise; valinin idari yetkisini aştığını, olayda merkezi idarenin hiçbir kastı veya ihmali (kusuru) bulunmadığını ve fiili bir zararın henüz doğmadığını ileri sürerek sorumluluk iddialarını reddetmiştir.
Buna göre, devletin uluslararası sorumluluğuna ilişkin gelenekselleşmiş kodifikasyon kuralları (ikinci derece kurallar) ışığında, somut olayda sorumluluğun doğması ve kurucu unsurları hakkında aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi hukuken isabetlidir?
- Uluslararası sorumluluğun doğması için yalnızca fiilin X devletine isnat edilebilirliği ve bir yükümlülüğün ihlali yeterlidir; 'kusur' veya 'maddi zarar' genel kurucu unsurlar olmadığı gibi, valinin yetki aşımı (ultra vires) da eylemin devlete isnadiyetini ortadan kaldırmaz.Answer
- BValinin tasarrufu, X devletinin anayasal düzeninde açık bir yetki gasbı (ultra vires) niteliğinde olduğundan merkezi hükümete isnat edilemez; bu sebeple sorumluluğun ilk kurucu unsuru olan isnadiyet şartı tamamlanmamıştır.
- CSorumluluğun kurucu unsurları olan isnadiyet ve ihlal gerçekleştiği andan itibaren, Y devleti zarar gören şirket lehine diplomatik koruma hakkını kullanırken X devletinin iç hukuk yollarının tüketilmesini beklemek zorunda değildir.
- DX devletinin, valinin eylemini kendi milli menfaatlerini ve kamu düzenini korumak amacıyla bilinçli bir tercih olarak engellememesi bir mücbir sebep hali oluşturduğundan, olayda hukuka aykırılık unsuru vücut bulmamıştır.
- EHakkaniyet ve nisfet ilkeleri uyarınca, uluslararası sorumluluğun kurucu unsurlarının tamamlanabilmesi için isnadiyet ve ihlalin yanı sıra mutlak surette X devletinin ağır kusurunun ve somut bir maddi zararın ortaya çıktığının ispatlanması şarttır.