Question

Difficulty: Very hardUluslararası Örgütlerin Hukuki Kişiliği

Uluslararası hukuk sisteminde, devletlerin sahip olduğu 'asli ve tam' (plenary) kişilikten farklı olarak; uluslararası örgütlerin 'türetilmiş ve fonksiyonel' (sınırlı) bir kişiliğe sahip olduğu kabul edilmektedir. Bu bağlamda, bir uluslararası örgütün kurucu antlaşmasında açıkça öngörülmeyen ancak görevlerini ifa edebilmesi için gerekli olan yetkileri kullanabilmesi ve bu statüsünü örgüt dışı aktörlere karşı savunabilmesi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi en doğru hukuki değerlendirmedir?

  1. Örgütün, işlevlerini yerine getirebilmesi için vazgeçilmez olan 'zımni yetkilere' (implied powers) sahip olması ve geniş katılımlı örgütlerde bu kişiliğin, üye olmayan devletler için de geçerli olan 'objektif' bir nitelik taşımasıAnswer
  2. B
    'Uzmanlık ilkesi' (principle of speciality) uyarınca, örgütlerin sadece kurucu antlaşmada harfiyen sayılan yetkilere sahip olması ve bu yetkilerin 'pacta tertiis' ilkesi gereği yalnızca üye devletler arasında hukuki sonuç doğurması
  3. C
    Örgütlerin kurucu devletlerden bağımsız, 'asli' bir kişiliğe sahip olmaları nedeniyle, devletler gibi her türlü uluslararası tasarrufta bulunabilmeleri ve bu tasarrufların tüm devletler için kendiliğinden bağlayıcı olması
  4. D
    Örgüt kişiliğinin 'nispi' (relative) bir nitelik taşıması sebebiyle, üye olmayan bir devletin açık rızası veya tanıması olmaksızın o devlete karşı hiçbir uluslararası tazminat veya hak talebinde bulunulamayacağı
  5. E
    Örgütlerin yetki aşımlarının (ultra vires), 'fonksiyonel zorunluluk' teorisi uyarınca her zaman hukuka uygun kabul edilmesi ve bu durumun üye devletlerin egemenlik haklarını kısıtlamayacağı varsayımı

Answer

Uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği, işlevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli olan 'zımni yetkileri' (implied powers) kapsar ve BM gibi evrensel nitelikli örgütler için bu kişilik 'objektif' (üye olmayanlara karşı da ileri sürülebilir) bir karakter taşır.
Doğru seçenek, uluslararası örgütlerin kurucu antlaşmalarında açıkça belirtilmeyen ancak işlevleri için gereken 'zımni yetkilere' (implied powers) sahip olduğunu ve Birleşmiş Milletler gibi geniş katılımlı yapıların kişiliğinin üye olmayan devletlere karşı da ileri sürülebilen 'objektif' bir nitelik taşıdığını doğru bir şekilde sentezlemektedir. Bu durum, 1949 Reparation for Injuries (Tazminat) davasıyla hukuki literatüre yerleşmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Örgütlerin hukuki kişilik türünü (türetilmiş/sınırlı) ve devletlerden farkını analiz etmek.
Örgütlerin egemen devletler tarafından kurulduğu ve sadece onlara verilen görevlerle sınırlı yetkiye sahip olduğu saptanır.
Örgütler, devletlerin aksine asli değil, iradi olarak türetilmiş süjelerdir.
2
Kurucu belgede yazılı olmayan yetkilerin kaynağını (implied powers) değerlendirmek.
Örgütün amaçlarını (purposes) gerçekleştirebilmesi için gerekli olan yetkilerin zımnen mevcut olduğu sonucuna varılır.
Zımni yetkiler doktrini, örgütün işlevselliği için hukuken zorunludur.
3
Kişiliğin üçüncü taraflara (üye olmayanlara) karşı etkisini (objektif kişilik) incelemek.
BM gibi geniş katılımlı örgütlerin kişiliğinin üye olmayan devletler için de bağlayıcı olduğu belirlenir.
Uluslararası toplumun büyük çoğunluğunun iradesi, erga omnes nitelikte bir objektif kişilik yaratır.
4
Uzmanlık ilkesi ve yetki sınırlarını sentezleyerek doğru seçeneği belirlemek.
Örgütün yetkilerinin 'fonksiyonel' sınırlar içinde kaldığı ve bu statünün evrensel düzeyde geçerli olduğu doğrulanır.
Kişiliğin varlığı (objektif) ile yetkilerin kapsamı (fonksiyonel) arasındaki ayrım netleştirilir.

Key Concept

Zımni Yetkiler ve Objektif Hukuki Kişilik
Estimated Time:3m 0s
Rate this question