1933 tarihli Montevideo Sözleşmesi'ne göre devletin asli unsurları; sürekli bir nüfus, belirli bir ülke, teşkilatlı bir hükümet (otorite) ve diğer devletlerle ilişki kurma kapasitesidir.
Bir bölgede yaşayan bir 'teşkilatlı millet', bağımsızlığını ilan ederek kendi anayasasını kabul etmiş, sınırları belli bir toprak parçası üzerinde mutlak denetim sağlayan etkin bir otorite kurmuş ve diğer devletlerle diplomatik ilişki kurmaya hukuken hazır olduğunu ilan etmiştir. Buna karşın, komşu devletlerin siyasi baskısı sonucunda uluslararası toplumun büyük çoğunluğu bu yeni siyasi varlığı devlet olarak tanımayı reddetmektedir.
Uluslararası hukukta genel kabul gören 'açıklayıcı (beyan edici) tanıma teorisi' ve Montevideo Sözleşmesi standartları çerçevesinde, söz konusu siyasi varlığın hukuki statüsü hakkında aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- Egemenlik temeline dayalı olarak devlet olmanın objektif unsurlarını tamamladığından uluslararası hukukun asli süjesi sıfatını kazanmıştır; tanınma işlemi yalnızca bu mevcut durumun diğer devletlerce tespiti niteliğindedir.Answer
- BUluslararası toplum tarafından tanınmadığı için uluslararası kişi sıfatına sahip olamaz; zira tanınma işlemi, devletin hukuki varlık kazanmasında kurucu (ihdasi) bir şarta işaret eder.
- CYeni kurulan idarenin meşruiyetinin diğer devletlerce onaylanmaması, bizatihi devletin hukuki varlığının doğmasını ve uluslararası alanda temsil edilmesini kalıcı olarak engeller.
- DDiğer devletlerle fiilen uluslararası anlaşmalar akdedememesi ve diplomatik misyon teatisi yapamaması, 'ilişki kurma kapasitesi' unsurunun yokluğuna karine teşkil ederek devlet statüsünü düşürür.
- EUluslararası hukukta geçerli bir devlet olarak kabul edilebilmesi için, egemenlik haklarının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kurucu kararıyla onaylanması ve tescil edilmesi gereklidir.