Uluslararası İlişkiler disiplininde 'merkez' ve 'çevre' ülkeler arasındaki asimetrik ilişkileri inceleyen Bağımlılık Teorisi homojen bir yapıya sahip değildir ve kendi içinde farklı yaklaşımlar barındırır. Bu teorinin katı determinist kanadı, Andre Gunder Frank'ın öne sürdüğü gibi, çevre ülkelerin küresel kapitalizme entegre oldukça kaçınılmaz bir şekilde 'azgelişmişliğin gelişimini' yaşayacağını ve hiçbir şekilde sanayileşemeyeceğini savunur.
Buna karşılık, teorinin içindeki daha esnek bir diğer yaklaşım; çok uluslu şirketler, uluslararası finans kapital ve çevre ülkedeki yerel burjuvazi (devlet mekanizması dahil) arasındaki ittifak sayesinde çevre ülkelerde de belirli bir ekonomik büyüme ve sanayileşmenin mümkün olduğunu ileri sürer. Ancak bu duruma göre, yaşanan büyüme uluslararası yapısal sömürü mekanizmasını ve teknolojik dışa bağımlılığı ortadan kaldırmamakta, aksine eşitsizliği yeniden üretmektedir.
Bu parçada bahsedilen ve salt sistemik analizi aşarak çevre ülkelerdeki yerel sınıf dinamikleri ile uluslararası sermayenin etkileşimini modele dahil eden kavramsal çerçeve aşağıdakilerden hangisidir?
- Fernando Henrique Cardoso'nun 'Bağımlı Ortak Gelişme' (Associated-Dependent Development) teziAnswer
- BImmanuel Wallerstein'ın merkez ile çevre arasında tampon işlevi gören 'Yarı-Çevre' (Semi-periphery) kavramsallaştırması
- CRobert Keohane ve Joseph Nye'ın devlet dışı aktörlerin asimetrik etkileşimini vurgulayan 'Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık' (Complex Interdependence) modeli
- DRaul Prebisch'in uluslararası ticaret hadlerinin uzun dönemde hammadde ihracatçısı ülkeler aleyhine bozulduğunu iddia eden yapısalcı tezi
- ERobert Cox'un uluslararası üretim ilişkilerinin sivil toplum boyutunda nasıl rıza ürettiğini açıklayan 'Hegemonya' kavramı