Birleşmiş Milletler görevlilerinin hizmet ifası sırasında uğradıkları zararların tazmini meselesinde Uluslararası Adalet Divanının verdiği emsal niteliğindeki danışma görüşü, devlet dışı aktörlerin uluslararası hukuktaki konumu açısından kurucu bir içtihat sayılmaktadır.
Söz konusu karar ve modern uluslararası hukuk doktrini dikkate alındığında, uluslararası örgütlerin hukuki kişiliği ve antlaşma akdetme ehliyetine (jus tractatuum) ilişkin aşağıdaki değerlendirmelerden hangisi yanlıştır?
- Devlet dışı bu süjeler, uluslararası alanda objektif bir tüzel kişilik kazandıkları andan itibaren egemen devletlerle bütünüyle eşdeğer, mutlak ve amaçtan bağımsız bir hak ehliyetine sahip olurlar.Answer
- BBirleşmiş Milletler gibi evrensel çapta faaliyet gösteren yapılar, kurucu metinlerine taraf olmayan üçüncü devletlere karşı da hüküm ifade eden 'objektif' bir uluslararası kişiliğe sahiptir.
- CÖrgütlerin uluslararası hukuk süjesi olarak yetki kapasitesi; kurucu belgelerinde sarahaten sayılmasa dahi, amaçlarını gerçekleştirebilmeleri için zorunlu olan işlevsel gereklilik ve zımni yetkiler prensibiyle sınırlıdır.
- DEvrensel nitelik taşımayan ve yalnızca belirli bir coğrafyaya özgülenen oluşumların hukuki statüsü, kural olarak sadece onları kuran veya sonradan tanıyan devletleri bağlayan 'sübjektif' bir karakter arz eder.
- EBu teşkilatların uluslararası antlaşma akdetme ehliyeti, asli ve sınırsız bir hak olmayıp, kurucu irade tarafından kendilerine devredilen işlevler çerçevesinde şekillenen türevsel bir nitelik taşır.
Answer
Uluslararası örgütlerin objektif tüzel kişilik kazandıkları andan itibaren egemen devletlerle bütünüyle eşdeğer, mutlak ve amaçtan bağımsız bir hak ehliyetine sahip olduklarını belirten ifade yanlıştır.
Doğru cevap, uluslararası örgütlerin devletlerle eşdeğer ve mutlak bir ehliyete sahip olduğunu öne süren ifadedir. Uluslararası hukukta devletler 'asli' süjelerdir ve egemenliklerinden ötürü 'mutlak ve genel' bir hak ehliyetine sahiptirler. Buna karşın uluslararası örgütler 'türevsel' (sekonder) süjelerdir. Sahip oldukları hak ehliyeti, yalnızca kuruluş antlaşmalarında kendilerine tevdi edilen görevleri yerine getirebilmeleri için gereken 'işlevsel gereklilik' (functional necessity) prensibi ile sınırlıdır. Bir örgütün (örneğin BM'nin) uluslararası alanda objektif bir kişiliğe sahip olması, onun amaçlarından bağımsız, devletlerinkine benzer sınırsız bir egemenlik yetkisi kullandığı anlamına gelmez.
Step-by-Step Solution
Key Concept
İşlevsel Gereklilik ve Türevsel Hukuki Kişilik