Marksist ve Eleştirel Yaklaşımlar

249 questions

Question 241Question

Jürgen Habermas'ın "bilgi-çıkar" (knowledge-interest) kuramını Uluslararası İlişkiler disiplinine uyarlayan Eleştirel Teori; pozitivist yaklaşımların aksine, bilginin hiçbir zaman nesnel ve çıkarsız olamayacağını savunur. Bu teorik çerçeveye göre, ana akım kuramların verili düzeni kontrol etmeye yönelik "teknik" ilgisinin karşısında yer alan, toplumsal yapıları sorgulayarak bireyleri tahakküm ilişkilerinden kurtarmayı hedefleyen temel yönelim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Özgürleşmeci ilgi

Answer

Eleştirel Teori'nin temelini oluşturan ve tahakkümden kurtulmayı hedefleyen yönelim 'Özgürleşmeci ilgi'dir.
Eleştirel Teori, Robert Cox'un da belirttiği gibi, 'birileri ve bir amaç için' vardır. Bu amaç, Frankfurt Okulu geleneğinde olduğu gibi, mevcut tahakküm (dominance) ilişkilerinin farkına varılması ve bunların ortadan kaldırılarak insanın özgürleşmesidir. Habermas'ın şemasında bu, doğrudan 'özgürleşmeci ilgi'ye (emancipatory interest) karşılık gelir.

Step-by-Step Solution

1
Habermas'ın bilgi kuran çıkarlarını analiz et.
Habermas; teknik, pratik ve özgürleşmeci olmak üzere üç temel bilgi ilgisi tanımlar.
Eleştirel Teori, epistemolojik temelini bu ayrım üzerine kurar.
2
Ana akım teorilerle Eleştirel Teori arasındaki farkı belirle.
Realizm ve Liberalizm gibi teoriler 'teknik' (kontrol edici) ilgiye sahipken, Eleştirel Teori 'özgürleşmeci' (dönüştürücü) ilgiye sahiptir.
Teorinin amacının mevcut düzeni açıklamak mı yoksa onu değiştirmek mi olduğu bu adımda netleşir.
3
Özgürleşme (Emancipation) kavramının tanımını hatırla.
Özgürleşme, dışlanmış grupların sesini duyurması ve hiyerarşik yapıların ortadan kaldırılması sürecidir.
Seçenekler arasında Eleştirel Teori'nin ontolojik hedefiyle eşleşen kavram budur.

Key Concept

Özgürleşme (Emancipation) ve Bilgi-Çıkar İlişkisi

Hints

1
Teorinin adından da anlaşıldığı üzere, mevcut düzeni 'eleştirmek' yetmez, onu değiştirmek gerekir.
2
Habermas'ın üçlü bilgi sınıflamasını düşünün: Kontrol etmek teknik, anlamak pratik, kurtulmak ise...?
3
Robert Cox'un 'sorun çözücü kuram'a alternatif olarak önerdiği kuram türünün temel amacı olan kavramı arayın.

Practice More

Robert Cox'un 'Sorun Çözücü Kuram' (Problem-Solving Theory) ve 'Eleştirel Kuram' ayrımını inceleyerek aralarındaki ontolojik farkları listeleyin.
Estimated Time:1m 15s
Question 242Question

Bağımlılık Teorisi'ne göre, günümüzün az gelişmiş ülkeleri, gelişmiş ülkelerin geçmişte geçtiği yollardan geçen "henüz gelişmemiş" yapılar değildir. Aksine, bu ülkelerin mevcut ekonomik durumu, dünya kapitalist sisteminin işleyişi ile doğrudan ilişkilidir.

Buna göre Bağımlılık Teorisi’nin "merkez-çevre" ilişkisine dair temel yaklaşımı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çevre ülkelerin az gelişmişliği, merkez ülkelerin kalkınma sürecinin yapısal bir sonucu olarak bizzat küresel sistem tarafından üretilmektedir.

Answer

Çevre ülkelerin az gelişmişliği, merkez ülkelerin kalkınma sürecinin yapısal bir sonucu olarak bizzat küresel sistem tarafından üretilmektedir.
Doğru yanıt olan seçenek, Bağımlılık Teorisi'nin temel iddiasını yansıtmaktadır. Teoriye göre az gelişmişlik, merkez ülkelerin (metropol) çevre ülkelerden (uydu) artı-değer ve kaynak transferi yapması sonucunda sistem tarafından üretilen yapısal bir durumdur. Bu nedenle çevre ülkelerin durumu, merkezden bağımsız bir aşama değil, merkeze bağımlılığın bir ürünüdür.

Step-by-Step Solution

1
Teorik bağlamın belirlenmesi
Bağımlılık Teorisi, Modernleşme Teorisi'nin 'evrensel kalkınma aşamaları' fikrine karşı çıkar.
Teorinin özünü anlamak için hangi temel varsayıma karşı çıktığını belirlemek gerekir.
2
Merkez-Çevre ilişkisinin analizi
Merkez ülkelerin zenginleşmesi ile çevre ülkelerin yoksullaşmasının aynı madalyonun iki yüzü olduğu sonucuna varılır.
Andre Gunder Frank ve Raul Prebisch'e göre, kaynaklar çevreden merkeze aktığı için çevre yapısal olarak az gelişmiş bırakılır.

Key Concept

Az Gelişmişliğin Gelişimi (Development of Underdevelopment)

Practice More

Dünya Sistemleri Teorisi ile Bağımlılık Teorisi arasındaki 'yarı-çevre' ve 'sistem bütünlüğü' farklarına odaklanan soruları inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 243Question

Bağımlılık Teorisi, az gelişmişliğin nedenlerini ülkelerin içsel özelliklerinde veya kültürel yapılarında arayan ana akım yaklaşımların aksine, çevre ülkelerin dünya ekonomisindeki konumuna ve küresel kapitalist işleyişe odaklanır. Teoriye göre, bu ülkelerin ekonomik yapısı kendi iç dinamikleriyle bağımsız bir seyir izlemek yerine, uluslararası sistemin merkezindeki aktörlerin ihtiyaçları ve sermaye birikim süreçleri doğrultusunda şekillenmektedir. Bu bağlamda, Bağımlılık Teorisi'nin merkez ve çevre ülkeler arasındaki ilişkiye dair temel savunusu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Çevre ülkelerin ekonomik gelişimi, merkez ülkelerin genişlemesi ve talebi tarafından koşullandırılan, özünde bu genişlemeye hizmet eden yansımalı bir karaktere sahiptir.

Answer

Çevre ülkelerin ekonomik gelişiminin merkez ülkelerin genişlemesi ve sermaye birikimi tarafından koşullandırıldığını belirten ifade doğrudur.
Bağımlılık Teorisi'ne göre çevre ülkelerin ekonomisi, merkez ülkelerin teknolojik ve endüstriyel ihtiyaçlarına hammadde ve ucuz işgücü sağlamak üzere kurgulanmıştır. Bu durum, çevrenin gelişimini merkezin sermaye birikim süreçlerine tabi kılarak 'yansımalı' ve 'bağımlı' bir büyüme modeli yaratır.

Step-by-Step Solution

1
Analiz birimini belirle.
Bağımlılık Teorisi, analizi ulusal düzeyden ziyade uluslararası sistem/yapı düzeyinde yapar.
Az gelişmişliğin içsel değil, sistemin işleyişinden kaynaklanan dışsal bir olgu olduğunu vurgulamak için.
2
Merkez-Çevre ilişkisinin niteliğini tanımla.
İlişki asimetriktir; merkez sömüren, çevre ise sömürülendir.
Hammadde transferi ve düşük katma değerli üretim mekanizmalarını anlamak için.
3
Kalkınma dinamiğini incele.
Çevrenin büyümesi, merkezin büyümesine bağlı (yansımalı) hale gelmiştir.
Çevre ülkelerin neden kendi ayakları üzerinde duran bir kalkınma modeli geliştiremediğini açıklamak için.

Key Concept

Yapısal Koşullandırılmışlık (Conditioned Development)

Hints

1
Bağımlılık Teorisi'nin merkez-çevre ilişkisinde büyümenin kaynağının nerede olduğuna (içsel mi dışsal mı) odaklanın.
2
Teori, az gelişmiş ülkelerin ekonomilerinin 'bağımsız' olmadığını, gelişmiş ülkelerin taleplerine göre şekillendiğini savunur.
3
Theotonio Dos Santos'un vurguladığı 'koşullandırılmışlık' ve 'yansımalı büyüme' kavramlarını hatırlayın.

Practice More

Bağımlılık Teorisi'nin Modernleşme Teorisi'ne yönelik eleştirilerini ve 'az gelişmişliğin gelişimi' kavramını detaylıca inceleyebilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 244Question

Eleştirel Güvenlik Çalışmaları'nın önemli bir kolu olan Galler Okulu (Galler Ekolü) düşünürlerine göre güvenlik, kendi başına bir amaç değil; belirli bir siyasal dünya görüşünden beslenen "türevsel bir kavram" (derivative concept) niteliğindedir. Bu çerçevede Ken Booth ve Richard Wyn Jones gibi isimler, güvenliğin referans nesnesini devletten bireye kaydırarak güvenliğin nihai hedefinin insanların fiziksel ve yapısal baskılardan kurtulması olduğunu savunurlar.

Buna göre, Galler Okulu'nun güvenlik kuramında güvenliği "insanların hayatları üzerinde kurdukları kontrolü daraltan engellerden kurtarılması" süreciyle eşleştiren temel kavram aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Özgürleşme

Answer

Galler Okulu'nun (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları) temel kavramı olan 'özgürleşme', güvenliği bireylerin önündeki engellerin kaldırılması olarak tanımlar.
Galler Okulu'nun temsilcisi Ken Booth'a göre 'güvenlik ve özgürleşme aynı madalyonun iki yüzüdür'. Bu yaklaşıma göre güvenlik, bireylerin ve toplulukların kendi potansiyellerini gerçekleştirmelerini engelleyen yoksulluk, baskı ve savaş gibi durumlardan kurtulması yani 'özgürleşmesi' ile eş anlamlıdır.

Step-by-Step Solution

1
Teorik okulun belirlenmesi
Soruda Galler Okulu (Galler Ekolü) ve Ken Booth gibi temel isimler vurgulanmaktadır.
Teorinin ana varsayımlarını hatırlamak için okulun tanımlanması gerekir.
2
Güvenlik kavramına bakışın analizi
Güvenliğin 'türevsel bir kavram' olduğu ve referans nesnesinin 'birey' olduğu bilgisi analiz edilir.
Bu okulun geleneksel realizmden farkı, güvenliği devlet değil insan merkezli kurgulamasıdır.
3
Normatif hedefin tespiti
Galler Okulu'nda güvenlik ve özgürleşmenin (emancipation) aynı madalyonun iki yüzü olduğu sonucuna ulaşılır.
Okula göre gerçek güvenlik ancak insanların üzerindeki baskıların kalkmasıyla (özgürleşmeyle) mümkündür.

Key Concept

Özgürleşme (Emancipation) ve Türevsel Güvenlik

Hints

1
Bu kavram Ken Booth'un 'güvenlik ve X aynı madalyonun iki yüzüdür' ifadesinde yer alır.
2
Geleneksel realizmin devlet merkezli yaklaşımına bir alternatif olarak 'insan merkezli' ve normatif bir hedef sunar.
3
Kavramın adı, bireylerin her türlü yapısal ve fiziksel baskıdan kurtulması anlamına gelir.

Practice More

Kopenhag Okulu'nun 'Güvenlikleştirme' teorisi ile Galler Okulu'nun 'Özgürleşme' kavramı arasındaki ontolojik farkları inceleyiniz.
Estimated Time:1m 15s
Question 245Question

Max Horkheimer'ın 1937 yılında yayımlanan "Geleneksel ve Eleştirel Teori" (Traditional and Critical Theory) adlı eseri, sosyal bilimlerde pozitivist metodolojinin ve statükoyu veri kabul eden anlayışın köklü bir eleştirisini sunar. Horkheimer'a göre geleneksel teori, dünyayı olduğu gibi kabul edip teknik verimliliği artırmaya odaklanırken; eleştirel teori, toplumsal yapıların tarihsel süreçte nasıl inşa edildiğini ve bu yapıların nasıl dönüştürülebileceğini sorgular.

Buna göre, Frankfurt Okulu'nun geliştirdiği "Eleştirel Teori"nin, Horkheimer tarafından tanımlanan "Geleneksel Teori"den en temel farkı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Toplumsal ve siyasal düzeni tarihsel bir ürün olarak görerek, insanı baskıcı yapılardan kurtaracak "özgürleşme" (emancipation) amacını gütmesi

Answer

Toplumsal ve siyasal düzeni tarihsel bir ürün olarak görerek, insanı baskıcı yapılardan kurtaracak "özgürleşme" (emancipation) amacını gütmesi
Max Horkheimer'a göre Eleştirel Teori, sosyal gerçekliği sadece gözlemlemekle yetinmez; mevcut adaletsiz ve baskıcı toplumsal ilişkilerin tarihsel kökenlerini ifşa ederek, bireylerin ve toplumun bu yapılardan kurtulmasını (özgürleşmesini) amaçlayan normatif bir duruş sergiler.

Step-by-Step Solution

1
Geleneksel teori kavramını analiz etme
Geleneksel teorinin pozitivist, statükoyu veri kabul eden ve teknik kontrole odaklanan yapısı belirlendi.
Horkheimer'ın ayrımını yapabilmek için önce eleştirilen tarafın özelliklerini anlamak gerekir.
2
Eleştirel teorinin temel motivasyonunu saptama
Eleştirel teorinin normatif (değer yüklü) olduğu ve temel hedefinin "özgürleşme" (emancipation) olduğu tespit edildi.
Frankfurt Okulu'nun temel epistemolojik ve siyasi amacı budur.
3
Seçenekleri bu temel fark üzerinden değerlendirme
Toplumsal düzenin tarihsel inşasını vurgulayan ve özgürleşmeyi hedefleyen seçeneğin doğru olduğu teyit edildi.
Diğer seçeneklerin ya geleneksel/pozitivist anlayışa ya da realist/determinist teorilere ait olduğu görüldü.

Key Concept

Horkheimer'ın Geleneksel vs. Eleştirel Teori ayrımı ve Özgürleşme (Emancipation) hedefi.
Estimated Time:1m 30s
Question 246Question

Rudolf Hilferding, *Finans-Kapital* eserinde kapitalizmin tekelci aşamaya geçişiyle birlikte gümrük tarifelerinin (proteksiyonizm) mahiyet değiştirdiğini ileri sürer. Buna göre, Hilferding'in analizinde emperyalist dönemdeki gümrük duvarlarının temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Tekellerin iç piyasada yüksek fiyatlar uygulayarak elde ettikleri kârlarla dış pazarlarda damping (ucuz satış) yapmalarını sağlamak

Answer

Gümrük duvarlarının temel işlevi, tekellerin iç piyasada yüksek fiyatlar uygulayarak elde ettikleri kârlarla dış pazarlarda damping yapmalarını sağlamaktır.
Rudolf Hilferding'e göre, emperyalist aşamada gümrük tarifeleri 'savunmacı' karakterini kaybederek 'ofansif' bir nitelik kazanır. Tekeller, gümrük duvarları arkasında korunan iç piyasada fiyatları yüksek tutarak devasa 'tekel kârları' elde ederler. Bu kârlar, aynı tekellerin dış pazarlara açılırken ürünlerini maliyetinin altında (damping) satabilmelerine ve böylece yabancı rakiplerini piyasadan silmelerine olanak tanıyan bir savaş fonu işlevi görür.

Step-by-Step Solution

1
Hilferding'in 'Finans-Kapital' analizinde gümrük tarifelerinin rolü incelenmelidir.
Gümrük duvarlarının klasik dönemdeki 'savunmacı' rolünden 'saldırgan' (ofansif) bir role büründüğü saptanır.
Teorik çerçevede tekelci sermayenin devlet gücünü kendi çıkarına kullanma biçimini anlamak gerekir.
2
İç piyasa fiyatları ile dış pazar rekabeti arasındaki ilişki kurulmalıdır.
Yüksek gümrükler sayesinde iç piyasada tekel fiyatları korunur ve ekstra kâr elde edilir.
Tekellerin dışa açılabilmesi için gereken finansal gücün (subvansiyonun) kaynağını belirlemek amaçlanır.
3
Elde edilen tekel kârının dış pazardaki işlevi analiz edilmelidir.
Bu kârlar, dış pazarlarda rakipleri saf dışı bırakmak için maliyetin altında satış (damping) yapılmasına imkan sağlar.
Hilferding'in 'saldırgan korumacılık' kavramının temel mantığını doğrulamak için bu adım gereklidir.

Key Concept

Ofansif Proteksiyonizm ve Damping

Hints

1
Hilferding, gümrük duvarlarının artık 'bebek sanayileri' korumak için değil, dev şirketlerin kârını artırmak için kullanıldığını savunur.
2
İç piyasada rekabet olmadığı için fiyatlar yükselir. Bu durum, şirketin dışarıda daha agresif olmasını sağlar.
3
İçeride pahalı satıp dışarıda çok ucuza satarak rakip ülkelerin pazarlarını ele geçirme stratejisine odaklanın.

Practice More

Hilferding'in 'Finans-Kapital' tanımı ile banka ve sanayi sermayesi arasındaki birleşmeyi inceleyen diğer sorulara göz atabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 247Question

Geleneksel uluslararası ilişkiler kuramları, verili kabul ettikleri dünyayı açıklamak ve yönetmek için teknik bir bilgi türüne odaklanırken; Eleştirel Teori, bu bilgi üretiminin arkasındaki güç ilişkilerini ve ideolojik kabulleri sorgular. Mark Hoffman ve Andrew Linklater gibi düşünürler, disiplinin sadece devletler arası etkileşimleri yöneten kurallar dizisi olarak görülmesine karşı çıkarak, siyasal topluluğun sınırlarının ve ahlaki yükümlülüklerin yeniden düşünülmesi gerektiğini savunurlar.

Bu çerçevede, Eleştirel Teori'nin uluslararası siyasetteki değişim imkânını araştırırken temel aldığı "normatif" yönelim aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnsani gelişimi kısıtlayan dışlayıcı yapıları dönüştürerek evrensel ve özgürleştirici bir siyasal alan inşa etmek.

Answer

Eleştirel Teori'nin temel normatif yönelimi, dışlayıcı siyasal yapıları dönüştürerek evrensel bir özgürleşme alanı yaratmaktır.
Eleştirel Teori, pozitivist bilimin nesnellik iddiasını reddederek, bilginin toplumsal ve siyasal bir amaca hizmet etmesi gerektiğini savunur. Robert Cox'un 'sorun çözücü kuram' olarak nitelediği ana akım teorilerin aksine, Eleştirel Teori mevcut düzenin içindeki eşitsiz ve baskıcı yapıları (örneğin devlet merkezli dışlayıcı sınırları) sorgular. Bu bağlamda nihai hedef, insanların tahakkümden kurtulmasını sağlayan 'özgürleşme' (emancipation) odaklı bir siyasal ve toplumsal dönüşümdür.

Step-by-Step Solution

1
Ana akım ve eleştirel kuram ayrımını yapın.
Geleneksel kuramlar (Realizm, Liberalizm) dünyayı olduğu gibi kabul eder (sorun çözücü); Eleştirel Teori ise dünyayı değiştirme amacı güder.
Kuramsal amacın belirlenmesi analizin ilk adımıdır.
2
Eleştirel Teori'nin 'bilgi-ilgi' ilişkisini değerlendirin.
Pozitivizmin aksine, Eleştirel Teori her bilginin bir amaca hizmet ettiğini savunur ve 'özgürleşme' ilgisini merkeze alır.
Epistemolojik duruşun anlaşılması doğru cevaba yönlendirir.
3
Andrew Linklater ve Mark Hoffman gibi isimlerin vurguladığı 'siyasal topluluk' kavramını analiz edin.
Bu düşünürler, devlet sınırlarının ahlaki sınırlarla eşleşmediğini ve daha kapsayıcı bir diyalog etiğinin gerektiğini savunurlar.
Normatif hedefin 'özgürleşme' ve 'kapsayıcılık' olduğu sonucuna varılır.

Key Concept

Özgürleşme (Emancipation) ve Sorun Çözücü Kuram Eleştirisi

Hints

1
Eleştirel Teori'nin ana akım kuramları (Realizm/Liberalizm) neden 'sorun çözücü' olarak adlandırdığını düşünün.
2
Bu teoriye göre bilgi asla nesnel değildir; o halde kuramların amacı dünyayı yönetmek mi yoksa dönüştürmek mi olmalıdır?
3
Robert Cox ve Andrew Linklater'ın vurguladığı 'özgürleşme' (emancipation) kavramı, hiyerarşik yapıların tasfiyesi ile doğrudan ilgilidir.

Practice More

Robert Cox'un tarihsel yapılar modelindeki (maddi kapasiteler, düşünceler, kurumlar) etkileşimi incelemek bu konuyu pekiştirmenize yardımcı olacaktır.
Estimated Time:1m 15s
Question 248Question

Bağımlılık Teorisi'ne göre dünya ekonomisi, çevre ülkelerin sermaye birikimini ve üretim tarzını merkez ülkelerin ihtiyaçlarına göre biçimlendiren hiyerarşik bir yapıya sahiptir. Bu yaklaşım, az gelişmişliği modernleşme teorilerinin aksine bir 'başlangıç aşaması' olarak değil, sistemin işleyişinden kaynaklanan bir durum olarak görür. Bu temel varsayımdan hareketle, Bağımlılık Teorisi'nin az gelişmişlik konusundaki temel argümanı aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Az gelişmişlik, çevre ülkelerin küresel kapitalist sisteme eklemlenme biçimlerinin yarattığı yapısal bir sonuçtur.

Answer

Az gelişmişlik, çevre ülkelerin küresel kapitalist sisteme eklemlenme biçimlerinin yarattığı yapısal bir sonuçtur.
Doğru yanıt olan seçenek, Bağımlılık Teorisi'nin temel tezini en kapsamlı şekilde ifade etmektedir. Teoriye göre az gelişmiş ülkeler sadece 'henüz gelişmemiş' değildir; aksine küresel sistemin merkezine bağımlı kılınarak 'az gelişmiş bırakılmışlardır' (development of underdevelopment).

Step-by-Step Solution

1
Modernleşme ve Bağımlılık Teorileri arasındaki farkı analiz et.
Modernleşme teorileri az gelişmişliği 'yetersiz gelişim' veya bir 'aşama' olarak görürken, Bağımlılık Teorisi bunu sistemin yarattığı bir 'koşul' olarak tanımlar.
Teorinin ontolojik temelini anlamak için bu ayrım kritiktir.
2
Merkez-Çevre ilişkisindeki asimetriyi değerlendir.
Merkez ülkelerin sermaye biriktirdiği, çevre ülkelerin ise hammadde sağlayarak artı-değer transfer ettiği bir yapı ortaya çıkar.
Bağımlılığın ekonomik mekanizmasını belirlemek gerekir.
3
Sonuca ulaş.
Az gelişmişlik, sistemin dışındaki bir başarısızlık değil, sistemin içine hiyerarşik olarak dahil olmanın yapısal bir sonucudur.
Soruda sorulan temel argüman bu yapısal bütünlükte yatar.

Key Concept

Bağımlılık Teorisi'ne göre az gelişmişlik, kapitalist dünya sisteminin işleyişi tarafından aktif olarak üretilen yapısal bir durumdur.
Question 249Question

Uluslararası ilişkiler teorisinde, güvenliği sadece devletlerin askeri bekası ile sınırlı gören anlayışa karşı çıkarak; açlık, yoksulluk, eğitim yetersizliği ve siyasal baskı gibi unsurların da birer güvenlik sorunu olduğunu ileri süren yaklaşım, güvenliğin temel amacının insanların kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olmasını sağlamak olduğunu vurgular. Statükoyu sorgulayan ve kuramı dünyayı daha adil bir yer haline getirmek için bir araç olarak gören bu teorik yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Galler Okulu

Answer

Galler Okulu (Eleştirel Güvenlik Çalışmaları)
Galler Okulu, geleneksel realizmin devlet merkezli ve statükocu güvenlik anlayışına karşı çıkarak; güvenliğin nihai amacının bireyleri baskılayan her türlü kısıtlamadan (açlık, cehalet, savaş) kurtarılması (özgürleşme) olduğunu savunur. Bu okul, teori ve pratik arasında kopmaz bir bağ kurarak (praxis), güvenliği dünyayı daha özgür bir yer haline getirme süreci olarak görür.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökündeki güvenlik tanımını ve hedefini analiz edin.
Güvenliğin askeri olmayan (yoksulluk, baskı vb.) unsurları kapsadığı ve nihai amacın bireylerin kendi geleceklerini tayin etmesi olduğu belirlenmiştir.
Teorinin referans nesnesini ve temel ontolojik varsayımını anlamak için.
2
Verilen yaklaşımdaki 'kuramın dünyayı değiştirme' (normatif) rolünü değerlendirin.
Bu yaklaşımın geleneksel statükocu teoriler yerine eleştirel ve dönüştürücü bir nitelik taşıdığı görülmektedir.
Coxian anlamda 'eleştirel teori' geleneğinin güvenlik alanındaki yansımasını saptamak için.
3
Belirlenen özelliklerle (insan odaklılık, özgürleşme, dönüşüm) seçenekleri eşleştirin.
Bu özelliklerin tamamının Ken Booth ve Galler Okulu'nun 'Güvenlik Özgürleşmedir' (Security is Emancipation) teziyle örtüştüğü tespit edilir.
Doğru teorik ekole ulaşmak için.

Key Concept

Güvenlik ve Özgürleşme İlişkisi (Security-Emancipation Nexus)

Hints

1
Bu yaklaşım, 'Güvenlik devletlerin ondan ne anladığıdır' diyen inşacılıktan veya 'güvenlikleştirme' diyen Kopenhaglılardan farklı olarak, güvenliğin 'insanları özgür kılması' gerektiğini söyler.
2
Ken Booth'un 'özgürleşme' kavramını bir güvenlik anahtarı olarak kullandığını hatırlayın.
3
Devleti bir tehdit kaynağı olarak görebilen ve referans nesnesi olarak doğrudan insanlığı seçen teorik ekolü düşünün.

Practice More

Galler Okulu ile Kopenhag Okulu arasındaki 'referans nesnesi' ve 'normatiflik' farklarını karşılaştıran bir tablo hazırlayabilirsiniz.
Estimated Time:1m 15s
PreviousPage 13 / 13
Marksist ve Eleştirel Yaklaşımlar Practice Questions — KPSS Uluslararası İlişkiler — Page 13 | Examkin