Realizm ve Neorealizm
506 questions
Uluslararası politikada devletlerin rasyonel güvenlik arayışlarının, kolektif düzeyde irrasyonel ve istenmeyen sonuçlar doğurması 'güvenlik ikilemi' ( ) olarak tanımlanmaktadır. Bu kavramın özündeki 'trajik' niteliği ve onu basit bir çıkar çatışmasından ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
John Mearsheimer tarafından sistemleştirilen Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisine göre, uluslararası sistemdeki devletler sadece hayatta kalmayı amaçlayan rasyonel aktörler olmalarına rağmen, sistemin yapısı gereği sürekli bir güç biriktirme ve hegemonyacı olma arayışı içindedirler. Bu teorik çerçevede, bir devletin sistemdeki mevcut güç dengesinden (statükodan) memnun olsa dahi her fırsatta daha fazla güç elde etmeye çalışmasının ve sistemdeki en güçlü aktör (hegemon) olmayı tek gerçek güvenlik stratejisi olarak görmesinin temel sebebi aşağıdakilerden hangisidir?
Hans Morgenthau’nun siyasal gerçekçilik kuramının üçüncü ilkesine göre, "güç terimiyle tanımlanan çıkar" kavramı kuramsal bir kategori olarak sabit kalsa da, bu çıkarın somut içeriği ve mahiyeti; siyasi, sosyal ve kültürel konjonktüre bağlı olarak dinamik bir değişim sergiler. Morgenthau, realizmin devletlerin hedeflerinin tarihin her döneminde aynı kaldığını iddia etmediğini vurgular. Buna göre Morgenthau’nun bu yaklaşımı, realizme yönelik yapılan "statik bir dünya tasviri sunduğu" eleştirilerine kuramsal açıdan nasıl bir yanıt niteliği taşımaktadır?
Kenneth Waltz tarafından sistemik bir teori olarak formüle edilen neorealizmin "savunmacı" (defansif) yorumuna göre; rasyonel devletlerin güç peşinde koşarken belirli bir noktada durmaları ve genellikle statüko koruyucu bir dış politika izlemeleri beklenir.
Savunmacı realizmin devletleri sınırsız güç artırımından kaçınmaya iten bu öngörüsünü dayandırdığı temel yapısal mantık aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemin anarşik yapısı altında devletlerin, iş birliği yaptıkları partnerlerinin elde edeceği kazancı kendi hayatta kalma stratejileri açısından bir risk faktörü olarak değerlendirmeleri, realizmin temel argümanlarından biridir. Bu çerçevede, realist düşüncenin "göreli kazanç" (relative gains) konusundaki ısrarının temelindeki rasyonel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Kenneth Waltz, uluslararası sistemdeki devletlerin davranışlarını sistemin "yapısı" ile açıklar. Waltz’a göre, sistemin yapısını belirleyen en önemli değişken olan "kapasite dağılımı" (güç dağılımı), aynı zamanda sistemin ne kadar istikrarlı olacağını da belirler. Waltz, belirli bir sistem yapısında büyük güçlerin birbirini denetlemesinin daha kolay olduğunu, dış ittifaklara bağımlılığın azaldığını ve "yanlış hesaplama" (miscalculation) ihtimalinin en aza indiğini ileri sürer.
Buna göre, Kenneth Waltz’un yapısal realizm kuramına göre, uluslararası sistemde istikrarın en yüksek olduğu ve devletler arası çatışma riskinin en az olduğu kabul edilen yapı aşağıdakilerden hangisidir?
John Herz ve Robert Jervis tarafından geliştirilen 'Güvenlik İkilemi' ( ) kavramı, uluslararası sistemde devletlerin saldırgan niyetleri olmasa dahi çatışma sarmalına girebileceğini savunur. Bu yaklaşımda, bir devletin kendi güvenliğini artırmak için aldığı rasyonel önlemlerin, diğer devletlerin güvenliğini azaltarak genel bir güvensizlik ortamı yaratması 'trajik' bir durum olarak nitelendirilir.
Buna göre, güvenlik ikileminin ortaya çıkmasına neden olan temel yapısal dinamik aşağıdakilerden hangisidir?
Kenneth Waltz, *Theory of International Politics* (1979) adlı eserinde siyasal yapıları tanımlarken üç temel katmandan oluşan bir formülasyon sunar: Düzenleyici İlke, Birimlerin Karakteri (İşlevsel Farklılaşma) ve Kapasite Dağılımı. Ancak Waltz, uluslararası sistemin yapısını analiz ederken bu bileşenlerden birinin uluslararası düzeyde bir "değişken" olma özelliğini yitirdiğini ve bu nedenle yapısal tanımın dışında bırakılması gerektiğini savunur.
Waltz'un neorealist kuramında uluslararası sistemin yapısını tanımlarken "birimlerin işlevsel farklılaşması" bileşenini dışarıda bırakmasının temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Kenneth Waltz, 1959 yılında yayımlanan *İnsan, Devlet ve Savaş* (*Man, the State, and War*) adlı çalışmasında savaşın nedenlerini üç farklı analiz düzeyi (imge) üzerinden inceler. Waltz, birey ve devlet düzeyindeki açıklamaların savaşı anlamakta yetersiz kaldığını, savaşın asıl ve nihai nedeninin uluslararası sistemin doğasında aranması gerektiğini savunur. Waltz'un "Üçüncü İmge" (Third Image) olarak adlandırdığı ve savaşın "müsaade edici nedeni" (permissive cause) olarak tanımladığı bu kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası sistemin merkezi bir otoriteden yoksun oluşu (anarşi), neorealistlere göre devletlerin dış politika davranışlarını belirleyen en temel unsurdur. Bu bağlamda neorealistler, neoliberal kurumsalcılığın aksine, devletlerin iş birliği yaparken sadece kendi elde edecekleri faydaya değil, bu faydanın taraflar arasındaki dağılımına da odaklandıklarını savunurlar.
Buna göre, neorealist bir perspektiften, bir devletin kendi kapasitesini artırmasına rağmen partnerinin daha büyük bir artış sağlaması (göreli kayıp) durumunda iş birliğinden çekilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
E. H. Carr, *Yirmi Yıl Krizi* () adlı eserinde ütopyacılığın "evrensel ahlak" ve "dünya kamuoyu" gibi kavramlarını sert bir biçimde eleştirir. Carr'a göre, bu tür soyut ahlaki iddiaların uluslararası siyasetteki temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Randall Schweller, neorealist ittifak teorilerini eleştirerek devletlerin sadece tehditten kaçınmak için değil, aynı zamanda kazanç elde etmek için de ittifak kurduklarını savunmuştur. Özellikle revizyonist devletlerin, yükselen bir gücün yanında yer alarak mevcut statükonun sunduğundan daha fazla kazanç elde etme motivasyonunu tanımlamak için kullandığı kavram aşağıdakilerden hangisidir?
Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliğin altıncı ilkesinde siyasetin; ekonomi, hukuk ve ahlak gibi diğer alanlardan bağımsız, kendine özgü standartları olan özerk bir alan olduğunu savunur. Morgenthau'ya göre bir siyaset bilimci, uluslararası olayları analiz ederken diğer disiplinlerin bakış açılarından sıyrılarak meseleyi "siyasal olanın" süzgecinden geçirmelidir. Bu yaklaşım, tıpkı bir iktisatçının olayları zenginlik temelinde değerlendirmesi gibi, siyaset bilimcinin de olayları belirli bir temel ölçütle incelemesini gerektirir.
Buna göre, siyasal gerçekçiliğin özerklik ilkesini benimseyen bir araştırmacının, bir devletin dış politika hamlesini incelerken sorması gereken temel soru aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkiler teorisinde, özellikle realizm içinde merkezi bir yer tutan "Güvenlik İkilemi" ( ) kavramı; iki devletin de aslında saldırgan bir amacı olmamasına ve mevcut durumlarını (statüko) korumak istemelerine rağmen, birbirlerini tehdit olarak algılamaları sürecini ifade eder. Bu durumun uluslararası politikada "trajik" bir paradoks olarak nitelendirilmesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
E.H. Carr, uluslararası ilişkiler disiplininin gelişimini iki aşamalı bir süreç olarak tanımlar. Carr'a göre, sadece 'olması gerekeni' hayal eden başlangıç evresinden (ütopya), olayların nedenlerini araştıran aşamaya (gerçeklik) geçişte; saf gerçekçiliğin 'kısır' bir nitelik taşımasını önlemek için aşağıdakilerden hangisi hayati bir önem taşır?
Kenneth Waltz, uluslararası sistemin yapısını tanımlarken "işlevsel farklılaşma" (functional differentiation) unsurunu dışarıda bırakmış ve devletleri "benzer birimler" (like-units) olarak nitelendirmiştir. Waltz’ın bu yaklaşımına göre, uluslararası sistemde devletlerin işlevsel olarak birbirinden ayıran bir uzmanlaşmanın ortaya çıkmamasının temel belirleyicisi aşağıdakilerden hangisidir?
Neorealist teorisyen Joseph Grieco, devletlerin iş birliği süreçlerinde sergiledikleri tutumu 'savunmacı pozisyonculuk' (defensive positionalism) kavramıyla açıklar. Buna göre, anarşik bir sistem altında devletlerin iş birliği sonucunda elde edilecek 'mutlak kazanç' miktarından ziyade 'göreli kazanç' farkına öncelik vermesinin temel gerekçesi aşağıdakilerden hangisidir?
Saldırgan Realizm (Ofansif Realizm) teorisine göre, devletlerin sistem içindeki niyetlerinden hiçbir zaman tam olarak emin olunamaması ve gelecekte bu niyetlerin değişebileceği ihtimali, rasyonel devletleri aşağıdaki davranış kalıplarından hangisine yöneltir?
Hans Morgenthau, siyasal gerçekçiliği rasyonel bir teori olarak kurgularken, dış politika analizinde devlet adamlarının şahsi niyetlerinin (motives) veya ideolojik tercihlerinin analize dahil edilmesinin kuramsal bir hata olduğunu savunur. Morgenthau'ya göre, dış politikayı anlamlandırmak ve olgular arasında bir düzen kurabilmek için araştırmacının elindeki en güvenilir "kılavuz" (signpost) aşağıdakilerden hangisidir?
Uluslararası ilişkilerde devletlerin saldırgan bir amaç gütmeksizin, sadece kendilerini korumak amacıyla yaptıkları askeri hazırlıkların diğer devletler tarafından bir tehdit olarak algılanması ve bu durumun tarafları istenmeyen bir silahlanma yarışına itmesi "Güvenlik İkilemi" ( ) olarak tanımlanır. Bu kavramın bir "trajedi" olarak nitelendirilmesinin temel sebebi, devletlerin rasyonel güvenlik arayışlarının kolektif düzeyde daha güvensiz bir ortam yaratmasıdır. Buna göre, söz konusu trajik döngünün tetikleyicisi olan ve devletler arasında "niyet belirsizliğine" yol açan temel yapısal faktör aşağıdakilerden hangisidir?