Endokrin Sistem Farmakolojisi

222 questions

Question 41Question →

3030 haftalık gebe, düzenli uterus kontraksiyonları ve servikal silinme nedeniyle preterm eylem tanısıyla hastaneye yatırılmıştır. Hastanın tıbbi öyküsünde kontrol altında olan bir taşiaritmi odağı bulunduğu bilinmektedir. Bu hastada, maternal taşikardi ve hipotansiyon gibi kardiyovasküler yan etkilerin en az gözlenmesi beklendiği için tercih edilen ve oksitosin reseptörlerini kompetitif olarak antagonize eden ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Atosiban

Answer

Maternal kardiyovasküler yan etki riski düşük olan ve oksitosin reseptörlerini antagonize eden ilaç Atosiban'dır.
Preterm eylem tedavisinde kullanılan Atosiban, oksitosin reseptörlerini (ve V1aV_{1a} reseptörlerini) kompetitif olarak antagonize ederek miyometrium kasılmasını engeller. Diğer tokolitiklerin (özellikle beta-mimetiklerin) aksine maternal kardiyovasküler sistem üzerinde minimal etkiye sahip olması, aritmi öyküsü olan gebelerde onu güvenli bir seçenek haline getirir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik durumunu ve kontrendikasyonlarını değerlendir.
Preterm eylem tedavisi gerekiyor ancak hastada taşiaritmi öyküsü var.
Tokolitik seçimi yapılırken hastanın komorbid durumları (kardiyak riskler) göz önünde bulundurulmalıdır.
2
Tokolitik ilaçların etki mekanizmalarını ve yan etki profillerini karşılaştır.
Beta-mimetikler (Ritodrin) ve Kalsiyum kanal blokörleri (Nifedipin) taşikardi riskini artırırken, Atosiban daha selektiftir.
Atosiban, uterus düz kasındaki oksitosin reseptörlerine spesifiktir ve sistemik dolaşımda belirgin kardiyovasküler etki oluşturmaz.
3
Oksitosin reseptör antagonizması mekanizmasını doğrula.
Atosiban bu mekanizmayı kullanan tek tokolitiktir.
Oksitosin ve vazopressin (V1aV_{1a}) reseptörlerini bloke ederek intrasellüler kalsiyum artışını engeller.

Key Concept

Atosiban, oksitosin reseptör antagonisti olarak çalışan ve maternal kardiyovasküler yan etki profili en güvenli olan tokolitiklerden biridir.

Practice More

Atosiban'ın oksitosin dışında hangi vazopressin reseptör alt tipini de bloke ettiğini tekrar gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 42Question →

Kemik mineral homeostazını etkileyen ilaçların çoğu kemik yıkımını (rezorpsiyonu) baskılayarak etki gösterirken; paratiroit hormonu analoğu olan ve düşük dozlarda (2020 μ\mu g/gün) kesikli (intermitan) uygulandığında osteoblastik kemik yapımını doğrudan uyararak anabolik etki gösteren ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Teriparatid

Answer

Düşük dozda kesikli uygulandığında osteoblastik aktiviteyi artırarak anabolik etki gösteren ilaç Teriparatid'dir.
Teriparatid, rekombinant insan paratiroit hormonunun (1−341-34) analoğudur. Diğer çoğu osteoporoz ilacı (bisfosfonatlar, denosumab, SERM'ler) kemik yıkımını (rezorpsiyonu) önleyen 'antirezorptif' ajanlar iken; teriparatid düşük dozlarda (2020 μ\mu g/gün) ve kesikli (intermitan) olarak uygulandığında osteoblastik kemik yapımını doğrudan uyararak kemik kütlesini artırır (anabolik etki).

Step-by-Step Solution

1
Kemik mineral homeostazındaki ilaç etkilerini sınıflandırın.
İlaçlar antirezorptif (yıkımı önleyen) ve anabolik (yapımı artıran) olarak ikiye ayrılır.
Soruda anabolik etkili olan ilacın sorulması, yıkımı durduran seçeneklerin elenmesini sağlar.
2
Paratiroit hormonu (PTH) analoğu olan seçeneği belirleyin.
Teriparatid, insan PTH (1−341-34) segmentinin rekombinant formudur.
Soru kökünde belirtilen farmakolojik sınıf bu ilaçla eşleşmektedir.
3
Dozlama sıklığının mekanizma üzerindeki etkisini teyit edin.
Sürekli yüksek PTH kemik yıkar; ancak kesikli düşük dozlar osteoblastik kemik formasyonunu uyarır.
Teriparatid'in anabolik etkisi, bu spesifik intermitan uygulama rejimine bağlıdır.

Key Concept

Kemik mineral homeostazında anabolik vs antirezorptif mekanizma ayrımı ve PTH'nin bifazik etkisi.
Estimated Time:45s
Question 43Question →

4040 haftalık gebe olan 2929 yaşındaki hastaya doğum indüksiyonu amacıyla yüksek doz oksitosin infüzyonu uygulanmaktadır. İnfüzyonun 1515. saatinde hastada konfüzyon, şiddetli baş ağrısı ve ardından jeneralize tonik-klonik nöbet gözleniyor. Laboratuvar incelemesinde serum sodyum düzeyi 120120 mEq/LmEq/L (Normal: 135−145135-145 mEq/LmEq/L) olarak saptanıyor.

Bu klinik tabloya yol açan temel farmakolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Oksitosinin vazopressine yapısal benzerliği nedeniyle renal V2V_2 reseptörlerini aktive ederek serbest su retansiyonuna yol açması

Answer

Oksitosinin vazopressine yapısal benzerliği nedeniyle renal V2V_2 reseptörlerini aktive ederek serbest su retansiyonuna yol açması
Doğru cevap, oksitosinin vazopressin (ADH) ile olan yapısal benzerliği sonucunda böbreklerdeki V2V_2 reseptörlerini uyararak su tutulumuna yol açmasıdır. Oksitosin, ADH'nın antidiüretik gücünün yaklaşık %\% 11'ine sahiptir. Ancak doğum indüksiyonu gibi durumlarda yüksek dozlarda ve elektrolit içermeyen sıvılarla birlikte uygulandığında, bu etki klinik olarak belirgin hale gelerek su zehirlenmesine ve dilüsyonel hiponatremiye neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz et.
Yüksek doz oksitosin kullanımı sonrası gelişen hiponatremi (120120 mEq/LmEq/L) ve buna bağlı nörolojik semptomlar (nöbet).
Oksitosinin bilinen en önemli ve tehlikeli yan etkilerinden biri su zehirlenmesidir.
2
Oksitosin ve vazopressin arasındaki yapısal ilişkiyi hatırla.
Her iki hormon da arka hipofizden salınan nonapeptidlerdir ve 99 amino asidin 77'si ortaktır.
Yapısal benzerlik, yüksek dozlarda reseptör düzeyinde çapraz etkileşime (cross-reactivity) izin verir.
3
Böbrekteki hedef reseptörü belirle.
Vazopressin (ADH) böbrek toplama kanallarında V2V_2 reseptörlerini uyararak aquaporin-22 kanallarını apikal membrana yerleştirir.
Yüksek doz oksitosin, V2V_2 reseptörlerine agonist olarak bağlanarak serbest suyun geri emilimini artırır.
4
Sonucu klinik tabloyla bağdaştır.
Aşırı su tutulumu plazmayı dilüe eder, sodyum konsantrasyonunu düşürür ve serebral ödem yoluyla nöbeti tetikler.
Hiponatremi derinliği ve hızı nöbet gelişimindeki temel risk faktörüdür.

Key Concept

Oksitosinin ADH benzeri (antidiüretik) etkisi ve yapısal homolojisi

Alternative Method

Oksitosin ve Vazopressin isimlerinin her ikisinin de 'sin' (peptid) ile bitmesi ve arka hipofiz kaynaklı olmalarından yola çıkarak reseptör düzeyinde 'karışıklık' yaşanabileceği akılda tutulabilir.
Estimated Time:1m 45s
Question 44Question →

Uterus gevşetici (tokolitik) bir ajan olarak klinik kullanım alanı bulan nifedipin ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Maternal hipotansiyon ve baroreseptör aktivasyonuyla refleks taşikardiye neden olabilir.

Answer

Maternal hipotansiyon ve baroreseptör aktivasyonuyla refleks taşikardiye neden olabileceği ifadesi doğrudur.
Nifedipin, uterus düz kasında (miyometriyum) bulunan L-tipi kalsiyum kanallarını bloke ederek hücre içine kalsiyum girişini azaltır ve gevşemeye neden olur. Aynı mekanizma damar düz kaslarında da geçerli olduğundan, sistemik periferik direnci düşürerek maternal hipotansiyona ve baroreseptörlerin uyarılması sonucu refleks taşikardiye yol açabilir.

Step-by-Step Solution

1
Nifedipinin farmakolojik sınıfını belirle.
Nifedipin, dihidropiridin grubu bir kalsiyum kanal blokörüdür.
İlacın temel etki mekanizmasını anlamak için sınıfını bilmek gerekir.
2
Kalsiyum kanal blokajının uterus ve damar düz kasları üzerindeki etkisini analiz et.
L-tipi kalsiyum kanallarının blokajı, hem miyometriyumda gevşemeye hem de sistemik damarlarda vazodilatasyona yol açar.
İlacın hem terapötik (tokolitik) hem de yan etki profilini belirleyen temel olay budur.
3
Vazodilatasyonun klinik sonuçlarını değerlendir.
Sistemik vazodilatasyon kan basıncını düşürür (hipotansiyon) ve vücut buna yanıt olarak kalp hızını artırır (refleks taşikardi).
Nifedipin gibi kısa/orta etkili dihidropiridinlerin en tipik maternal yan etkilerini doğrulamak için gereklidir.

Key Concept

Nifedipin, L-tipi kalsiyum kanallarını bloke ederek hem uterus gevşemesini (tokoliz) sağlar hem de sistemik vazodilatasyona bağlı hipotansiyon ve refleks taşikardi yapabilir.
Estimated Time:45s
Question 45Question →

Tip 22 diyabetes mellitus tedavisinde kullanılan sülfonilüre grubu ilaçların (örneğin glimepirid) pankreas beta hücrelerinden insülin salınımını uyarma mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: ATPATP duyarlı potasyum kanallarının kapatılması

Answer

Sülfonilüreler, pankreas beta hücrelerindeki ATP duyarlı potasyum kanallarını kapatarak insülin salınımını uyarırlar.
Sülfonilüre grubu ilaçlar (glibenklamid, glimepirid vb.), pankreas beta hücresindeki sülfonilüre reseptörüne (SUR1SUR1) bağlanarak ATPATP duyarlı K+K^+ kanallarının kapanmasına yol açar. Kanal kapanınca hücre içi K+K^+ birikir, membran depolarize olur ve kalsiyum girişi tetiklenerek insülin salgılanır.

Step-by-Step Solution

1
Sülfonilürelerin temel sınıflandırmasını belirle.
Sülfonilüreler insülin sekretagogu (salgılatıcı) ilaçlardır.
Etkilerini doğrudan pankreas beta hücreleri üzerinden gösterirler.
2
Hücresel etki basamaklarını takip et.
İlaç SUR1SUR1 reseptörüne bağlanır →\rightarrow ATPATP duyarlı K+K^+ kanalı kapanır →\rightarrow Hücre zarı depolarize olur →\rightarrow Voltaj bağımlı Ca2+Ca^{2+} kanalları açılır.
İnsülin ekzositozu için hücre içi kalsiyum artışı şarttır.
3
Diğer oral antidiyabetik sınıflarıyla karşılaştır.
Potasyum kanalını kapatan tek grup sülfonilüreler ve glinidlerdir.
Mekanizma ayrımı TUS'ta temel bir sorgulama alanıdır.

Key Concept

Sülfonilüre etki mekanizması
Question 46Question →

6060 yaşında Tip 22 diyabetes mellitus tanılı bir hastanın poliklinik kontrolünde HbA1cHbA1c değeri %8,5\%8,5 saptanmıştır. Metformin tedavisine ek olarak bazal insülin desteği planlanan bu hastada; asidik pHpH (pH 4,0pH\ 4,0) içeren çözeltisinin subkutan dokuda nötral pHpH’da presipite olmasıyla karakterize farmakokinetik özelliği sayesinde, NPH (nötral protamin hagedorn) insüline göre pik yapmayan bir profil sergileyen ve gece hipoglisemisi riskini azaltan insülin analoğu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: İnsülin glarjin

Answer

İnsülin glarjin
İnsülin glarjin, aminoasit dizilimindeki modifikasyonlar (A21-glisin ve B-zinciri terminaline iki arjinin eklenmesi) sayesinde asidik bir çözelti içinde formüle edilmiştir. Subkutan enjeksiyon sonrası dokunun nötral pH'ına ulaştığında mikropresipitatlar oluşturur. Bu depo etkisi, ilacın pik yapmadan yaklaşık 24 saat boyunca sabit bir hızla emilmesini sağlar. Bu özellik, belirgin bir doruk etkisi (pik) olan NPH insüline göre gece hipoglisemisi riskini anlamlı derecede azaltır.

Step-by-Step Solution

1
Bazal insülin preparatlarının etki süresini uzatma mekanizmalarını değerlendir.
İnsülin glarjin, detemir ve degludek uzun etkili bazal insülinlerdir.
Soruda belirtilen asidik pH'da çözünüp nötral pH'da presipite olma özelliği bu preparatlar arasında ayrım yapmayı sağlar.
2
Glarjin insülinin farmakokinetik karakterini analiz et.
Glarjin, pH 4,0 olan çözeltisinden subkutan dokuda presipite olarak yavaş ve sabit bir salınım sağlar.
Bu presipitasyon mekanizması, ilacın 'pik' yapmadan 24 saat boyunca bazal seviyede kalmasına olanak tanır.
3
Klinik avantajı belirle.
NPH insülinin sahip olduğu doruk (pik) etkisi gece hipoglisemisine neden olabilirken, glarjin bu riski minimize eder.
Pik yapmayan profil, fizyolojik bazal insülin sekresyonuna daha yakındır.

Key Concept

İnsülin glarjin'in pH bağımlı presipitasyon mekanizması ve pik yapmayan (peakless) farmakokinetik profili.
Question 47Question →

Kronik böbrek yetmezliği nedeniyle hemodiyaliz programında olan 62 yaşındaki erkek hastanın laboratuvar incelemelerinde şiddetli hiperfosfatemi saptanıyor. Hastada aynı zamanda vasküler kalsifikasyonlar tespit edildiği için, Ca×PCa \times P çarpımını ve kalsiyum yükünü daha fazla artırmayacak bir tedavi stratejisi planlanması isteniyor. Ayrıca hastanın eşlik eden hiperlipidemisi mevcuttur.

Bu hastanın hiperfosfatemi tedavisinde diyetle alınan fosfatı gastrointestinal kanalda bağlayarak emilimini engelleyen ve aynı zamanda safra asitlerini de bağladığı için serum LDLLDL kolesterol düzeyinde düşüş sağlayabilen kalsiyum ve alüminyum içermeyen polimer yapılı ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sevelamer

Answer

Sevelamer
Doğru yanıt, kalsiyum ve alüminyum içermeyen, sistemik olarak emilmeyen polimerik yapıda bir reçine olan ajandır. Bu ajan, mide-bağırsak kanalında diyetle alınan fosfata iyonik değişim yoluyla bağlanarak fekal atılımını sağlar. İlacın benzersiz özelliği, yapısının kolestiramin gibi safra asidi bağlayan reçinelere benzemesidir. Bu sayede bağırsak lümenindeki safra asitlerini de bağlayarak enterohepatik sirkülasyonu kesintiye uğratır ve karaciğerde yeni safra asidi sentezini uyararak serum LDLLDL kolesterol seviyelerini anlamlı ölçüde düşürür.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın klinik tablosunu ve tedavi kısıtlamalarını analiz et.
Kronik böbrek yetmezliği, hiperfosfatemi, vasküler kalsifikasyonlar (kalsiyum yükünden kaçınılmalı) ve hiperlipidemi tablosu mevcuttur.
Doğru ajanı seçmek için kontraendikasyonları ve hastaya fayda sağlayacak ek mekanizmaları belirlemek gerekir.
2
Seçeneklerdeki ajanların etki mekanizmalarını ve yapısal özelliklerini değerlendir.
İstenen ilacın kalsiyum veya alüminyum içermemesi, gastrointestinal kanalda çalışması, polimerik yapıda olması ve LDLLDL kolesterolü düşürmesi gerekmektedir.
Soru kökündeki spesifik ipuçları, yalnızca fosfat düşüren değil, aynı zamanda lipid profiline olumlu etki eden bir ilacı işaret etmektedir.
3
Kriterleri karşılayan spesifik molekülü eşleştir.
Sevelamer, hidrojel formunda bir polimer reçinedir. Fosfatı ve safra asitlerini bağlayarak her iki hedefe de ulaşır.
Lantan karbonat nadir toprak elementidir lipidleri etkilemez; kalsiyum asetat ve alüminyum hidroksit yan etki profilleri nedeniyle bu vakada dışlanmalıdır.

Key Concept

Böbrek yetmezliği ilişkili mineral ve kemik bozukluklarında kalsiyum dışı fosfat bağlayıcıların farmakolojik özellikleri ve ek sistemik etkileri

Hints

1
Aranan ilaç, hem kalsiyum hem de alüminyum elementlerini içermeyen özel bir reçinedir.
2
Bu ajan, hiperlipidemide kullanılan kolestiramin adlı safra asidi bağlayıcı reçine ile benzer bir bağlanma mantığına sahiptir, bu nedenle kolesterol düşürücü yan fayda sağlar.
3
'Sev-' hecesiyle başlayan bu ilaç, kronik böbrek yetmezliği hastalarında hiperfosfatemi ve dislipidemi birlikteliğinde sıklıkla tercih edilen polimerik fosfat bağlayıcıdır.

Practice More

Böbrek yetmezliğine ikincil gelişen hiperparatiroidizm tedavisinde kullanılan kalsimimetiklerin etki mekanizmasını gözden geçirin.
Estimated Time:1m 0s
Question 48Question →

Graves hastalığı tanısı konulan 2424 yaşındaki bir hastaya tedavi amacıyla metimazol başlanmıştır. Tedavinin 3.3. haftasında hasta, ani başlayan yüksek ateş ve yutma güçlüğü ile karakterize şiddetli boğaz ağrısı şikayetiyle acil servise başvurmuştur. Bu klinik tabloya neden olan ve ilacın en ciddi yan etkilerinden biri olarak kabul edilen durum aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Agranülositoz

Answer

Metimazol tedavisi sırasında gelişen ani ateş ve boğaz ağrısı, ilacın en ciddi yan etkisi olan agranülositozu düşündürmelidir.
Metimazol ve propiltiourasil gibi antitiroid ilaçların en ciddi yan etkisi agranülositozdur. Bu durum genellikle tedavinin ilk 33 ayında ortaya çıkar ve mutlak nötrofil sayısının 500/mm3500/mm^3 altına düşmesiyle karakterizedir. Klinik olarak hastalar ani başlayan yüksek ateş ve şiddetli boğaz ağrısı şikayetleri ile başvururlar. Bu belirtiler görüldüğünde ilaç derhal kesilmeli ve tam kan sayımı yapılmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın semptomlarını ve kullandığı ilacı analiz et.
Metimazol kullanan hastada ateş ve boğaz ağrısı (enfeksiyon bulguları) saptandı.
Antitiroid ilaçların kemik iliği üzerindeki baskılayıcı etkilerini değerlendirmek gerekir.
2
Tiyoamid grubuna özgü en ciddi hematolojik yan etkiyi belirle.
Agranülositoz (<500/mm3< 500/mm^3 nötrofil).
Nötrofillerin kaybı vücudu enfeksiyonlara açık hale getirerek boğaz ağrısı ve yüksek ateşle seyreden klinik tabloya yol açar.

Key Concept

Antitiroid ilaçların (Tiyoamidler) en ciddi ve hayatı tehdit edici yan etkisi agranülositozdur.
Estimated Time:45s
Question 49Question →

Metastatik prostat karsinomu tanısıyla 6565 yaşında bir erkek hastaya non-steroid yapıda bir antiandrojenik tedavi başlanmıştır. Tedavi sürecinde hastada alkol alımını takiben yüzde ani kızarma (flushing), loş ışıkta görme keskinliğinde azalma ve eforla gelen nefes darlığı geliştiği saptanmıştır.

Bu klinik tabloya neden olan antiandrojenik ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Nilutamid

Answer

Nilutamid, interstisyel pnömoni ve karanlığa uyumda gecikme gibi karakteristik yan etkileri olan bir antiandrojendir.
Doğru seçenek olan ilaç, prostat kanseri tedavisinde kullanılan non-steroid (saf) bir androjen reseptör antagonistidir. Bu ilacın en karakteristik özellikleri arasında doza bağımlı interstisyel pnömoni riski, retinal adaptasyonu bozarak karanlığa uyumda zorluk yaratması ve alkol alımıyla ortaya çıkan disulfiram benzeri reaksiyonlar (flushing) yer almaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik bulguları analiz etme
Alkol intoleransı (flushing), görme bozukluğu (karanlığa uyumda zorluk) ve solunumsal sıkıntı (pnömoni şüphesi) saptandı.
Antiandrojen ilaçların yan etki profillerindeki ayırıcı özellikleri belirlemek gerekir.
2
İlaç-yan etki eşleştirmesi yapma
Nilutamid kullanımı vakaların yaklaşık %13'ünde karanlığa uyumda gecikmeye ve doza bağımlı interstisyel pnömoniye yol açar.
Bu yan etkiler prostat kanseri tedavisinde kullanılan diğer non-steroidal antiandrojenlerde (flutamid, bikalutamid) görülmez.

Key Concept

Antiandrojenlerin Spesifik Yan Etkileri

Practice More

Antiandrojenlerin LHLH düzeyleri üzerindeki etkilerini (saf antagonistler artırır, siproteron azaltır) karşılaştıran sorulara göz atabilirsiniz.
Estimated Time:1m 30s
Question 50Question →

5858 yaşında, Tip 22 diyabetes mellitus ve evre 33 kronik böbrek hastalığı (GFRGFR: 4242 ml/dak/1,73ml/dak/1,73 m2m^2) olan bir hastanın tedavisine HbA1cHbA1c kontrolünü sağlamak ve kardiyorenal koruma amacıyla bir SGLT−2SGLT-2 inhibitörü ekleniyor. Tedavinin 2.2. haftasında yapılan kontrolde hastanın serum kreatinin düzeyinde hafif bir artış ve GFRGFR değerinde yaklaşık %15\%15’lik bir azalma gözleniyor. Bu hastada gözlenen akut GFRGFR değişikliğinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Macula densa’ya sodyum iletiminin artması sonucu tübüloglomerüler feedback ile afferent arteriyolde vazokonstriksiyon

Answer

Macula densa’ya sodyum iletiminin artması sonucu tübüloglomerüler feedback ile afferent arteriyolde vazokonstriksiyon gelişmesi
Doğru yanıt olan seçenek, SGLT-2 inhibitörlerinin böbrek üzerindeki karakteristik etkisini açıklar. İlaç proksimal tübülde sodyum geri emilimini azalttığında, macula densa'ya gelen sodyum yükü artar. Bu durum tübüloglomerüler feedback'i aktive ederek adenozin aracılı afferent arteriyol vazokonstriksiyonuna yol açar. Sonuç olarak intraglomerüler basınç düşer ve klinik olarak GFR'de 'akut bir dip' gözlenir. Bu mekanizma, ilacın uzun dönemdeki nefropati koruyucu etkisinin temelidir.

Step-by-Step Solution

1
SGLT-2 inhibitörünün proksimal tübüldeki etkisini belirle
SGLT−2SGLT-2 inhibitörü, proksimal tübülde sodyum ve glukozun birlikte geri emilimini bloke eder.
İlacın temel farmakolojik mekanizması sodyum-glukoz kotransporterini inhibe etmektir.
2
Distal tübüle ulaşan sodyum miktarındaki değişikliği analiz et
Proksimalde emilemeyen sodyum, distaldeki macula densa hücrelerine daha yüksek miktarda ulaşır.
Geri emilim engellendiği için tübüler sıvıdaki elektrolit konsantrasyonu artar.
3
Tübüloglomerüler feedback (TGF) mekanizmasını değerlendir
Macula densa hücreleri artan sodyumu algılayarak adenozin salınımını tetikler ve afferent arteriyolde vazokonstriksiyon yapar.
TGF, tübüler yükü dengelemek ve intraglomerüler basıncı kontrol etmek için çalışan doğal bir fizyolojik mekanizmadir.
4
GFR üzerindeki akut etkiyi açıkla
Afferent vazokonstriksiyon, intraglomerüler hidrostatik basıncı ve dolayısıyla GFRGFR’yi akut olarak düşürür.
Bu 'akut dip', ilacın nefropatiyi koruyucu (hiperfiltrasyonu azaltıcı) etkisinin bir göstergesidir.

Key Concept

SGLT-2 inhibitörlerinin renal hemodinamik etkileri ve tübüloglomerüler feedback mekanizması
Estimated Time:2m 0s
Question 51Question →

Günde bir paketten fazla sigara içen 3838 yaşındaki bir kadın hasta, doğum kontrol yöntemi seçimi için hekime başvurmuştur. Bu hastada, östrojen bileşenine bağlı olarak gelişebilecek venöz tromboemboli ve miyokard enfarktüsü riskindeki belirgin artış nedeniyle kullanımı mutlak kontrendike olan yöntem aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kombine oral kontraseptifler

Answer

Kombine oral kontraseptifler, 3535 yaşın üzerinde olup sigara içen kadınlarda tromboembolik olay riskini kabul edilemez düzeyde artırdığı için kontrendikedir.
Kombine oral kontraseptiflerin (KOK) içerisinde bulunan östrojen, karaciğerde pıhtılaşma faktörlerinin (Faktör VII, X ve fibrinojen gibi) sentezini artırırken antitrombin III düzeyini azaltır. Bu prokoagülan etki, sigara içimi ve ileri yaş ile birleştiğinde arteriyel ve venöz tromboz riskini dramatik olarak artırır. Bu nedenle 3535 yaş üstü sigara içen kadınlarda KOK kullanımı mutlak kontrendikedir.

Step-by-Step Solution

1
Hastanın risk faktörlerini belirle
Hastanın yaşı (3838) ve sigara kullanımı (ağır içici) pıhtılaşma eğilimini artıran kritik faktörlerdir.
İleri yaş ve tütün kullanımı, östrojenin koagülasyon kaskadı üzerindeki etkilerini şiddetlendirir.
2
Yöntemlerin hormonal içeriklerini karşılaştır
Kombine yöntemlerde östrojen bulunurken, diğerlerinde ya sadece progestin vardır ya da hiç hormon yoktur.
Vasküler yan etkilerden (MI, inme, VTE) birincil olarak sorumlu olan bileşen östrojendir.

Key Concept

Kombine oral kontraseptiflerin kardiyovasküler kontrendikasyonları
Estimated Time:50s
Question 52Question →

77 yaşında bir erkek çocuk, belirgin boy kısalığı ve karakteristik yüz görünümü (belirgin alın, basık burun kökü) nedeniyle pediatrik endokrinoloji polikliniğine getiriliyor. Laboratuvar incelemelerinde serum büyüme hormonu (GHGH) düzeyleri referans değerlerin oldukça üzerinde (>50>50 ng/mLng/mL) saptanırken, insülin benzeri büyüme faktörü-1 (IGF−1IGF-1) düzeyleri ölçüm sınırının altında bulunuyor. Hastaya uygulanan standart doz büyüme hormonu replasman tedavisine klinik veya biyokimyasal yanıt alınamadığı gözleniyor.

Bu hastanın tedavisinde kullanılması en uygun olan ve en sık yan etkisi hipoglisemi olan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mekasermin

Answer

Mekasermin
Vakada tanımlanan yüksek GHGH, düşük IGF−1IGF-1 ve GHGH tedavisine yanıtsızlık tablosu klasik 'Laron Sendromu' yani büyüme hormonu reseptör direncidir. Bu durumda tedavi yolu, reseptörü baypas ederek doğrudan aşağı yolaktaki mediyatörü yani IGF−1IGF-1'i yerine koymaktır. Mekasermin, rekombinant insan IGF−1IGF-1 analoğudur. IGF−1IGF-1, insüline benzer yapısal özellikler gösterdiği için hipoglisemi en sık ve en önemli yan etkisidir (hastalara ilacı yemekten hemen önce veya sonra almaları önerilir).

Step-by-Step Solution

1
Klinik ve laboratuvar verilerinin analizi
Laron Sendromu (Büyüme Hormonu Direnci) tanısı
Yüksek GHGH seviyelerine rağmen düşük IGF−1IGF-1 ve eksojen GHGH'a yanıtsızlık reseptör seviyesinde bir defekte işaret eder.
2
Tedavi stratejisinin belirlenmesi
Rekombinant IGF−1IGF-1 kullanımı
GHGH reseptörleri çalışmadığı için büyüme etkisini sağlayan ana mediyatör olan IGF−1IGF-1 doğrudan verilmelidir.
3
İlaç ve yan etki eşleştirmesi
Mekasermin ve hipoglisemi riski
Mekasermin rekombinant IGF−1IGF-1'dir; yapısı insüline benzediği için en önemli yan etkisi kan şekerini düşürmesidir.

Key Concept

Büyüme hormonu reseptör direnci (Laron sendromu) durumunda tedavi, doğrudan rekombinant IGF−1IGF-1 (Mekasermin) ile yapılır.
Estimated Time:2m 0s
Question 53Question →

Cushing sendromuna bağlı gelişen hiperglisemi ve glukoz intoleransının medikal tedavisinde endike olan, glukokortikoid reseptörlerini (GR) yarışmalı olarak bloke eden ancak hipofiz üzerindeki negatif geri bildirimi (feedback) ortadan kaldırdığı için plazma kortizol ve ACTH seviyelerinde belirgin artışa neden olan ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Mifepriston

Answer

Doğru cevap, glukokortikoid reseptör antagonisti olan Mifepriston'dur.
Doğru seçenek olan Mifepriston, hem progesteron hem de glukokortikoid reseptörlerini (GR) güçlü bir şekilde antagonize eden sentetik bir steroiddir. Cushing sendromunda, özellikle cerrahiye uygun olmayan veya başarısız cerrahi sonrası hiperglisemi gelişen hastalarda glukoz intoleransını düzeltmek için kullanılır. GR blokajı nedeniyle hipofizdeki kortizol baskısı kalkar (negatif feedback kaybı), bu da ACTH ve kompansatuar olarak plazma kortizol düzeylerinde belirgin artışa yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Cushing sendromunda hiperkortizolizmin etkilerini reseptör düzeyinde bloke eden ajanı belirleyin.
Mifepriston, tip 2 glukokortikoid reseptörlerine (GR) yüksek afiniteyle bağlanarak kortizolün etkilerini yarışmalı olarak engeller.
Soru, sentez inhibitörü değil, reseptör antagonisti olan ve hiperglisemi kontrolünde kullanılan ilacı sormaktadır.
2
HPA aksı üzerindeki feedback mekanizmasını analiz edin.
Mifepriston hipofizdeki GR'leri bloke ettiği için kortizolün negatif feedback etkisi ortadan kalkar.
Bu durum ACTH salınımının ve buna bağlı olarak sürrenal bezden kortizol sentezinin artmasına neden olur.
3
Klinik endikasyon ve yan etki profilini doğrulayın.
Mifepriston, Cushing sendromuna eşlik eden hiperglisemi ve glukoz intoleransının tedavisinde endikedir.
Artan plazma kortizol seviyeleri ilacın etkinliğini reseptör blokajı devam ettiği sürece bozmaz.

Key Concept

Mifepriston'un glukokortikoid reseptör antagonizması ve HPA aksı üzerindeki feedback etkileri.
Estimated Time:1m 30s
Question 54Question →

Primer adrenal yetmezlik (Addison hastalığı) ile hipofizer (sekonder) adrenal yetmezlik tanılı hastaların uzun dönem idame tedavileri farmakolojik ve fizyolojik prensipler açısından karşılaştırıldığında; sekonder yetmezlikte genellikle mineralokortikoid (fludrokortizon) replasmanına ihtiyaç duyulmamasının en temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Sekonder yetmezlikte zona glomerulosa tabakasının yapısal bütünlüğünü koruması ve aldosteron sentezinin esas olarak renin-anjiyotensin sistemi tarafından kontrol edilmesi

Answer

Sekonder adrenal yetmezlikte mineralokortikoid replasmanına gerek duyulmamasının nedeni, zona glomerulosa tabakasının RAAS kontrolünde aldosteron üretmeye devam etmesidir.
Sekonder adrenal yetmezlikte hasar hipofiz düzeyindedir ve ACTH eksikliği mevcuttur. Adrenal korteksin zona glomerulosa tabakası ACTH'tan ziyade renin-anjiyotensin sistemi ve plazma potasyum düzeyleri tarafından kontrol edildiğinden, bu hastalar aldosteron sentezlemeye devam edebilirler. Bu nedenle sekonder yetmezlikte genellikle sadece glukokortikoid (hidrokortizon/prednizolon) replasmanı yapılırken, tüm korteks tabakalarının tahrip olduğu primer yetmezlikte (Addison) hem glukokortikoid hem de mineralokortikoid (fludrokortizon) replasmanı zorunludur.

Step-by-Step Solution

1
Primer ve sekonder adrenal yetmezlik arasındaki anatomik farkı analiz et.
Primer yetmezlikte tüm adrenal korteks tabakaları hasarlıdır; sekonder yetmezlikte ise sadece ACTH bağımlı olan zona fasciculata ve reticularis etkilenir.
Hangi hormonların eksik olduğunu belirlemek için hasarın yerini bilmek gerekir.
2
Aldosteron salgısının düzenleyici mekanizmalarını değerlendir.
Aldosteron sentezi (zona glomerulosa) esas olarak Renin-Anjiyotensin-Aldosteron Sistemi (RAAS) ve potasyum düzeyleri ile düzenlenir; ACTH'ın etkisi minimaldir.
Replasman tedavisinde mineralokortikoid gerekip gerekmediği bu düzenleme farkına bağlıdır.
3
Tedavi stratejisini sonuca bağla.
Sekonder yetmezlikte RAAS sağlam olduğu için aldosteron üretimi korunur, dolayısıyla sadece glukokortikoid replasmanı yeterlidir.
Klinik tablo ve eksik olan hormonlar arasındaki korelasyonu kurmak.

Key Concept

Adrenal korteks tabakalarının (glomerulosa vs fasciculata) farklı hormonal akslar (RAAS vs ACTH) tarafından kontrol edilmesi.

Practice More

Primer adrenal yetmezlikte fludrokortizon dozunun izlenmesinde en duyarlı parametrenin plazma renin aktivitesi olduğunu unutmayın.
Estimated Time:2m 0s
Question 55Question →

Metastatik kastrasyona dirençli prostat kanseri tanısıyla yeni kuşak non-steroid androjen reseptör antagonistlerinden biri başlanması planlanan 7272 yaşındaki erkek hastanın özgeçmişinde iyi kontrollü epilepsi öyküsü mevcuttur. Bu hastada, enzalutamid ve apalutamid gibi diğer grup üyelerine kıyasla kan-beyin bariyerini belirgin derecede daha az geçmesi ve dolayısıyla nöbet eşiğini düşürme riskinin en düşük olması nedeniyle tercih edilmesi en uygun olan ajan aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Darolutamid

Answer

Epilepsi öyküsü olan prostat kanserli bir hastada, kan-beyin bariyerini en az geçmesi ve nöbet riskinin düşük olması nedeniyle tercih edilecek en uygun ajan Darolutamid'dir.
Darolutamid, yapısal olarak enzalutamid ve apalutamidden farklıdır; kan-beyin bariyerini (KBB) geçişi çok düşüktür. Klinik çalışmalarda nöbet insidansı plasebo ile benzer bulunmuştur. Bu özelliği, epileptik hastalar gibi nörolojik hassasiyeti olan bireylerde onu ön plana çıkarır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu ve hasta geçmişini değerlendir.
Hasta metastatik kastrasyona dirençli prostat kanseri (mKDPK) hastası ve ek olarak epilepsi öyküsü bulunuyor.
İlaç seçimi yapılırken hem hastalığın evresi hem de hastanın komorbiditeleri göz önünde bulundurulmalıdır.
2
Uygun ilaç grubunu belirle.
Yeni kuşak (ikinci kuşak) non-steroid androjen reseptör antagonistleri (Enzalutamid, Apalutamid, Darolutamid) bu evrede endikedir.
Birinci kuşak ajanlar (Flutamid, Bikalutamid) bu dirençli evrede yeterli etkinlik göstermez.
3
Grup içi farmakokinetik farkları ve yan etki profillerini karşılaştır.
Enzalutamid ve Apalutamid kan-beyin bariyerini (KBB) yüksek oranda geçerken, Darolutamid polar yapısı ve PP-glikoprotein substratı olması nedeniyle KBB'yi belirgin derecede az geçer.
KBB geçişi, santral sinir sistemi yan etkileri ve nöbet riskinin temel belirleyicisidir.
4
En güvenli ajanı seç.
Darolutamid, nöbet eşiğini düşürme riski en az olan seçenek olarak belirlenir.
Epilepsi öyküsü olan bir hastada santral toksisite riski minimize edilmelidir.

Key Concept

İkinci kuşak androjen reseptör antagonistleri arasındaki kan-beyin bariyeri geçişi ve nöbet riski farkı.

Practice More

İkinci kuşak antiandrojenlerin diğer yan etkilerini (ör. Apalutamid'de döküntü ve hipotiroidi) incelemek faydalı olabilir.
Estimated Time:1m 30s
Question 56Question →

Prostat kanseri tedavisinde kullanılan antiandrojenik ilaçlar, santral geribildirim (feedback) mekanizmaları üzerindeki etkilerine göre farklılık gösterirler. Flutamid ve bikalutamid gibi non-steroidal antiandrojenler, hipotalamik androjen reseptörlerini de bloke ederek negatif feedback'i ortadan kaldırır ve plazma LHLH düzeylerinde artışa neden olurlar. Buna karşın, steroid yapılı bir antiandrojen olan siproteron asetat, plazma LHLH düzeylerinde belirgin bir azalmaya yol açmaktadır. Siproteron asetatın, non-steroidal antiandrojenlerin aksine LHLH salınımını baskılayarak testosteron düzeylerini düşürebilmesini sağlayan temel özelliği aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Güçlü progestasyonel aktiviteye sahip olması

Answer

Siproteron asetatın progestasyonel aktiviteye sahip olması, hipotalamo-hipofizer aks üzerinde negatif feedback yaparak LH salınımını baskılamasını sağlar.
Siproteron asetat, bir progesteron türevidir. Bu yapısal özelliği sayesinde hem hedef dokularda androjen reseptörlerini kompetitif olarak bloke eder hem de hipofiz bezinde progestasyonel reseptörleri uyararak LH salınımını negatif feedback yoluyla baskılar. Bu durum, ilacı LH düzeylerini artıran flutamid ve bikalutamid gibi 'saf' (non-steroidal) antiandrojenlerden ayırır.

Step-by-Step Solution

1
Antiandrojenlerin santral etkisini analiz etme
Non-steroidal ajanların (flutamid vb.) AR blokajı yaparak LH'yi artırdığını belirleme
Saf antiandrojenler negatif feedback'i bozarak LH artışına ve dolaylı olarak testosteron artışına (flare etkisine) neden olabilir.
2
Siproteron asetatın yapısal farkını değerlendirme
İlacın steroid yapılı ve progestasyonel etkili olduğunu saptama
Siproteron asetatın progesteron türevi olması, ona ek endokrin özellikler kazandırır.
3
LH baskılanmasının nedenini açıklama
Progestasyonel etkinin hipofizde negatif feedback yapması
Bu etki sayesinde siproteron asetat, flutamidin aksine plazma LH ve testosteron düzeylerini düşürür.

Key Concept

Steroid yapılı antiandrojenlerin (Siproteron asetat) progestasyonel etkisiyle LH düzeylerini düşürmesi.

Hints

1
İlacın steroid yapıda bir progesteron türevi olduğunu hatırlayın.
2
Hipofiz bezinin hangi hormonlara karşı negatif feedback yanıtı verdiğini düşünün.

Practice More

Flutamid ve siproteron asetatın yan etki profillerini (karaciğer toksisitesi, jinekomasti) karşılaştıran soruları inceleyin.
Estimated Time:1m 30s
Question 57Question →

5555 yaşındaki kadın hasta, yaklaşık 55 yıldır Hashimoto tiroiditi nedeniyle levotiroksin sodyum tedavisi almaktadır. Son kontrollerine kadar ötiroid seyreden hastanın laboratuvar incelemesinde TSHTSH düzeyinin 1414 mIU/LmIU/L (N: 0.4−4.00.4-4.0) olduğu ve serbest T4T_4 düzeyinin referans aralığın altına düştüğü saptanmıştır. Hastanın ilaçlarını düzenli kullandığı ancak son bir aydır menopoz sonrası kemik sağlığını korumak amacıyla bir mineral takviyesine başladığı ve bu takviyeyi levotiroksin ile aynı anda aldığı öğrenilmiştir. Bu hastada levotiroksin emilimini azaltarak klinik etkinliğin düşmesine neden olan en olası ilaç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kalsiyum karbonat

Answer

Levotiroksin ile aynı anda alındığında mide ortamında bağlanarak emilimini azaltan en olası ilaç kalsiyum karbonattır.
Kalsiyum karbonat, levotiroksin ile birlikte alındığında gastrointestinal sistemde çözünmez kompleksler oluşturur ve mide pH'ını değiştirerek hormonun biyoyararlanımını düşürür. Bu durum, hastada hipotiroidi bulgularının geri dönmesine ve TSHTSH düzeyinin yükselmesine neden olur.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Hasta levotiroksin kullanırken TSHTSH yükselmiş ve T4T_4 düşmüş; yani ilacın etkisi azalmış.
Yeni başlanan mineral takviyesinin levotiroksin kinetiğini nasıl etkilediğini anlamak gerekir.
2
Emilim etkileşimlerini değerlendir
Kalsiyum, demir, alüminyum ve sukralfat gibi maddelerin levotiroksin ile mide/bağırsak kanalında bağlanarak emilimi engellediği bilinmektedir.
Soruda özellikle mineral takviyesi ve 'emilim azalması' vurgulandığı için en uygun aday kalsiyum karbonattır.

Key Concept

Levotiroksin biyoyararlanımı; kalsiyum, demir ve antasitler gibi multivalent iyon içeren ilaçlarla birlikte alındığında azalır.

Practice More

Levotiroksin metabolizmasını artıran fenitoin ve rifampin gibi ilaçların TSHTSH üzerindeki etkisini inceleyiniz.
Estimated Time:1m 0s
Question 58Question →

3232 yaşında, 4141 haftalık gebe, uzamış gebelik nedeniyle doğum indüksiyonu amacıyla yüksek doz intravenöz oksitosin infüzyonu almaktadır. Tedavinin ilerleyen saatlerinde hastada konfüzyon ve letarji tablosunu takiben jeneralize tonik-klonik nöbet gelişmiştir. Yapılan laboratuvar tetkiklerinde serum sodyum düzeyi 120mEq/L120 mEq/L (normal: 135−145mEq/L135-145 mEq/L) olarak ölçülmüştür. Bu hastadaki klinik tablonun gelişiminden sorumlu olan temel farmakolojik mekanizma aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Oksitosinin renal toplayıcı kanallardaki V2V_2 reseptörlerini aktive ederek serbest su retansiyonuna yol açması

Answer

Oksitosinin renal toplayıcı kanallardaki V2V_2 reseptörlerini aktive ederek serbest su retansiyonuna yol açması
Oksitosin, antidiüretik hormon (ADH) ile yapısal olarak büyük benzerlik gösterir. Yüksek dozlarda intravenöz infüzyon şeklinde uygulandığında (özellikle doğum indüksiyonunda), renal toplayıcı kanallardaki V2V_2 reseptörlerini uyararak serbest suyun geri emilimini artırır. Bu durum 'su zehirlenmesi' olarak bilinen tabloya, yani dilüsyonel hiponatremiye, serebral ödeme ve sonuç olarak nöbetlere yol açar.

Step-by-Step Solution

1
Klinik verileri analiz et
Yüksek doz oksitosin kullanımı sonrası nöbet ve şiddetli hiponatremi (120mEq/L120 mEq/L) saptandı.
Bu tablo dilüsyonel hiponatremi (su zehirlenmesi) ile uyumludur.
2
İlacın yapısal özelliklerini hatırla
Oksitosin ve Vazopressin (ADH) her ikisi de hipotalamusta sentezlenen nonapeptid yapılı hormonlardır.
Yapısal benzerlik, yüksek dozlarda reseptör çapraz etkileşimine (cross-reactivity) olanak tanır.
3
Mekanizmayı belirle
Oksitosin, renal toplayıcı kanallardaki V2V_2 reseptörlerini uyararak akuaporin-2 kanallarının insersiyonuna ve serbest su geri emilimine neden olur.
Bu antidiüretik etki, plazmanın dilüasyonuna ve hiponatremiye yol açarak nöbeti tetikler.

Key Concept

Oksitosin ve Vazopressin arasındaki yapısal benzerlik nedeniyle yüksek doz oksitosin kullanımında görülen ADH benzeri (antidiüretik) etkiler ve buna bağlı gelişen su zehirlenmesi.

Practice More

Vazopressin reseptör antagonistleri (vaptanlar) ile oksitosin etkileşimlerini gözden geçirin.
Estimated Time:1m 30s
Question 59Question →

4545 yaşında HIV pozitif erkek hasta, yaklaşık 55 yıldır kombine antiretroviral tedavi (kART) almaktadır. Hastanın son bir yıl içerisinde gövde ve karın bölgesinde belirgin yağ birikimi (visseral obezite) geliştiği, buna karşın ekstremitelerinde incelme olduğu gözlenmiştir. Metabolik değerlendirmede insülin direnci saptanan hastada, visseral yağ dokusunu azaltmak amacıyla sentetik bir hipotalamik peptid analoğu olan tesamorelin tedavisi başlanmıştır. Bu ilacın visseral adipoziteyi azaltma mekanizması aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Growth hormone-releasing hormone (GHRH) reseptörlerini uyararak endojen büyüme hormonu salınımını artırmak

Answer

GHRH reseptörlerini uyararak endojen büyüme hormonu salınımını artıran mekanizma doğrudur.
Doğru seçenek, ilacın farmakolojik sınıfını tam olarak açıklar. Tesamorelin, bir büyüme hormonu salgılatıcı hormon (GHRH) analoğudur. Hipofizdeki spesifik GHRH reseptörlerine bağlanarak büyüme hormonunun pulsatil salınımını uyarır. Artan büyüme hormonu, visseral yağ dokusunda güçlü bir lipolitik etki yaratarak HIV hastalarında görülen abdominal adipoziteyi azaltır.

Step-by-Step Solution

1
Klinik tabloyu analiz etme
HIV ilişkili visseral lipodistrofi (abdominal yağlanma) tanısı konur.
Antiretroviral tedavi alan hastalarda bu tip metabolik yan etkiler ve yağ dağılım bozuklukları görülebilir.
2
Kullanılan ilacı (tesamorelin) tanımlama
Tesamorelinin bir GHRH (Growth Hormone Releasing Hormone) analoğu olduğu belirlenir.
Bu ilaç, visseral yağ dokusunu azaltmak için spesifik olarak geliştirilmiş sentetik bir peptid ajandır.
3
Farmakodinamik mekanizmayı kurma
GHRH reseptör aktivasyonu sonucu pulsatil büyüme hormonu (GH) salınımı artar.
Büyüme hormonu, yağ dokusunda trigliserit yıkımını (lipoliz) uyararak visseral yağ birikimini azaltır.

Key Concept

GHRH analoglarının (Tesamorelin) endokrin ve metabolik endikasyonları

Practice More

Akromegali tedavisinde kullanılan GH reseptör antagonisti pegvisomant ile somatostatin analoglarının glukoz metabolizması üzerindeki farklı etkilerini karşılaştırabilirsiniz.
Estimated Time:2m 0s
Question 60Question →

Benign prostat hiperplazisi (BPHBPH) nedeniyle 55-alfa redüktaz inhibitörü olan finasterid kullanan bir erkek hastada, tedavi sürecinde jinekomasti geliştiği saptanmıştır. Bu ilacın kullanımı sırasında jinekomasti görülmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Testosteronun aromatizasyon yoluyla östradiola dönüşümünün artması

Answer

Finasterid kullanımı sırasında görülen jinekomastinin temel nedeni, testosteronun aromatizasyon yoluyla östradiola dönüşümünün artmasıdır.
Finasterid, testosteronu dihidrotestosterona (DHTDHT) dönüştüren 55-alfa redüktaz enzimini bloke eder. Bu engelleme sonucunda testosteron, aromataz enzimi için daha fazla ulaşılabilir hale gelir ve östradiola dönüşümü artar. Plazmadaki bu östrojen/androjen dengesizliği meme dokusunda proliferasyonu tetikleyerek jinekomastiye yol açar.

Step-by-Step Solution

1
İlacın etki mekanizmasını tanımlamak.
Finasterid, 55-alfa redüktaz enzimini geri dönüşümsüz olarak inhibe eder.
Bu enzim, testosteronun daha aktif formu olan dihidrotestosterona (DHTDHT) dönüşümünden sorumludur.
2
Metabolik yolağın değişimini analiz etmek.
DHTDHT sentezi engellendiğinde, substrat olan testosteronun bir kısmı aromataz enziminin etkisine maruz kalır.
Testosteronun DHTDHT'ye dönüşümü kapandığında, alternatif yolak olan östrojen sentezi (aromatizasyon) daha aktif hale gelir.
3
Klinik yan etki ile ilişki kurmak.
Artan östradiol seviyeleri östrojen/androjen oranını artırarak meme dokusunda büyümeye (jinekomasti) neden olur.
Jinekomasti, periferik dokularda östrojenik etkinin androjenik etkiye baskın gelmesinin bir sonucudur.

Key Concept

Finasterid gibi 55-alfa redüktaz inhibitörleri, DHTDHT seviyelerini düşürürken testosteronun östradiola aromatizasyonunu artırarak jinekomastiye yol açabilir.

Practice More

Finasterid ve dutasterid arasındaki farkları (tip 1 vs tip 2 enzim inhibisyonu) gözden geçiriniz.
Estimated Time:1m 30s
PreviousPage 3 / 12Next
Endokrin Sistem Farmakolojisi Practice Questions — TUS - Tıpta Uzmanlık Sınavı — Page 3 | Examkin