Question

Difficulty: Very hard��man ve Bilgi İlişkisi

İslam kelamında iman ve bilgi arasındaki ilişki ele alınırken, bilginin imanın oluşmasındaki rolü ile imanın kurucu bir ögesi olup olmadığı detaylıca tartışılmıştır. Ehl-i sünnet kelamcılarının büyük çoğunluğuna göre iman, kalbin tasdikinden ibarettir. Bilgi ise kalpte bu tasdikin (onaylamanın) sağlıklı biçimde oluşmasına yardım eden ve taklitten kurtulup tahkike ulaşmaya zemin hazırlayan bir araçtır. Ancak bilginin kendisi tek başına iman ile özdeşleştirilemez. Nitekim şeytan, Allah’ın varlığını, birliğini ve emirlerini bildiği hâlde teslimiyet göstermediği için iman etmiş sayılmamıştır.

Buna göre, iman-bilgi ilişkisiyle ilgili;

I. Bilgi, imanın asli bir rüknü (kurucu unsuru) değil; kalbî tasdike ulaşmayı kolaylaştıran ve imanın gücünü artıran yardımcı bir etkendir.
II. Şeytanın durumunda olduğu gibi, bilgiye dayalı marifet tek baş��na iman için yeterli değildir; çünkü iman, bilmenin ötesinde iradi bir boyun eğme ve teslimiyeti gerektirir.
III. Tahkiki iman, taklidi imanın aksine, yalnızca aklî delillerin ve teorik dini bilgilerin zihinsel olarak biriktirilmesiyle nihayete eren bir süreçtir.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

  1. A
    Yalnız I
  2. B
    Yalnız II
  3. I ve IIAnswer
  4. D
    II ve III
  5. E
    I, II ve III

Answer

Bilginin imanın kurucu unsuru (rükün) olmayıp tasdike yardımcı bir unsur olduğunu belirten birinci ifade ile şeytanın durumundan yola çıkarak marifetin tek başına iman için yeterli olmadığını ve iradi teslimiyet gerektirdiğini belirten ikinci ifade doğrudur. Dolayısıyla doğru cevap birinci ve ikinci ifadeleri içeren seçenektir.
İslam kelamına göre imanın asli rüknü kalbin tasdikidir. Bilgi ise bu tasdike zemin hazırlayan yardımcı bir etkendir, yani bir rükün değildir. Bu nedenle birinci ifade doğrudur. Şeytanın bilgisi olmasına rağmen teslimiyeti ve boyun eğmesi olmadığı için mümin sayılmaması, bilmenin iman için tek başına yeterli olmadığını gösterir. Bu nedenle ikinci ifade de doğrudur. Üçüncü ifade ise yanlıştır, çünkü tahkiki iman yalnızca teorik bilgilerin zihinsel birikimiyle tamamlanmaz; teslimiyet, samimiyet ve yaşantıyı da kapsar. Bu doğrultuda birinci ve ikinci ifadelerin doğru olduğu seçenek doğru cevaptır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki kavramsal tanımları analiz etmek.
İmanın kelamî tanımının kalbin tasdiki olduğu, bilginin ise bu tasdikin oluşmasında yardımcı bir araç rolü üstlendiği belirlenir.
Birinci ifadenin doğruluğunu test etmek için bilginin imanın rüknü (asli ögesi) olup olmadığı incelenmelidir.
2
Metindeki şeytan örneğini ve marifet kavramını değerlendirmek.
Şeytanın Allah hakkında kesin bilgiye (marifet) sahip olmasına rağmen iradi bir teslimiyet ve boyun eğme göstermediği için kafir sayıldığı, dolayısıyla kuru bilginin iman için yeterli olmadığı görülür.
İkinci ifadenin doğruluğunu teyit etmek için bilgi ile teslimiyet (tasdik) arasındaki ayrımı kurmak gerekir.
3
Tahkiki imanın yapısını ve sınırlarını incelemek.
Tahkiki imanın sadece zihinsel bir teorik bilgi birikiminden ibaret olmadığı, bu bilginin kalben benimsenip hayat tarzına yansıtılması gerektiği, aksi takdirde imanın sadece zihinsel bir kabul düzeyinde kalacağı anlaşılır.
Üçüncü ifadenin yanlışlığını belirlemek için tahkiki imanın sadece teorik/aklî delil biriktirmekle tamamlanamayacağını ortaya koymak gerekir.

Key Concept

İman ve Bilgi İlişkisi (Marifet, Tasdik ve Tahkiki İman Kavramları)
Rate this question