İslam kelamcılarına göre bilgi, imanın ön şartı ve zeminidir; çünkü kişi bilmediği bir şeye inanamaz. Ancak bilgi imanın kendisi değildir. Örneğin, Şeytan Allah'ın varlığını ve birliğini bilmektedir fakat iman dairesinin dışında kalmıştır. Aynı şekilde İslam'ın tebliğ edildiği dönemde Mekkeli müşriklerin bir kısmı Hz. Peygamber'in dürüstlüğünü ve getirdiği mesajın doğruluğunu bilmelerine rağmen inat ve kibirleri sebebiyle inanmamışlardır.
Bu parçada iman ve bilgi ilişkisine dair anlatılanlardan hareketle aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
- AAklın ve duyu organlarının sağladığı kesin bilgiye (marifet) ulaşan her birey, kalbi bir kabul gerçekleştirmese dahi İslam'a göre mümin sayılır.
- BÇevreden duyulan bilgilere dayalı olarak akıl yürütmeden benimsenen iman, tahkiki iman olarak nitelendirilir ve en olgun iman seviyesidir.
- İman, salt bir bilgi birikiminden ibaret olmayıp, bilginin kalp ile onaylanması (tasdik) ve iradi bir teslimiyete dönüşmesiyle gerçekleşir.Answer
- DBilgi imanın temel kurucu unsuru olduğundan, imanın geçerliliği yalnızca dille yapılan ikrarın sıhhatine bağlıdır.
- Eİslam dininde bilgiye ulaşmada akıl yürütme dışlandığı için, iman yalnızca sadık haberin sorgulanmadan kabul edilmesiyle başlar.
Answer
İman, salt bir bilgi birikiminden ibaret olmayıp, bilginin kalp ile onaylanması (tasdik) ve iradi bir teslimiyete dönüşmesiyle gerçekleşir.
İman ve bilgi arasındaki temel fark, imanın sadece bilmekten ibaret olmamasıdır. Metinde de belirtildiği üzere, Şeytan veya Mekkeli müşriklerin bazıları gerçeği bildikleri hâlde iman etmemişlerdir. Bu da imanın gerçekleşmesi için bilginin kalp ile tasdik edilerek onaylanması ve iradi olarak teslimiyet gösterilmesi gerektiğini ortaya koyar.
Step-by-Step Solution
Key Concept
İman ve bilgi ilişkisinde kalbi tasdik ve teslimiyetin önemi.