Kant, doğa bilimleri ile metafizik/felsefe arasındaki sınırı çizerken, insan zihninin dış dünyadan gelen duyusal verileri zaman, uzay ve anlama yetisinin kategorileri aracılığıyla biçimlendirerek 'fenomenal' bir varlık alanı kurduğunu savunur. Bilimler, bu fenomenal dünyayı nedensellik ilkesi çerçevesinde ele alarak deneysel düzeyde inceler ve varlığı nesnel bir veri kabul eder. Öte yandan, fenomenlerin gerisinde yer alan ve insan bilincinden tamamen bağımsız olan 'numen' (kendinde şey) alanı, bilimin sınırlarının dışında kalır. Felsefi ontoloji ise bu ayrımın farkında olarak doğrudan nesnelerin varoluşsal statüsünü ve bu nesnelerin zihindeki kuruluş süreçlerini sorgulamaya yönelir.
Bu parçaya göre, felsefi ontolojinin varlığa yönelik sorgulama tarzını bilimlerin yaklaşımından ayıran temel özellik aşağıdakilerden hangisidir?
- AVarlığı dış dünyada insan zihninden bağımsız, nesnel ve olgusal bir gerçeklik olarak peşinen kabul edip onun işleyiş yasalarını keşfetmeyi amaçlaması
- Varlığı olgusal ve hazır bir nesnellik olarak kabul etmek yerine, onun zihindeki kurucu temellerini ve varoluşsal statüsünü problem edinmesiAnswer
- CVarlığı parçalara ayırarak deneysel ve gözlemsel yöntemlerle ölçülebilir bir nesneye dönüştürmesi
- DVarlığı sadece fiziksel ve maddi boyutlarıyla ele alıp metafiziksel ya da numenal yönleri bütünüyle reddetmesi
- EVarlığın genel yasalarını, doğruluğu mantıksal olarak kanıtlanmış öncüllerden hareketle tümdengelimsel olarak sistemleştirmesi