Question

Difficulty: Very hardSoğuk Savaş Dönemi ve Bloklaşmalar

II. Dünya Savaşı sonrasında SSCB'nin yayılmacı politikalarına karşı Batı Bloku'na entegre olmayı temel dış politika önceliği haline getiren Türkiye, NATO üyeliğinin (1952) ardından bölgesel güvenlik kuşağı oluşturma girişimlerini sürdürmüştür. Bu doğrultuda Türkiye; Balkan Paktı (1953) ve Bağdat Paktı'nın (1955) kurulmasında aktif rol oynamıştır. Bu bölgesel ittifakların kuruluş amaçları, üye yapıları ve Türk dış politikasına etkileri dikkate alındığında aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

  1. A
    Balkan Paktı'nın kurulmasıyla, NATO üyesi olan Türkiye ve Yunanistan ile sosyalist Yugoslavya arasında kurulan ortaklık, dolaylı yoldan NATO ile Doğu Bloku'ndan kopan bir sosyalist yönetimi güvenlik zemininde bir araya getirmiştir.
  2. B
    Bağdat Paktı, Orta Doğu'daki savunma boşluğunu doldurmayı amaçlasa da bölgedeki Arap devletlerinin çoğunluğu tarafından Batı sömürgeciliğinin bir uzantısı olarak görülmüş ve bölge içi kutuplaşmayı derinleştirmiştir.
  3. C
    Balkan Paktı'nın askeri ve siyasi açıdan uzun ömürlü olamamasında, Stalin'in ölümünün ardından SSCB'nin yumuşama politikalarına yönelmesi ve Yugoslavya'nın Moskova ile ilişkilerini yeniden normalleştirmesi etkili olmuştur.
  4. Irak'ta 1958 yılında gerçekleşen askeri darbe sonrasında Bağdat Paktı'ndan çekilen yeni yönetimin ardından ittifakın merkezi Ankara'ya taşınarak CENTO adını almış ve bu gelişmeyle örgüt Arap dünyasındaki askeri nüfuzunu en ��st düzeye ulaştırmıştır.Answer
  5. E
    Türkiye'nin gerek Balkanlar'da gerekse Orta Doğu'da bu ittifak mekanizmalarına öncülük etmesi, onun Batı ittifakı nezdindeki jeostratejik değerini artırma ve SSCB'ye karşı çevreleme politikasına bölgesel katkı sunma çabasıyla uyumludur.

Answer

Irak'ta yaşanan 1958 askeri darbesi sonrasında Bağdat Paktı'ndan çekilen yönetimin ardından ittifakın CENTO adını alarak Arap dünyasındaki askeri nüfuzunu en üst düzeye ulaştırdığı iddiası yanlıştır. Irak'ın çıkmasıyla pakt bünyesinde hiçbir Arap ülkesi kalmamış ve paktın Orta Doğu'deki etkinliği son bulmuştur.
Bağdat Paktı'nın CENTO'ya dönüşmesi sürecinde tek Arap üye olan Irak'ın ittifaktan çekilmesiyle teşkilatın Arap coğrafyasında herhangi bir askeri veya siyasi etkinliği kalmamıştır. Dolayısıyla ittifakın bu gelişmeyle Arap dünyasındaki askeri nüfuzunu en üst düzeye ulaştırdığı ifadesi tarihsel gerçeklikle bağdaşmaz.

Step-by-Step Solution

1
Bağdat Paktı'nın üye yapısını ve 1958 yılındaki değişimi analiz etmek.
Bağdat Paktı Türkiye, Irak, İngiltere, Iran ve Pakistan arasında kurulmuştur. 1958'deki darbeden sonra yeni Irak yönetimi pakttan çekilmiştir.
Soruda geçen ittifakın dönüşüm iddialarının doğruluğunu test etmek için üyelerin ve değişimlerin tespiti gerekir.
2
Bağdat Paktı'nın CENTO'ya dönüşme sürecini ve bu yeni yapının Arap dünyasındaki konumunu değerlendirmek.
Irak'ın ayrılmasıyla paktta hiç Arap üye kalmamış, merkez Ankara'ya taşınarak CENTO adını almıştır. Bu durum askeri nüfuzun artmasını değil, Arap dünyasıyla bağların tamamen kopmasını beraberinde getirmiştir.
İttifakın son Arap üyesini kaybetmesinin bölgesel nüfuz üzerindeki etkisini belirlemek için bu adım gereklidir.
3
Seçeneklerdeki diğer ifadelerin (Balkan Paktı'nın üyeleri, SSCB-Yugoslavya ilişkileri ve Türkiye'nin dış politika hedefleri) tarihsel gerçekliğini kontrol etmek.
Diğer seçeneklerdeki bilgilerin tamamı Soğuk Savaş dönemi dış politika dinamikleriyle tam uyumludur.
Çeldiricilerin doğruluğunu netleştirerek yanlış olan seçeneğin tekliğini kesinleştirmek için bu adım tamamlanmalıdır.

Key Concept

Soğuk Savaş Dönemi Bölgesel İttifaklar ve Türkiye'nin Dış Politikası
Estimated Time:2m 30s
Rate this question