Oğuz Türklerinin diğer Türk boylarıyla veya gayrimüslim komşularıyla yaptıkları savaşların yanı sıra kendi iç mücadelelerini de konu edinen Dede Korkut Hikâyeleri, Türk edebiyatının en özgün eserlerinden biridir. Sözlü gelenekten gelip 15. yüzyılda yazıya geçirilen bu metinler, dil ve üslup bakımından Geçiş Dönemi özelliklerini en belirgin haliyle sunar.
Buna göre, Dede Korkut Hikâyeleri ile ilgili aşağıdaki yargılardan hangisi yanlıştır?
- ANazım ve nesrin iç içe olduğu eserde; olaylar genellikle nesirle (düzyazı), kahramanların duygularını ifade ettiği kısımlar ve karşılıklı konuşmalar ise nazımla (şiir) aktarılmıştır.
- BEserin yazma nüshaları arasında uzun yıllar bilinen Dresden ve Vatikan nüshalarına, 2019 yılında keşfedilen Günbet (Türkmen Sahra) nüshasının da eklenmesiyle literatürde yeni bir boyut açılmıştır.
- CEserdeki toplumsal yapı ve karakterler; İslamiyet öncesi Türk kültürüne ait mitolojik ve epik unsurlarla, yeni kabul edilen İslami ögelerin sentezlenmiş bir görünümünü sergiler.
- Dede Korkut; her hikâyenin sonunda ortaya çıkan, kopuz çalıp dua eden bilge bir anlatıcı olmasının yanı sıra, tüm hikâyeleri 15. yüzyılda bizzat kaleme alan eserin asıl müellifidir.Answer
- EDeli Dumrul, Kan Turalı ve Bamsı Beyrek gibi kahramanların maceralarının anlatıldığı bu yapıtta kullanılan dil; seci ve aliterasyonlarla zenginleştirilmiş sade bir Oğuz Türkçesidir.
Answer
Dede Korkut'un eserin asıl müellifi (yazarı) olduğunu belirten yargı yanlıştır; çünkü o, hikâyelerin anlatıcısı ve bilge kişisidir, eserin kendisi ise anonimdir.
Dede Korkut, hikâyelerin sonunda 'dua eden' ve 'boy boylayan' bilge bir anlatıcıdır. Eserin kendisi ise anonimdir; yani 15. yüzyılda kimin tarafından yazıya geçirildiği (müellifi) kesin olarak bilinmemektedir. Dede Korkut'un biyolojik olarak bu hikâyeleri kaleme alan bir yazar olduğu bilgisi tarihsel ve edebi açıdan hatalıdır.
Step-by-Step Solution
Key Concept
Dede Korkut Hikâyeleri'nin Yapısı ve Anlatıcısı
Estimated Time:1m 30s