Felsefede soru sormak, verili kabul edilenlerin, gündelik alışkanlıkların ve olgusal sınırların ötesine geçme çabasıdır. Bilimsel bir soru, örneğin 'Zihinsel süreçler nöronal düzeyde nasıl gerçekleşir?' sorusu, dışsal bir olguyu gözlem ve deneyle açıklamayı hedefler ve bu yönüyle nesnesine yöneliktir. Felsefe ise bu sorunun arkasındaki 'Zihin nedir?' ya da 'Bilinç nedir?' gibi kavramsal özleri arayan sorularla yetinmeyip, daha ileri giderek 'Zihnin kendi sınırlarını bilmesi mümkün müdür?' sorusunu ortaya atar. Filozof, zihnin dış dünyadaki bir nesneyi bilme eylemini sorgularken, aynı zamanda 'bilen' öznenin kendisini ve bilme eyleminin koşullarını da soruşturur. Bu sorgulama, zihnin kendi ürettiği kavramlar ve sorular üzerine yeniden düşünmesiyle gerçekleşir.
Bu parçadan hareketle felsefi soruların doğasına ilişkin aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
- ABilimin henüz açıklayamadığı olgusal boşlukları doldurarak, varlığa dair nihai ve kesin bir açıklama modeli sunduğu
- Bİnsanı nihai bilgelik düzeyine ulaştırarak zihinsel arayışı sonlandıran kesin önermeler içerdiği
- CDış dünyada var olan nesnelerin gerçeğe uygunluğunu saptamak amacıyla onları ampirik yöntemlerle denetlediği
- Yöneldiği konuyu ve kavramları sorgularken aynı zamanda bilme eyleminin kendisini ve soruyu soran özneyi de refleksif olarak ele aldığıAnswer
- EÖnceden kabul edilmiş rasyonel varsayımları temellendirmek adına sorgulanamaz mantıksal doğrular ürettiği