Ekosistemlerin İşleyişi ve Biyoçeşitlilik

82 questions

Question 61Question

Sucul biyomların genel özellikleri ve biyoçeşitliliğin dağılışı ile ilgili;

I. Sıcak ve sığ tropikal denizlerde yer alan mercan resifleri, bünyelerinde barındırdıkları tür çeşitliliği bakımından denizel biyomların en zengin alanlarıdır.
II. Akarsu biyomlarında biyoçeşitlilik akarsu yatağı boyunca aynı kalmayıp, suyun akış hızının en yüksek olduğu kaynak (yukar�� çığır) kesimlerinde plankton ve besin tuzu bolluğuna bağlı olarak en yüksek seviyeye ulaşır.
III. Işık geçirgenliğinin olmadığı derin göl tabanlarında (bentik bölge), fotosentez faaliyetlerinin kesintisiz devam etmesi sayesinde birincil üretim üst katmanlardan daha fazladır.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yalnız I

Answer

Yalnız I ifadesi doğrudur.
Sıcak ve sığ tropikal denizlerdeki mercan resifleri denizel biyomların en zengin alanlarıdır (I. öncül doğrudur). Akarsuların kaynak kısımları akış hızının yüksek olması nedeniyle canlılar için elverişsizdir (II. öncül yanlıştır). Göllerin ışık almayan derin bölümlerinde fotosentez yapılamadığından birincil üretim gerçekleşmez (III. öncül yanlıştır).

Step-by-Step Solution

1
Birinci öncülün incelenmesi
Doğru
Tropikal bölgelerdeki sıcak, sığ ve temiz denizlerde oluşan mercan resifleri, canlılar için barınma, beslenme ve üreme alanları sunarak denizel biyomların en zengin ekosistemlerini oluşturur.
2
İkinci öncülün incelenmesi
Yanlış
Akarsuların kaynak kesimlerinde akış hızı yüksek, su sıcaklığı düşük ve taşınan besin maddesi azdır. Bu koşullar canlıların tutunmasını ve beslenmesini zorlaştırdığı için biyoçeşitlilik düşüktür.
3
Üçüncü öncülün incelenmesi
Yanlış
Göllerin tabanında (bentik bölgede) ışık geçirgenliği yoktur. Fotosentezin gerçekleşmesi için güneş ışığı şart olduğundan, bu karanlık katmanda fotosenteze dayalı birincil üretim yapılamaz; üretim üst (fotik) katmanlardadır.

Key Concept

Sucul biyomlarda biyoçeşitliliğin ve üretimin dağılışını belirleyen temel fiziksel ve kimyasal faktörler (ışık, akış hızı, sıcaklık ve besin maddeleri).
Question 62Question

Sucul biyomlar; suyun tuzluluk derecesi, derinliği, sıcaklığı ve ışık geçirgenliği gibi abiyotik faktörlere bağlı olarak farklı ekolojik özellikler gösterir. Aşağıda verilen sucul biyom bölgeleri ile bu bölgelerin ekolojik ve biyolojik özelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Akarsuların yukarı çığırı (kaynak bölümü)
Derin deniz (afotik) biyomu
Mangrov bataklıkları (gelgit kıyıları)
Göllerin litoral (kıyı) bölgesi

Matches

Show answer & explanation

Answer

Akarsuların yukarı çığırı su akış hızı yüksek ve biyoçeşitliliği düşük olan kaynak kesimidir; derin deniz biyomu güneş ışığı almayan ve kemosentezin yapıldığı afotik bölgedir; mangrov bataklıkları gelgit alanlarındaki tuzcul ormanlardır; göllerin litoral bölgesi ise ışıklı sığ kıyılardır.
Eşleştirme, sucul biyomların fiziksel sınırları, ışık geçirgenliği ve akış hızı gibi fiziksel faktörlerin canlı dağılımı üzerindeki doğrudan etkilerine dayanmaktadır. Her bölge, sahip olduğu abiyotik sınırlamalara ve buralarda barınabilen özelleşmiş organizmaların yaşam şartlarına göre doğru özellikleri taşıyan tanımlarla eşleşmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Akarsuların yukarı çığırındaki fiziksel özellikleri analiz etmek.
Bu bölümde akış hızı yüksek olduğu için canlıların tutunması zordur, fotosentez yapan canlı azdır ve biyoçeşitlilik düşüktür. Bu durum su akış hızı yüksek ve biyoçeşitliliği az olan açıklamayla eşleşir.
Akarsu boylarındaki yatak eğimi ve akış hızının canlı dağılışına etkisini belirlemek için.
2
Derin deniz (afotik) biyomunun özelliklerini değerlendirmek.
Okyanusların ışık almayan (200 metreden derin) afotik bölgesinde fotosentez yapılamaz, besin üretimi kemosentez yapan bakterilere dayalıdır ve basınç çok yüksektir.
Işık geçirgenliği ve derinliğin denizel ekosistemlerdeki üretim mekanizmasını nasıl sınırlandırmasını anlamak için.
3
Mangrov bataklıklarının kıyı şartlarını incelemek.
Gelgit dalgalarının etkili olduğu tropikal kıyılarda tatlı ve tuzlu su karışır, mangrov ağaçları bu tuzlu ortama uyum sağlamış hava köklerine sahiptir.
Gelgit olayının ve tuzluluk değişiminin kıyı sucul biyomlarındaki adaptasyonlara etkisini görmek için.
4
Göllerdeki litoral bölgenin önemini analiz etmek.
Göllerin güneş ışığı alan, sığ kıyı bölgeleri (litoral bölge) köklü su bitkileri ve zengin biyoçeşitlilik barındırır.
Göl ekosistemindeki dikey/yatay bölümlenmenin biyoçeşitlilik yoğunluğu üzerindeki etkisini ortaya koymak için.

Key Concept

Sucul biyomların (akarsu, göl, deniz ve kıyı) abiyotik faktörlere bağlı olarak değişen fiziksel ve biyolojik özellikleri.
Question 63Question

Akarsu biyomlarında, yatak eğiminin azaldığı, su akış hızının yavaşladığı ve besin maddelerinin biriktiği aşağı çığır (nehir ağzı) bölümü, yatak eğiminin ve akış hızının fazla olduğu yukarı çığır (kaynak) bölümüne göre biyoçeşitlilik açısından daha zengindir.

Show answer & explanation

Answer: True

Answer

Akarsu biyomlarının aşağı çığırında (nehir ağzı) su akış hızının yavaş olması ve organik-inorganik besin maddelerinin birikmesi nedeniyle biyoçeşitlilik yukarı çığıra göre daha fazladır. Bu nedenle verilen ifade doğrudur.
Akarsu biyomlarında, nehir ağzına doğru (aşağı çığır) gidildikçe eğim azaldığından suyun akış h��zı yavaşlar ve nehir yatağı genişler. Bu durum su içi canlılarının hareketini ve tutunmasını kolaylaştırır. Ayrıca yukarılardan taşınan alüvyonlar ve organik maddeler aşağı çığırda birikerek besin zincirinin temelini oluşturur. Tatlı ve tuzlu suların birleştiği bu kesimlerde biyoçeşitlilik en yüksek seviyededir.

Step-by-Step Solution

1
Akarsu boyuna kesitinde (yukarı, orta ve aşağı çığırlar) meydana gelen fiziksel değişimleri analiz edin.
Akarsuyun kaynağa yakın yukarı çığırında eğim ve suyun akış hızı yüksekken, ağız kısm��na yakın aşağı çığırında eğim azalır ve suyun akış hızı yavaşlar.
Akış hızının canlıların tutunması ve yaşaması üzerindeki etkisini belirlemek.
2
Akarsuyun taşıdığı besin maddesi miktarının bölümlere göre dağılışını karşılaştırın.
Akarsu, havza boyunca topladığı alüvyonları ve organik maddeleri aşağı ��ığırda biriktirir; bu nedenle aşağı çığır besin tuzları bakımından çok daha zengindir.
Besin maddesi varlı��ının biyoçeşitlilik üzerindeki belirleyici rolünü değerlendirmek.
3
Fiziksel ve kimyasal koşulları birleştirerek biyoçeşitlilik durumunu netleştirin.
Aşağı çığırda yavaş akış ve bol besin bulunması biyoçeşitliliği artırırken, yukarı çığırda yüksek akış hızı ve besin azlığı biyoçeşitliliği sınırlandırır. Dolayısıyla aşağı çığır biyoçeşitlilik açısından yukarı çığıra göre daha zengindir.
İfadenin kesin doğruluğuna karar vermek.

Key Concept

Akarsu ekosistemlerinde akış yönü boyunca değişen abiyotik faktörlerin ve besin birikiminin biyoçeşitlilik dağılışı üzerindeki etkisi.
Question 64Question

Çöl ekosistemindeki besin zinciri ve enerji akışını araştıran bir ekolog; kurakçıl otlar ve kaktüsler ile başlayan, otçul böcekler, yılanlar ve çöl tilkileriyle devam eden bir zinciri incelemektedir.

Bu ekosistemdeki enerji akışı ve trofik düzeyler arasındaki ilişkiler dikkate alındığında, aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Ekosisteme güneş enerjisi olarak giren ve üreticiler tarafından kimyasal bağ enerjisine dönüştürülen enerji, besin zinciri boyunca tek yönlü olarak akar ve geri dönüştürülemez.

Answer

Ekosisteme güneş enerjisi olarak giren ve üreticiler tarafından kimyasal bağ enerjisine dönüştürülen enerji, besin zinciri boyunca tek yönlü olarak akar ve geri dönüştürülemez.
Güneş enerjisi üreticiler tarafından tutulup kimyasal enerjiye dönüştürüldükten sonra besin zinciri boyunca tek yönlü olarak akar ve çevreye ısı olarak yayılan enerji geri dönüştürülemez. Bu durum ekosistemlerdeki enerji akışının temel özelliğidir.

Step-by-Step Solution

1
Ekosistemlerdeki enerji kaynağını ve akış yönünü belirleme.
Enerji akışının kaynağı Güneş'tir ve bu akış üreticilerden tüketicilere doğru tek yönlüdür.
Fotosentez yapan üreticiler güneş enerjisini kimyasal bağ enerjisine çevirir ve besin zinciriyle bu enerji üst basamaklara iletilir.
2
Termodinamik yasaları ve enerji kaybı prensibini uygulama.
Enerji piramidinde her bir trofik düzeyde enerjinin büyük kısmı (%90) ısı olarak kaybedilir ve sadece %10'u bir üst basamağa aktarılır.
Canlılar enerjinin önemli bir kısmını yaşam faaliyetlerinde kullanır ve çevreye ısı olarak verir, bu ısı geri dönüştürülemez.
3
Biyolojik birikim ve biyokütle değişimini inceleme.
Ekolojik piramitte yukarı çıkıldıkça biyokütle azalırken zehirli madde (biyolojik birikim) miktarı artar.
Üst basamaktaki canlılar daha fazla alt basamaktan beslendiği için dokularında daha fazla toksik madde birikir.

Key Concept

Ekosistemlerdeki enerji akışı tek yönlüdür ve her basamakta enerjinin yaklaşık %90'ı ısı olarak çevreye yayılır.
Estimated Time:2m 0s
Question 65Question

Ekosistemlerdeki besin zinciri ve enerji akışında rol oynayan canlı grupları ile bu grupların ekolojik ��zelliklerini doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Üreticiler (Ototroflar)
Birincil Tüketiciler (Otçullar)
İkincil Tüketiciler (Etçiller)
Ayrıştırıcılar (Saprofitler)

Matches

Show answer & explanation

Answer

Üreticiler fotosentez/kemosentez yapan canlılarla; birincil tüketiciler otoburlarla; ikincil tüketiciler etoburlarla; ayrıştırıcılar ise organik atıkları parçalayan canlılarla eşleşir.
Üreticiler inorganik maddeleri organik maddelere çevirerek besin zincirinin tabanını oluşturur. Birincil tüketiciler doğrudan bu üreticilerle beslenen otoburlardır. İkincil tüketiciler ise otoburlarla beslenen etoburlardır ve üst trofik basamakta yer aldıklarından biyolojik birikim düzeyleri daha yüksektir. Ayrıştırıcılar ise her basamaktaki organik atıkları inorganik minerallere dönüştürerek ekosisteme geri kazandırır.

Step-by-Step Solution

1
Üreticilerin ekolojik rolünü belirlemek.
Üreticiler fotosentez veya kemosentez yaparak inorganik maddelerden organik besin üretirler. Bu nedenle ilk basamakta bulunurlar.
Besin zincirinin temeli üreticilere dayanır.
2
Birincil tüketicilerin trofik düzeyini ve beslenme şeklini analiz etmek.
Birincil tüketiciler, üreticilerle beslenen otçul (otobur) canlılardır.
Üreticilerden sonraki ilk enerji transferi otçul canlılara gerçekleşir.
3
İkincil tüketicilerin özelliklerini ve biyolojik birikim durumunu incelemek.
İkincil tüketiciler otoburlarla beslenen etobur canlılardır ve üst trofik basamaklarda yer aldıkları için dokularındaki zehirli madde birikimi üreticilere göre yüksektir.
Biyolojik birikim besin piramidinde yukarı doğru çıkıldıkça artış gösterir.
4
Ayrıştırıcıların madde döngüsündeki işlevini belirlemek.
Ayrıştırıcılar ölü organik maddeleri inorganik bileşiklere dönüştürerek ekosisteme geri kazandırır ve her düzeyde etkilidirler.
Madde döngüsünün sürekliliği ayrıştırıcıların bu faaliyetine bağlıdır.

Key Concept

Ekosistemlerde besin zinciri boyunca enerji akışı, trofik düzeylerin özellikleri ve biyolojik birikim prensipleri.
Estimated Time:1m 30s
Question 66Question

Akdeniz maki ekosistemindeki bir besin zincirinde yer alan aşağıdaki canlıların, vücutlarında biriken zehirli kimyasal madde (biyolojik birikim) miktarının en az olandan en fazla olana doğru sıralanışı nasıl olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Maki ekosistemindeki besin zincirinde yer alan canlıların biyolojik birikim miktarlarına göre en az olandan en fazla olana doğru sıralaması sırasıyla Keçiboynuzu, Akdeniz teke böceği, Akdeniz bukalemunu ve Yılan kartalı şeklinde olmal��dır.
Biyolojik birikim miktarı, besin zincirindeki trofik düzey arttıkça artar. Bu nedenle üretici konumundaki keçiboynuzunda zehirli madde birikimi en az olurken, sırasıyla otçul Akdeniz teke böceği, etçil Akdeniz bukalemunu ve en üst basamaktaki yırtıcı yılan kartalına doğru bu birikim miktarı sürekli olarak artış gösterir.

Step-by-Step Solution

1
Canlıların besin zincirindeki ekolojik rollerini ve trofik düzeylerini belirleme
Keçiboynuzu üretici (1. trofik düzey), Akdeniz teke böceği otçul birincil tüketici (2. trofik düzey), Akdeniz bukalemunu ikincil tüketici (3. trofik düzey), Yılan kartalı ise üçüncül/üst tüketici (4. trofik düzey) olarak sınıflandırılır.
Zehirli madde birikimini sıralayabilmek için öncelikle canlıların besin zincirindeki dikey hiyerarşisini tespit etmek gerekir.
2
Biyolojik birikim kuralını uygulama
Enerji piramidinde aşağıdan yukarıya (üreticilerden tüketicilere) doğru gidildikçe, canlıların vücutlarında parçalanamayan kimyasal maddelerin oranı (biyolojik birikim) artar.
Zehirli maddeler organizmaların dokularında depolandığı ve üst basamaklardaki tüketiciler çok sayıda alt basamak canlısını tükettiği için birikim oranı yukarıya doğru katlanarak artış gösterir.
3
Belirlenen kurala göre canlıları en az birikimden en fazlaya doğru sıralama
Keçiboynuzu -> Akdeniz teke böceği -> Akdeniz bukalemunu -> Yılan kartalı sıralaması elde edilir.
En az birikim üretici olan keçiboynuzunda, en yüksek birikim ise besin zincirinin tepesindeki yırtıcı olan yılan kartalında gerçekleşir.

Key Concept

Besin zincirinde üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe aktarılan enerji ve biyokütle azalırken, canlı dokularında biriken zehirli kimyasal madde miktarı (biyolojik birikim) artış gösterir.
Question 67Question

Bir tatlı su gölü ekosistemindeki besin zincirinde yer alan algler (üretici), zooplanktonlar (birincil tüketici), küçük balıklar (ikincil tüketici) ve balıkçıl kuşlar (üçüncül tüketici) arasındaki enerji akışı incelenmiştir.

Buna göre, bu ekosistemdeki enerji akışı ve besin zincirinin işleyişiyle ilgili;

I. Zooplanktonlardan küçük balıklara aktarılan enerji miktarı, küçük balıklardan balıkçıl kuşlara aktarılandan daha fazladır.
II. Ayrıştırıcıların organik atıkları parçalamasıyla açığa çıkan enerji, üreticiler (algler) tarafından soğurularak tekrar besin zincirine dahil edilir.
III. Üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe trofik düzeyler arasında aktarılan enerji miktarı azalırken canlıların dokularında biriken zehirli madde oranı artar.

ifadelerinden hangileri doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: I ve III

Answer

Birinci ve üçüncü ifadeleri içeren seçenektir.
Doğru seçenek, zooplanktonlardan küçük balıklara aktarılan enerjinin daha fazla olduğunu belirten birinci ifade ile piramitte yukarı çıkıldıkça aktarılan enerjinin azalıp zehirli madde birikiminin arttığını belirten üçüncü ifadeyi içeren seçenektir. Enerji piramidinde her üst basamağa enerjinin yaklaşık %10\%10'u aktarıldığı için alt basamaktaki aktarım üsttekine göre daha fazladır. Ayrıca yukarı gidildikçe biyolojik birikim (zehirli madde oranı) artar. Ayrıştırıcıların parçalama sürecinde açığa çıkan enerji ise ısı olarak çevreye yayılır ve üreticiler tarafından tekrar kullanılamaz; ekosistemlerde enerji döngüsel değil, tek yönlü bir akışa sahiptir.

Step-by-Step Solution

1
Canlıların trofik düzeylerini belirlemek.
Algler üretici (birinci trofik düzey), zooplanktonlar otçul birincil tüketici (ikinci trofik düzey), küçük balıklar etçil ikincil tüketici (üçüncü trofik düzey) ve balıkç��l kuşlar etçil üçüncül tüketicidir (dördüncü trofik düzey).
Hangi basamaklar arasında enerji aktarımı olduğunu ve bunun yönünü doğru analiz edebilmek amacıyla canlıların besin zincirindeki konumları belirlenir.
2
Enerji akışının yönünü ve geri kazanılamaz olduğunu analiz etmek.
Ayrıştırıcıların organik maddeleri parçalamasıyla açığa çıkan enerji ısı enerjisidir ve çevreye yayılır. Üreticiler (algler) sadece güneş enerjisini kimyasal bağ enerjisine çevirebilir; ayrışma sonucu yayılan ısı enerjisini soğurarak sisteme tekrar dahil edemezler. Dolayısıyla ikinci ifade yanlıştır.
Ekosistemlerde madde döngüsel olmasına rağmen enerji akışının tek yönlü olduğunu ve geri dönüşümü olmadığını hatırlamak gerekir.
3
Aktarılan enerji miktarını ve zehirli madde birikimini değerlendirmek.
Enerji piramidinde her üst basamağa enerjinin yaklaşık %10\%10'u aktarılır. Bu nedenle zooplanktondan küçük balığa aktarılan enerji, küçük balıktan kuşa aktarılandan fazladır (birinci ifade doğrudur). Ayrıca üst trofik düzeylere çıkıldıkça canlıların dokularında biriken zehirli madde miktarı (biyolojik birikim) artar (üçüncü ifade doğrudur).
Enerji piramidinin temel kurallarını (aktarılan enerjinin azalması ve zehirli madde birikiminin artması) kullanarak doğru ifadeleri doğrulamak amaçlanmıştır.

Key Concept

Ekosistemlerde enerji akışı tek yönlüdür ve her trofik düzeyde aktarılan enerji azalırken zehirli madde birikimi (biyolojik birikim) artar.
Question 68Question

Aşağıda besin zinciri ve enerji akışı sürecine ait bazı ekolojik kavram ve ilkeler ile bunlara ait açıklamalar verilmiştir. Bu kavram ve ilkeleri doğru açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Karasal Ekosistemdeki Üreticiler
Ayrıştırıcı Organizmalar
Trofik Basamaklardaki %10 Kuralı
Biyolojik Birikim (Biyoakümülasyon)

Matches

Show answer & explanation

Answer

Karasal Ekosistemdeki Üreticiler kavramı fotosentez yoluyla organik madde sentezlenmesi açıklamasıyla; Ayrıştırıcı Organizmalar ölü atıkların inorganik maddelere dönüştürülmesi açıklamasıyla; %10 Kuralı her basamakta enerjinin büyük kısmının kaybedilip az bir kısmının aktarılması açıklamasıyla; Biyolojik Birikim ise zehirli kimyasalların üst basamaklarda yoğunlaşması açıklamasıyla eşleşir.
Doğru eşleştirmede; üreticiler güneş enerjisini bağlayan ve fotosentez ile besin üreten ilk trofik düzeyi temsil eder; ayrıştırıcılar organik atıkları inorganik maddelere çevirerek döngüyü sürdürür; %10 kuralı her bir trofik düzeyde enerjinin büyük kısmının solunum ve ısı olarak kaybedildiğini gösterir; biyolojik birikim ise suda çözünmeyen toksik maddelerin üst trofik düzeylerdeki tüketicilerde en yoğun şekilde biriktiğini açıklar.

Step-by-Step Solution

1
Birinci kavram olan 'Karasal Ekosistemdeki Üreticiler' terimini incelemek.
Güneş enerjisini kimyasal bağ enerjisine çeviren ve organik madde sentezini başlatan canlı grubunun üreticiler (bitkiler vb.) olduğu belirlenir ve ilgili açıklamayla eşleştirilir.
Üreticiler, ekosistemdeki enerji akışının giriş kapısıdır.
2
İkinci kavram olan 'Ayrıştırıcı Organizmalar' terimini incelemek.
Ölü organizmaları parçalayarak inorganik bileşenlere dönüştüren ve madde döngüsünü tamamlayan canlıların ayrıştırıcılar olduğu belirlenir ve ilgili açıklamayla eşleştirilir.
Ayrıştırıcılar inorganik maddelerin toprağa geri dönmesini sağlar.
3
Üçüncü kavram olan 'Trofik Basamaklardaki %10 Kuralı' terimini incelemek.
Besin zincirinde enerjinin bir basamaktan diğerine aktarılırken her seviyede %90'ının ısı ve solunumla kaybedilmesiyle ilişkili olduğu belirlenir ve ilgili açıklamayla eşleştirilir.
%10 kuralı, aktarılan enerjinin her trofik seviyede azaldığını açıklar.
4
Dördüncü kavram olan 'Biyolojik Birikim (Biyoakümülasyon)' terimini incelemek.
Ağır metaller ve tarım ilaçları gibi toksik maddelerin üst basamaklardaki canlılarda birikmesiyle ilişkili olduğu belirlenir ve ilgili açıklamayla eşleştirilir.
Toksik maddeler vücuttan atılamadığı için üst düzey tüketicilerde daha yüksek konsantrasyonda bulunur.

Key Concept

Besin zinciri boyunca enerji aktarımı, madde döngüsündeki ayrıştırıcı rolü ve enerji akışının temel kuralları.
Question 69Question

Karbon ve oksijen döngüsü içerisinde madde geçişine neden olan aşağıdaki doğal süreçleri, bu süreçlerin döngü üzerindeki temel fonksiyonları ve etkileriyle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Fitoplanktonların güneş ışığı yardımıyla besin üretmesi
Kireç taşlarının yüksek sıcaklık ve kimyasal çözünme ile ayrışması
Deniz kabuklularının kabuk ve iskelet yapımı gerçekleştirmesi
Ölü organik maddelerin toprak altında milyonlarca yıl oksijensiz ortamda kalması

Matches

Show answer & explanation

Answer

Eşleştirmeler şu şekildedir: Fitoplanktonların besin üretmesi -> Atmosferdeki serbest oksijen miktarını artırırken karbondioksit tüketimine yol açar; Kireç taşlarının ayrışması -> Litosferde bağlı bulunan inorganik karbonun gaz formunda atmosfere salınmasını sağlar; Deniz kabuklularının kabuk yapması -> Hidrosferdeki çözünmüş karbonatları bünyesine alarak karbonun çökelmesini başlatır; Ölü organik maddelerin kömürleşmesi -> Organik kökenli karbonun litosfer derinliklerinde uzun süreler boyunca depolanmasını sağlar.
Fotosentez yapan birincil üreticiler karbonu tüketip oksijeni artırır. Kayaçlardaki inorganik karbonun (kalker) ayrışması gaz halinde atmosfere karbon verir. Sudaki çözünmüş karbonatların canlılar tarafından kabuk yapımında kullanılması sudan karbonun çökelmesini sağlar. Kömürleşme ise karbonun litosferde milyonlarca yıl depolanmasını sağlayan bir yutaktır.

Step-by-Step Solution

1
Birinci sürecin analiz edilmesi
Fitoplanktonların besin üretmesi fotosentez olayıdır; bu olayda karbondioksit tüketilirken oksijen üretilir.
Fotosentez süreci ile atmosferik oksijen artırılır ve karbon yutağı görevi üstlenilir.
2
İkinci sürecin analiz edilmesi
Kireç taşlarının ayrışması litosferdeki karbonun gaz olarak atmosfere verilmesine yol açar.
Kalsiyum karbonatın parçalanması sonucunda serbest kalan karbondioksit atmosfere salınır.
3
Üçüncü sürecin analiz edilmesi
Deniz kabuklularının kabuk yapımı, sudaki çözünmüş karbonatların katı forma dönüştürülerek çökelmesidir.
Hidrosferdeki karbonat iyonları canlılar tarafından kalsiyum karbonat yapımında kullanılır.
4
Dördüncü sürecin analiz edilmesi
Ölü organik maddelerin kömürleşmesi karbonun fosil yakıt olarak litosferde depolanmasıdır.
Kömürleşme karbonun döngüden çekilerek uzun vadeli yutak alanlarında saklanmasını sağlar.

Key Concept

Karbon ve Oksijen Döngülerindeki Süreçler, Küreler Arası Geçiş ve Yutak/Kaynak Alanları
Estimated Time:2m 0s
Question 70Question

Karbon, doğada litosfer (taş küre), hidrosfer (su küre), atmosfer (hava küre) ve biyosfer (canlılar küresi) arasında sürekli bir döngü hâlindedir. Bu döngü sırasında bazı süreçler karbonun doğaya salınmasına (üretilmesine) neden olurken, bazı süreçler ise karbonun depolanmasını (tüketilmesini) sağlar.

Buna göre;
I. Kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtların sanayide yakılması,
II. Deniz canlılarının kabuk oluşumu sırasında kalsiyum karbonat (CaCO3CaCO_3) kullanması,
III. Kireç taşlarının (kalker) kimyasal yollarla çözünerek ayrışması

süreçlerinden hangileri atmosferdeki karbondioksit (CO2CO_2) miktarının artmasına (karbonun açığa çıkmasına) neden olan süreçler arasında yer alır?

Show answer & explanation

Answer: I ve III

Answer

Fosil yakıtların yakılması ve kireç taşlarının kimyasal yollarla çözünmesi süreçlerini içeren seçenektir.
Fosil yakıtların yanması (I) ve kireç taşlarının kimyasal yollarla çözünerek ayrışması (III) atmosfere karbondioksit (CO2CO_2) gazı vererek karbon salınımı gerçekleştirir. Bu nedenle bu iki süreci içeren seçenek doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Fosil yakıtların (kömür, petrol, doğal gaz) yanması süreci analiz edilir.
Fosil yakıtların yanması kimyasal bir reaksiyondur ve bu reaksiyon sonucunda depolanmış karbon atmosfere karbondioksit (CO2CO_2) gazı olarak salınır. Dolayısıyla I. öncül karbonu açığa çıkaran bir süreçtir.
Atmosferdeki karbondioksit miktarını artıran süreçleri belirlemek.
2
Deniz canlılarının kabuk oluşumu süreci analiz edilir.
Deniz canlıları kabuk oluştururken sudaki kalsiyum ve karbonat iyonlarını birleştirerek kalsiyum karbonat (CaCO3CaCO_3) üretirler. Bu süreç karbonun depolanması (tüketilmesi) anlamına gelir ve atmosfer/hidrosferdeki karbon miktarını azaltır. Dolayısıyla II. öncül karbon tüketen bir süreçtir.
Karbon tüketen süreçleri eleyerek doğru sonuca ulaşmak.
3
Kireç taşlarının (kalker) kimyasal yollarla çözünmesi süreci analiz edilir.
Kireç taşlarının asidik sularla teması sonucu kimyasal olarak çözünmesi ve ayrışması, bünyesindeki karbonun karbondioksit (CO2CO_2) gazı olarak atmosfere salınmasına yol açar. Dolayısıyla III. öncül de karbonu açığa çıkaran bir süreçtir.
Kireç taşlarının çözünmesinin karbon döngüsündeki rolünü belirlemek.

Key Concept

Karbon döngüsünde karbonu açığa çıkaran (üreten) ve karbonu depolayan (tüketen) süreçlerin ayrımı ile bu süreçlerin küreler arasındaki etkileşimi.
Estimated Time:2m 0s
Question 71Question

Karbon ve oksijen elementleri; litosfer, hidrosfer, atmosfer ve biyosfer arasında sürekli yer değiştirerek döngüsel bir hareket sergiler. Bu süreçte bazı olaylar karbonu tüketirken bazıları ise açığa çıkmasına neden olur.

Buna göre, sol tarafta verilen karbon ve oksijen döngüsü olaylarını, sağ tarafta verilen bu olayların döngüdeki temel fonksiyonları ile doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Fosil yakıtların sanayi tesislerinde ve taşıtlarda yakılması
Deniz canlılarının kabuk oluşturması ve karbonatl�� kayaçların çökelmesi
Klorofilli canlıların gerçekleştirdiği fotosentez faaliyeti
Organik kalıntıların ayrıştırıcı mikroorganizmalar tarafından parçalanması

Matches

Show answer & explanation

Answer

Fosil yakıt yakılması litosferden atmosfere hızlı karbon salınımıyla; kabuk oluşumu hidrosferden litosfere aktarımla; fotosentez atmosferden karbon tüketimi ve oksijen üretimiyle; ayrışma ise organik karbonun oksijenle karbondioksit olarak salınmasıyla eşleşmelidir.
Fosil yakıtların yanması litosferden atmosfere hızlı karbon geçişini sağlar. Deniz canlılarının kabuk oluşumu karbonun hidrosferden litosfere aktarılarak depolanmasını sağlar. Fotosentez atmosferdeki karbondioksitin tüketimini ve oksijen üretimini sağlar. Ayrışma ise biyosferdeki organik karbonun solunumla atmosfere verilmesini sağlar.

Step-by-Step Solution

1
Fosil yakıtların yakılmasının döngüdeki rolünü analiz ediniz.
Litosferdeki karbonun atmosfere karbondioksit olarak hızla salındığı belirlenir.
Kömür ve petrol gibi yakıtlar litosferde milyonlarca yılda birikmiş karbon depolarıdır.
2
Kabuk oluşumu ve karbonatlı kayaç çökelimini değerlendiriniz.
Çözünmüş karbonun hidrosferden katı faza geçerek litosferde depolandığı belirlenir.
Kabuk oluşumu karbonun uzun süreliğine döngüden çekilerek kayaçlaşmasını sağlar.
3
Fotosentezin karbon ve oksijen üzerindeki etkisini inceleyiniz.
Atmosferden karbondioksit tüketildiği ve atmosfere oksijen üretildiği belirlenir.
Bitkiler klorofil yardımıyla karbondioksit ve suyu organik besine dönüştürür.
4
Organik kalıntıların ayrışma sürecini analiz ediniz.
Biyosferdeki organik maddelerin parçalanarak oksijen tüketimiyle atmosfere karbondioksit saldığı belirlenir.
Ayrıştırıcıların faaliyeti solunum temelli bir hücresel yıkım sürecidir.

Key Concept

Karbon ve Oksijen Döngülerindeki Süreçlerin Küreler Arası Etkileşimi ve Depolama/Salım Rolleri
Estimated Time:2m 0s
Question 72Question

Atmosferdeki serbest azotun (N2N_2) canlılar tarafından organik madde sentezinde kullanılması ve döngünün tamamlanarak tekrar atmosfere dönmesi sürecinde gerçekleşen aşağıdaki olayları, ilk aşamadan son aşamaya doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru sıralama: Biyotik fiksasyon (baklagil köklerindeki bakterilerce azotun bağlanması), Nitrifikasyon (amonyağın nitrata dönüştürülmesi), Asimilasyon (bitkilerin nitratı organik bileşiklere katması) ve Denitrifikasyon (azotun atmosfere geri verilmesi) şeklindedir.
Azot döngüsü, atmosferdeki azotun toprağa bağlanmasıyla (fiksasyon) başlar. Topraktaki azotun bitkilerce alınabilir nitrata dönüştürülmesi (nitrifikasyon) gerekir. Nitratı alan bitkiler bunu organik moleküllere çevirir (asimilasyon). Son olarak, topraktaki fazla azot gaz haline getirilip atmosfere geri verilir (denitrifikasyon). Bu nedenle sıralama fiksasyon, nitrifikasyon, asimilasyon ve denitrifikasyon şeklinde olmalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Atmosferik azotun toprağa bağlanma (fiksasyon) sürecini belirlemek.
Havadaki serbest azot gazı, baklagillerin köklerindeki Rhizobium bakterileri tarafından toprağa bağlanarak amonyak formuna dönüştürülür.
Canlılar atmosferdeki serbest azotu doğrudan gaz halinde bünyelerine katamazlar, bu y��zden ilk aşamada azotun toprağa bağlanması şarttır.
2
Bağlanan azotun nitrifikasyon sürecini analiz etmek.
Oluşan amonyak, kemosentetik nitrifikasyon bakterilerince önce nitrite (NO2NO_2^-), sonra nitrata (NO3NO_3^-) dönüştürülür.
Bitkilerin azotu emebilmesi için azotun suda çözünebilir nitrat tuzları formuna dönüştürülmesi gerekir.
3
Nitrattaki azotun organik madde yapısına katılması (asimilasyon) sürecini belirlemek.
Bitkiler nitratı kökleriyle alarak protein ve nükleik asit gibi organik bileşiklere dönüştürür.
Azot elementinin üreticiler vasıtasıyla besin zincirine ve canlıların yapısına dahil olması bu aşamada gerçekleşir.
4
Azotun atmosfere geri salınımı (denitrifikasyon) sürecini belirlemek.
Topraktaki fazla azotlu bileşikler, denitrifikasyon bakterilerince serbest azot gazına (N2N_2) dönüştürülerek havaya verilir.
Ekosistemdeki azot dengesinin korunması ve döngünün tamamlanarak başlangıç noktasına dönmesi için bu son aşama gereklidir.

Key Concept

Azot döngüsünün temel aşamalarının (fiksasyon, nitrifikasyon, asimilasyon, denitrifikasyon) sırasıyla işleyişi.
Question 73Question

Atmosferde yaklaşık %78 oranında azot gazı (N2N_2) bulunmasına rağmen, tüketiciler ve üreticilerin çok büyük bir kısmı bu elementten doğrudan yararlanamaz. Azotun canlılar tarafından kullanılabilmesi için belirli süreçlerden geçerek toprağa bağlanması ve bitkiler tarafından alınabilecek kimyasal formlara dönüştürülmesi gerekir.

Buna göre, azot döngüsü sürecinde gerçekleşen aşağıdaki olaylardan hangisi, atmosferdeki azotun bitkiler tarafından kullanılabilir hale gelmesini sağlayan yollardan biri değildir?

Show answer & explanation

Answer: Bitkilerin atmosferdeki serbest azot gazını (N2N_2) yapraklarındaki stoma (gözenek) açıklıklarından doğrudan solunumla alıp organik madde sentezinde kullanması

Answer

Bitkilerin atmosferdeki serbest azot gazını yapraklarındaki stoma (gözenek) açıklıklarından doğrudan solunumla alıp organik madde sentezinde kullanması
Bitkilerin atmosferdeki serbest azot gazını yapraklarındaki stoma (gözenek) açıklıklarından doğrudan solunumla alıp organik madde sentezinde kullanması açıklaması yanlıştır. Bitkiler atmosferdeki serbest azot gazını doğrudan bünyelerine alarak tüketemezler. Azot elementinin bitkiler tarafından emilebilmesi için öncelikle yıldırım ve şimşek gibi fiziksel olaylarla ya da azot bağlayıcı bakteriler aracılığıyla toprakta nitrat veya amonyum tuzlarına dönüştürülmesi şarttır. Bu sebeple belirtilen açıklama azot döngüsünde yer alan biyolojik süreçlerden biri olamaz.

Step-by-Step Solution

1
Atmosferik azotun özelliklerini ve canlılar üzerindeki kullanılabilirliğini analiz etmek.
Atmosferdeki azot gazı (N2N_2) çok güçlü üçlü kovalent bağlara sahip olduğundan bitkiler ve hayvanlar tarafından doğrudan solunum veya yaprak yoluyla bünyeye katılamaz.
Azot döngüsünün temel başlangıç kuralını ve canlıların doğrudan azot kullanamayacağı gerçeğini belirlemek.
2
Seçeneklerdeki süreçleri biyotik fiksasyon, abiyotik fiksasyon ve nitrifikasyon açısından değerlendirmek.
Yıldırımlar (abiyotik fiksasyon), Rhizobium bakterileri (biyotik fiksasyon), ayrıştırıcılar (amonyaklaşma) ve nitrifikasyon bakterileri (nitrifikasyon) azotun toprağa bağlanıp bitkilerin alabileceği formlara (nitrat/amonyum) dönüşmesini sağlar.
Azot döngüsünde bitkilerin azota ulaşmasını sağlayan geçerli kimyasal ve biyolojik yolları teyit etmek.
3
Bitkilerin doğrudan yaprak yoluyla azot gazı alamadığı gerçeğine dayanarak yanlış olan seçeneği belirlemek.
Bitkilerin yapraklarındaki gözeneklerden serbest azot gazını alıp doğrudan organik madde sentezinde kullandığını belirten ifade biyolojik ve coğrafi açıdan yanlıştır.
Doğru seçeneği (yanlış olan ifadeyi) kesinleştirmek.

Key Concept

Azotun canlılar tarafından doğrudan kullanılamaması ve ancak fiksasyon ile nitrifikasyon süreçleri sonrasında toprak üzerinden alınabilmesi.
Question 74Question

Azot döngüsü, atmosferdeki serbest azotun canlılar tarafından kullanılabilir bileşiklere dönüştürülmesi ve ardından tekrar atmosfere geri verilmesi süreçlerini kapsar. Bu döngüde farklı canlı grupları kritik kimyasal dönüşüm süreçlerini gerçekleştirir. Aşağıda azot döngüsünde görev alan bazı organizma grupları ile bu organizmaların gerçekleştirdiği temel işlevler verilmiştir. Bu organizma gruplarını gerçekleştirdikleri doğru işlevlerle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Rhizobium bakterileri
Nitrifikasyon bakterileri
Denitrifikasyon bakterileri

Matches

Show answer & explanation

Answer

Doğru eşleştirme şu şekildedir: Rhizobium bakterileri baklagil köklerinde serbest azotu bağlar; Nitrifikasyon bakterileri amonyumu nitrit ve nitrata dönüştürür; Denitrifikasyon bakterileri ise bağlı azotu serbest gaz olarak atmosfere geri kazandırır.
Eşleşmelerin doğru yapılabilmesi için azot döngüsündeki organizmaların rollerinin iyi bilinmesi gerekir. Rhizobium bakterileri baklagillerin köklerinde serbest azotu bağlama rolünü üstlenirken; nitrifikasyon bakterileri amonyumu bitkinin emebileceği nitrata dönüştürür; denitrifikasyon bakterileri ise topraktaki bağlı azotu tekrar serbest gaz formuna çevirip atmosfere salar.

Step-by-Step Solution

1
İlk olarak Rhizobium bakterilerinin işlevi belirlenir.
Rhizobium bakterileri baklagil köklerinde simbiyotik yaşar ve havadaki serbest azotu toprağa bağlar. Bu nedenle ilk terim üçüncü açıklamayla eşleşir.
Havadaki serbest azotun organik sisteme dahil edilmesinde biyolojik azot fiksasyonu temel adımdır.
2
İkinci olarak nitrifikasyon bakterilerinin işlevi analiz edilir.
Amonyak veya amonyumun önce nitrite, ardından bitkilerce emilebilen nitrata dönüştürülmesi nitrifikasyondur. Bu nedenle ikinci terim birinci açıklamayla eşleşir.
Bitkiler azotu gaz olarak değil, toprakta çözünmüş mineral formunda kökleriyle alabilirler.
3
Son olarak denitrifikasyon bakterilerinin işlevi değerlendirilir.
Toprakta biriken bağlı azot bileşiklerinin (NO3NO_3^-) gaz formuna (N2N_2) dönüştürülerek atmosfere geri salınması denitrifikasyondur. Bu nedenle üçüncü terim ikinci açıklamayla eşleşir.
Denitrifikasyon, azot döngüsünün atmosfere geri dönüş aşamasını tamamlar.

Key Concept

Azot döngüsündeki mikrobiyolojik süreçler (fiksasyon, nitrifikasyon, denitrifikasyon)
Question 75Question

Tarım arazilerinde aşırı sulama yapılması veya drenaj kanallarının yetersiz olması, toprak gözeneklerinin tamamen suyla dolmasına ve toprağın oksijensiz kalmasına (anaerobik koşullar) neden olur. Bu durum, azot döngüsünde önemli rolleri olan mikroorganizmaların faaliyetlerini doğrudan etkiler. Oksijensiz kalan bu topraklarda belirli bakteri gruplarının aktivitesi artarken, bitkilerin alabileceği azot tuzlarının miktarı hızla azalır ve toprak azot yönünden fakirleşir.

Buna göre, oksijensiz kalan tar��m topraklarında verimliliğin azalmasına yol açan ve topraktaki azotu gaz halinde atmosfere geri gönderen süreç aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Denitrifikasyon bakterilerinin topraktaki azotlu bileşikleri serbest azot gazına dönüştürerek atmosfere vermesi

Answer

Denitrifikasyon bakterilerinin topraktaki azotlu bileşikleri serbest azot gazına dönüştürerek atmosfere vermesi
Denitrifikasyon süreci, topraktaki nitrat tuzlarının oksijensiz ortamda bakteriler tarafından parçalanarak serbest azot gazına dönüştürülmesi ve atmosfere verilmesi olayıdır. Bu süreç toprakta bitkilerin kullanabileceği azot miktarını azaltır.

Step-by-Step Solution

1
Oksijensiz (anaerobik) toprak koşullarının azot döngüsü üzerindeki etkisini belirlemek.
Oksijensiz kalan topraklarda denitrifikasyon bakterilerinin etkinliğinin arttığı tespit edilir.
Denitrifikasyon bakterileri oksijensiz ortamlarda solunum için nitrattaki oksijeni kullanır ve azotu gaz haline getirir.
2
Topraktaki azot miktarının azalmasına ve atmosfere geri salınmasına neden olan süreci tanımlamak.
Bu sürecin denitrifikasyon olduğu belirlenir.
Denitrifikasyon, topraktaki nitratın (NO3NO_3^-) serbest azot gazına (N2N_2) dönüştürülüp atmosfere verilmesi sürecidir.
3
Doğru seçeneği işaretlemek.
Denitrifikasyon bakterilerinin topraktaki azotlu bileşikleri serbest azot gazına dönüştürerek atmosfere vermesini belirten seçenek doğru yanıt olarak seçilir.
Toprağın azot yönünden fakirleşmesine yol açan ve azotu gaz olarak atmosfere gönderen tek süreç denitrifikasyondur.

Key Concept

Azot Döngüsü ve Denitrifikasyon Süreci
Question 76Question

Azot döngüsünün işleyiş sürecinde gerçekleşen aşağıdaki olayları, atmosferik azotun toprağa bağlanmasından başlayarak tekrar atmosfere geri dönmesine kadar geçen süreçteki doğal sırasına göre ilkten sona doğru sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Sıralama; atmosferik fiksasyon, nitrifikasyon (nitrata dönüştürme), asimilasyon (bitki bünyesine alıp besin zincirine aktarma) ve son olarak denitrifikasyon (atmosfere geri verme) şeklinde olmalıdır.
Azot döngüsü sırasıyla; azotun toprağa bağlanması (fiksasyon), bitkilerin emebileceği forma getirilmesi (nitrifikasyon), canlı bünyesine katılması (asimilasyon) ve tekrar gaz halinde atmosfere salınması (denitrifikasyon) aşamalarını takip eder.

Step-by-Step Solution

1
Azotun atmosfere göre durumunu belirleme
Atmosferdeki serbest azot gazı (N2N_2) yıldırım, şimşek gibi fiziksel olaylarla ya da baklagillerin köklerinde yaşayan bakteriler vasıtasıyla toprağa bağlanır.
Azot döngüsünün başlayabilmesi için öncelikle havadaki serbest azotun toprağa geçmesi gerekir.
2
Topraktaki azot formlarının elverişli hale getirilmesi
Topraktaki azotlu bileşikler nitrifikasyon bakterileri sayesinde önce nitrite, sonra nitrat tuzlarına (NO3NO_3^-) dönüştürülür.
Bitkiler serbest azotu veya amonyağı doğrudan kullanamazlar; topraktaki azotun nitrata dönüşmesi şarttır.
3
Azotun biyotik sisteme katılması
Bitkiler kökleri vasıtasıyla nitrat tuzlarını alır, organik madde sentezinde kullanır ve besin zinciriyle hayvanlara aktarır.
Azotun canlıların yapısına katılarak biyolojik dolaşıma girmesi asimilasyon yoluyla olur.
4
Azotun atmosfere iade edilmesi
Topraktaki bazı bakteriler (denitrifikasyon bakterileri) azotu gaz haline getirerek atmosfere geri salar.
Döngünün kapanması ve atmosferdeki azot dengesinin korunması için azotun gaz olarak atmosfere dönmesi gerekir.

Key Concept

Azot döngüsünün birbirini izleyen temel kimyasal ve biyolojik aşamaları
Estimated Time:2m 0s
Question 77Question

Deniz ve okyanuslarda meydana gelen rüzgâr ve dalga hareketleri sonucunda atmosfere saçılan küçük tuz kristallerine aerosol adı verilir. Aerosoller, su ekosistemleri ile karasal ekosistemler ve atmosfer arasında sürekli bir etkileşim kurarak doğal dengenin korunmasında önemli bir rol oynar.

Buna göre, deniz aerosollerinin doğal sistemlerin işleyişindeki rolüyle ilgili aşağıdakilerden hangisi doğrudur?

Show answer & explanation

Answer: Yağışlarla karasal ekosistemlere taşınarak toprakların mineral ve besin ihtiyacını karşılar, aynı zamanda havada yoğunlaşma çekirdeği görevi üstlenerek bulut oluşumunu desteklerler.

Answer

Deniz aerosollerinin bulut oluşumunda yoğunlaşma çekirdeği işlevi görmesi ve yağışlarla karaya inerek toprağın mineral ihtiyacını karşılaması doğrudur.
Deniz aerosolleri, okyanus ve deniz dalgalarının köpürmesiyle atmosfere karışan küçük tuz parçacıklarıdır. Havada asılı kalan bu aerosoller, su buharının etrafında toplandığı yoğunlaşma çekirdeklerini oluşturarak bulut ve yağış oluşumunu başlatır. Yağışlarla karasal ekosistemlere indiklerinde ise içerdikleri minerallerle toprağı zenginleştirirler.

Step-by-Step Solution

1
Deniz aerosollerinin tanımını ve kaynağını analiz etme.
Aerosollerin okyanus ve deniz dalgalarının patlamasıyla atmosfere saçılan tuz kristalleri olduğu belirlenir.
Aerosollerin su ekosistemleri kaynaklı olduğunu ve atmosferle etkileşime girdiğini anlamak için gereklidir.
2
Aerosollerin su döngüsü ve bulut oluşumundaki etkisini inceleme.
Bu tuz parçacıklarının havada yoğunlaşma çekirdeği vazifesi görerek bulutların oluşumunu ve yağışın başlamasını sağladığı tespit edilir.
Su ekosistemlerinin su döngüsündeki ve iklim üzerindeki fiziki rolünü belirlemek için gereklidir.
3
Karasal ekosistemlere olan mineral/besin girdisi ilişkisini değerlendirme.
Yağışlarla toprağa düşen aerosollerin, karasal bitkiler ve toprak için gübre etkisi yaratarak mineral desteği sunduğu saptanır.
Deniz aerosollerinin karasal ekosistemlerin verimliliği üzerindeki biyolojik katkısını ortaya koymak için gereklidir.

Key Concept

Deniz aerosollerinin su döngüsü, bulut oluşumu ve karasal mineral girdisi üzerindeki rolleri
Question 78Question

Yeryüzünde biyoçeşitliliğin dağılışı; fiziki faktörler, paleocoğrafya ve beşerî faktörler tarafından şekillendirilmektedir.

Buna göre, sol sütunda verilen biyoçeşitliliği etkileyen örnek durumlar ile sağ sütunda verilen coğrafi faktörleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Toros Dağları'nın denize bakan güney yamaçlarında nemli ve sıcak iklime uyum sağlamış türler yaygınken, iç kesimlere bakan kuzey yamaçlarında soğuğa ve kuraklığa dayanıklı canlıların yer alması
Pleistosen buzul dönemlerinde küresel sıcaklıkların düşmesi ve buzul oluşumuyla deniz seviyesinin alçalması sonucu Bering Boğazı'nın kara köprüsüne dönüşerek Asya ile Kuzey Amerika arasında canlı göçüne olanak sağlaması
Mısır'da Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla Akdeniz ile Kızıldeniz arasındaki coğrafi engelin kalkması ve Akdeniz'e doğru tropikal deniz canlılarının göç ederek yerli türlerle rekabete girmesi
Ekvatoral bölgedeki laterit toprakların aşırı yıkanma nedeniyle besin maddeleri yönünden fakir ve asidik yapıda olması, bu alanda özel adaptasyon geliştirmiş bitki ve mikroorganizmaların yaygınlaşmasını sağlaması

Matches

Show answer & explanation

Answer

Toros Dağları'ndaki yamaçlar arası biyoçeşitlilik farkı 'Yer Şekilleri' ile; Bering Boğazı'nın buzul döneminde kara köprüsü olması 'Paleocoğrafya' ile; Süveyş Kanalı'nın açılması sonucu tür göçleri 'Beşerî Faktörler' ile; laterit toprakların yıkanmışlığının türleri belirlemesi 'Toprak Özellikleri' ile eşleşir.
Doğru eşleştirmede: dağ yamaçlarındaki canlı dağılış farklılığı yer şekillerine; Bering Boğazı'nın buzul çağında kara köprüsü olması paleocoğrafyaya; Süveyş Kanalı'nın insan eliyle açılması beşerî faktörlere; laterit toprağın yapısı ise toprak faktörüne karşılık gelmektedir.

Step-by-Step Solution

1
İlk durumu inceleme: Toros Dağları'nın kuzey ve güney yamaçlarında nem ve sıcaklığa bağlı biyoçeşitlilik farkı.
Bu durum yükselti ve bakı faktörlerine bağlı olduğundan, 'Yer Şekilleri' fiziki unsuruyla eşleşir.
Yer şekillerinin uzanış doğrultusu ve bakı özellikleri kısa mesafelerde iklim koşullarını değiştirerek biyoçeşitliliği etkiler.
2
İkinci durumu inceleme: Pleistosen buzul döneminde Bering Boğazı'nın kara haline gelip canlı göçüne imkan tanıması.
Bu durum geçmiş jeolojik dönemlerdeki iklimsel ve deniz seviyesi değişimlerini gösterdiği için 'Paleocoğrafya' ile eşleşir.
Kıtaların kayması ve jeolojik dönemlerdeki büyük iklim değişimleri paleocoğrafya başlığı altında incelenir.
3
Üçüncü durumu inceleme: Süveyş Kanalı'nın açılması ve Kızıldeniz'den Akdeniz'e tür göçleri.
Kanal açılması insan yapımı bir faaliyet olduğundan, 'Beşerî Faktörler' ile eşleşir.
İnsanların su yolları açması veya barajlar inşa etmesi biyoçeşitliliği etkileyen en önemli beşerî faktörlerdendir.
4
Dördüncü durumu inceleme: Laterit toprakların yıkanmışlığına bağlı olarak adapte olan canlıların yaygınlaşması.
Bu durum toprağın fiziksel ve kimyasal yapısıyla ilişkili olduğu için 'Toprak Özellikleri' fiziki faktörüyle eşleşir.
Toprağın sıkılığı, mineralleri, pH değeri gibi özellikleri doğrudan üzerinde yaşayan flora ve faunayı kontrol eder.

Key Concept

Biyoçeşitliliği etkileyen fiziki (yer şekilleri, toprak) ve beşerî faktörler ile paleocoğrafyanın (jeolojik geçmişteki iklim/kıta hareketleri) örnek olaylar üzerinden ayırt edilmesi.
Question 79Question

Aşağıda biyoçeşitliliğin yeryüzündeki dağılışını etkileyen bazı ekolojik durumlar ve bu durumların ortaya çıkmasında rol oynayan temel faktörler verilmiştir.

Buna göre, sol sütundaki durumlar ile sağ sütundaki temel faktörleri doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Enlem derecesinin artmasına bağlı olarak güneş ışınlarının geliş açısının daralmasıyla birlikte bitki örtüsünün geniş yapraklı, karışık ve iğne yapraklı ormanlar şeklinde kuşaklar oluşturması.
Dağlık alanlarda yükselti ve eğim şartlarının kısa mesafede değişmesine bağlı olarak nem ve sıcaklık değerlerinin farklılaşmasıyla bitki ve hayvan türlerinin çeşitlilik göstermesi.
Kalsiyum karbonat bakımından zengin kireç taşlarının yaygın olduğu arazilerde, su tutma kapasitesinin düşüklüğü nedeniyle kurakçıl bitki türlerinin ekosisteme hâkim olması.
Endüstriyel üretim süreçlerinde atmosfere salınan gazların asit yağmurlarına yol açarak ormanlık alanlardaki canlı türlerinin yaşam döngüsünü olumsuz etkilemesi.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Enlem derecesinin artmasıyla ormanların kuşaklar oluşturması 'İklim Faktörü' ile; yükselti ve eğime bağlı kısa mesafedeki değişimler 'Yer Şekilleri Faktörü' ile; kalsiyum karbonatlı kireç taşı arazilerindeki bitki örtüsü 'Toprak Faktörü' ile; endüstriyel üretim kaynaklı asit yağmurları ise 'Beşerî Faktörler' ile eşleşir.
Güneş ışınlarının geliş açısına bağlı bitki kuşakları iklimle; yükselti ve eğim gibi morfolojik unsurlar yer şekilleriyle; kireç taşı ve toprak geçirgenliği toprak özellikleriyle; sanayi ve çevre kirliliği gibi durumlar ise beşerî faaliyetlerle doğrudan ilişkilidir.

Step-by-Step Solution

1
Birinci ifadedeki 'enlem' ve 'güneş ışınlarının geliş açısı' gibi kavramların hangi temel coğrafi unsuru temsil ettiğini belirleyiniz.
Bu kavramlar sıcaklık kuşaklarını ve dolayısıyla iklim faktörünü ifade eder. Bu nedenle ilk ifade İklim Faktörü ile eşleşir.
Sıcaklık ve yağış gibi unsurlar iklimin temel bileşenleridir ve canlı dağılışını enlem derecelerine göre doğrudan sınırlandırırlar.
2
İkinci ifadedeki 'dağlık alanlar', 'yükselti' ve 'eğim' şartlarının biyoçeşitliliğe etkisini analiz ediniz.
Bu özellikler yer şekillerini tanımlar. Bu nedenle ikinci ifade Yer Şekilleri Faktörü ile eşleşir.
Yükselti ve eğim, kısa mesafelerde mikroklimalar yaratarak biyoçeşitliliğin yerel düzeyde zenginleşmesini sağlar.
3
Üçüncü ifadedeki 'kalsiyum karbonat', 'kireç taşı' ve 'su tutma kapasitesi' gibi fizikokimyasal özellikleri değerlendiriniz.
Bu özellikler toprağın ve ana kayanın fiziksel/kimyasal yapısını gösterir. Bu nedenle üçüncü ifade Toprak Faktörü ile eşleşir.
Toprağın mineral içeriği, geçirgenliği ve nemliliği, o toprak üzerinde tutunabilecek bitki türlerini doğrudan belirler.
4
Dördüncü ifadedeki 'endüstriyel üretim' ve 'asit yağmurları' etkisini canlılar açısından yorumlayınız.
Sanayi faaliyetleri insan kökenli olduğundan bu durum beşerî faktörleri temsil eder. Bu nedenle dördüncü ifade Beşerî Faktörler ile eşleşir.
İnsanların sanayi, tarım ve yerleşme gibi faaliyetleri ekosistemlerin doğal dengesini bozarak biyoçeşitliliği doğrudan veya dolaylı olarak etkiler.

Key Concept

Biyoçeşitliliğin dağılışını etkileyen fiziki ve beşerî faktörlerin sınıflandırılması ve ekolojik etkileri
Estimated Time:1m 30s
Question 80Question

Karbon döngüsü sürecinde, karbon elementinin farklı doğal ve beşerî süreçlerle doğadaki küreler (litosfer, atmosfer, hidrosfer ve biyosfer) arasında yer değiştirmesi veya depolanması gerçekleşir. Aşağıda verilen karbon döngüsü süreçlerini, bu süreçlerin karbon dengesi üzerindeki temel etkileriyle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Fotosentez yoluyla glikoz üretilmesi
Fosil yakıtların sanayi ve ulaşımda yakılması
Deniz canlılarının kabuk ve iskelet oluşturması
Kireç taşlarının (kalker) kimyasal olarak ayrışması

Matches

Show answer & explanation

Answer

Fotosentez yoluyla glikoz üretilmesi ile atmosferdeki karbondioksitin organik besin yapısına katılarak biyosferde depolanması; fosil yakıtların sanayi ve ulaşımda yakılması ile litosferde milyonlarca yıldır saklanan karbonun beşerî faaliyetlerle atmosfere salınması; deniz canlılarının kabuk ve iskelet oluşturması ile hidrosferdeki çözünmüş karbonun organik faaliyetlerle katılaşarak deniz tabanında birikmesi; kireç taşlarının (kalker) kimyasal olarak ayrışması ile litosferdeki karbonun çözünme yoluyla hidrosfere veya atmosfere serbest bırakılması eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; fotosentezin atmosferdeki karbonu azaltarak biyosferde depoladığı, fosil yakıt yanmasının litosferdeki karbonu atmosfere saldığı, deniz canlılarının kabuk yapımının hidrosferdeki karbonu deniz tabanında depoladığı ve kireç taşlarının çözünmesinin litosferdeki karbonu serbest bıraktığı bilgileri birbiriyle uyumludur.

Step-by-Step Solution

1
Fotosentez sürecinin karbon döngüsündeki rolünü belirleme
Fotosentez atmosferden CO2CO_2 tüketerek bunu glikoz gibi organik bileşiklere dönüştürür. Bu süreç atmosferden biyosfere karbon geçişini temsil eder.
Fotosentezin atmosferdeki karbonu azaltan (depolayan) bir süreç olduğunu kavramak.
2
Fosil yakıt kullanımının etkisini analiz etme
Fosil yakıtlar yeraltında (litosferde) depolanmış karbondur. Yakılmalarıyla bu karbon atmosfere CO2CO_2 olarak salınır.
Yeraltındaki karbon depolarının yanma yoluyla atmosfere geri kazandırıldığını anlamak.
3
Deniz canlılarının kabuk oluşum sürecini değerlendirme
Deniz canlıları kabuk yapmak için sudaki karbonu kullanır ve öldüklerinde bu kabuklar deniz tabanında (hidrosfer/litosfer sınırı) tortullanır.
Deniz canlılarının kabuk oluşumunun karbonu sudan çekip katılaştıran bir depolama süreci olduğunu belirlemek.
4
Kireç taşlarının ayrışması olayını inceleme
Kireç taşları litosferdeki katı karbondur. Kimyasal çözünme ile karbon hidrosfere veya atmosfere serbest bırakılır.
Kayaç ayrışmasının karbon salınımına yol açan jeolojik bir süreç olduğunu fark etmek.

Key Concept

Karbon döngüsündeki karbon kaynakları (salınım/üretim) ile karbon yutaklarının (tüketim/depolama) tespiti ve karbonun farklı küreler arasındaki dolaşımı.
PreviousPage 4 / 5Next
Ekosistemlerin İşleyişi ve Biyoçeşitlilik Practice Questions — YKS AYT (Alan Yeterlilik Testi) — Page 4 | Examkin