Dilbilimsel görelilik hipotezi, konuştuğumuz dilin dünyayı algılama ve sınıflandırma biçimimizi şekillendirdiğini savunur. Bu alanda yapılan klasik çalışmalardan biri, dillerindeki renk kategorilerinin çeşitliliği farklı olan toplulukların renkleri ayırt etme hızlarını incelemiştir. Örneğin, mavi ve yeşil renkleri tek bir sözcükle (grue) karşılayan bir kültürün mensupları ile bu iki rengi ayrı sözcüklerle tanımlayan kültürlerin üyeleri laboratuvar ortamında test edilmiştir. Araştırma sonucunda, dilinde mavi ve yeşil için ayrı kavramlar barındıran bireylerin, bu iki rengin sınır tonlarını çok daha hızlı ve hatasız ayırt ettiği gözlemlenmiştir. Bu durum, dilsel kodlamanın sadece iletişimsel bir araç olmadığını, aynı zamanda görsel girdilerin beyinde işlenme sürecine doğrudan müdahale ettiğini göstermektedir.
Bu parçadan hareketle dilbilimsel görelilik ve yapılan araştırma ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- ADillerindeki renk sözcüğü çeşitliliği fazla olan bireylerin, belirli renk tonları arasındaki geçişleri algılamada daha başarılı olduğuna
- BKültürlerin dile yüklediği sözcüksel kodların, dış dünyadaki fiziksel uyaranların zihinde anlamlandırılmasında rol oynadığına
- Mavi ve yeşil renkleri tek bir kavramla karşılayan kültürlerdeki bireylerin, bu iki rengi fizyolojik olarak birbirinin tamamen aynısı şeklinde gördüğüneAnswer
- DDilin, bireyin çevreyle olan iletişimini sağlamasının yanı sıra görsel verilerin beyinde işlenme biçimini de etkilediğine
- EFarklı dillerdeki sözcük sınırlarının, o dili konuşan toplulukların görsel algı deneyimleri üzerinde farklılıklar yaratabileceğine