Ehl-i Sünnet kelam ekollerine göre, bir kimsenin mümin olarak nitelendirilmesinin ve ahirette kurtuluşa ermesinin yegane ve vazgeçilmez şartı, kalbinin inanılması gereken esasları onaylamasıdır. Dil ile beyan ise bu içsel kabulün dış dünyaya yansıması olup, kişinin Müslüman toplumunda bir mümin muamelesi görmesini sağlayan hukuki bir işlev görür. Bu bağlamda, kalben inandığı hâlde dilsizlik gibi fiziki bir engel veya ölüm tehdidi (ikrah) altında olduğu için inancını diliyle ifade edemeyen kimse Allah katında mümin kabul edilirken; kalbinde inanç olmadığı hâlde toplumsal baskı veya menfaat gereği diliyle inandığını söyleyen kişi ahirette mümin olarak kabul edilmez.
Bu parçadan hareketle iman, tasdik ve ikrar ili��kisiyle ilgili aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılabilir?
- ADil ile ikrar edilmeyen bir inanç, kişinin kalbinde samimi bir tasdik bulunsa dahi Allah katında iman olarak değer kazanmaz.
- Dil ile ikrar imanın ahiret hayatındaki geçerliliğinin asıl unsuru değil, inancın toplumsal ve hukuki düzlemde tanınmasının aracıdır.Answer
- CKalpteki tasdikin taklit düzeyinden tahkik düzeyine yükselmesi, ancak dil ile ikrarın amelle desteklenmesiyle ger��ekleştirilebilir.
- DKişinin dil ile ikrarı, sadık haber yoluyla elde ettiği iman esaslarını selim akıl süzgecinden geçirerek onaylamasının ilk adımıdır.
- EKalbinde samimi bir tasdik bulunmayan fakat diliyle inandığını söyleyen kişi, dünyevi ilişkilerde de mümin olarak kabul edilmez.