Müzecilik anlayışı, uzun yıllar boyunca yalnızca görsel ve işitsel duyulara hitap eden nesnelerin korunması ve sergilenmesi üzerine kurulmuştur. Ancak son dönemde gelişen 'olfaktör müzecilik' (koku müzeciliği), bu sınırları aşarak kokuyu kültürel mirasın somut olmayan ama en etkili taşıyıcılarından biri olarak kabul etmektedir. Geçmiş dönemlerin gündelik yaşamını, tarihi mekânlarını ya da kaybolmaya yüz tutmuş zanaatlarını sadece görsellerle anlatmak, o dönemlerin duygu dünyasını eksik bırakmaktadır. Koku müzeleri, ziyaretçilere tarihsel bir dönemin atmosferini doğrudan koklatarak geçmişle kurulan empatiyi derinleştirmeyi amaçlar. Bu durum, insan belleğinin koku duyusuyla doğrudan bağlantılı olan limbik sistemine hitap ettiği için ziyaretçide daha kalıcı izler bırakır. Dolayısıyla koku, salt bir sergileme ögesi olmaktan çıkıp tarihsel anlatının ana akt��rüne dönüşmektedir.
Bu parçadan 'olfaktör müzecilik' ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
- AGeleneksel sergileme yöntemlerinin hitap ettiği duyu kanallarının ötesine geçtiğine
- BZiyaretçilerin geçmişte yaşamış insanlarla duygusal yakınlık kurmasını kolaylaştırdığına
- CZenginleştirilmiş duyusal deneyim sayesinde kültürel aktarımın kalıcılığını artırdığına
- DSomut olmayan kültürel ögelerin sergilenmesinde etkin bir ara�� olarak kullanıldığına
- Ziyaretçilerin kendi kişisel anılarını canlandırarak bireysel bellek tazelemesini öncelikli amaç edindiğineAnswer