35 ve 36. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Sanat eserinin varoluşu, sadece yaratıcısının üretim eylemiyle sınırlı ve tamamlanmış bir olgu değildir; aksine, eserin asıl varlık alanı alımlayıcının (okur, izleyici ya da dinleyici) zihinsel evreninde inşa edilir. Hans Robert Jauss ve Wolfgang Iser gibi alımlama estetiği kuramcıları, edebi metni veya sanat yapıtını kendi içine kapalı, sabit bir anlamlar toplamı olarak görmezler. Onlara göre yapıt, alımlayıcı tarafından somutlaştırılmayı ve anlamlandırılmayı bekleyen birtakım 'belirsizlik alanları' yani 'boşluklar' barındıran dinamik bir taslaktır. Yazar veya sanatçı, metne yalnızca belirli bir potansiyel yükler; bu potansiyelin fiiliyata dökülmesi ise alımlayıcının tarihsel birikimi, 'beklenti ufku' ve estetik yönelimleri aracılığıyla gerçekleşir. Dolayısıyla her yeni alımlama süreci, eserin yeniden üretilmesi ve farklı bir anlam katmanıyla donatılması demektir. Bu durum, sanat eserini monolojik bir dayatmadan kurtarıp sanatçı ile alımlayıcı arasında kurulan zamansız bir diyaloga dönüştürür. Sonuç olarak, alımlayıcının aktif kurucu rolünü dışlayan her estetik kuram, yapıtı kendi tarihsel anına hapsolmuş, donmuş bir nesneye indirgeme hatasına düşer. Bu bağlamda bir eserin değeri, onun içinde barındırdığı hazır doğrulardan ziyade, farklı okurların zihninde yarattığı bu çoğulcu ve dinamik anlamlandırma süreçlerinin zenginliğiyle ölçülür.
35. Bu parçadan hareketle alımlama estetiğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
- ASanat yapıtının, içinde okuyucu tarafından doldurulmayı bekleyen çeşitli belirsizlik alanları barındırdığını kabul eder.
- BEserin anlam kazanma sürecinde alımlayıcının tarihsel birikiminin ve beklenti ufkunun belirleyici bir rol oynadığını belirtir.
- CAlımlayıcıyı pasif bir izleyici olmaktan çıkarıp eserin anlam üretim sürecinde aktif bir kurucu ortak konumuna getirir.
- Sanat eserinin nihai anlamının, sanatçının niyetinden bağımsız olarak tamamen alımlayıcının özgür iradesiyle tek taraflı biçimlendirildiğini öne sürer.Answer
- ESanat yapıtını statik ve kendi içine kapalı bir bütün olarak değil, sürekli dönüşen dinamik bir yapı olarak ele alır.