Fenomenoloji (Özbilim)
5 questions
Günlük yaşamda bir nesneyle karşılaştığımızda, onun dış dünyada bizden bağımsız bir varlığı olduğunu peşinen kabul ederiz. Bu 'doğal tavır', nesneye dair tarihsel, bilimsel ve pratik tüm ön kabullerimizi besler. Ancak Husserl’e göre, nesnenin gerçek özüne ulaşmak isteyen bir filozof, bu varoluşsal yargıları paranteze almalıdır. Paranteze alma işlemi, dış dünyayı yok saymak ya da onun varlığından şüphe etmek değildir; aksine, nesneye dair tüm inançları askıya alarak bilincin yönelimsel yapısını ve bu yönelimde beliren özü saf hâliyle açığa çıkarmaktır.
Buna göre Husserl’in fenomenolojik yöntemiyle ulaşmak istediği temel bilgi kuramsal hedef aşağıdakilerden hangisidir?
Bir nesneye yöneldiğimizde, onun hakkındaki tüm ön kabullerimizi, bilimsel açıklamalarımızı ve günlük deneyimlerimizin getirdiği yargıları geçici bir süre için askıya almamız gerekir. Örneğin, masamın üzerindeki şu kırmızı elmaya baktığımda, onun biyolojik yapısını, piyasa değerini veya besin değerini bir kenara bırakırım. Duyusal verilerin ötesine geçerek bilincimin bu elmaya nasıl yöneldiğini ve elmanın bilincimdeki saf, değişmez anlamını kavramaya çalışırım. Bu süreçte elmanın rengi, şekli gibi arızi özellikleri zihnimde ayıklanır ve geriye onun elma olmasını sa��layan temel yapı kalır.
Bu parçada dile getirilen düşüncelerden hareketle, Edmund Husserl'in fenomenolojik yöntemiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
Bir sanat tarihçisi, tarihi bir binayı incelerken onun piyasa değerini, yapımında çalışan işçilerin kim olduğunu ve binanın mevcut kullanım amacını bir kenara bırakarak yalnızca onun mimari formunun taşıdığı saf anlama odaklanır. Sanat tarihçisinin yaptığı bu zihinsel işlem, nesneye dair günlük ve pratik bilgileri geçici olarak devre dışı bırakarak nesnenin özünü kavramaya çalışmaktır. Bu parçada tasvir edilen zihinsel tavır, Husserl'in fenomenolojik yöntemindeki aşağıdaki kavramlardan hangisine örnek oluşturur?
Bir botanikçi ormanda daha önce karşılaşmadığı bir çiçeği incelerken, onun biyolojik sınıflandırmasını, tıbbi faydalarını ya da piyasa değerini düşünmez. O an için zihnini çiçeğe dair geçmiş tüm teorik bilgilerden ve ön kabullerden arındırarak yalnızca bilincinin doğrudan çiçeğe yönelmesine izin verir. Botanikçi için bu çiçek, tüm dışsal ilişkilerinden sıyrılarak bilincin dolaysız bir nesnesi haline gelir. Böylece bilincin nesnesiyle kurduğu bu saf yönelim sayesinde çiçeğin değişmez anlam yapısı açığa çıkar.
Bu parçada betimlenen durum, Edmund Husserl'in felsefesinde bilginin kaynağı ve sınırlarına yönelik aşağıdaki görüşlerden hangisini destekler?
Bir masanın üzerinde duran pirinç anahtarı inceleyen araştırmacı; onun hangi madenden üretildiğini, hangi kilide ait olduğunu ya da maddi değerini düşünmeyi bırakır. Nesneye dair pratik yararları, fiziksel özellikleri ve ön kabulleri askıya alarak bilincin bu nesneye yönelik saf deneyimine odaklanır. Böylece anahtar, dış dünyadaki sıradan bir cisim olmaktan çıkıp bilincin yöneldiği ve tüm yüklerinden arındırılmış yalın bir 'öz' haline gelir.
Bu parçada sözü edilen araştırmacının anahtara karşı takındığı tavır ve ulaşmak istediği hedef, Edmund Husserl'in fenomenoloji felsefesindeki hangi kavramla doğrudan ilişkilidir?