Paragrafta Anlam

1306 questions

Question 321Question

Metinlerarasılık kuramının yazar, okur ve anlam kavramlar��na getirdiği yeni bakış açısını açıklayan aşağıdaki cümleleri anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturacak şekilde sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru sıralama şu şekildedir: İlk olarak metinlerarasılık kuramının temel tezini kuran cümle gelir; ardından bu kuramsal çerçevenin romantik yaratıcı özne anlayışını dışlayıp odağı dilsel ağa taşıdığını belirten cümle takip eder; yazarın bir deha olmaktan çıkıp kolaj ustasına dönüştüğünü açıklayan cümle üçüncü sırada yer alır; yazarın otoritesinin sarsılmasıyla metnin özerkleşmesini ve okurun aktifleşmesini anlatan cümle dördüncü sırada gelir; son olarak anlamın sabit bir öz olmaktan çıkıp okur ile metin arasındaki dinamik karşılaşmada üretilen akışkan bir sürece dönüştüğünü özetleyen sonuç cümlesiyle paragraf tamamlanır.
Doğru sıralama, genelden özele giden ve kavramsal ilişkileri mantıksal zincirlerle birbirine bağlayan bir yapı sunar. Metinlerarasılık tanımıyla başlayan giriş cümlesini, bu kuramın yazar merkezli estetiğe getirdiği eleştiri izler; yazarın yeni konumunun tanımlanmasının ardından metnin özerkleşmesiyle okurun aktifleşmesi vurgulanır ve nihayetinde anlamın yeni tanımıyla paragraf mantıklı bir sonuca ulaştırılır.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın giriş cümlesi olmaya en uygun ifadeyi belirleme.
Postmodern edebiyat kuramlarının temel dayanaklarından biri olan metinlerarasılık kavramını tanımlayan ve kendisinden önceye gönderme yapmayan ifade ilk cümle olarak seçilir.
Bir paragrafın ilk cümlesi bağımsız olmalı, kendisinden önce başka bir cümlenin varlığına işaret eden bağlayıcı ögeler içermebelidir.
2
İlk cümledeki kavrama doğrudan atıfta bulunan ve kuramın yazar ve niyet kavramlarıyla ilişkisini kuran cümleyi bulma.
'Söz konusu kuramsal çerçeve' ifadesiyle başlayan ve odağın yazarın niyetinden dilsel ağa kaydığını belirten cümle ikinci sıraya getirilir.
İlk cümledeki metinlerarasılık tanımının ardından, bu kuramın getirdiği teorik çerçevenin yazar ve dil ilişkisi bakımından neyi dışladığını ve neye odaklandığını açıklamak düşüncenin akışına uygundur.
3
İkinci cümlede yazarın öznelliğinin dışlanması üzerine yapılan vurguyu detaylandıran açıklamayı tespit etme.
'Nitekim bu anlayışta yazar...' şeklinde başlayan ve yazarın mutlak dehadan kolaj ustasına dönüşümünü somutlaştıran cümle üçüncü sıraya yerleştirilir.
'Nitekim' bağlacı, bir önceki yargıyı desteklemek ve açıklamak için kullanılır; yazarın deha olmaktan çıkıp kolaj ustasına dönüşmesi, romantik özne anlayışının dışlanmasının doğrudan bir açılımıdır.
4
Yazardan sonra metnin durumuna ve okurun rolüne geçiş yapan cümleyi belirleme.
'Anlatının yazarın mutlak otoritesinden arınarak bu şekilde özerkleşmesi...' ifadesiyle başlayan ve odağı okura kaydıran cümle dördüncü sıraya getirilir.
Metnin yazarın otoritesinden bağımsızlaşması (özerkleşmesi) bir önceki cümlenin sonucudur ve bu durum okurun edilgenlikten aktif özneye geçişini hazırlar.
5
Okurun aktif rolünün anlam kavramı üzerindeki son etkisini açıklayan ve paragrafı sonuca bağlayan cümleyi bulma.
'Böylece anlam...' ifadesiyle başlayan ve anlamın durağan bir öz olmaktan çıkıp süreç haline geldiğini bildiren cümle son cümle olarak belirlenir.
'Böylece' bağlacı ve anlamın okurun aktif rolüyle yeniden üretilmesi tespiti, tüm paragrafın düşünsel gelişimini tamamlayan mantıklı bir sonuç niteliğindedir.

Key Concept

Metin sıralama ve paragrafta anlam akışı
Question 322Question

Modern kentler, geçmişin izlerini silip süpüren devasa beton blokların gölgesinde yükselirken insanın mekânla kurduğu bağı da zedeliyor. Bir zamanlar her sokağın, her taşın kendi hikâyesini fısıldadığı o eski mahalleler; yerini tekdüze, ruhsuz caddelere bırakıyor. Bazı mimarlar bu dönüşümü kaçınılmaz bir ilerleme olarak sunsa da aslında bu durum, toplumsal belleğin adım adım yok edilmesinden başka bir şey değildir. Mimar Turgut Cansever'in de belirttiği gibi, "Şehri inşa etmek, insanı inşa etmektir." Eğer biz geçmişimizi yansıtan mimari yapıları koruyamazsak gelecekte kendimizi de tanımlayamayız. Nitekim geçmişin estetiğini barındıran yapılarla modern gökdelenleri karşılaştırdığımızda, ilkinin insana huzur verdiğini, ikincisinin ise onu yalnızlaştırdığını açıkça görürüz.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Olaylar; kişi, yer ve zaman unsurlarına bağlı kalınarak bir devinim içinde aktarılmıştır.

Answer

Olayların bir devinim içinde aktarıldığını belirten ifade söylenemez çünkü parçada öyküleyici anlatım kullanılmamıştır.
Olayların bir devinim içinde aktarıldığını belirten ifade, öyküleyici anlatımın temel özelliğidir. Ancak verilen paragrafta herhangi bir olay örgüsü bulunmamaktadır, kişi veya mekân ögelerine bağlı bir olay akışı (devinim) gerçekleşmemektedir. Bu sebeple paragrafın anlatımında bu özelliğe başvurulduğu söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki anlatım biçimlerini belirlemek için metni analiz etmek.
Metinde yazarın kentleşmeye dair kendi görüşlerini savunarak yerleşik anlayışlara karşı çıktığı (tartışma) ve "devasa beton bloklar", "tekdüze, ruhsuz caddeler" gibi niteleyici sözcüklerle tasvir yaptığı (betimleme) belirlenmiştir.
Yazarın düşüncelerini aktarırken hangi temel anlatım biçimlerinden yararlandığını saptamak.
2
Düşünceyi geliştirme yollarını incelemek.
Mimar Turgut Cansever'in sözünün doğrudan paylaşılmasıyla tanık göstermeye; geçmişin estetiğini barındıran yapılarla modern gökdelenlerin kıyaslanmasıyla karşılaştırmaya başvurulduğu görülmüştür.
Parçada kullanılan yardımcı anlatım tekniklerini ve düşünceyi geliştirme yollarını belirlemek.
3
Seçenekleri analiz edip parçada yer almayan anlatım özelliğini bulmak.
Olay, kişi, yer ve zaman ögelerine bağlı bir olay akışının (öyküleme/devinim) parçada bulunmadığı tespit edilmiş ve doğru cevaba ulaşılmıştır.
Seçeneklerdeki ifadelerin paragraftaki anlatım özellikleriyle eşleşip eşleşmediğini kontrol etmek.

Key Concept

Anlatım biçimleri ve düşünceyi geliştirme yollarının belirlenmesi
Estimated Time:2m 0s
Question 323Question

Aşağıdaki numaralanmış paragrafları, içlerinde ağır basan anlatım biçimleriyle doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Küçük çocuk, elindeki kırmızı balonu sıkıca tutarak kalabalık caddede yürüyordu. Birden r��zgâr sertçe esti ve balon çocuğun elinden sıyrılıp gökyüzüne doğru süzüldü. Çocuk, arkasından çaresizce bakakaldı.
Köyün girişindeki eski ahşap evin önünde devasa bir çınar ağacı duruyordu. Sararmış yaprakları toprağa dökülmüş, gövdesindeki derin yarıklar yılların yorgunluğunu gözler önüne seriyordu. Pencerelerinden sızan lo�� ışık, sokağa hüzünlü bir hava katıyordu.
Fotosentez, yeşil bitkilerin ışık enerjisini kullanarak karbondioksit ve sudan organik besin maddesi ��retmesi sürecidir. Bu süreçte klorofil pigmenti önemli bir rol oynar ve havaya oksijen salınımı gerçekleşir.
Bazı yazarlar, edebiyatın sadece estetik bir zevk vermesi gerektiğini savunuyor. Bana göre bu yaklaşım son derece yanlıştır. Edebiyat, toplumun sorunlarına ayna tutmalı ve insanları düşünmeye sevk etmelidir.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Küçük çocuğun balonuyla olan olay akışını anlatan birinci paragraf öykülemeyle; eski ahşap ev ve çınar ağacını tasvir eden ikinci paragraf betimlemeyle; fotosentezin tanımını yapan üçüncü paragraf açıklamayla; edebiyatın işlevi hakkındaki savı ele alan dördüncü paragraf ise tartışma anlatım biçimiyle eşleşmektedir.
Doğru eşleştirmede hareket bildiren ve olay akışına dayanan birinci paragraf öykülemeyle, durağan nitelikler barındıran ikinci paragraf betimlemeyle, nesnel bilgi sunan üçüncü paragraf açıklamayla, savunulan bir tezi içeren dördüncü paragraf ise tartışmayla eşleştirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafların yazılış amaçlarını ve yapısal özelliklerini inceleyin.
Birinci paragrafta olay akışı ve hareketlilik, ikinci paragrafta bir yerin durağan tasviri, üçüncü paragrafta bilimsel bilgi aktarımı ve dördüncü paragrafta bir fikrin savunulması belirlenmiştir.
Anlatım biçimlerini belirlemek için metinlerin temel işlevlerini ve dil özelliklerini saptamak gerekir.
2
Paragraflardaki bu belirleyici özellikleri uygun anlatım terimleriyle eşleştirin.
Hareket içeren metin öyküleme, tasvir içeren metin betimleme, bilgi veren metin açıklama ve fikir savunan metin tartışma olarak eşleşir.
Metin analizi sonucunda elde edilen bulguları doğru terimlerle eşleştirip sonuca ulaşmak için.

Key Concept

Paragrafta Anlatım Biçimleri
Estimated Time:1m 30s
Question 324Question

Edebi eserin varoluşsal statüsü, yazarın zihnindeki ilk tasarımla sınırlı olmadığı gibi, kâğıt üzerine dökülen sabit harflerin ve dilsel göstergelerin mekanik toplamından da ibaret değildir. Bir roman ya da şiir, ancak okuma eyleminin tetiklediği o dinamik karşılaşma alanında, yani yazarın kurgusal göndergeleri ile okurun öznel alımlama ufkunun kesiştiği o gizemli "boşluklarda" gerçek anlamını ve estetik değerini kazanır. Wolfgang Iser’in estetik kuramında kavramsallaştırdığı bu "belirsizlik noktaları" (indeterminacy), okuru pasif bir alıcı olmaktan çıkarıp metnin anlam üretimine katılan aktif bir ortak haline getirir. Edebi metin, yapısı gereği her tarihsel dönemde ve her farklı zihinde yeniden kurgulanmaya açık, ucu açık potansiyel bir anlam matrisidir. Bu bağlamda, bir yapıtın "klasik" payesiyle taçlandırılması, onun zamanlar üstü, değişmez ve donmuş bir mutlak hakikati barındırmasından değil; aksine, farklı dönemlerin değişen estetik ve entelektüel algılarına, yeni soru sorma biçimlerine sürekli cevap verebilecek esnek ve tükenmez bir anlam potansiyeline sahip olmasından kaynaklanır. Dolayısıyla edebi yapıt, geçmişte tamamlanıp müzeye kaldırılmış donuk bir anıt değil, her okuma edimiyle şimdiki zamanda yeniden üretilen canlı ve dinamik bir süreçtir.

Bu parçadan hareketle "klasik" yapıtların kalıcılığı ve sanatsal değeri aşağıdakilerden hangisine bağlanmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Değişen zaman ve zihniyetlerin ürettiği yeni sorulara cevap verebilen, okurla etkileşim hâlinde sürekli güncellenen ucu açık bir anlam üretme potansiyeline.

Answer

Değişen zaman ve zihniyetlerin ürettiği yeni sorulara cevap verebilen, okurla etkileşim hâlinde sürekli güncellenen ucu açık bir anlam üretme potansiyeline.
Klasik yapıtların kalıcılığı ve sanatsal değeri, metnin sabit ve donmuş bir yapı sergilememesine; aksine değişen tarihsel şartların, farklı estetik algıların ve yeni soruların taleplerine cevap verebilecek esnek, ucu açık ve zengin bir anlam üretme potansiyeli taşımasına bağlanmıştır. Metindeki 'farklı dönemlerin değişen estetik ve entelektüel algılarına, yeni soru sorma biçimlerine sürekli cevap verebilecek esnek ve tükenmez bir anlam potansiyeline sahip olması' ifadesi bu yargıyı doğrudan gerekçelendirir.

Step-by-Step Solution

1
Metnin ana tartışma konusunu ve yazarın edebi yapıta dair yaklaşımını çözümleme
Metin, edebi eserin statik bir yapı olmadığını, yazarın göndergeleri ile okurun alımlama ufkunun kesiştiği alanda dinamik bir süreç olarak sürekli yeniden kurgulandığını savunmaktadır.
Doğru yoruma ulaşmak için yazarın alımlama estetiği kuramına dayanan temel argümanını saptamak gerekir.
2
Parçada geçen 'klasik' nitelendirmesinin yapıldığı bölümü ve bu niteliğin koşullarını inceleme
Klasik yapıtların kalıcılığının 'mutlak bir hakikati barındırmasından' değil, 'farklı dönemlerin değişen estetik ve entelektüel algılarına, yeni soru sorma biçimlerine sürekli cevap verebilecek esnek ve tükenmez anlam potansiyelinden' kaynaklandığı tespit edilir.
Soru kökünün hedeflediği doğrudan ilişkiyi metin içerisindeki tam karşılığıyla eşleştirmek gerekir.
3
Seçenekleri bu tespit doğrultusunda eleyerek doğru yargıyı belirleme
Zamanın ve okur zihniyetinin değişen sorularına cevap üretebilen, ucu açık anlam potansiyeline vurgu yapan seçeneğin parçada savunulan düşünceyle birebir örtüştüğü görülür.
Metindeki 'değişen estetik ve entelektüel algılara cevap verebilen esneklik' ifadesi doğru seçeneği kanıtlar.

Key Concept

Çoklu Paragraf Soruları ve Alımlama Estetiği Çerçevesinde Metin Analizi
Estimated Time:2m 30s
Question 325Question

Aşağıdaki numaralanmış cümleleri anlamlı ve kurallı bir paragraf oluşturacak şekilde sıralayınız.

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Doğru sıralama: Kütüphaneler ile başlayan cümle birinci, kitapların işlevini belirten cümle ikinci, dijital çağdaki değişimi anlatan cümle üçüncü ve okurların internet sitelerine yöneldiğini belirten cümle sonuncu olmalıdır.
Anlamlı bir paragraf oluşturulurken genelden özele, tanımdan açıklamaya doğru bir yol izlenir. Kütüphanelerin tanımıyla başlanıp, ardından 'bu kurumlarda' ifadesiyle kütüphanelere atıfta bulunulmuş, sonrasında 'ancak' bağlacıyla dijital çağın getirdiği değişim sunulmuş ve 'artık' ifadesiyle günümüzdeki durum açıklanarak sıralama tamamlanmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Giriş cümlesini belirleme
Kütüphanelerin tanımını yapan cümle ilk sıraya yerleştirilir.
Paragrafın ilk cümlesi kendinden önce başka bir cümleye gönderme yapan bağlayıcı unsurlar (bu, ancak, artık vb.) içermemelidir.
2
İkinci cümleyi bağlama
Kitapların işlevini anlatan cümle ikinci sıraya getirilir.
Bu cümledeki 'Bu kurumlarda' ifadesi, ilk cümledeki kütüphanelere işaret etmektedir.
3
Üçüncü cümleyi bağlama
Dijital çağ ile erişimin değiştiğini belirten cümle üçüncü sıraya getirilir.
Cümledeki 'bu bilgiye' ifadesi bir önceki cümledeki 'bilgi birikimi' kavramına bağlanır ve 'ancak' kelimesiyle yeni bir durum başlatılır.
4
Sonuç cümlesini belirleme
Okurların internete yönelmesini anlatan cümle son sıraya getirilir.
'Artık' ifadesiyle başlayan bu cümle, dijital çağın getirdiği değişimin günümüzdeki sonucunu açıklayarak akışı tamamlar.

Key Concept

Paragraf oluşturma ve anlam akışını sağlayan anahtar kelimeleri takip etme
Estimated Time:1m 30s
Question 326Question

Numaralanmış cümlelerin anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturacak şekilde sıralanması için doğru dizilim aşağıdakilerden hangisi olmalıdır?

Drag items to arrange them in the correct order

Show answer & explanation

Answer

Cümlelerin anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturacak şekilde sıralanışı şu şekildedir: Dilbilimsel görelilik kuramının tanımıyla başlanmalı (III), bu kuramın temel varsayımı açıklanmalı (I), bu varsayıma yönelik somut bir örnek sunulmalı (V), ardından bilişsel bilimlerden gelen karşıt argüman dahil edilmeli (II) ve son olarak tüm bu fikirler bir sentezde birleştirilmelidir (IV).
Cümleler anlam ve yapı yönünden incelendiğinde, III. cümle genel bir yargı taşıdığı için giriş cümlesidir. I. cümledeki 'Bu kurama göre' ifadesi III. cümleye bağlanır. V. cümledeki 'Örneğin' ifadesi I. cümledeki savı somutlaştırır. II. cümledeki 'Bununla birlikte' ifadesi bir önceki duruma karşıtlık bildirerek akışı devam ettirir. IV. cümle ise 'Sonuç olarak' ifadesiyle tüm metni sonuca bağlar.

Step-by-Step Solution

1
Giriş cümlesinin belirlenmesi
Giriş cümlesi olarak 'Dilbilimsel görelilik kuramı...' ile başlayan III. cümle belirlenir.
Bu cümle kendinden önceye gönderme yapan hiçbir bağlantı ögesi içermez ve bağımsız bir tanım cümlesidir.
2
Giriş cümlesini takip eden cümlenin bulunması
İkinci cümle olarak 'Bu kurama göre...' ifadesiyle başlayan I. cümle seçilir.
'Bu kurama göre' ifadesi, doğrudan bir önceki cümledeki 'dilbilimsel görelilik kuramı' ifadesine atıfta bulunarak konuyu genişletir.
3
Örneklendirme cümlesinin yerleştirilmesi
Üçüncü cümle olarak 'Örneğin...' diye başlayan V. cümle yerleştirilir.
Bu cümle, ikinci cümledeki 'farklı dilleri konuşan insanların dünyayı farklı deneyimlemesi' durumuna somut bir yön tayini örneği sunar.
4
Karşıt tezin dahil edilmesi
Dördüncü cümle olarak 'Bununla birlikte...' ile başlayan II. cümle getirilir.
'Bununla birlikte' ifadesi, kuramın iddia ettiği dilsel belirlenimciliğe yönelik bilişsel bilimlerden gelen karşı argümanı sunarak metni derinleştirir.
5
Sonuç cümlesinin eklenmesi
Son cümle olarak 'Sonuç olarak...' ile başlayan IV. cümle seçilir.
'Sonuç olarak' ifadesiyle paragraftaki iki farklı görüş sentezlenerek metin sonlandırılır.

Key Concept

Paragrafta anlam akışını sağlama ve düşüncenin mantıksal sıralaması
Estimated Time:2m 0s
Question 327Question

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

İnsan hafızası, geçmişi kaydetmek ve geri çağırmak için karmaşık mekanizmalar kullanır. Bu mekanizmalar içinde en şaşırtıcı olanlardan biri, kokuların ge��mişe ait anıları ve duyguları aniden tetiklemesi durumudur. Edebiyat dünyasında Marcel Proust'un 'Kayıp Zamanın İzinde' adlı romanındaki madlen keki çaya batırıp yediğinde çocukluk anılarının canlanmasıyla ünlenen bu durum, bilim literatüründe 'Proust etkisi' olarak adlandırılır. Bilimsel araştırmalar, kokuları işleyen koku soğancığının, beynin duygu ve hafıza merkezleri olan amigdala ve hipokampus ile doğrudan bağlantılı olduğunu gösterir. Diğer duyulardan gelen bilgiler beyin kabuğunda işlendikten sonra bu merkezlere ulaşırken, koku duyusu hiçbir aracıya uğramadan doğrudan duygu ve bellek merkezine iletilir. Bu yüzden bir koku, yıllardır unutulmuş bir anıyı en ince ayrıntılarıyla ve o günkü yoğun duygusal hissiyle aniden zihnimizde canlandırabilir. Araştırmacılar, bu doğrudan yolun, kokuların neden diğer duyulardan daha hızlı ve daha yoğun duygusal tepkiler yarattığını açıkladığını belirtmektedirler. Örneğin, bir ses veya görüntü geçmişe dair bilgileri mantıksal bir sırayla hatırlamamızı sağlarken, bir koku bizi doğrudan o anın içine fırlatır. Bu durum, kokunun hafıza üzerindeki eşsiz ve güçlü etkisini ortaya koymaktadır. Günümüzde bu etki, özellikle pazarlama sektöründe tüketicilerin duygusal bağlarını güçlendirmek amacıyla sıklıkla kullanılmaktadır.

Bu parçaya göre, kokuların diğer duyulara kıyasla geçmişteki anıları daha hızlı ve yoğun duygusal tepkilerle canlandırmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Kokuları işleyen merkezin beynin duygu ve bellek merkezleriyle doğrudan bağlantılı olması

Answer

Kokuları işleyen merkezin beynin duygu ve bellek merkezleriyle doğrudan bağlantılı olması
Koku duyusunun diğer duyulardan farklı olarak hiçbir aracıya uğramadan doğrudan beynin duygu ve hafıza merkezlerine iletildiği metinde açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle kokuların anıları daha hızlı ve yoğun duygusal tepkilerle canlandırmasının temel nedeni, koku merkezinin bu bölgelerle doğrudan bağlantılı olmasıdır.

Step-by-Step Solution

1
Soru kökünü ve parçayı dikkatlice okuyarak kokuların anıları canlandırmadaki hızının ve duygusal yoğunluğunun biyolojik gerekçesini aramak.
Parçada koku duyusunun diğer duyulardan farkını açıklayan kısım tespit edilir.
Kokunun aracıya uğramadan doğrudan duygu ve bellek merkezine ulaşmasının bu durumu açıkladığını görmek için.
2
Metinde geçen 'koku duyusu hiçbir aracıya uğramadan doğrudan duygu ve bellek merkezine iletilir' ifadesiyle seçenekleri karşılaştırmak.
Koku merkezinin duygu ve bellek merkezleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirten seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Metindeki doğrudan bilginin seçeneklerdeki karşılığını saptamak için.

Key Concept

Paragrafta anlam ve doğrudan neden-sonuç ilişkisini kavrama
Question 328Question

Aşağıda verilen anlatım ilkelerine ait tanımları, karşılarında bulunan uygun kavramlarla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Anlatımda gereksiz sözcüklere yer verilmemesi; cümleden bir sözcük çıkarıldığında cümlenin anlamında daralma ya da bozulma oluşmasıdır.
Süslü, sanatlı ve abartılı söyleyişlerden kaçınılarak düşüncelerin sade, gösterişsiz ve doğrudan bir dille aktarılmasıdır.
Metnin dil ve telaffuz yönünden hiçbir engele takılmadan, pürüzsüzce ve kolayca okunabilmesi özelliğidir.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Gereksiz sözcüklere yer verilmemesi tanımı Duruluk ile; süslü söyleyişlerden kaçınılması tanımı Yalınlık ile; pürüzsüz ve kolay okunabilirlik tanımı Akıcılık ile eşleşmelidir.
Gereksiz sözcük barındırmayan anlatım duruluk, süsten uzak sade anlatım yalınlık, pürüzsüz akıp giden okunuş ise akıcılık ilkesini karşılamaktadır.

Step-by-Step Solution

1
İlk tanımda yer alan 'gereksiz sözcük kullanmama' ve 'sözcük çıkarıldığında anlamın daralması veya bozulması' ifadeleri analiz edilir.
Bu niteliklerin 'Duruluk' ilkesine ait olduğu belirlenir.
Duruluk ilkesi gereksiz sözcük kullanımını kesin olarak engeller.
2
İkinci tanımda yer alan 'süslü ve sanatlı söyleyişten kaçınma' ve 'sade, gösterişsiz dil' ifadeleri incelenir.
Bu özelliklerin 'Yalınlık' ilkesi ile ilgili olduğu saptanır.
Yalınlık anlatımın süsten ve sanatlılıktan uzak olması durumudur.
3
Üçüncü tanımda yer alan 'engelsiz, pürüzsüz ve kolayca okunabilme' durumları değerlendirilir.
Bu ifadenin 'Akıcılık' ilkesini karşıladığı görülür.
Akıcılık, telaffuzu zor kelimelerden kaçınarak okuma kolaylığı sağlamayı amaçlar.

Key Concept

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Estimated Time:1m 0s
Question 329Question

(I) Zeytin ağacı, Akdeniz kültürünün ve coğrafyasının en eski sembollerinden biri olarak binlerce yıldır insanlığa şifa ve besin sunmaktadır. (II) Anadolu topraklarında zeytin tarımının tarihi, Tunç Çağı'na kadar uzanmakta ve bu ağacın kutsallığı eski efsanelerde sıkça vurgulanmaktadır. (III) Bu verimli ağacın meyvesinden elde edilen zeytinyağı, günümüzde sadece mutfaklarda değil, kozmetik ve tıp alanında da yaygın olarak tercih edilmektedir. (IV) Zeytinyağı üretiminde geleneksel yöntemlerden biri olan taş değirmenlerde ezme işlemi, meyvenin doğal aromasının korunmasında büyük rol oynar. (V) Bu yöntemde zeytinler büyük taş silindirler altında ezilerek hamur hâline getirilir ve ardından sıkma torbalarına doldurulur. (VI) Torbalara uygulanan mekanik basınç sayesinde sızan ilk yağ, hiçbir ısıl işleme maruz kalmadığı için besin değerini tamamen korur.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istenirse ikinci paragraf hangi numarayla gösterilen cümleyle başlar?

Show answer & explanation

Answer: IV; 4; IV.; 4.; dördüncü; Dördüncü

Answer

İkinci paragraf IV numaralı cümleyle başlar.
İlk üç cümlede zeytin ağacının ve zeytinyağının tarihi, kültürel önemi ile kullanım alanları gibi genel bilgilerden bahsedilmektedir. Ancak dördüncü cümleden itibaren zeytinyağı üretiminin geleneksel aşamalarına (taş değirmenlerde ezme işlemi) geçilmiştir. Yeni bir konuya geçildiği için ikinci paragraf IV numaralı cümleyle başlamalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki cümlelerin konularını belirleyin.
İlk üç cümlede zeytin ve zeytinyağının genel önemi, son üç cümlede ise geleneksel zeytinyağı üretimi anlatılmaktadır.
Paragrafın iki farklı düşünce odağına sahip olduğunu görmek için.
2
Konunun yön değiştirdiği ilk cümleyi tespit edin.
IV numaralı cümlede geleneksel üretim sürecine giriş yapıldığı görülmektedir.
İkinci paragrafın başlangıç noktasını bulmak için.
3
Bulunan cümlenin kendinden önceki ve sonraki cümlelerle olan bağlantısını test edin.
IV numaralı cümle kendinden önceki cümlelerden bağımsız yeni bir paragraf girişi yapabilirken, kendisinden sonraki cümlelerle sıkı bir bağ kurmaktadır.
Bölme noktasının doğruluğundan emin olmak için.

Key Concept

Paragrafı İki Paragrafa Bölme
Question 330Question

Geçen gün çekmecenin derinliklerinde eski bir fotoğraf albümü buldum. Tozlu kapakları araladığımda karşıma çıkan sararmış kareler beni otuz yıl öncesine, o çocukluk günlerimin geçtiği bahçeli eve götürdü. Fotoğrafta dedem, elinde budama makasıyla gül ağaçlarının arasında gülümserken ben de hemen yanında, üzerimdeki çamurlu önlükle ona yardım etmeye çalışıyordum. O günleri ne kadar da özlemişim... Keşke o zamanlar dedemin anlattığı o güzel hikâyeleri bir kenara yazsaydım, o tatlı sesini zihnime daha sıkı kazısaydım diye geçirdim içimden. Şimdi elimde sadece suskun kareler ve o günlerin bir daha geri gelmeyeceğini fısıldayan derin bir boşluk hissi var. Zamanın bu kadar hızlı akıp gideceğini, o kıymetli sohbetlerin bir gün tamamen susacağını hiç düşünmemiştim.

Bu parçada kendisinden söz eden yazarın içinde bulunduğu baskın duygu aşağıdakilerden hangisidir?

Show answer & explanation

Answer: Hayıflanma

Answer

Hayıflanma
Yazar, geçmişteki çocukluk günlerini anımsarken dedesiyle ilgili bazı eylemleri yapmamış olmaktan ('keşke o zamanlar dedemin anlattığı o güzel hikâyeleri bir kenara yazsaydım, o tatlı sesini zihnime daha sıkı kazısaydım') dolayı derin bir üzüntü ve pişmanlık yaşamaktadır. Edebiyat terimlerinde geçmişte yapılmayan, kaçırılan fırsatlar için duyulan bu üzüntü doğrudan 'hayıflanma' olarak adlandırılır.

Step-by-Step Solution

1
Metni okuyarak yazarın temel ruh halini ve hissettiği duyguları belirlemek.
Yazar eski bir fotoğraf albümüne bakarak çocukluk günlerini ve dedesini özlemle anmaktadır.
Paragraftaki duyguyu doğru analiz edebilmek için metnin genel atmosferini ve yazarın odak noktasını kavramak gerekir.
2
Metinde pişmanlık veya üzüntü bildiren ifadeleri tespit etmek.
'Keşke o zamanlar dedemin anlattığı o güzel hikâyeleri bir kenara yazsaydım, o tatlı sesini zihnime daha sıkı kazısaydım' ve 'Zamanın bu kadar hızlı akıp gideceğini... hiç düşünmemiştim' ifadeleri yazarın geçmişte yapmadığı eylemler için duyduğu üzüntüyü gösterir.
Geçmişte yapılmayan veya kaçırılan fırsatlar karşısında duyulan üzüntü, edebiyatta hayıflanma olarak tanımlanır.
3
Elde edilen verileri seçeneklerle karşılaştırıp çeldiricileri elemek.
Yazarın kırgınlık, umutsuzluk, kaygı veya çaresizlik taşımadığı; doğrudan kendi kaçırdığı fırsatlara üzüldüğü görülerek doğru seçeneğe ulaşılır.
Doğru seçeneğe ulaşmak için diğer seçeneklerin metindeki hangi yanılgılardan kaynaklandığını çözümlemek gerekir.

Key Concept

Paragrafta Duygu Analizi (Hayıflanma)
Question 331Question

(I) Alımlama estetiği, bir edebi eserin sanatsal değerinin yalnızca yazarın niyetinde değil, okurun o metinle kurduğu etkileşimde aranması gerektiğini savunur. (II) Metin, okur tarafından alımlanmadığı sürece potansiyel bir anlamlar yığını olarak kalır ve ancak okuma eylemiyle somutlaşarak varlık kazanır. (III) Bu yaklaşımda okur, edilgen bir alıcı olmaktan çıkıp anlamı aktif olarak üreten bir özne, adeta eserin ortak yaratıcısı konumuna yükselir. (IV) İşte bu sınırlandırılm��şlık sayesindedir ki okuma eylemi, keyfi bir yorumlama çılgınlığına dönüşmekten kurtulup estetik bir tutarlılık kazanır. (V) Diğer bir deyişle, yazarın kurduğu yapı ile okurun zihnindeki anlam dünyası arasındaki bu dinamik denge, edebi iletişimin temelini oluşturur.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinden sonra, "Ancak okurun bu zihinsel inşası, metnin sunduğu dilsel ipuçları ve boşluklarla sınırlandırılmış kurmaca bir oyun alanında gerçekleşir." cümlesi getirilmelidir?

Show answer & explanation

Answer: III

Answer

Parçanın anlam bütünlüğü ve dil bilgisel bağları açısından verilen cümle üçüncü cümleden sonra getirilmelidir.
Verilen cümlenin girişindeki "bu zihinsel inşası" ifadesi, üçüncü cümledeki okurun anlamı aktif olarak üreten bir özne ve ortak yaratıcı olmasına atıfta bulunur. Aynı zamanda verilen cümlenin sonundaki "sınırlandırılmış oyun alanı" nitelemesi, dördüncü cümlenin başındaki "bu sınırlandırılmışlık" ifadesine zemin hazırlar. Bu sebeple cümle üçüncü cümleden sonra getirilmelidir.

Step-by-Step Solution

1
Parçadaki cümlelerin dil bilgisel referans ve bağlayıcı ögelerini inceleme.
Dördüncü cümledeki "İşte bu sınırlandırılmışlık sayesindedir ki" ifadesinin, kendisinden önce sınırlandırma bildiren anlamsal bir yapıya ihtiyaç duyduğu saptanır.
Paragraf yerleştirme sorularında "bu, şu, işte bu" gibi işaret sıfatları ve zamirleri en önemli anlamsal köprüleri oluşturur.
2
Yerleştirilecek cümlenin giriş ve sonuç bölümlerindeki anahtar kavramları analiz etme.
Verilen cümlenin başındaki "bu zihinsel inşası" ifadesinin okurun anlam üretme eylemine, sonundaki "sınırlandırılmış kurmaca bir oyun alanı" ifadesinin ise bir sınırlandırmaya işaret ettiği tespit edilir.
Cümlenin hem öncesindeki cümleden anlam devralması hem de sonrasındaki cümleye anlam devretmesi gerekir.
3
Seçenekleri ve cümleler arasındaki geçişleri karşılaştırarak cümlenin yerini kesinleştirme.
Üçüncü cümledeki okurun "anlamı aktif olarak üreten bir özne" olması durumu "bu zihinsel inşası" ifadesiyle birleşir. Verilen cümledeki "sınırlandırılmış" ifadesi ise dördüncü cümledeki "bu sınırlandırılmışlık" ile tam olarak uyuşur. Bu durum, cümlenin üçüncü cümleden sonra gelmesini zorunlu kılar.
Anlam akışını bozmayacak tek yerleşim yeri, hem önceki hem sonraki cümleyle çift yönlü dilsel ve mantıksal bağ kuran bu noktadır.

Key Concept

Paragrafta anlam akışını sağlayan referans sözcükler ve anlamsal/yapısal tutarlılık ilişkileri.
Question 332Question

(I) Dendrokronoloji; ağaç halkalarının genişliklerini, hücre yapısını ve kimyasal bileşimini inceleyerek geçmiş dönemlerdeki çevre koşullarını saptayan bilim dalıdır. (II) Bu yöntemde, özellikle uzun ömürlü ağaç türlerinden alınan ahşap örneklerin yıllık büyüme halkaları mikroskop altında detaylı analizlere tabi tutulur. (III) Her yıl eklenen bu halkalar; ağacın yaşadığı dönemdeki yağış miktarı, sıcaklık derecesi, toprak yapısı ve hatta yangın ya da böcek istilası gibi ekolojik olayları adeta birer günlük gibi kaydeder. (IV) Bilimsel bir disiplin olarak dendrokronolojinin temelleri, 20. yüzyılın başlarında Amerikalı astronom Andrew Ellicott Douglass tarafından atılmıştır. (V) Güneş lekelerinin dünya iklimi üzerindeki etkilerini araştırmak amacıyla ağaç halkalarını inceleyen Douglass, halka genişlikleri ile iklim döngüleri arasındaki doğrudan ilişkiyi kanıtlamıştır. (VI) Onun Arizona Üniversitesinde kurduğu ağaç halkası araştırma laboratuvarı, bu yöntemin tüm dünyaya yayılmasını ve modern iklim modellerinin oluşturulmasını sağlamıştır.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?

Show answer & explanation

Answer: IV

Answer

Dördüncü cümle (IV numaralı cümle)
Dördüncü cümlede (IV) dendrokronolojinin tanımı ve işleyişi bırakılarak bu yöntemin tarihsel gelişimi ve kurucusu ele alınmaya başlanmıştır. Yeni bir konuya geçildiği için ikinci paragraf dördüncü cümleyle başlamalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki her bir cümlenin konusunu ve odaklandığı alt başlığı belirleyin.
İlk üç cümle (I, II ve III) dendrokronolojinin ne olduğunu, nasıl uygulandığını ve ağaç halkalarının hangi bilgileri sunduğunu açıklamaktadır. Sonraki üç cümle (IV, V ve VI) ise bu yöntemin tarihsel olarak nasıl ortaya çıktığını ve kurucusu Andrew Ellicott Douglass'ın çalışmalarını ele almaktadır.
Metindeki konu veya bakış açısı değişimini tespit etmek için cümlelerin odaklandığı alt konuların belirlenmesi gerekir.
2
Konunun değiştiği ya da yeni bir yönünün ele alınmaya başlandığı geçiş noktasını saptayın.
Dördüncü cümlede (IV) yöntemin bilimsel bir disiplin olarak ortaya çıkışı ve kurucusu anlatılmaya başlanarak yeni bir konuya geçilmiştir.
Paragrafı ikiye bölme sorularında ikinci paragrafın ilk cümlesi, yeni bir giriş cümlesi niteliğinde olmalı ve kendinden önceki cümlelerle doğrudan yapısal bir bağ (bağlayıcı unsurlar) taşımamalıdır.
3
Geçiş noktasındaki cümlenin bir giriş cümlesi niteliği taşıyıp taşımadığını ve kendinden sonraki cümlelerin bu cümlenin devamı olup olmadığını kontrol edin.
Dördüncü cümle bağımsız bir giriş cümlesi özelliğindedir. Beşinci cümledeki 'Douglass' ifadesi ve altıncı cümledeki 'Onun' zamiri bu cümlenin devamı niteliğindedir. Bu durum, dördüncü cümlenin yeni paragrafın başlangıcı olduğunu doğrular.
İkinci paragrafın ilk cümlesi, kendinden önceki paragrafa dil bilgisel olarak bağımlı olmamalı, ancak kendinden sonraki cümlelerle güçlü bir bağ kurmalıdır.

Key Concept

Paragrafta anlam akışının değiştiği yeri bularak metni iki bağımsız düşünce birimine (paragrafa) bölme.
Estimated Time:2m 0s
Question 333Question

Modern şehirlinin navigasyon uygulamalarıyla kurduğu ilişki, mekânı keşfetme arzusundan ziyade onu hızla tüketme refleksine dayanır. Kağıt haritalar; kullanıcıya bir coğrafyanın bütünselliğini hissettirir, kaybolma payı bırakarak tesadüfi güzelliklerin kapısını aralardı. Oysa dijital ekranın o mavi, yanıp sönen noktası; bizi çevreleyen caddelerin mimari dokusunu, sokak satıcılarının seslerini, yani mekânın ruhunu siler; geriye sadece en kısa sürede ulaşılması gereken bir hedef bırakır. 'Akıllı telefonlar dünyayı küçülttü.' diyenlerin aksine, bu teknoloji aslında insan ile çevresi arasındaki mesafeyi hiç olmadığı kadar açmıştır. Çünkü algı, yön bulma çabasının getirdiği o zihinsel yorgunluktan mahrum kaldığında adeta körleşmektedir.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Yaşanan zihinsel deneyimler, kişi, yer ve zaman ögelerine bağlı kalınarak öyküleyici bir devinim içinde sunulmuştur.

Answer

Yaşanan zihinsel deneyimlerin kişi, yer ve zaman ögelerine bağlı kalınarak öyküleyici bir devinim içinde sunulduğu ifadesi paragrafın anlatım özellikleri için söylenemez.
Parçada yazar modern navigasyon teknolojisi ve klasik kağıt haritaların insan algısı üzerindeki etkilerini tartışmakta, düşüncelerini karşılaştırma ve betimleyici ögeler kullanarak temellendirmektedir. Metinde herhangi bir olay örgüsü, şahıs kadrosu veya zaman odaklı bir olay akışı bulunmamaktadır. Dolayısıyla zihinsel deneyimlerin öyküleyici bir devinim içinde sunulduğunu savunan yargı söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın ana konusunu ve yazarın amacını belirlemek.
Yazarın navigasyon uygulamalarının mekân algısını zayıflattığına yönelik öznel bir tezi savunduğu ve tartışmacı anlatım kullandığı görülür.
Anlatım biçimini belirlemek sonraki adımlardaki ayrıntıları analiz etmeyi kolaylaştırır.
2
Metindeki yardımcı anlatım ögelerini ve düşünceyi geliştirme yollarını incelemek.
Kağıt harita ile dijital ekran karşılaştırılmış; 'mavi, yanıp sönen nokta', 'mimari doku' gibi betimleyici ögelere yer verilmiştir.
Seçeneklerde yer alan betimleme ve karşılaştırma yargılarının doğruluğunu denetlemek.
3
Gerekçe bildiren ifadeleri tespit etmek.
Son cümlenin bir önceki yargının gerekçesi olduğu ve neden-sonuç ilişkisi barındırdığı saptanır.
Neden-sonuç ilişkisine dair seçeneğin doğruluğunu test etmek.
4
Öyküleyici ögelerin varlığını kontrol etmek ve doğru seçeneği belirlemek.
Metin düşünce ağırlıklı bir yazı olduğundan öyküleyici devinimin bulunmadığı görülür ve bu yargıyı içeren seçenek doğru cevap olarak belirlenir.
Yanlış olan seçeneği bularak soruyu tamamlamak.

Key Concept

Paragrafta anlatım biçimleri ve düşünceyi geliştirme yolları
Estimated Time:2m 0s
Question 334Question

Yıllardır mikrofonumu kentin gürültüsünden kaçırıp dağ başlarına, ıssız vadilere yöneltiyorum. İlk zamanlar, kaydettiğim her rüzgâr uğultusunda, her kuş çığlığında kusursuz bir sessizlik arardım; adeta doğayı kendi zihnimdeki steril dünyaya uydurmaya çalışırdım. Bir hışırtı, yabancı bir vızıltı duyunca kaydı siler, saatlerce verdiğim emeğe yanardım. Şimdilerde ise o 'kusur' dediğim yabani seslerin, doğanın asıl nefes alışı olduğunu anladım. Kayıt cihazımın ekranındaki frekans dalgalarına bakarken geçmişteki o mükemmeliyetçi, telaşlı insanı tebessümle anıyorum. Artık doğayı ehlileştirmekten vazgeçip onun kendi ritmini, tüm pürüzleriyle kucaklamayı öğrendim. Bu kabulleniş, sadece kulaklığımın içindeki dünyayı değil, ruhumu da sakinleştirdi.

Bu par��ada kendisinden böyle söz eden bir kişiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Yaşama ve işine yönelik bakış açısını değiştirerek kusur olarak gördüğü durumları yaşamın doğal bir parçası olarak benimsemiştir.

Answer

Yaşama ve işine yönelik bakış açısını değiştirerek kusur olarak gördüğü durumları yaşamın doğal bir parçası olarak benimsemiştir.
Doğru yanıt, yazarın zamanla doğanın pürüzlerini ehlileştirmek yerine onları olduğu gibi kucaklamayı öğrendiğini, dolayısıyla olayları ve hayatı kabullenici bir olgunlukla benimsediğini ifade eden seçenektir. Metinde geçen 'kendi ritmini tüm pürüzleriyle kucaklamayı öğrendim' sözü bu durumu açıkça yansıtmaktadır.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki anlatıcının başlangıçtaki tutumu ve süreç içindeki değişimi analiz edilir.
Anlatıcı ilk zamanlar doğayı kendi steril zihin kalıplarına uydurmaya çalıştığını ve mükemmeliyetçi, telaşlı olduğunu belirtmektedir.
Değişimin yönünü ve başlangıç noktasını belirlemek için ilk durumun tespiti gerekir.
2
Metindeki dönüşüm ifadesi ve son durum değerlendirilir.
Anlatıcı, artık doğayı ehlileştirmekten vazgeçip onun kendi ritmini, tüm pürüzleriyle kucaklamayı öğrendiğini ifade etmiştir.
Anlatıcının ulaştığı son aşamadaki karakter ve duygu durumunu netleştirmek için bu analiz yapılır.
3
Elde edilen sonuçlar ile seçenekler karşılaştırılarak doğru seçenek belirlenir.
Anlatıcının bakış açısını değiştirerek kusur sandığı pürüzleri hayatın doğal akışının bir parçası olarak benimsediğini açıklayan yargı doğru cevaptır.
Soru kökünün bizden istediği söylenebilir olan yargıyı doğrulamak için seçeneklerle metin arasında tutarlılık kontrol edilir.

Key Concept

Paragrafta Karakter ve Duygu Analizi
Estimated Time:2m 0s
Question 335Question

Walter Benjamin, 'Teknik Çoğaltılabilirlik Çağında Sanat Yapıtı' adlı meşhur denemesinde, mekanik yeniden üretim tekniklerinin gelişmesiyle sanat eserinin geleneksel konumunda meydana gelen k��klü değişimi estetik ve sosyolojik açılardan ele alır. Benjamin’e göre, özgün bir sanat eseri, kendine has bir 'aura'ya (hale) sahiptir. Aura; eserin şimdi ve buradalığı, yani belirli bir zamanda ve mekanda benzersiz bir biçimde var olmasıyla ortaya çıkan tarihsel derinlik, otorite ve biriciklik duygusudur. Ancak fotoğraf ve sinema gibi modern teknolojiler sayesinde sanat eserleri kitlesel olarak çoğaltılabilir hale geldiğinde, bu benzersizlik ve onunla birlikte aura da kaçınılmaz olarak çözülmeye başlar. Yeniden üretim teknolojileri, eseri yaratıldığı ritüel ve geleneksel bağlamdan kopararak onu alıcının kendi gündelik gerçekliğine yaklaştırır ve böylece sanatın yüksek sınıflara özgü törensel işlevini sarsar. Benjamin bu durumu salt nostaljik veya olumsuz bir kayıp olarak görmekten ziyade, sanatın elitist ve tekelci bir tapınma nesnesi olmaktan çıkıp kitleler için demokratikleşmesi ve yeni bir politik işlev kazanması için alan açtığını savunur. Böylece aura kaybı, sanatın toplumsal algılanışında devrimci bir dönüşümün habercisi haline gelir.

Bu parçadan hareketle 'aura' (hale) kavramı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Sanat yapıtının ritüelistik bağlarından ve geleneksel kökenlerinden koparılmasıyla yeniden güç kazandığı

Answer

Sanat yapıtının ritüelistik bağlarından ve geleneksel kökenlerinden koparılmasıyla yeniden güç kazandığı
Sanat yapıtının ritüelistik bağlarından ve geleneksel kökenlerinden koparılmasıyla yeniden güç kazandığı seçeneği parçayla çelişmektedir. Çünkü metinde, bu kopuşun auranın çözülmesine ve aşınmasına neden olduğu açıkça ifade edilmektedir. Dolayısıyla bu yargı parçadan hareketle söylenemez.

Step-by-Step Solution

1
Paragrafın dikkatlice okunması ve anahtar kelimelerin belirlenmesi
Parçada geçen 'aura' kavramının tanımı (biriciklik, şimdi ve buradalık), modern teknolojilerle (fotoğraf, sinema) çözülüşü ve bu çözülüşün demokratik/politik sonuçları tespit edildi.
Soruda aura hakkında söylenemeyecek olanı bulmak için öncelikle metindeki aura kavramının özelliklerini ve sonuçlarını doğru analiz etmek gerekir.
2
Seçeneklerin metinde tespit edilen bilgilerle karşılaştırılması
Sanat yapıtının geleneksel ve ritüel bağlamından kopmasının aurayı zayıflattığı/çözdüğü belirlendi. Ancak doğru seçenekte bu kopmanın auraya 'yeniden güç kazandırdığı' iddia edilmektedir.
Metindeki 'geleneksel bağlamdan koparak... aura da kaçınılmaz olarak çözülmeye başlar' ifadesi ile seçenekteki güç kazanma iddiası arasındaki çelişkiyi yakalamak amacıyla karşılaştırma yapılır.
3
Çelişen seçeneğin doğru cevap olarak işaretlenmesi
Sanat yapıtının geleneksel kökenlerinden kopmasıyla auranın yeniden güç kazandığını iddia eden seçeneğin söylenemez olduğu kesinleştirildi.
Olumsuz köklü sorularda metinle çelişen veya metinde yer almayan yargı doğru cevaptır.

Key Concept

Çoklu Paragraf Sorularında Yardımcı Düşünce Analizi
Estimated Time:2m 0s
Question 336Question

Aşağıdaki sol sütunda yer alan numaralanmış metin parçalarını, sağ sütunda verilen anlatım ilkelerinin ihlaline yönelik açıklamalarla doğru şekilde eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Hayatım boyunca her zaman ve daima kendi kararlarımın arkasında durmayı bir ilke edindim. Karşıma çıkan engeller karşısında asla ve kat'i surette geri adım atmadım; zira insanın kendi yolunu kendisinin çizmesi gerektiğine inanıyorum.
Ruhumun ıstırap yüklü sahillerine vuran hırçın dalgalar, zihnimin karanlık dehlizlerinde yankılanan birer feryat gibiydi; bu efsunlu melankoli, kelimelerin o yaldızlı sarayında kendine süslü tahtlar kuruyordu.
Tarihçi, meslektaşının hazırladığı yeni raporu okuduktan sonra onun tarihi gerçekleri tamamen çarpıttığını iddia ederek sert bir eleştiri yazısı kaleme aldı.
Sanat, tamamen bireysel bir çabanın ürünüdür; sanatçı eserini üretirken toplumun beklentilerinden ve yönlendirmelerinden tamamen bağımsız hareket etmelidir. Bu yüzden her sanat eseri, ait olduğu toplumun kültürel ve sosyal dinamiklerini yansitmaktan ve toplumu eğitmekten kaçınamaz.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Birinci parça; aynı ya da benzer anlama gelen ifadelerin kullanılmasına (duruluk ihlali), ikinci parça; süslü ve sanatlı anlatıma (yalınlık ihlali), üçüncü parça; zamir belirsizliğinden doğan çok anlamlılığa (açıklık ihlali), dördüncü parça ise mantıksal çelişkilere (tutarlılık ihlali) işaret eden açıklamalarla eşleşmelidir.
Doğru eşleştirmede; birinci parçadaki gereksiz sözcük kullanımı duruluk ilkesinin ihlaliyle, ikinci parçadaki süslü üslup yalınlık ilkesinin ihlaliyle, üçüncü parçadaki zamir belirsizliği açıklık ilkesinin ihlaliyle ve dördüncü parçadaki fikirsel uyuşmazlık tutarlılık ilkesinin ihlaliyle ilişkilendirilmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Birinci parçadaki anlatım özelliklerini analiz etme
'Her zaman ve daima' ile 'asla ve kat'i surette' ifadelerinin eş anlamlı olduğu ve gereksiz sözcük kullanımı nedeniyle duruluk ilkesinin ihlal edildiği tespit edilir.
Duruluk ilkesi, cümlede gereksiz sözcük bulunmamasını gerektirir.
2
İkinci parçadaki üslup özelliklerini inceleme
'Ruhumun ıstırap yüklü sahilleri', 'kelimelerin yaldızlı sarayı' gibi yoğun söz sanatları ve mecazlı ifadelerin kullanımı nedeniyle yalınlık ilkesinin ihlal edildiği saptanır.
Yalınlık ilkesi, anlatımın süsten ve sanatlı söyleyişlerden uzak olmasını esas alır.
3
Üçüncü parçadaki anlam ilişkilerini değerlendirme
'Onun' zamirinin 'tarihçi'yi mi yoksa 'meslektaş'ı mı kastettiği belirsiz olduğundan, cümleden iki farklı anlam çıkması nedeniyle açıklık ilkesinin ihlal edildiği belirlenir.
Açıklık ilkesi, metnin tek bir net anlama gelmesini ve anlam belirsizliği barındırmamasını gerektirir.
4
Dördüncü parçadaki mantıksal tutarlılığı sorgulama
Sanatın toplumsal beklentilerden tamamen bağımsız olduğunun söylenip hemen ardından toplumu yansıtmak ve eğitmekle yükümlü olduğunun belirtilmesinin çelişki yarattığı ve tutarlılık ilkesinin ihlal edildiği görülür.
Tutarlılık ilkesi, metinde birbiriyle çelişen düşüncelerin bulunmamasını ve düşüncelerin mantıksal bir sıra izlemesini öngörür.

Key Concept

Paragrafta anlatım ilkeleri (duruluk, yalınlık, açıklık ve tutarlılık) ve bunların ihlal durumları.
Estimated Time:2m 30s
Question 337Question

Numaralanmış edebi değerlendirmelerin vurguladığı yazınsal özellikleri, karşılarında yer alan anlatım ilkeleriyle eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Yapıtlarını oluştururken kelimelerin üzerine çöken beylik anlamları sıyırıp atan sanatçı, her cümlesinde yalnızca kendine özgü bir ses dünyası inşa etmiştir.
Fikirlerin mantıksal bir zincirle örüldüğü bu denemelerde, yazarın bir sayfada savunduğu düşünceyi birkaç sayfa sonra çürütecek herhangi bir yaklaşıma rastlanmaz.
Sanatçı, zihnindeki imgeleri okura ulaştırırken söz oyunlarına başvurmamış, düşünceyi gölgeleyecek hiçbir süslü ve yapay ifadeye yer vermemiştir.
Metin boyunca ne dilin pürüzlü seslerine ne de okurun zihnini yoracak telaffuzu zor kelime gruplarına yer verilmiş; cümleler adeta su gibi akıp gitmiştir.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Eşleştirme şu şekildedir: Kendine özgü ses dünyası oluşturmak 'özgünlük' ile; çelişkili ifadelere yer vermemek 'tutarlılık' ile; süssüz ve yapay olmayan bir dil kullanmak 'yalınlık' ile; pürüzsüz ve akıp giden bir söyleyişe sahip olmak 'akıcılık' ile eşleşir.
Metinlerde vurgulanan özellikler doğrudan ilgili ilkelerin tanımlarıyla örtüşmektedir: Kendine has olmak özgünlüğü, çelişmemek tutarlılığı, süssüzlük yalınlığı ve okuma kolaylığı akıcılığı temsil eder.

Step-by-Step Solution

1
Her bir edebi değerlendirme metnindeki anahtar ifadeleri saptama.
Birinci ifadede 'kendine özgü bir ses dünyası', ikinci ifadede 'savunulan düşünceyi çürütecek yaklaşımın olmaması', üçüncü ifadede 'süslü ve yapay ifadelere yer verilmemesi' ve dördüncü ifadede 'telaffuzu zor kelimelerin bulunmaması' ifadeleri anahtar niteliklerdir.
Anlatım ilkelerini doğru belirleyebilmek için metindeki belirleyici kavramları tespit etmek gerekir.
2
Belirlenen anahtar ifadeleri ilgili anlatım ilkeleriyle ilişkilendirme.
Kendine özgülük 'özgünlük' kavramına; çelişmezlik 'tutarlılık' kavramına; süssüzlük 'yalınlık' kavramına; dilin engelsizce akması ise 'akıcılık' kavramına işaret eder.
Anahtar nitelikler ile Türkçe dersi müfredatındaki anlatım ilkelerinin teorik tanımları arasında bağlantı kurulmalıdır.
3
Eşleşmeleri sonuca bağlama.
Sol sütundaki her bir metin sağ sütundaki doğru anlatım ilkesiyle eşleştirilerek işlem tamamlanmıştır.
Eşleştirmenin doğruluğunu son kontrol adımıyla teyit etmek amacıyla bu adım uygulanır.

Key Concept

Paragrafta Anlatım İlkeleri ve Nitelikleri
Estimated Time:2m 0s
Question 338Question

35 ve 36. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.

Sanat eserinin varoluşu, sadece yaratıcısının üretim eylemiyle sınırlı ve tamamlanmış bir olgu değildir; aksine, eserin asıl varlık alanı alımlayıcının (okur, izleyici ya da dinleyici) zihinsel evreninde inşa edilir. Hans Robert Jauss ve Wolfgang Iser gibi alımlama estetiği kuramcıları, edebi metni veya sanat yapıtını kendi içine kapalı, sabit bir anlamlar toplamı olarak görmezler. Onlara göre yapıt, alımlayıcı tarafından somutlaştırılmayı ve anlamlandırılmayı bekleyen birtakım 'belirsizlik alanları' yani 'boşluklar' barındıran dinamik bir taslaktır. Yazar veya sanatçı, metne yalnızca belirli bir potansiyel yükler; bu potansiyelin fiiliyata dökülmesi ise alımlayıcının tarihsel birikimi, 'beklenti ufku' ve estetik yönelimleri aracılığıyla gerçekleşir. Dolayısıyla her yeni alımlama süreci, eserin yeniden üretilmesi ve farklı bir anlam katmanıyla donatılması demektir. Bu durum, sanat eserini monolojik bir dayatmadan kurtarıp sanatçı ile alımlayıcı arasında kurulan zamansız bir diyaloga dönüştürür. Sonuç olarak, alımlayıcının aktif kurucu rolünü dışlayan her estetik kuram, yapıtı kendi tarihsel anına hapsolmuş, donmuş bir nesneye indirgeme hatasına düşer. Bu bağlamda bir eserin değeri, onun içinde barındırdığı hazır doğrulardan ziyade, farklı okurların zihninde yarattığı bu çoğulcu ve dinamik anlamlandırma süreçlerinin zenginliğiyle ölçülür.

35. Bu parçadan hareketle alımlama estetiğiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Show answer & explanation

Answer: Sanat eserinin nihai anlamının, sanatçının niyetinden bağımsız olarak tamamen alımlayıcının özgür iradesiyle tek taraflı biçimlendirildiğini öne sürer.

Answer

Sanat eserinin nihai anlamının, sanatçının niyetinden bağımsız olarak tamamen alımlayıcının özgür iradesiyle tek taraflı biçimlendirildiğini öne sürer.
Doğru yanıt, sanat eserinin anlamının tek taraflı olarak alımlayıcı tarafından belirlendiğini savunan seçenektir. Parçada sanat yapıtının monolojik (tek sesli) olmadığı, aksine sanatçı ile alımlayıcı arasında kurulan zamansız bir diyalog olduğu belirtilmektedir. Yazarın metne yüklediği potansiyel ile okurun bunu fiiliyata dökmesi arasındaki bu diyalojik ilişki, anlamın tek taraflı ve yazarın niyetinden tamamen bağımsız olarak inşa edilmediğini gösterir. Dolayısıyla bu yargı parçadan çıkarılamaz.

Step-by-Step Solution

1
Metindeki ana tezi ve alımlama estetiğinin temel ilkelerini belirlemek
Alımlama estetiğinin, sanat eserinin anlamını sanatçı ile alımlayıcı arasındaki dinamik bir diyalog ve etkileşim süreci olarak gördüğü anlaşılır.
Metnin genelinde savunulan alımlayıcı-sanatçı ilişkisini kavramak, seçeneklerin doğruluğunu ölçmek için ilk adımdır.
2
Seçeneklerde verilen yargıları metindeki ifadelerle tek tek karşılaştırmak
Belirsizlik alanlarının varlığı, beklenti ufkunun önemi, alımlayıcının aktif kurucu rolü ve eserin dinamik yapısı metindeki ifadelerle bire bir eşleşirken; anlamın tamamen alımlayıcı tarafından tek taraflı biçimlendirildiği yargısının metindeki 'diyalog' vurgusuyla çeliştiği tespit edilir.
Yardımcı düşünce sorularında metin dışına taşan veya metindeki kavramsal ilişkileri çarpıtan seçeneği bulmak gerekir.
3
Ulaşılamayacak olan yargıyı belirleyip doğrulamak
Sanat eserinin anlamının tamamen alımlayıcının özgür iradesiyle tek taraflı inşa edildiği tezi, metindeki yazarın metne potansiyel yüklemesi ve sanatçı ile alımlayıcı arasındaki diyalog ilkesiyle çeliştiği için doğru cevap olarak belirlenir.
Metindeki kavramsal dengelerin (potansiyel yükleyen yazar ile aktüelleştiren okur diyalogu) doğru yorumlandığından emin olmak için son kontrol yapılır.

Key Concept

Paragrafta Yardımcı Düşünceler ve Metin Çözümleme
Estimated Time:2m 0s
Question 339Question

Genç yazarın son romanını incelerken dikkatimi çeken ilk şey, kelime seçimindeki seçiciliği oldu. Cümleler öyle bir titizlikle kurulmuş ki metinden tek bir sözcüğü bile eksiltmeniz mümkün değil; her bir kelime yerli yerinde duruyor. Ne var ki yazarın bu kelime tasarrufuna gösterdiği özeni anlatım tarzında göremiyoruz. Eserin her satırına sinen ağır mecazlar, yapay benzetmeler ve ağdalı dil, okurun zihnini yoruyor ve anlatımı sadelikten uzaklaştırıyor.

Bu parçada söz edilen yazarın anlatım nitelikleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Show answer & explanation

Answer: Duruluk ilkesine bağlı kalmış ancak yalınlığı sağlayamamıştır.

Answer

Duruluk ilkesine bağlı kalmış ancak yalınlığı sağlayamamıştır.
Parçada geçen 'metinden tek bir sözcüğü bile eksiltmenin mümkün olmaması' yazarın anlatımda gereksiz sözcük kullanmadığını, yani duruluk ilkesine uyduğunu gösterir. Buna karşın eserdeki 'ağır mecazlar, yapay benzetmeler ve ağdalı dil' yazarın sadelikten uzaklaştığını, yani yalınlık ilkesini sağlayamadığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle duruluğa uyulduğu ancak yalınlığın sağlanamadığı yargısı doğrudur.

Step-by-Step Solution

1
Metinde geçen 'metinden tek bir sözcüğü bile eksiltmeniz mümkün değil' ifadesi değerlendirilir.
Bu ifade, anlatımda gereksiz kelimelerin bulunmamasını ifade eden 'duruluk' ilkesinin gerçekleştirildiğini gösterir.
Yazarın duruluk ilkesine uygun yazıp yazmadığını belirlemek amacıyla bu adım uygulanır.
2
Metinde geçen 'ağır mecazlar, yapay benzetmeler ve ağdalı dil, anlatımı sadelikten uzaklaştırıyor' ifadesi değerlendirilir.
Bu ifade, anlatımın süssüz ve sade olması anlamına gelen 'yalınlık' ilkesinin göz ardı edildiğini gösterir.
Yazarın yalınlık ilkesine uyup uymadığını belirlemek amacıyla bu adım uygulanır.
3
Elde edilen sonuçlar birleştirilerek seçenekler taranır.
Yazarın duruluğa uyduğu ancak yalınlığı sağlayamadığı sonucunu içeren seçenek doğru kabul edilir.
Doğru yanıtı tespit etmek amacıyla bu adım uygulanır.

Key Concept

Anlatım İlkeleri (Duruluk ve Yalınlık)
Question 340Question

(I) Geleneksel bir Japon katlama sanatı olan origami, yüzyıllar boyunca kâğıdın makas ve yapıştırıcı kullanılmadan şekillendirilmesi esasına dayanan estetik bir uğraş olarak kabul görmüştür. (II) Bu sanatta temel amaç, tek bir kare kâğıt parçasını belirli katlama teknikleriyle üç boyutlu figürlere dönüştürerek malzemenin kendi sınırlarını keşfetmektir. (III) Tasarımların doğasında barınan bu sadelik ve zarafet, origamiyi Doğu felsefesinin dinginlik arayışıyla da yan yana getirmiştir. (IV) Son yıllarda ise origami, bu sanatsal sınırların dışına çıkarak özellikle uzay mühendisliği projelerinde pratik bir çözüm aracı hâline gelmiştir. (V) Uzaya gönderilecek devasa güneş panellerinin roketlerin dar kargo bölmelerine sığdırılması ve yörüngede kendiliğinden açılması, origami katlama modelleri sayesinde mümkün olmaktadır. (VI) Hacmi küçültüp işlevselliği artırmayı hedefleyen bu katlanabilir tasarımlar, tıp teknolojisindeki mikro robotlardan mimari yapılara kadar geniş bir alanda kullanılmaktadır.

Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?

Show answer & explanation

Answer: IV; IV.; 4; dördüncü; Dördüncü; dördüncü cümle; Dördüncü cümle

Answer

İkinci paragraf IV numaralı cümleyle başlar.
Parçanın bütünü incelendiğinde, I, II ve III numaralı cümlelerde geleneksel Japon kâğıt katlama sanatı olan origaminin sanatsal, felsefi ve estetik yönleri üzerinde durulmuştur. IV numaralı cümleden itibaren ise konu yön değiştirerek origaminin modern bilim ve uzay mühendisliği gibi alanlarda katlama modelleriyle nasıl bir teknolojik çözüm aracına dönüştüğü anlatılmaya başlanmıştır. Dolayısıyla ikinci paragraf IV numaralı cümleyle başlamalıdır.

Step-by-Step Solution

1
Paragraftaki cümlelerin konularını ve bu konuların işleniş yönlerini belirleme.
I, II ve III numaralı cümlelerde origaminin geleneksel bir sanat dalı olarak tanımı, amacı ve estetik/felsefi yönü ele alınmaktadır. IV numaralı cümleden itibaren ise origaminin modern mühendislik ve teknoloji alanlarındaki pratik uygulamalarına geçiş yapılmıştır.
Paragrafı ikiye bölmek için konunun yön değiştirdiği veya yeni bir alt konunun başladığı ilk cümleyi bulmak gerekir.
2
Giriş cümlesi niteliği taşıyan ve kendinden önceki cümlelere doğrudan bağlı olmayan ilk cümleyi tespit etme.
IV numaralı cümle 'Son yıllarda ise origami, bu sanatsal sınırların dışına çıkarak...' ifadesiyle başlar. Bu cümle, önceki sanatsal bakış açısını geride bırakıp teknolojik/mühendislik boyutunu tanıttığı için yeni bir paragrafın giriş cümlesi olmaya uygundur.
Yeni bir paragrafın ilk cümlesi, kendinden önceki yargıların devamı niteliğinde olmamalı, yeni bir düşünce zincirini başlatmalıdır.
3
IV numaralı cümleden sonra gelen cümlelerin bu yeni konuyu destekleyip desteklemediğini kontrol etme.
V ve VI numaralı cümleler, origaminin uzay mühendisliğindeki kullanımı (güneş panellerinin katlanması) ve diğer teknolojik alanlardaki uygulamaları hakkında bilgi vererek IV numaralı cümlede başlayan düşünceyi detaylandırmaktadır.
Bölünen ikinci kısım kendi içinde anlam bütünlüğü olan, tutarlı bir paragraf oluşturmalıdır.

Key Concept

Paragrafta anlam yönünden konunun değiştiği yeri bularak paragrafı ikiye bölme.
PreviousPage 17 / 66Next
Paragrafta Anlam Practice Questions — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Page 17 | Examkin