Paragrafta Anlam
1306 questions
Her sabah gün ağarmadan eski fırının kapısını açar, un çuvallarını büyük bir özenle tezgaha taşırdım. Benim için ekmek pişirmek, sadece geçim sağlamakla ilgili bir iş değildi; o unun, suyun ve mayanın bir araya gelerek fırından taptaze çıkışını izlemek tarifsiz bir mutluluk kaynağıydı. Hamuru yoğururken ellerimin arasında canlanan o kıvamı hissetmek, fırının sıcaklığından yükselen o ilk kokuyu içime çekmek beni hayata bağlardı. Müşterilerim sabahın erken saatlerinde sıcak ekmekleri alırken yüzlerinde beliren o tatlı tebessüm, geceden kalma yorgunluğumu bir anda silip süpürürdü. İşimi yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamaz, her somunda aynı kusursuzluğu yakalamak için saatlerce sabırla uğraşırdım. Bu küçük dükkan, benim hayattaki en huzurlu ve en kendimi bulduğum sığınağım olmuştu.
Bu parçanın anlatıcısı için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Klasik Türk musikisinde makamlar, dinleyenler üzerinde farklı ruhsal etkiler uyandırır. Örneğin, nihavent makamı insana huzur ve neşe verirken, rast makamı cesaret ve güven duygusunu aşılar. Saba makamı ise daha çok hüzünlü ve mistik bir hava yaratır. Müzikle tedavi uzmanları, hastaların durumuna göre bu makamları seçerek tedavide yardımcı bir unsur olarak bu melodilerden yararlanırlar.
Bu parçanın anlatımında açıklayıcı anlatım biçimi ağır basmaktadır.
(I) Türk yazı dilinin en eski ve en değerli şaheserlerinden biri olan Divânu Lugâti't-Türk, XI. yüzyılda Kaşgarlı Mahmud tarafından kaleme alınmıştır. (II) Türkçenin söz varlığını, dil özelliklerini ve sözlü edebiyat ürünlerini bir araya getiren bu eser, Türk dünyasın�� temsil eden ilk haritayı da bünyesinde barındırır. (III) Yazıldığı döneme ışık tutan bu anıtsal çalışma, Türkçe kelimelerin Arapça karşılıklarını verirken Türk kültür hayatına dair eşsiz detaylar sunarak âdeta bir ansiklopedi işlevi görür. (IV) Günümüzde bu büyük eserin bilinen tek yazma nüshası, İstanbul'daki Millet Yazma Eser Kütüphanesinde özenle korunmaktadır. (V) Şamlı Muhammed bin Ebi Bekir tarafından 1266 yılında istinsah edilen bu yazma, kalın kâğıt üzerine nesih hattıyla yazılmış olup bordo renkli şık bir deri ciltle kaplıdır. (VI) Kütüphane yönetimi, araştırmacıların bu tarihî belgeye zarar vermeden inceleme yapabilmesi amacıyla eserin yüksek çözünürlüklü dijital kopyalarını erişime açmıştır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Bir seramik sanatçısının iç dünyasını ve çalışma disiplinini yansıtan aşağıdaki cümleleri, içerdikleri baskın duygu veya karakter özelliğiyle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Yukarıda karışık olarak verilen cümlelerin anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturacak şekilde sıralanması için doğru dizilim nasıl olmalıd��r?
Drag items to arrange them in the correct order
Yukarıda karışık olarak verilen cümlelerin anlamlı ve kurallı bir bütün oluşturacak şekilde sıralanmasını sağlayınız.
Drag items to arrange them in the correct order
Yazının icadından önceki dönemlerde, Mezopotamya’da ticari malların miktarını ve türünü kaydetmek amacıyla 'token' adı verilen küçük kilden geometrik şekiller kullanılıyordu. Her bir şekil, belirli bir malı (örneğin bir testi yağı veya bir koyunu) temsil ediyordu. Zamanla bu jetonlar, kaybolmalarını önlemek amacıyla 'bulla' adı verilen içi boş kil topların içine konularak mühürlenmeye başlandı. Ancak bullanın içindeki malların ne olduğunu anlamak için her seferinde topu kırmak gerekiyordu. Bu pratik zorluğu aşmak için, bullanın dış yüzeyine içindeki jetonların şekilleri bastırılarak işaretlendi. Bu basit çözüm, dışarıdaki işaretlerin içerideki nesneleri temsil ettiği soyutlama sürecini başlattı. Böylece, kilin üzerine çizilen bu semboller zamanla evrilerek çivi yazısının ve dolayısıyla insanlık tarihinin ilk yazılı kayıtlarının temelini oluşturdu.
Bu parçadan hareketle Mezopotamya’daki kil jetonlar (token) ve yazının gelişimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
(I) Mürekkep balıkları, okyanusun en büyüleyici kamuflaj ustalarından biri olarak kabul edilir. (II) Bu canlılar, derilerinde bulunan ve "kromatofor" adı verilen özel hücreler sayesinde saniyeden daha kısa bir sürede çevreleriyle kusursuz bir uyum yakalayabilirler. (III) Kromatoforların etrafındaki kasların kasılıp gevşemesiyle hücrelerin rengi ve boyutu değişir; böylece canlının üzerinde karmaşık desenler oluşur. (IV) Doğadaki bu olağanüstü adaptasyon mekanizmaları, günümüzde modern teknolojinin pek çok alanında mühendislere ve tasarımcılara ilham kaynağı olmaktadır. (V) Biyotaklit adı verilen bu disiplin; doğadaki tasarımları inceleyip bunları insan yapımı sistemlere, malzemelere ve cihazlara uyarlamayı amaçlar. (VI) Örneğin, mürekkep balığının renk değiştirme mekanizması temel alınarak askeri araçlar için akıllı gizlenme malzemeleri veya binalar için enerji tasarruflu akıllı camlar geliştirilmektedir.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
(I) Kuzey kutup dairesinde yer alan tundralar, küresel iklim değişikliğinin yeryüzündeki yansımalarını doğrudan gözlemleyebildiğimiz en hassas ekosistemlerdendir. (II) Bölgede son yıllarda kaydedilen sıcaklık artışları, tundralara özgü bodur bitki topluluklarının yerini daha boylu çalımsı türlerin almasına yol açmaktadır. (III) Çalıların yaygınlaşmasıyla değişen yüzey örtüsü, güneş ışınlarının yansıtılma oranını (albedo) düşürerek yerel ısınma sürecini hızlandırmaktadır. (IV) Binlerce yıldır donmuş halde bulunan permafrost tabakasının çözünmeye başlaması da bu coğrafyadaki bir diğer kritik çevre sorunudur. (V) Toprağın alt katmanlarındaki bu çözünme, milyonlarca yıldır hapsedilen devasa boyutlardaki metan ve karbondioksit gazlarının atmosfere salınmasına zemin hazırlamaktadır. (VI) Açığa çıkan bu sera gazları ise küresel ısınmayı daha da körükleyerek kutup bölgelerindeki erimeyi h��zlandıran bir geri besleme döngüsü yaratmaktadır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Kuantum fiziğinin en gizemli ve üzerine en çok tartışılan olgularından biri olan dolanıklık; iki veya daha fazla parçacığın, aralarındaki mesafe ne olursa olsun, birinin kuantum durumunun diğerini anında belirleyecek şekilde birbirine bağlı olması durumudur. Klasik fizik, evrendeki nesnelerin yalnızca yerel etkileşimlerle birbirini etkileyebileceğini savunurken kuantum teorisi bu yerellik ilkesini tamamen ortadan kaldırır. Bu durumu zihninde tarif etmekte zorlanan Albert Einstein, 'Dolanıklık, uzaktaki ürkütücü bir eylemdir ve kuantum mekaniğinin eksikliğine i��aret eder.' diyerek bu olguya şüpheyle yaklaşmıştır. Oysa günümüzde yapılan hassas laboratuvar deneyleri, dolanık parçacıklar arasındaki gizemli etkileşim hızının ışık hızından en az kat daha büyük olduğunu ve klasik nedensellik sınırlarını tamamen aştığını kesin olarak ortaya koymaktadır.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Modern kent insanı için sessizlik, sakinleştirici bir sığınak olmaktan çıkıp tekinsiz bir boşluğa dönüşmüştür. Gürültünün kuşatması altındaki zihin, kendi sesini duymaktan kaçınmak için sürekli bir uyaran arayışına girer. Kulaklıklarımızı takıp sokaklara fırladığımızda aslında dış dünyayı değil, içimizdeki o derin ve yüzleşilmesi zor suskunluğu susturmaya çalışırız. Pascal’ın dediği gibi: "İnsanlığın tüm mutsuzluğu, tek bir odada sessizce oturamamasından kaynaklanır." Bizler de bu odalardan kaçtıkça, kendimizden de uzaklaşıyoruz. Oysa sessizlik, bir şeyin yokluğu değil; bilakis içsel bir mevcudiyetin, derin bir odaklanmanın başlangıcıdır. Sessizliği sadece ses dalgalarının yokluğu olarak tanımlayan mekanistik bakış açısı, onun insan ruhunu sağalt��cı gücünü asla kavrayamaz.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Mimari yapıtlar, yalnızca inşa edildikleri dönemin estetik beğenilerini ve teknik imkânlarını yansıtan somut nesneler değildir; onlar aynı zamanda toplumsal belleğin ve mekânsal deneyimin zamana karşı direnen en dirençli taşıyıcılarıdır. Bir yapının kalıcılığı, kullanılan malzemenin dayanıklılığından ya da mühendislik harikası çözümlerinden ziyade, içinde barındırdığı yaşanmışlıkları ve kültürel kodları sonraki kuşaklara aktarabilme gücüyle ölçülür. Günümüzde modernizmin getirdiği tek tip gökdelenler ve geçici prefabrik yapılar, işlevsellik ve hız yönüyle öne çıksalar da insan ile çevre arasında derin ve anlamlı bir aidiyet bağı kurmaktan uzaktır. Gerçek mimari değer, insanı mekânın edilgen bir gözlemcisi olmaktan çıkarıp onu çevreyle bütünleştiren ve ona tarihsel bir derinlik hissi sunan tasarımlarda hayat bulur. Dolayısıyla bir kentin kimliği, geçmiş ile gelecek arasında kurulan bu mekânsal köprünün ne ölçüde korunabildiği ve yaşatılabildiğiyle doğrudan ilişkilidir.
Bu parçaya göre, 'Bir mimari yapının asıl değeri ve kalıcılığı, teknik mükemmelliğinden ziyade, insan ile çevre arasında kurduğu bağ ve geçmişle gelecek arasında üstlendiği kültürel köprü işleviyle belirlenir.' ifadesi parçanın ana düşüncesi olarak doğru kabul edilebilir mi?
Masa lambasının sarı ışığı altında, yüzyıl önce yazılmış bir günlüğün satırları arasında kaybolurken zamanın nasıl eridiğini fark etmiyorum bile. Her cümlede, yazarın o günkü nefesini, kararsızlıklarını ve gizlemeye çalıştığı kederini kendi içimde duyumsuyorum. Bazen tek bir kelimenin Türkçe karşılığını bulabilmek için saatlerce eski sözlükleri karı��tırıyor, odanın içinde bir aşağı bir yukarı yürüyorum. Çevremdekiler bu çabamı yorucu ve beyhude bir uğraş olarak görse de ben o uzak ruhla kurduğum bu sessiz köprünün mukaddesliğine inanıyorum. Bu çalışma, beni sadece bir çevirmen yapmıyor; beni o hiç tanışmadığım insanın sırdaşı, acılarının ve sevinçlerinin ortağı kılıyor. Zihnim yorulup gözlerim kapandığında bile rüyamda onun eksik bıraktığı cümleleri tamamlamaya çalışıyorum. Belki de bu yüzden, kelimelerin peşinde koşarken kendi yalnızlığımı da unutuveriyorum.
Bu parçada kendisinden söz eden çevirmenin işine yaklaşımı ve karakteriyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Göllerin yüzeyinin donması, alt katmanlardaki sucul yaşamın devam edebilmesi için hayati bir önem taşır. Su, bilinen diğer pek çok sıvının aksine donarken genleşir ve bu nedenle yoğunluğu azalır. Fiziksel bir kural olarak yoğunluğu azalan madde üste çıkacağından, oluşan buz tabakası suyun yüzeyinde kalır. Üstte biriken bu kalın buz katmanı, dışarıdaki dondurucu hava ile aşağıdaki su kütlesi arasında doğal bir yalıtım kalkanı oluşturur. Bu yalıtım sayesinde dipteki suyun sıcaklığı artı dört derecede sabit kalır. Sonuç olarak gölün derinliklerindeki canlılar, en sert kış koşullarında bile donmaktan kurtulur ve yaşamlarını sürdürebilir.
Bu parçanın anlat��mında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
Mekanların insan psikolojisi üzerindeki doğrudan etkisi, çevre psikolojisinin en temel araştırma konularından biridir. Yüksek tavanlı ve geniş pencereli salonlar, bireyde özgürlük ve yaratıcılık hissini tetiklerken dar ve loş koridorlar kaygı düzeyini artırabilir. Bir hastane koridorunun duvar renginden tutun da bir kütüphanenin ışık açısına kadar her detay, bilişsel performansımızı şekillendirir. Bu bağlamda, mimari tasarımlar sadece estetik bir kaygının değil, insan davranışını yönlendiren sessiz bir dilin ürünüdür.
Bu parçanın anlatımında, mekanların insan psikolojisine etkisini aktarmak amacıyla açıklayıcı anlatım biçiminden ve karşılaştırmadan yararlanılmıştır.
Bu parçayla ilgili yukarıda verilen yargı doğru mudur?
Aşağıda yazarların kendi yazma süreçleri ve tarzlarına dair açıklamaları ile bu açıklamaların temsil ettiği anlatım ilkeleri verilmiştir. Buna göre, numaralanmış açıklamalarla ilkelerin doğru eşleştirmesi nasıl olmalıdır?
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
(I) Göbeklitepe, Şanlıurfa yakınlarında yer alan ve insanlık tarihinin bilinen en eski tapınak kompleksidir. (II) Yaklaşık 12 bin yıl öncesine tarihlenen bu arkeolojik sit alanı, avcı-toplayıcı insanların inanç dünyasına dair devrim niteliğinde bilgiler sunmaktadır. (III) Alanda yapılan kazılarda ortaya çıkarılan T biçimindeki dikilitaşlar, dönemin gelişmiş mimari becerilerini gözler önüne sermektedir. (IV) Tapınağın yapım sürecinde binlerce insanın bir araya gelmiş olması, o dönemdeki toplumsal örgütlenmenin gücünü kanıtlamaktadır. (V) Şanlıurfa ve çevresi, Göbeklitepe dışındaki diğer Neolitik yerleşim yerleriyle de arkeoloji dünyasının ilgisini çekmektedir. (VI) Özellikle Karahantepe'de sürdürülen yeni çalışmalar, bölgenin tarih öncesi dönemdeki önemini daha da pekiştirmektedir.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Georg Simmel, modern metropol yaşamının bireyin zihinsel ve ruhsal yapısı üzerindeki derin etkilerini incelerken 'taşra' ve 'şehir' insanının yaşam pratikleri arasında belirgin bir ayrım yapar. Simmel'e göre metropol, dış dünyadan gelen uyaranların eşi benzeri görülmemiş yoğunluğu ve akış hızı nedeniyle bireyde sürekli bir aşırı uyarılmışlık durumu yaratır. İnsan zihni, bu bitmek bilmeyen ve dinamik bombardımana doğrudan maruz kaldığında yıpranacağından, kendini korumak amacıyla rasyonel bir kalkan geliştirirmek zorunda kalır. Taşra hayatının temelini oluşturan duygusal, samimi ve kişisel ilişkilerin yerini metropolde soğuk akılcılık, sosyal mesafe ve en nihayetinde 'kayıtsızlık' (blase) tavrı alır. Simmel'in kavramsallaştırdığı bu kayıtsızlık, bireyin dış dünyaya karşı tamamen hissizleşmesi veya duyarsızlaşması demek değildir; aksine, yoğun uyarıcı dalgasına karşı kendini koruma içgüdüsüyle geliştirdiği zihinsel bir adaptasyondur. Bu adaptasyon mekanizması sayesinde metropol insanı, her gün karşılaştığı binlerce yüz, ses ve durum karşısında kendi içsel dengesini korumayı başarır. Ancak bu koruyucu kalkan, kaçınılmaz olarak bireyin diğer insanlarla kurduğu bağları mekanikleştirerek onu kalabalıklar içinde yalnızlığa sürükler.
Bu parçaya göre metropol insanında görülen 'kayıtsızlık' (blase) tavrının temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Gazeteci:
(I) ----
Sosyolog:
Modern kent, insanı sürekli bir uyanıklık ve hız çemberine hapsederken mekânla kurulan duygusal bağları da zayıflatıyor. Bir sokakta yürürken oranın kokusunu, taşlarının dokusunu hissetmek yerine, sadece bir noktadan diğerine en hızlı nasıl ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Bu durum, bireyin içinde yaşadığı çevreye yabancılaşmasına ve onu sadece bir "geçiş güzergâhı" olarak görmesine yol açıyor. Dolayısıyla kentsel planlamanın sadece işlevsellik değil, insan ruhunun mekânla kuracağı estetik ve duygusal teması da gözetmesi gerekir.
Gazeteci:
(II) ----
Sosyolog:
Aslında bu bir kaçış değil, aksine mekânı yeniden sahiplenme ve hız diktatörlüğüne karşı sessiz bir direniştir. İnsanlar beton blokların arasında kaybolan aidiyet hissini, apartman boşluklarında yeşertmeye çalıştıkları küçük bahçelerde ya da mahalle kültürünün izlerini taşıyan dar sokaklarda arıyorlar. Bu arayış, modern insanın doğayla ve geçmişiyle bağ kurma yön��ndeki kadim refleksinin kentsel alandaki tezahüründen başka bir şey değildir.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla getirilmesi gereken sorular aşağıdakilerin hangisinde verilmiştir?
II. Kent insanının doğal ve geleneksel unsurlara yönelmesini, modern hayatın getirdiği baskılardan bir kaçış olarak okuyabilir miyiz?
II. Modern kent yaşamının getirdiği hız diktatörlüğünün, sanatsal üretim süreçleri üzerindeki olumsuz etkileri nelerdir?
II. Şehirlerdeki mahalle kültürünün canlandırılması, bireylerin birbirleriyle olan iletişim bağlarını nasıl güçlendirir?
II. Apartman dairelerinde sürdürülen küçük tarım faaliyetlerinin, kent ekonomisine katkıları nelerdir?
II. Beton bloklar arasında sıkışan bireyin doğaya yönelmesini, modern yaşamın getirdiği sorumluluklardan sıyrılma arzusu olarak mı görmeliyiz?
Geleneksel Türk tiyatrosunun en önemli türlerinden biri olan Karagöz, geçmişte toplumsal yaşamın aynası olma görevini üstlenmiştir. Bu gölge oyununda Karagöz; okumamış ama sağduyulu, açık sözlü halk tipini temsil ederken Hacivat ise yarı aydın, düzeni korumaya çalışan ve kurallara bağlı bir karakteri simgeler. Oyunun temel çatışması, bu iki karakterin birbirini yanlış anlaması üzerine kuruludur. Ancak bu çatışma sadece basit bir güldürü unsuru değildir; aynı zamanda farklı toplumsal kesimlerin kültürel çatışmasını ve iletişim sorunlarını da gözler önüne serer. Dolayısıyla Karagöz oyunu, döneminin sosyal yapısını, dil özelliklerini ve kültürel değerlerini içinde barındıran zengin bir kaynak niteliğindedir. Günümüzde bu sanatın yaşatılması, geçmişin kültürel kodlarını anlamamız açısından büyük önem taşımaktadır.
Bu parçadan hareketle Karagöz oyunu ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?