Paragrafta Anlam
1306 questions
Aşağıdaki parçada bir arkeoloğun kazı alanındaki duygu ve düşünceleri numaralanmış cümlelerle aktarılmıştır:
"Yıllardır bu tozlu kazı alanında, toprağın katmanları arasında geçmişin izini sürüyorum. (I) Her sabah ilk ışıklarla işe koyulurken içimde tarifsiz bir heyecan uyanıyor; sanki az sonra bin yıllık bir sırra dokunacakmışım gibi sabırsızlanıyorum. (II) Ancak bazen haftalarca tek bir çanak çömlek parçası bile bulamadığımızda, boşa kürek çektiğimizi düşünüp derin bir iç çekmekten kendimi alamıyorum. (III) Yine de her zorluğa rağmen, bu kadim kentin gizemlerini çözme irademden asla ödün vermiyor, fırçamla toprağı santim santim kazımaya devam ediyorum. (IV) Buralara kadar gelip de geçmişin bu görkemli mirasına tanıklık edemeyen, buradaki emeği sıradan bir kazı olarak gören insanları düşündükçe ise içimi derin bir üzüntü kaplıyor."
Bu par��ada numaralanmış cümlelerde öne çıkan duygu ve karakter özelliklerini sağdaki uygun kavramlarla eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Yazarken tek bir kaygım vardır: Okurumun, kurduğum cümlelerin labirentlerinde yönünü kaybetmemesi. Kelimeleri seçerken onların birden fazla kapıyı aralayacak, zihinde farklı çağrışımlar uyandırıp yönü belirsiz yollara sapacak nitelikte olmamasına dikkat ederim. Benim için bir metin, okuyucu kitlesinin tamamında aynı düşünsel yankıyı uyandırabiliyorsa ve her okur, kelimelerden aynı tek anlamı çıkarabiliyorsa hedefine ulaşmış demektir.
Bu parçada yazarın önemini vurguladığı anlatım ilkesi aşağıdakilerden hangisidir?
Kültürel miras denildiğinde akla ilk olarak mimari yapılar, yazılı belgeler veya görsel sanat eserleri gelse de son yıllarda "koku mirası" kavramı da bu sınırların içerisine dâhil edilmeye başlanmıştır. Kokular, geçmiş toplulukların günlük yaşam pratiklerini, üretim teknolojilerini ve mekânsal deneyimlerini anlamada somut olmayan kültürel mirasın en etkili taşıyıcılarındandır. Ancak kokunun uçucu ve ölçülemez doğası, onun bir miras ögesi olarak korunmasını ve arşivlenmesini son derece güç kılmaktadır. Kimyasal analiz yöntemleri ve kromatografi gibi modern teknolojiler sayesinde tarihi mekânlardan ve nesnelerden yayılan koku molekülleri tespit edilip yeniden üretilse de bu durum yeni bir tartışmayı beraberinde getirmektedir: Yeniden üretilen koku, geçmişin otantik bir parçası mıdır yoksa bugünün teknolojisiyle kurgulanmış bir taklit midir? Bu tartışma, kültürel miras koruma disiplininin sınırlarını genişletirken aynı zamanda kokunun korunmasında yeni etik ve metodolojik yaklaşımların geliştirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Bu parçada aşağıdakilerden hangisi üzerinde durulmaktadır?
(I) Göbeklitepe, Şanlıurfa yakınlarında yer alan ve insanlık tarihinin bilinen en eski tapınak kompleksini barındıran arkeolojik bir alandır. (II) Yaklaşık 12 bin yıl önce inşa edilen bu devasa yapı, yerleşik hayata geçiş ve dinlerin ortaya çıkışı hakkındaki yerleşik kuramları kökten değiştirmiştir. (III) Bölgedeki kazılarda ortaya çıkarılan T biçimli dikilitaşlar, o dönemin insanlarının taş işçiliği ve organizasyon yeteneğini gözler önüne sermektedir. (IV) Tapınaktaki arkeolojik kazı çalışmalarını 1995 yılından itibaren yürüten Alman arkeolog Klaus Schmidt, bu keşfiyle prehistorik arkeoloji dünyasında yeni bir çığır açmıştır. (V) Onun ömrünün büyük kısmını adadığı bu alanda yaptığı çalışmalar, avcı-toplayıcı toplulukların inanç dünyasına dair benzersiz veriler elde edilmesini sağlamıştır. (VI) Schmidt'in titizlikle yürüttüğü yüzey araştırmaları ve kazı stratejisi, bugün bile bölgede sürdürülen bilimsel araştırmaların temel metodolojisini oluşturmaktadır.
Bu paragraf iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Bir yazıda gereksiz kelimelerin bulunması, okurun zihnini yorar ve anlatılmak istenenin gücünü azaltır. Ben eserlerimde her cümleden, çıkarıldığında anlamda hiçbir daralma veya bozulma yaratmayan kelimeleri titizlikle ayıklarım. Benim yazılarımda her sözcük, üstlendiği görev bakımından vazgeçilmezdir.
Bu sözleri söyleyen bir yazarın anlatımında aşağıdaki ilkelerden hangisine en çok dikkat ettiği söylenebilir?
A��ağıda verilen paragrafları, bu paragraflarda ağır basan anlatım biçiminin temel özelliğiyle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Aşağıdaki paragrafta bir keman yapımcısının (luthier) meslek hayatına dair bazı içsel sorgulamaları ve çalışma biçimi numaralanmış cümlelerle verilmiştir.
(I) Aylarca engebeli dağ yollarında yürüyüp orman orman gezerek doğru ağacı aradığım, sonunda tek bir kusursuz ladin gövdesi bile bulamadan döndüğüm zamanlar oldu; yine de içimdeki o gizemli tınıyı bulma arzusundan bir an olsun vazgeçmedim, aramayı hep sürdürdüm. (II) Fakat ne zaman tezgâhın üzerindeki yarım kalmış gövdeye baksam, geçen kış o yaşlı ağaç blokunu aceleyle keserken liflerin yönünü yanlış hesaplayıp heba ettiğim o kıymetli malzeme için içimde derin bir sızı hisseder, kendime kızarım. (III) Şimdi ise yeni bir kemanın gövdesini yontarken en ince zımparayı parmak uçlarımla yönlendiriyor, her lifin pürüzsüzleştiğinden emin olmak için saatlerce milim milim ilerliyorum; çünkü benim için bu iş, hata kabul etmeyen bir sabır ayinidir. (IV) Eskiden atölyeden çıkan her enstrümanla birlikte ruhumun bir parçasının da gittiğini düşünür, günlerce yas tutardım; şimdilerde ise giden her kemanın kendi m��ziğini bulmak üzere çıktığı bu kaçınılmaz yolculuğu olgunlukla ve sükunetle karşılıyorum.
Buna göre, paragrafta numaralanmış cümlelerde öne çıkan durum/davranışları, yansıttıkları baskın duygu durumu veya karakter özelliğiyle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Koku duyusu, insan zihninin en kuytu köşelerine doğrudan ulaşabilen yegâne duyusal köprüdür. Bir fırından yükselen taze ekmek kokusu ya da yağmur sonrası toprağın yaydığı o toprak kokusu (petrikor), bizi anında çocukluğumuzun unutulmuş bir yaz gününe götürebilir. Bilimsel olarak bu durum, koku soğanının (olfaktör bulbus) beynin bellek ve duygu merkezleri olan hipokampus ve amigdala ile doğrudan bağlantılı olmasından kaynaklanır. Diğer duyular önce talamus süzgecinden geçerken, koku bu uğrağa uğramadan doğrudan işlenir. Dolayısıyla kokular, diğer duyusal uyaranlara kıyasla çok daha hızlı ve güçlü duygusal anıları tetikler.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
İlk romanında okuru adeta kelimelerin labirentinde gezdiren yazar, ikinci kitabında bu yorucu tutumundan vazgeçmişe benziyor. Artık aynı anlama gelen sözcükleri ardı ardına sıralayarak cümleyi şişirmiyor; anlatmak istediğini gereksiz yüklerden arındırarak doğrudan önümüze koyuyor. Ancak bu arınma çabası, onu bu kez de anlatımın pürüzsüz ve engelsiz akışına ket vuran, telaffuzu güç yabancı terimlerin ve yerleşmemiş cümle yapılarının kucağına itmiş.
Bu parçaya göre sözü edilen yazarın ikinci kitabındaki üslup değişimiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
Anlamlı ve kurallı bir paragraf oluşturabilmek için aşağıdaki cümleleri hangi sırayla dizmelisiniz?
Drag items to arrange them in the correct order
Mimari eserler, sadece taş ve harcın fiziksel birleşimiyle oluşan barınma alanları değil; inşa edildikleri dönemin toplumsal ruhunu, estetik anlayışını ve yaşama biçimini geleceğe taşıyan somut hafıza mekânlarıdır. Bir kentin sokaklarında dolaşırken karşılaştığımız tarihî bir yapı, bize geçmiş kuşakların gündelik kaygılarından inançlarına kadar geniş bir kültürel mirasın hikâyesini fısıldar. Ancak günümüzde şehirlerin hızla tek tipleşmesi ve modern yapıların yükselmesi, bu tarihsel bağın kopmasına ve bireylerin yaşadıkları mekânla kurdukları aidiyet duygusunun zayıflamasına yol açmaktadır. Geçmişin kültürel ve tarihsel izlerini taşımayan, ruhsuz ve standartlaşmış yeni yapılar, insanı kendi tarihine yabancılaştırarak yalnızlaştırmaktadır. Dolayısıyla mimariyi yalnızca estetik kaygılardan ya da gündelik işlevlerden ibaret bir tasarım alanı olarak görmek son derece eksik bir yaklaşımdır. Mimari, esasen toplumsal belleğin korunması ve nesiller arasında güçlü bir tarih köprüsü kurulması noktasında hayati öneme sahip kültürel bir taşıyıcı rolü üstlenmektedir.
Bu parçanın ana düşüncesi, mimari yapıların sadece estetik ya da işlevsel tasarımlar olmayıp toplumsal hafızayı geleceğe aktaran ve koruyan birer kültürel taşıyıcı olduğudur.
Gazeteci:
(I) ----
Yapay Zekâ Uzmanı:
Yapay zekâ, binlerce yıllık sanat tarihini tarayıp kusursuz simetriler, ideal armoniler üretebilir; ancak insanı derinden sarsan sanat eserleri genellikle o kusursuzluğun içindeki küçük sapmalarla, yani yaratıcının teknik bir hatasıyla ya da duygusal taşkınlığıyla var olur. Algoritmanın henüz taklit edemediği şey, bu "bilin��li veya bilinçsiz kusur"un estetik değeridir. Dolayısıyla yapay zekânın ürettiği eserler birer kusursuz taklitten öteye geçemiyor.
Gazeteci:
(II) ----
Yapay Zekâ Uzmanı:
Mesele sadece teknik bir sınır değil, temelde alıcının psikolojisiyle ilgilidir. İnsan zihni, kendi kırılganlığını, acılarını ve geçiciliğini yansıtan eserlerle empati kurar. Karşımızda mükemmel çalışan bir kod dizisi olduğunu bildiğimizde, o eserin arkasında yatan "yaşanmışlık" duygusu kayboluyor. Yani yapay zekânın insani duyguları taklit etmesi yetmez; bizim o duygunun arkasında bir bilincin var olduğuna inanmamız gerekir.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. İleride yapay zekânın tamamen bağımsız bir estetik dil geliştirmesi ve kendi sanat akımını yaratması mümkün müdür?
II. İnsan zihninin kusursuzluk arayışı ile yapay zekânın hatasız üretim yapma yetisi arasında nasıl bir paralellik kurulabilir?
II. Yapay zekâ ürünlerinin insan zihninde aynı estetik hazzı uyandırmamasının temel kaynağı nedir?
II. Yapay zekânın insan duygularını modelleme becerisi geliştikçe, sanat eğitiminin gelecekte alacağı şekil nasıl olacaktır?
II. İnsan dışı bir bilincin tasarladığı eserlerin, gelecekte insanın sanat algısını kökten değiştireceğini söylemek iddialı bir yorum mu olur?
(I) Biyolüminesans, bazı canlı organizmaların kimyasal reaksiyonlar yoluyla kendi ışıklarını üretebilme yeteneğidir. (II) Bu benzersiz yetenek; derin denizlerin karanlık sularında yaşayan canlılardan ateş böceklerine, bazı mantar türlerinden mikroskobik dinoflagellatlara kadar oldukça geniş bir canlı grubunda gözlemlenir. (III) Derin deniz ekosistemindeki canlıların neredeyse yüzde doksanı, zifiri karanlıkta hayatta kalabilmek için biyolüminesansı aktif olarak kullanır. (IV) Okyanus derinliklerindeki bu ışık üretimi; avlanma, avcılardan korunma, eş bulma veya tür içi iletişim gibi hayati işlevleri yerine getirmeye hizmet eder. (V) İnsanlık ise doğadaki bu büyüleyici ışık üretim mekanizmasını taklit ederek biyoteknolojik araştırmalarda ve tıp alanında yeni yöntemler geliştirmektedir. (VI) Özellikle kanserli hücrelerin görüntülenmesinde ve genetik işaretleme çalışmalarında biyolüminesans proteinlerinden yaygın bir şekilde yararlanılmaktadır.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
Aşağıdaki parçada bir ahşap oyma ustasının meslek hayatına dair bazı duygu ve düşünceleri numaralanmış cümlelerle verilmiştir:
'Ihlamur kokulu küçük atölyemde, elimdeki keskiyi ahşabın liflerinde yavaşça gezdirirken zamanın akışını unutur, başka bir aleme geçerim. (I) Yıllar boyu bu sert budakları sabırla ve inatla yonttum; her bir kıvrımda kararlılığın ve emeğin ham maddeyi nasıl dönüştürdüğünü gözlerimle gördüm. (II) Ancak günümüz çıraklarının aceleciliğini, bir an önce ün kazanma hırslarını gördükçe mesleğin geleceği adına derin bir endişeye kapılmaktan kendimi alamıyorum. (III) Keşke ben de zamanında o yaşlı ustamın öğütlerine daha çok kulak kabartsaydım, onun titizliğini daha erken yaşlarda sahiplenseydim diye düşünürüm bazen. (IV) Yine de tezgahımın başına geçip ham bir ağaç parçasını sanata dönüştürmek, beni içsel bir dinginliğe ve büyük bir mesleki doyuma ulaştırıyor.'
Buna göre, numaralanmış cümleleri ifade ettikleri baskın duygu veya karakter özellikleriyle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Gazeteci:
(I) ----
Uzman:
Günde en az yedi saat uyumak; beynin gün içinde öğrendiği bilgileri işlemesi, hafızayı güçlendirmesi ve konsantrasyonu yüksek tutması için gereklidir. Yetersiz uyku doğrudan zihinsel verimliliğimizi düşürür.
Gazeteci:
(II) ----
Uzman:
Öncelikle kafeinli içecekleri yatmadan en az altı saat önce tüketmeyi bırakmalıyız. Ayrıca uyuduğumuz odanın sessiz, karanlık ve hafif serin olması da uyku kalitesini doğrudan artırır.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Akşam saatlerinde spor yapmak uyku düzenini nasıl etkiler?
II. Yatmadan önce kafein tüketimi uykumuzu nasıl etkiler?
II. Uyku kalitesini artırmak için günlük hayatta nelere dikkat etmeliyiz?
II. Teknolojik aletlerin yatak odasında bulundurulması uykuyu böler mi?
II. Karanlık ortamlarda uyumanın biyolojik nedenleri nelerdir?
Yukarıda karışık olarak verilen cümleleri, anlamlı ve kurallı bir paragraf oluşturacak şekilde sıralayınız.
Drag items to arrange them in the correct order
(I) Akustik ekoloji, seslerin canlılar ve çevreleri arasındaki ilişkileri nasıl şekillendirdiğini inceleyen görece yeni bir çalışma alanıdır. (II) Bu disiplin, doğal ortamlardaki seslerin canlıların iletişim, avlanma ve yön bulma davranışları üzerindeki etkilerini çözümler. (III) Özellikle sanayileşmeyle birlikte artan insan kaynaklı gürültülerin yaban hayatındaki ekolojik dengeleri nasıl bozduğu bu araştırmaların odağında yer alır. (IV) Seslerin çevreyle etkileşimi kadar, insan zihninde ve kültüründe bıraktığı izler de sosyologlar ve müzikologlar tarafından ele alınmaktadır. (V) Çeşitli toplulukların kendilerine özgü oluşturduğu "ses peyzajları", o toplumun yaşam pratiklerini, ritüellerini ve mekânla kurduğu bağı anlamlandırmada önemli ipuçları sunar. (VI) Örne��in geleneksel bir pazar yerindeki satıcı nidaları veya kırsal bir bölgedeki rüzgâr uğultusu, o coğrafyanın kültürel kimliğinin işitsel birer taşıyıcısıdır. (VII) Bu işitsel ögelerin kaybolması, sadece bir sesin yitip gitmesi değil, o topluma ait kolektif hafızanın da silinmesi anlamına gelir.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
(I) Pusula, yön bulmayı kolaylaştırarak denizcilik tarihini kökten değiştiren en önemli icatlardan biridir. (II) Manyetik bir iğne vasıtasıyla yön gösteren bu araç, denizcilerin açık denizlerde yollarını kaybetmeden güvenle ilerlemesini sağlamıştır. (III) Çin'de icat edilip Arap tüccarlar aracılığıyla Avrupa'ya ulaşan bu buluş, coğrafi keşiflerin kapısını aralamıştır. (IV) Denizcilikteki geleneksel kullanımının ötesinde pusulalar, günümüzde havacılık sektöründe de yön tayini için kritik bir öneme sahiptir. (V) Özellikle uçaklarda tercih edilen cayroskopik pusulalar, manyetik sapmalardan etkilenmeyerek pilotlara son derece hassas rota bilgisi sunar.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
Gazeteci:
(I) ----
Nörobilimci:
Unutmayı genellikle zihinsel bir kusur veya bellek sisteminin bir sızıntısı olarak görme eğilimindeyiz. Oysa beynimiz, gereksiz ayrıntıları ayıklayıp sadece yaşamsal bilgileri saklamak üzere programlanmış aktif bir temizlik mekanizmasına sahiptir. Eğer her şeyi en ince ayrıntısına kadar hatırlasaydık, zihnimiz sürekli bir veri bombardımanı altında ezilir; soyutlama yapma, genel kurallar çıkarma yeteneğimizi tamamen kaybederdik. Yani unutmak, öğrenmenin önündeki bir engel değil; beynin sağlıklı karar alabilmesi için sunduğu evrimsel bir adaptasyondur.
Gazeteci:
(II) ----
Nörobilimci:
Elbette, bu iki süreç birbirinin zıddı gibi görünse de aslında aynı madalyonun iki yüzüdür. Bellek, geçmişin pasif bir kaydı değildir; gelecekteki olası senaryoları simüle etmek için kullanılan dinamik bir veri tabanıdır. Beyin, geçmiş deneyimleri unutarak onları şablonlaştırır ve bu şablonlar sayesinde yeni karşılaştığı durumlara hızla uyum sağlar. Dolayısıyla, geçmişi seçici bir şekilde geride bırakamayan bir bellek, geleceği tasarlama ve öngörüde bulunma becerisinden yoksun kalacaktır.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Beyindeki anıların depolandığı bölgelerin hasar görmesi, bireyin hayal gücünü tamamen ortadan kaldırır mı?
II. Belleğin geçmişteki travmatik olayları baskılama eğilimi, bireyin psikolojik savunma mekanizmalarıyla mı ilgilidir?
II. Zihnimizin geçmişte yaşananları seçici olarak geride bırakmasıyla geleceğe yönelik öngörülerde bulunması arasında nasıl bir bağ vardır?
II. İnsan beyninin geçmişteki anıları dinamik bir şekilde yeniden kurgularken gerçeği saptırdığını söyleebilir miyiz?
II. Geçmiş deneyimlerin şablonlaştırılması sürecinde, duygusal yoğunluğu yüksek olan anıların rolü nedir?
Yazı, insanlık tarihinin gelişimini hızlandıran ve kuşaklar arası bilgi aktarımını sağlayan en önemli dönüm noktalarından biridir. Sümerlerin çivi yazısını bulmasıyla başlayan bu tarihsel süreç, Mısırlıların hiyeroglif yazısıyla yepyeni bir boyut kazanmıştır. Çivi yazısında kil tabletler üzerine sivri uçlu kamışlarla sert işaretler kazınırken, hiyeroglifte genellikle taş veya papirüs üzerine resim ve semboller çizilmiştir. Sümer yazısı ilk dönemlerde daha çok ticari ve hukuki kayıtları tutmak amacıyla kullanılırken, Mısırlılar yazıyı dini törenler, anıtlar ve saray arşivleri için de kullanmışlardır. Bu iki kadim yazı sistemi, farklı coğrafyalarda doğup gelişmiş olsalar da insanlığın ortak bilgi mirasın��n şekillenmesinde benzer roller oynamışlardır.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?