Paragrafta Akışı Bozan Cümle
78 questions
(I) Tarih yazımı, geçmişte yaşanan olayların sadece tarafsız bir şekilde kronolojik sıraya dizilmesinden ibaret değildir; o, aynı zamanda toplumsal belleğin inşa edilme sürecidir. (II) Tarihçi, geçmişe ait belgeleri incelerken kendi döneminin değer yargılarından ve kültürel eğilimlerinden tamamen bağımsız hareket edemez. (III) Bu durum, tarihsel anlatıların her çağda yeni baştan kurgulanmasına ve farklı yorumlanmasına yol açar. (IV) Son yıllarda arşiv belgelerinin dijital ortama aktarılması, tarih araştırmacılarının bilgiye ve belgelere ulaşmasını oldukça kolaylaştırmıştır. (V) Dolayısıyla tarihsel bilgi, donmuş ve değişmez bir gerçeklik sunmaktan ziyade sürekli yenilenen dinamik bir yapı olarak karşımıza çıkar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Tarihî yapıların restorasyonu, yalnızca fiziksel bir onarım süreci değil, aynı zamanda geçmişin estetik ve kültürel değerlerini geleceğe aktarma eylemidir. (II) Bu koruma eyleminde temel ilke, yapıya yapılacak müdahalelerin en az düzeyde tutulması ve yapının tarihsel bütünlüğünün korunmasıdır. (III) İtalyan sanat tarihçisi Cesare Brandi de restorasyonu, yapının estetik ve tarihsel çift karakterini gözeten bir takdir ve yeniden sunum süreci olarak tanımlar. (IV) Günümüzde tarihî kent merkezlerindeki sivil mimarlık örneklerinin turizme kazandırılması, yerel ekonomilerin canlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. (V) Bu doğrultuda yürütülen çağdaş restorasyon projelerinde, yapıya eklenen yeni parçaların özgün dokudan ayırt edilebilir olması bu kuramsal yaklaşımın en somut yansımasıdır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Kahve, Habeşistan'ın Kaffa bölgesinde başlayan yolculuğuyla zamanla tüm dünyayı saran büyük bir kültürel simge hâline gelmiştir. (II) İlk olarak Yemen'de sufiler tarafından uyanık kalmak amacıyla tüketilen bu içecek, kısa sürede sosyal hayatın merkezine yerleşmiştir. (III) Kahvehanelerin açılmasıyla birlikte insanlar bir araya gelerek edebiyat, felsefe ve siyaset üzerine sohbet etme imkânı bulmuşlardır. (IV) Kahve çekirdeklerinin kalitesi, yetiştirildiği bölgenin iklim koşullarına, toprak yapısına ve deniz seviyesinden yüksekliğine doğrudan bağlıdır. (V) Bu yönüyle kahve, sadece bir içecek olmanın ötesine geçerek entelektüel tartışmaların ve toplumsal etkileşimin en önemli tetikleyicilerinden biri olmuştur.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Antik Çağ'da ve erken Orta Çağ'da okuma eylemi, günümüzün aksine neredeyse tamamen sesli olarak gerçekleştirilen, fiziksel ve toplumsal bir deneyimdi. (II) Yazının icadından bu yana kil tabletler, papirüs ruloları ve parşömenler insanlığın hafızasını koruma görevini üstlenmiştir. (III) Metinlerin kelimeler arasında boşluk bırakılmadan (scriptura continua) yazılması da okuyucuyu zihinsel anlamlandırma için ses tellerinin titreşiminden destek almaya zorluyordu. (IV) Dolayısıyla dönemin kitaplıkları sessiz birer sığınak olmaktan uzak, okuyucuların mırıltılarıyla yankılanan uğultulu mekânlardı. (V) Nitekim Aziz Augustinus'un İtiraflar'ında Milano Piskoposu Ambrosius'u ses çıkarmadan, sadece gözleriyle okurken gördüğünde yaşadığı şaşkınlık, sessiz okumanın o devirdeki sıra dışılığına dair en ünlü kanıttır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Arılar, kovan içerisindeki iş birliğini ve düzeni sağlamak için son derece gelişmiş bir iletişim sistemine sahiptir. (II) Kovandaki di��er arılara besin kaynağının yerini bildirmek amacıyla özel bir dans sergilerler. (III) Arıcılık, son yıllarda kırsal kalkınmayı desteklemek amacıyla devlet tarafından teşvik edilmektedir. (IV) Bu dansın ritmi ve yönü, kaynağın kovana olan mesafesi ve açısı hakkında kesin bilgiler içerir. (V) Böylece kovan üyeleri, hiç vakit kaybetmeden doğrudan hedeflenen çiçek tarlasına yönelir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Bibliyoterapi; bireylerin duygusal dalgalanmalarını anlamlandırmaları, kişisel gelişimlerini desteklemeleri ve psikolojik sorunlarla baş etmeleri amacıyla edebi metinlerin rehberliğinde yürütülen bir iyileşme s��recidir. (II) Antik Çağ'da kütüphanelerin kapısına "Ruhun Şifa Yeri" yazılmasından bu yana kitapların insan ruhu üzerindeki tedavi edici gücü bilinmekte ve modern psikolojide de aktif bir yöntem olarak kullanılmaktadır. (III) Okuma alışkanlığının çocukluk döneminde kazanılması, bireyin ileriki yaşlarda dil becerilerini ve kelime dağarcığını geliştirmesinde kritik bir role sahiptir. (IV) Süre��te danışan, okuduğu kitaptaki karakterlerle özdeşim kurarak yalnız olmadığını hisseder, sorunlarına farklı açılardan yaklaşmayı öğrenir ve duygusal bir arınma yaşar. (V) Edebiyatın estetik ve kurgusal güc��nü klinik yöntemlerle birleştiren bu yaklaşım, bireyin kendi iç dünyasıyla yüzleşmesini kolaylaştırarak terapötik süreci hızlandırır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Harita, yeryüzünün nesnel ve tarafsız bir izdüşümü olmaktan ziyade, iktidarın mekânı kendi ideolojisi doğrultusunda yeniden ürettiği politik bir araçtır. (II) Coğrafi sınırların çizilmesi ve adlandırılması, egemen gücün mekânsal kontrolünü meşrulaştırma ve kendi dünya görüşünü haritaya yansıtma çabasıdır. (III) Tarih boyunca kartograflar, kralların ve imparatorların talepleri doğrultusunda sınırları ��ekillendirmiş, böylece haritayı bir egemenlik belgesi hâline getirmişlerdir. (IV) Günümüzde uydu teknolojileri ve coğrafi bilgi sistemleri sayesinde yeryüzünün en ücra köşeleri bile milimetrik bir hassasiyetle haritalandırılabilmektedir. (V) Dolayısıyla haritada kullanılan her çizgi, renk seçimi ve hatta boş bırakılan alanlar bile tarafsız bir coğrafya bilgisinin değil, siyasi bir tercihin yansımasıdır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Günlük tutmak, bireyin kendi iç dünyasına yaptığı sessiz ve samimi bir yolculuktur. (II) Her gün düzenli olarak yazılan bu satırlar, geçmişin anılarını canlı tutarken geleceğe de anlamlı birer iz bırakır. (III) Son yıllarda dijital mecralarda yayımlanan blog yazıları, geleneksel günlüklere olan ilgiyi büyük oranda azaltmıştır. (IV) İnsan, günlüğün sayfalarında kendine bile itiraf edemediği duygularla yüzleşme fırsatı bulur. (V) Böylece yazma eylemi, sadece bir kayıt tutma aracı olmaktan çıkıp zihinsel bir arınma sürecine dönüşür.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Orta Çağ katedral mimarisi, yalnızca tanrısal ihtişamı yansıtmayı amaçlayan görsel bir şölen değil, aynı zamanda sesin mekân içindeki hareketini yönlendiren karmaşık bir akustik mühendislik çalışmasıdır. (II) Yüksek tonozlar, geniş nefler ve taştan inşa edilmiş sert yüzeyler, ilahilerin katedralin her köşesinde uzun süre yankılanmasını sağlayacak şekilde tasarlanmıştır. (III) Tarihsel süreçte mimari yapıların dinsel ritüellerle olan bu sıkı bağı, din dışı kamusal alanların inşasında da benzer estetik formların benimsenmesine yol açmıştır. (IV) Taş işçiliğindeki süslemelerin yoğunluğu ve pencerelerin yerleşimi de katedral içinde ses dalgalarının kırılmasını ve mekân genelinde homojen bir biçimde dağılmasını doğrudan etkiler. (V) Gotik mimaride kullanılan bu akustik tasarım, dinleyicide derin bir huşu ve aşkınlık hissi uyandırmak amacıyla bilinçli olarak kurgulanmıştır.
Bu par��adaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Eko-ele��tiri, edebiyat yapıtlarını insan ile çevre arasındaki ilişkiler açısından ele alan ve doğanın metinlerde nasıl temsil edildiğini sorgulayan disiplinler arası bir yaklaşımdır. (II) Bu kuram çerçevesinde yazarlar, eserlerinde vahşi doğanın yok oluşunu ve endüstrileşmenin ekosistem üzerindeki yıkıcı etkilerini estetik bir dille ele alırlar. (III) Küresel ısınmanın son yarım yüzyılda ulaştığı boyutlar, çevre kirliliğini kontrol altına almayı hedefleyen uluslararası antlaşmaların daha sıkı uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. (IV) Böylelikle edebi metinler, sadece sanatsal birer nesne olmanın ötesine geçerek okurda çevre bilincinin uyanmasını sağlayan toplumsal bir işlev kazanır. (V) Nitekim çevre merkezli bu okuma biçimi, insanın doğaya hükmeden değil, onunla uyum içinde var olan bir özne olarak yeniden tanımlanmasına katkı sunar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Tarihsel bilincin inşası, geçmişe ait belgelerin nesnel bir dökümünü yapmaktan ibaret olmayıp o geçmişin bugünün zihninde yeniden anlamlandırılması sürecidir. (II) Bu bağlamda tarihçi, kendi çağının sorularından ve değer yargılarından tümüyle sıyrılamayacağı için geçmişe her zaman şimdiki zamanın merceğinden bakar. (III) Ancak geçmişin kendi özgün koşulları içinde kavranabilmesi, o dönemin kavramsal dünyasına sızmayı ve toplumsal yapıları kendi iç dinamikleriyle analiz etmeyi gerektirir. (IV) Zaten modern tarih yazımında sözlü kaynakların ve gündelik hayat nesnelerinin de inceleme kapsamına alınması, klasik arşivcilik anlayışını büyük ölçüde esnetmiştir. (V) Dolayısıyla tarihsel anlama ve yorumlama faaliyeti, nihayetinde geçmiş ile bugün arasında kurulan ve sürekli yenilenen kesintisiz bir diyalog niteliği kazanır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Modern edebiyat eleştirisinde metin, yazarın zihnindeki mutlak niyetin somutlaşmış bir yansıması olmaktan ziyade, okurun alımlama sürecinde sürekli yeniden üretilen dinamik bir alan olarak tanımlanır. (II) Okur merkezli kuramların öncülük ettiği bu bakış açısı, okuru metnin anlam dünyasını edilgen bir biçimde çözen değil, o dünyaya aktif olarak yön veren bir kurucu ortak hâline getirir. (III) Dolayısıyla bir yapıtın nihai anlamı, yazarın önceden çizdiği sınırlarla belirlenmiş sabit bir veri olmayıp okurun kültürel bagajı ve tarihsel ufkuyla sürekli genişleyen bir potansiyeldir. (IV) Edebi eserin estetik değerinin, onun yazıldığı dönemin toplumsal koşullarından bağımsız ele alınamayacağını savunan sosyolojik yaklaşım da alımlama estetiğiyle eş zamanlı olarak gelişim göstermiştir. (V) Anlamın bu şekilde çoğullaşması ve akışkanlık kazanması, metni donmuş bir anıt olmaktan kurtararak onu her okuma ediminde yeniden kurulan interaktif bir süreç hâline getirir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Antik dönemden bu yana kentler, sadece barınma ihtiyacını karşılayan mekânlar değil; toplumsal etkileşimin, siyasetin ve ticaretin şekillendiği dinamik merkezlerdir. (II) Bu bağlamda "agora" ve "forum" gibi kamusal alanlar, yurttaşların bir araya gelerek kentin geleceğini tartıştığı kurucu mekânlar olarak işlev görmüştür. (III) Sanayi Devrimi ile birlikte kentsel nüfusun kontrolsüz artışı, geleneksel aile yapısını çözerek bireyi modern metropolün karmaşası içinde yalnızlaştırmıştır. (IV) Orta Çağ kentlerinde ise bu kamusal canlılık yerini daha çok dinsel merkezlerin etrafında örgütlenen, sınırları belirli ve içe dönük bir mekân algısına bırakmıştır. (V) Günümüzde ise dijital platformlar, fiziksel kamusal alanların bu tarihsel işlevini üstlenerek kolektif müzakere süreçlerini sanal ortama taşımaktadır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Edebi yapıtlarda mekân, olayların üzerinde cereyan ettiği edilgen bir fon ya da coğrafi bir dekor olmanın ötesinde, anlatının kurucu ögelerinden biridir. (II) Yazar, dış dünyadaki fiziksel çevreyi kendi algı süzgecinden geçirip yeniden üreterek kurmaca dünyaya aktarırken ona simgesel ve psikolojik anlamlar yükler. (III) Roman veya öyküdeki karakterlerin iç dünyaları, ruhsal çalkantıları ve çatışmaları çoğunlukla içinde bulundukları mekânın atmosferiyle somutlaşır ve görünürlük kazanır. (IV) Realist yazarların çevre tasvirlerinde nesnel gerçekliğe bağlı kalma çabası, okurun anlatılan dünyaya olan inandırıcılık duygusunu pekiştirmeyi amaçlar. (V) Bu yönüyle mekân, sadece kahramanın hareket alanını belirlemekle kalmaz; adeta karakterin psikolojik durumunu yansıtan ve anlatının gidişatını yönlendiren canlı bir aktöre dönüşür.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Müzeler, insanlığın ortak mirasını koruma ve gelecek nesillere aktarma görevini üstlenen kurumlardır. (II) Bu mekânlar, tarih boyunca üretilen sanatsal ve kültürel değerleri sergileyerek ziyaretçilerin geçmişle bağ kurmasını sağlar. (III) Geçmiş dönemlere ait eserlerin sergilenmesi, toplumların tarihsel gelişim süreçlerini anlamamıza yardımcı olur. (IV) Müze ziyaretçilerinin sayısı son yıllarda büyük şehirlerde belirgin bir artış göstermiştir. (V) Böylelikle bireyler, sadece kendi kültürlerini değil, dünya tarihindeki farklı uygarlıkların birikimlerini de yakından tanıma fırsatı bulurlar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Geleneksel Türk evleri, doğayla uyumlu ve çevre dostu bir mimari anlayışın en güzel örneklerindendir. (II) Bu evlerin inşasında kullanılan ahşap, kerpiç ve taş gibi malzemeler tamamen yerel kaynaklardan elde edilirdi. (III) Günümüzde betonarme yapıların artmasıyla birlikte geleneksel mimari ustaları artık yetişmemektedir. (IV) Doğal malzemelerin tercih edilmesi, konutların nefes almasın�� ve mevsim şartlarına kolayca uyum sağlamasını kolaylaştırırdı. (V) Böylece hem insan sağlığı korunur hem de çevreye en az zarar veren yaşam alanları oluşturulurdu.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) İnsanlık, teleskobun icadından çok önce de gökyüzünü merakla gözlemlemiş ve yıldızların hareketlerini kaydetmiştir. (II) Antik dönem uygarlıkları, çıplak gözle yaptıkları bu gözlemler sayesinde tarım takvimlerini düzenlemiş ve yönlerini bulmuşlardır. (III) Özellikle gökyüzü haritaları oluşturmak, o dönemlerde denizcilerin açık denizlerde kaybolmadan ilerlemesini sağlayan en önemli unsur olmuştur. (IV) Günümüzde ise gelişmiş uzay teleskopları sayesinde ışık yılı uzaklıktaki galaksilerin yüksek çözünürlüklü görüntülerini elde edebiliyoruz. (V) Zamanla biriken bu ilkel gözlem verileri, matematiksel hesaplamalarla birleşerek modern astronomi biliminin doğuşunu hazırlamıştır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktad��r?
(I) İskenderiye ve Bergama gibi antik çağın büyük kütüphaneleri, bilgiyi sadece bir araya getiren depolar değil, aynı zamanda iktidarın entelektüel hegemonyasını sergileyen anıtsal simgelerdi. (II) Bu kütüphanelerde parşömenlerin ve papirüs rulolarının belirli bir düzene göre tasnif edilmesi, bilginin evrensel bir hiyerarşi içinde denetim altında tutulmasını kolaylaştırıyordu. (III) Klasik Antik Çağ'da yazılı kültürün yaygınlaşması, sözlü geleneğin dinamik yapısını zayıflatarak bilginin daha statik ve otoriter bir nitelik kazanmasına yol açmıştır. (IV) Ruloların yerleştirildiği nişlerin mimari düzeni ve salonların ışık alma açıları bile, bilginin kutsallığı ile idari otoritenin gücü arasındaki sembolik ilişkiyi pekiştirecek şekilde tasarlanmıştı. (V) Böylelikle ziyaretçiler, raflar arasında dolaşırken sadece yazılı metinlerle değil, o metinleri üreten ve koruyan siyasi iradenin mekânsal gücüyle de karşı karşıya kalıyorlardı.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktad��r?
(I) Koku duyusu, insan beyninde duygusal hafıza ve anıların işlendiği amigdala ile hipokampus bölgelerine doğrudan bağlı tek duyudur. (II) Bu doğrudan bağlantı sayesinde, yıllar önce karşılaştığımız bir koku bizi aniden çocukluğumuzun geçtiği o odaya veya eski bir anımıza götürebilir. (III) Edebi metinlerde de kokuların karakterlerin iç dünyasını yansıtmak amacıyla sıkça kullanıldığı görülür. (IV) Bilimde "Proust Etkisi" olarak adlandırılan bu durum, kokuların geçmişe dair anıları diğer duyulara göre daha canlı ve hızlı tetiklemesini açıklar. (V) Yapılan nörolojik araştırmalar da kokuların uyandırdığı anıların görsel veya işitsel uyaranlara kıyasla çok daha güçlü duygusal tepkiler yarattığını doğrulamaktadır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
(I) Ebru, geleneksel Türk el sanatlarının en köklü ve görsel açıdan en zengin olanlarından biridir. (II) Kitre adı verilen kıvamlı bir suyun üzerine serpilen boyaların kağıda aktarılmasıyla bu eşsiz desenler elde edilir. (III) Bu sanatta kullanılan boyalar tamamen doğal malzemelerden ve topraktan elde edilir. (IV) Geleneksel el sanatlarımız son yıllarda genç nesiller arasında hak ettiği ilgiyi görmeye başlamıştır. (V) Su üzerindeki boyalara biz adı verilen aletlerle şekil verilmesi, ebru yapımındaki en kritik aşamadır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?