Paragrafta Yardımcı Düşünceler
298 questions
Eko-eleştiri, edebî metinleri çevre sorunları ve insan dışı doğa ile olan ilişkileri bağlamında ele alan disiplinlerarası bir kuramdır. Klasik doğa yazınından farklı olarak eko-eleştiri, doğayı yalnızca estetik bir arka plan veya insanın iç dünyasını yansıtan bir ayna olarak görmeyi reddeder. Aksine, çevreyle kurulan ilişkinin kültürel ve ideolojik boyutlarını sorgulayarak metinlerdeki ekolojik bilinci açığa çıkarmayı amaçlar. Bu kuramın temel hedefi, insan merkezli (antroposentrik) bakış açısını yapı sökümüne uğratarak insanın doğa üzerindeki tahakkümünü meşrulaştıran dikey hiyerarşiyi kırmaktır. Eko-eleştirmenler, klasik eserlerdeki gizli ekolojik krizleri ve doğanın ötekileştirilme biçimlerini çözümlerken edebiyatın toplumsal çevre bilincini dönüştürmedeki potansiyel gücüne de vurgu yaparlar.
Bu parçada eko-eleştiri kuramı ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Aşağıdaki paragrafta koku duyusunun işleyişi ve anılarla ilişkisi ele alınmıştır.
"Koku duyusu, insan zihninde diğer duyulardan farklı bir çalışma mekanizmasına sahiptir. Görme veya işitme yoluyla alınan uyarıcılar beyinde öncelikle talamus süzgecinden geçip işlenirken, kokular talamusa uğramadan doğrudan duygu ve bellek merkezleri olan amigdala ile hipokampusa ulaşır. Bu doğrudan bağlantı, geçmişte koklanan bir kokunun yıllar sonra bile o kokuyla özdeşleşen anıları ve o anki duygusal durumu tüm canlılığıyla canlandırmas��nı sağlar. Edebiyatta bu durum, Marcel Proust’un Kayıp Zamanın İzinde romanında çaya batırılan madlen kekinin kokusu ve tadıyla çocukluk anılarına gitmesi üzerinden Proust Etkisi olarak adlandırılır. Kokunun tetiklediği bu anılar, diğer duyusal anılara kıyasla çok daha yoğun bir duygusal derinlik taşır."
Buna göre, sol sütundaki koku duyusuna ilişkin unsurları, sağ sütundaki bu unsurlardan çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Deniz ipeği, Akdeniz’e özgü koruma altındaki büyük bir midye türü olan 'Pinna nobilis'in salgıladığı liflerden elde edilen, dünyanın en nadide tekstil ham maddelerinden biridir. Antik Çağ’dan beri kralların ve din insanlarının giysilerinde kullanılan bu altın renkli, parıltılı iplikler, olağanüstü hafifliği ve dayanıklılığı ile bilinir. Deniz ipeğinin üretimi, midyenin su altındaki kayalara tutunmasını sağlayan salgının elle toplanıp kurutulması ve ardından limon suyu ile zeytinyağı karışımında bekletilerek yumuşatılması gibi zahmetli aşamaları içerir. Günümüzde deniz ipeği dokumacılığ��, Akdeniz'deki çevre kirliliği ve midye popülasyonunun azalması nedeniyle neredeyse yok olma sınırına gelmiştir. Bu sanatı yaşatan son birkaç usta, elde ettikleri ürünleri ticari bir amaçla satmayıp sadece kült��rel bir miras olarak sergilemektedir.
Bu parçadan deniz ipeğiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Kehribar, milyonlarca yıl önce yaşamış olan kozalaklı ağaçların salgıladığı reçinenin toprak altında kalarak fosilleşmesiyle meydana gelen değerli bir maddedir. (I) Ağaçların herhangi bir hasar veya hastalık durumunda kendilerini korumak ve iyileştirmek amacıyla ürettiği bu yapışkan salgı, zamanla kimyasal değişimler geçirir. (II) Toprağa karışarak dış dünya ile bağı kesilen reçine, oksijensiz ortamda yüzyıllar boyu sertleşerek nihai formunu kazanır. (III) Bu yavaş sertleşme sürecinde reçinenin içine hapsolan mikroorganizmalar, böcekler ve çeşitli bitki polenleri hiçbir yap��sal bozulmaya uğramadan günümüze kadar taşınır. (IV) İçerdiği bu organik kalıntılar sayesinde kehribar, araştırmacılara geçmiş çağların ekolojik yapısı ve canlı çeşitliliği hakkında eşsiz veriler sağlar. (V)
Yukarıdaki parçada numaralanmış cümleleri, bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Biyomimikri, insanların doğadaki karmaşık tasarımları ve süreçleri inceleyerek bunlardan ilham alan teknolojiler geliştirmesini öngören disiplinlerarası bir yaklaşımdır. Bu yaklaşım, doğanın milyonlarca yıllık evrim sürecinde geliştirdiği çözümlerin, günümüz mühendislik ve mimarl��k problemlerine ışık tutabileceği fikrine dayanır. Örneğin, hızlı trenlerin burun tasarımlarında yalıçapkını kuşunun gagasından esinlenilmesi, hem gürültüyü azaltmış hem de enerji tasarrufu sağlamıştır. Benzer şekilde, dulavratotunun giysilere tutunma mekanizması incelenerek cırt cırt bantlar icat edilmiştir. Biyomimikri, yalnızca doğayı taklit etmekle kalmaz; aynı zamanda kaynakların daha verimli kullanılmasını ve sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaşmasını amaçlar.
Bu parçadan hareketle biyomimikri (biyotaklit) ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Japon kültürünün en köklü geleneklerinden biri olan Sado, yalnızca bir çay hazırlama ritüeli değil, aynı zamanda derin bir felsefi disiplindir. Zen Budizm'inden etkilenen bu törende, katılımcıların zihinsel bir arınma yaşaması ve anın de��erini fark etmesi amaçlanır. Törende kullanılan tüm araç gereçler, sadeliği ve doğallığı simgeler. Misafirlerin çay odasına girerken eğilerek geçtikleri alçak kapılar, toplumsal statülerin dışarıda bırak��ldığını ve odadaki herkesin eşit olduğunu gösterir. Ev sahibinin her hareketi büyük bir zarafet ve dikkatle gerçekleştirdiği bu seremoni, doğaya saygı, uyum ve iç huzur gibi temel değerler üzerine kuruludur.
Bu parçada Japon çay töreni (Sado) ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Ekomüzikoloji; müzik, kültür ve doğa arasındaki ilişkileri ekolojik bir bakış açısıyla ele alan disiplinlerarası bir alandır. Bu bilim dalı, insan dışı canlıların seslerini ve çevre seslerini sadece birer arka plan unsuru olarak görmez; onları müziksel üretimin ve kültürel kimliğin kurucu ögeleri olarak kabul eder. Ekomüzikologlar, çevre kirliliği ve iklim krizi gibi küresel sorunların geleneksel müzik pratiklerini nasıl dönüştürdüğünü ya da bazı yerel ses ortamlarının (soundscape) yok olmasına nasıl yol açtığını araştırır. Böylece, doğanın maruz kaldığı tahribatın insan kültüründeki yankılarını somutlaştırarak çevre bilincinin gelişmesine müziksel bir duyarlılıkla katkıda bulunmayı amaçlar.
Bu parçadan hareketle ekomüzikoloji ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Antibiyotik direnci, modern tıbbın karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biridir. Bakterilerin mevcut ilaçlara karşı savunma geliştirmesi, bilim insanlarını alternatif arayışlara yöneltmiştir. Bu arayışların merkezinde, yalnızca bakterileri hedef alıp yok eden virüsler olan bakteriyofajlar yer almaktadır. Faj tedavisi olarak adlandırılan bu yöntem, aslında antibiyotiklerden çok daha eski bir geçmişe sahiptir. Ancak antibiyotiklerin keşfiyle bir dönem gölgede kalmıştır. Bakteriyofajlar, antibiyotiklerin aksine, vücuttaki yararlı bakterilere zarar vermeden sadece hastalık etmeni olan zararlı bakterileri seçici bir şekilde yok etme yeteneğine sahiptir. Bu yönüyle modern tıp dünyasında, dirençli enfeksiyonların tedavisinde güçlü ve yan etkisi düşük bir alternatif olarak yeniden önem kazanmaktadır.
Bu parçadan bakteriyofajlar ve faj tedavisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Aşağıdaki parçada numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
(I) Kutup ışıkları (aurora), Güneş’ten gelen yüklü parçacıkların Dünya’nın manyetik alanı ile etkileşime girmesi sonucu gökyüzünde oluşan doğal ışımalardır. (II) Genellikle kutup bölgelerinde gözlemlenen bu doğa olayı, yeşil, kırmızı ve mavi tonlarıyla büyüleyici bir görsel şölen sunar. (III) Bilim insanları, bu ışımaları inceleyerek Dünya'nın atmosfer yapısını ve Güneş rüzgarlarının gezegenimiz üzerindeki etkilerini daha iyi anlamaya çalışmaktadır. (IV) Yalnızca estetik bir değer taşımayan kutup ışıkları, aynı zamanda uzay havası araştırmaları için de doğal bir laboratuvar görevi görmektedir.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Gastronomi arkeolojisi, eski toplumların beslenme alışkanlıklarını, mutfak kültürlerini ve gıda hazırlama teknolojilerini inceleyen disiplinler arası bir alandır. Arkeolojik kazılarda elde edilen tohumlar, hayvan kemikleri, çömlek kalıntılarındaki organik tortular ve hatta antik dışkı fosilleri (koprolitler) bu bilim dalının temel veri kaynaklarını oluşturur. Araştırmacılar, bu kalıntılardan yola çıkarak sadece geçmişte ne yendiğini değil, aynı zamanda ticaret ağlarını, iklimsel değişimleri ve toplumsal sınıflar arasındaki güç ilişkilerini de analiz edebilmektedir. Örneğin, lüks tüketim maddesi sayılan baharatların sıradan yerleşimlerde bulunması, o dönemde geniş bir ticaret ağının varlığ��na işaret eder. Bu yönüyle gastronomi arkeolojisi, tarihin sessiz kalmış katmanlarını beslenme pratikleri üzerinden görünür kılmaktadır.
Bu parçadan gastronomi arkeolojisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Kentsel ısı adası; beton ve asfalt gibi koyu renkli yüzeylerin güneş enerjisini fazlaca soğurması ve bitki örtüsünün yetersizliği nedeniyle şehirlerin, çevrelerindeki kırsal alanlara kıyasla belirgin şekilde daha sıcak olması durumudur. (I) Yapılarda kullanılan malzemelerin cinsi ve doğal örtünün yetersizliği, kentsel alanlarda sıcaklık dengesinin bozulmasında birincil etkendir. (II) Şehirlerdeki bu ısınma dalgası, binaların soğutulması amacıyla harcanan gücü artırarak çevreye zararlı enerji kaynaklarına olan bağımlılığı doğrudan pekiştirmektedir. (III) Sıcaklığın yükselmesiyle yoğunlaşan kentsel hava kirliliği, hava akımlarını kesen yüksek katlı yapılar nedeniyle dağılamayıp şehirlerin üzerinde birikmektedir. (IV) Son yıllarda bu olumsuz etkileri asgariye indirmek adına geliştirilen yeşil çatı uygulamaları ve yansıtıcı yüzey kaplamaları, kentsel planlamada ekolojik odaklı yeni bir dönemi başlatmıştır.
Buna göre, parçada numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Kâğıt, insanlık tarihinin en önemli buluşlarından biridir ve bilgiyi kaydetme, aktarma biçimimizi kökten değiştirmiştir. İlk olarak MS 105 yılında Çin’de Cai Lun tarafından ağaç kabukları, kenevir ve eski paçavralar kullanılarak üretildiği kabul edilir. Kâğıttan önce insanlar kil tabletler, papirüs ve parşömen gibi malzemeler üzerine yazı yazıyorlardı. Ancak kâğıt, bu malzemelere kıyasla hem daha hafif hem de üretimi daha kolay ve ucuz bir alternatif sundu. Çin’den İpek Yolu aracılı��ıyla İslam dünyasına, oradan da Avrupa’ya yayılan kâğıt üretimi, matbaanın icadıyla birlikte kültürel ve bilimsel gelişmelerin hızlanmasında başrolü oynadı. Günümüzde dijitalleşmeye rağmen kâğıt, eğitimden sanata kadar hayatımızın pek çok alanında vazgeçilmez bir araç olmayı sürdürmektedir.
Bu parçadan hareketle kâğıtla ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Aşağıdaki paragrafta soğuk sıkım zeytinyağı üretimiyle ilgili bilgiler verilmiştir:
(I) Soğuk sıkım yöntemi, zeytinin hamur hâline getirilmesi ve sıkılması esnasında su sıcaklığının en fazla 27 derece civarında tutulmasıyla gerçekleştirilir. (II) Bu yöntemde ısıl işlemin düşük seviyede sınırlandırılması, zeytinin yapısında doğal olarak bulunan ve ısıya karşı duyarlı olan antioksidanlar ile vitaminlerin korunmasını sağlar. (III) Yüksek sıcaklıklara maruz kalmayan zeytinyağı, böylece hem zeytine özgü meyvemsi aromayı ve kokuyu kaybetmez hem de asitlik derecesini ideal seviyede tutar. (IV) Üretim miktarı geleneksel sıcak sıkıma göre daha az olsa da elde edilen ürünün besin değeri ve duyusal kalitesi çok daha yüksektir.
Buna göre, paragrafta numaralanmış cümleler ile bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşünceleri doğru şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Koku duyusu, insan beyninde duygusal hafıza ve otobiyografik bellek süreçlerini yöneten amigdala ve hipokampus ile doğrudan bağlantılı tek duyu organıdır. Bu doğrudan anatomik bağ sayesinde kokular, diğer duyusal uyaranlara kıyasla çok daha hızlı, canlı ve yoğun duygusal anıları tetikleme gücüne sahiptir. Edebiyatta 'Proust fenomeni' olarak adlandırılan bu durum, bireyin geçmişte yaşadığı belirli bir an dilimine koku aracılığıyla adeta zaman yolculuğu yapmasını ifade eder. Görsel veya işitsel uyarıcılar zihinde daha çok mantıksal ve kronolojik çözümlemeler gerektirirken, kokular herhangi bir bilişsel süzgeçten geçmeden doğrudan doğruya hisleri harekete geçirir. Ancak kokunun bu güçlü çağrışım yeteneği, her bireyin koku deneyiminin kişisel geçmişine göre şekillenmesinden dolayı tamamen özneldir; yani aynı koku farklı insanlarda bambaşka duygusal dünyaların kapısını aralar.
Bu parçadan koku duyusu ve bellek ilişkisiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Fitoremediasyon; ağır metaller, radyoaktif maddeler veya organik kirleticilerle kirlenmiş toprak ve su kaynaklarının, hiperakümülatör olarak adlandırılan özel bitkiler kullanılarak temizlenmesi yöntemidir. Bu biyolojik ıslah tekniği, bitkilerin kökleriyle kirleticileri bünyesine alıp depolaması, zararsız bileşiklere dönüştürmesi ya da buharlaştırma yoluyla atmosfere salması esasına dayanır. Geleneksel kazıp boşaltma veya kimyasal yıkama gibi yöntemlere kıyasla oldukça düşük maliyetli ve çevre dostu bir alternatif sunsa da sürecin bitki büyüme hızına bağlı olması en büyük sınırlılığıdır. Ayrıca kirleticilerin kök derinliğini aşan seviyelerde bulunması durumunda yöntemin etkinliği ciddi oranda düşmektedir. Dolayısıyla fitoremediasyon, kısa vadeli ve derinlemesine temizlik gerektiren acil krizlerden ziyade zamana yayılmış, geniş alanlı yüzeysel ıslah projelerinde tercih edilmektedir.
Bu parçadan fitoremediasyon yöntemiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Aşağıdaki paragrafta yer alan cümleleri, bu cümlelerden çıkarılabilecek yardımcı düşüncelerle eşleştiriniz.
*Paragraf:*
Geleneksel Türk gölge oyunu Karagöz, sadece bir güldürü unsuru değil, aynı zamanda Osmanlı toplumunun sosyal yapısını yansıtan bir aynadır. Oyundaki Karagöz karakteri halkın sağduyusunu ve yalınlığını temsil ederken, Hacivat ise saray çevresinin eğitimli ve diplomatik kesimini simgeler. Karagöz gösterileri, sözlü kültürün kuşaktan kuşağa aktarılmasında da önemli bir köprü görevi görmüştür.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Aşağıdaki paragrafta derin deniz hidrotermal bacalarıyla ilgili bilgiler verilmiştir.
(I) Güneş ışığının tamamen kaybolduğu, binlerce metre derinlikteki okyanus tabanlarında yer alan hidrotermal bacalar, yaşamın kökenine dair ezber bozan ipuçları sunmaktadır. (II) Fotosenteze dayalı ekosistemlerin aksine, bu zifiri karanlık ortamlarda hayat kemosentetik arkelerin kükürt bileşiklerini oksitlemesiyle başlar. (III) Güneş enerjisinin yerini alan bu kimyasal süreç, ekstrem koşullara uyum sağlamış dev tüp solucanları ve karidesler gibi karmaşık canlı topluluklarını besler. (IV) Yüksek basınç ve aşırı sıcaklığa rağmen bacaların çevresinde gelişen bu biyoçeşitlilik, Dünya dışı yaşam arayışlarında buz kaplı okyanus dünyaları için de bir model oluşturmaktadır. (V) Dolayısıyla bu bacalar, sadece yeryüzündeki alternatif yaşam biçimlerini değil, evrendeki biyolojik sınırları anlamamızı da sağlayan doğal laboratuvarlardır.
Buna göre, paragrafta numaralanmış cümleleri, içerdikleri yardımcı düşüncelerle doğru olacak şekilde eşleştiriniz.
Click a left item, then click its matching right item
Items
Matches
Son yıllarda, dijital müzik platformlarının sunduğu sonsuz ve hızlı erişim imkânına rağmen, plak satışlarında dünya çapında büyük bir artış gözlenmektedir. Bu durum, müzik dinleyicilerinin yalnızca sese değil, fiziksel bir nesneye de sahip olma arzusundan kaynaklanmaktadır. Plakların büyük kapak tasarımları, şarkı sözlerinin yer aldığı kitapçıklar ve iğnenin plağa değmesiyle başlayan o ritüel, dinleyiciye dijitalin sunamadığı bir aidiyet hissi vermektedir. Ayrıca müzik eleştirmenleri, plağın analog yapısının, dijital formatlara göre daha sıcak ve dolgun bir ses kalitesi sunduğunu belirtmektedir. Geçmişin nostaljik ögesini modern dünyayla buluşturan plaklar, günümüzde sadece eski kuşakların değil, gençlerin de yoğun ilgisini çekmektedir.
Bu parçadan plaklarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Tardigradlar, yani mikroskobik su ayıları, Dünya üzerindeki en dayanıklı canlı gruplarından biridir. Aşırı sıcaklık, dondurucu soğuklar, yüksek basınç ve hatta ölümcül düzeydeki radyasyon gibi ekstrem koşullara maruz kaldıklarında, metabolizmalarını neredeyse durdurarak 'kriptobiyoz' adı verilen yarı ölüm evresine geçerler. Bu süreçte vücutlarındaki su oranını %1'in altına indirerek adeta kururlar ve yıllarca bu şekilde hayatta kalabilirler. Nitekim yapılan bilimsel araştırmalar, tardigradların uzay boşluğunun vakum ortamında ve doğrudan güneş radyasyonu altında dahi belirli bir süre canlılıklarını koruyabildiklerini ortaya koymuştur. Bu olağanüstü dayanıklılık mekanizması, astrobiyoloji çalışmalarında ve Dünya dışı yaşam arayışlarında araştırmacılara önemli ipuçları sunmaktadır.
Bu parçadan hareketle tardigradlar ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Beytülhikme merkezli çeviri hareketi, Antik Yunan ve Hint kaynaklarının İslam dünyasına aktarılmasını sağlarken edilgen bir aktarım sürecinin çok ötesine geçmiştir. Dönemin mütercimleri, metinleri yalnızca başka bir dile çevirmekle kalmamış; onları şerh etmiş, hatalarını düzeltmiş ve kendi gözlemleriyle zenginleştirerek yeniden üretmişlerdir. Bu durum, bilim tarihçilerinin çeviriyi salt bir köprü olarak değil, özgün bir bilimsel üretim evresi olarak görmesini sağlar. Örneğin, Batlamyus'un Almagest'i çevrilirken gözlemsel tutarsızlıklar fark edilmiş ve bu durum yeni rasathanelerin kurulmasına zemin hazırlamıştır. Dolayısıyla çeviri süreci, eski bilgiyi koruma işlevinin yanı sıra, yeni bilimsel paradigmaların doğuşunu tetikleyen eleştirel bir süzgeç vazifesi görmüştür.
Bu parçadan Beytülhikme'deki çeviri faaliyetleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?