Sözcükte Anlam

176 questions

Question 161Question

Aşağıdaki cümlelerde koyu yazılmış sözcükleri, cümledeki bağlamsal anlamlarını en iyi karşılayan açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Felsefi metinleri anlaşılmaz kılan kavramları, gündelik hayattaki karşılıklarına indirgemek her zaman olumlu bir sonuç vermez.
Sanatçının toplumsal meselelere yaklaşımı ile estetik kaygıları birbiriyle tamamen bağdaşmaktadır.
Bir yapıtı değerlendirirken yazarın niyetini değil, yalnızca metnin kendi gerçekliğini gözetmek gerekir.
Tecrübeli bir eleştirmen olarak, yeni çıkan kitapların hangisinin geleceğe kalacağını az çok kestirebiliyorum.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Cümlelerde geçen 'indirgemek' sözcüğü 'daha basit veya sınırlandırılmış bir duruma getirmek' ile, 'bağdaşmak' sözcüğü 'uyuşmak, çelişmemek' ile, 'gözetmek' sözcüğü 'dikkat etmek, ön planda tutmak' ile, 'kestirmek' sözcüğü ise 'tahmin etmek, öngörmek' ile eşleşmelidir.
Cümlelerde geçen 'indirgemek' sözcüğü sınırlandırmayı veya basitleştirmeyi; 'bağdaşmak' sözcüğü uyuşmayı veya çelişmemeyi; 'gözetmek' sözcüğü dikkat etmeyi veya önemsemeyi; 'kestirmek' sözcüğü ise akıl yoluyla tahmin etmeyi veya öngörmeyi ifade etmektedir. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler sözcüklerin bağlamsal anlamlarıyla tam olarak örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
İlk cümledeki 'indirgemek' eylemini bağlamsal olarak analiz etmek.
'İndirgemek' sözcüğünün karmaşık felsefi kavramları daha basit bir yapıya getirmek anlamında kullanıldığı görülür. Bu anlam 'daha basit veya sınırlandırılmış bir duruma getirmek' açıklamasıyla eşleşir.
Sözcüğün cümleye kattığı anlamı tespit etmek.
2
İkinci cümledeki 'bağdaşmaktadır' sözcüğünü bağlamsal olarak analiz etmek.
Sanatçının tutumu ile estetik kaygılarının çelişki taşımadan uyuştuğu anlaşılır. Bu anlam 'uyuşmak, çelişmemek' açıklamasıyla eşleşir.
Sözcüğün karşıladığı anlamı belirlemek.
3
Üçüncü cümledeki 'gözetmek' sözcüğünü bağlamsal olarak analiz etmek.
Değerlendirmede sadece metnin gerçekliğine dikkat edilmesi ve bunun ön planda tutulması gerektiği belirtilmektedir. Bu anlam 'dikkat etmek, ön planda tutmak' açıklamasıyla eşleşir.
Bağlamsal işlevi belirlemek.
4
Dördüncü cümledeki 'kestirebiliyorum' sözcüğünü bağlamsal olarak analiz etmek.
Hangi eserin kalıcı olacağına yönelik bir tahminde bulunulduğu görülür. Bu anlam 'tahmin etmek, öngörmek' açıklamasıyla eşleşir.
Kalan son eşleşmenin de doğruluğunu teyit etmek.

Key Concept

Sözcüklerin cümledeki bağlamına göre eş veya yakın anlamlılarını belirleme
Question 162Question

Sanatçı, geleneksel motifleri modern bir bakış açısıyla yeniden yorumlarken geçmişin birikimini eserlerinde eriterek kendine özgü bir senteze ulaşıyor.

Bu cümledeki altı çizili sözcüğün anlamca yerini tutabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?

Show answer & explanation

Answer: Romanlarında farklı anlatım tekniklerini ustaca kaynaştıran yazar, özgün bir üslup yakalamayı başarmıştır.

Answer

Farklı anlatım tekniklerinin 'kaynaştırılması' ifadesinin yer aldığı seçenek doğru cevaptır. Bu seçenekteki 'kaynaştıran' sözcüğü, kök cümledeki 'eriterek' (sentezleyerek, bütünleştirerek) sözcüğünün bağlamsal anlamını tam olarak karşılamaktadır.
Kök cümledeki 'eriterek' sözcüğü, geleneksel ögeleri modern bir yaklaşımla sentezlemek, kendi içinde bütünleştirip kaynaştırmak anlamında kullanılmıştır. Farklı anlatım tekniklerini ustaca kaynaştıran yazardan bahsedilen seçenekteki 'kaynaştıran' sözcüğü de tam olarak bu sentezleme ve bütünleştirme anlamını karşıladığı için anlamca altı çizili sözcüğün yerini tutabilir.

Step-by-Step Solution

1
Kök cümledeki 'eriterek' sözcüğünün bağlamsal anlamını analiz etmek.
Cümledeki 'eriterek' sözcüğü; geleneksel motifleri kendi potasında eritip modern ögelerle harmanlamak, yani 'kaynaştırıp sentezlemek' anlamında kullanılmıştır.
Sözcüklerin gerçek, yan ve mecaz anlamları bulundukları bağlama göre belirlenir.
2
Seçeneklerde 'kaynaştırmak/sentezlemek' anlamını karşılayan kullanımı aramak.
Doğru seçenekte geçen 'kaynaştıran' sözcüğü, farklı anlatım tekniklerini bir bütün haline getirmeyi ifade ettiği için 'eriterek' sözcüğünün bağlamsal karşılığıdır.
Yakın veya eş anlamlı sözcükler cümle içinde birbirinin yerine kullanılabilir.

Key Concept

Sözcüklerin Cümle İçindeki Bağlamsal Anlamı ve Yakın Anlamlılık İlişkisi
Question 163Question

Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcükleri, cümledeki bağlamlarına göre karşılayabilecekleri en uygun eş veya yakın anlamlı açıklamalarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

dokumak: "Sanatçı, romanında geleneksel anlatı ögeleri ile modern teknikleri adeta bir kilim gibi dokumuş."
yansımak: "Toplumsal değişimin sancıları, bireyin iç dünyasındaki karmaşaya da doğrudan yansıyor."
yakalamak: "Yazar, günlük hayatın sıradanlığı içinde gözden kaçan o insani ayrıntıyı ustaca yakalamış."
kurtarmak: "Eseri sıradanlıktan kurtaran şey, yazarın dil konusundaki bu titiz tutumudur."

Matches

Show answer & explanation

Answer

"dokumak" sözcüğü "özenle ve birbiriyle uyumlu bir biçimde bir araya getirip bütünleştirmek" ile; "yansımak" sözcüğü "belirli bir durumun izlerini taşımak, etkisini göstermek" ile; "yakalamak" sözcüğü "fark edip görünür kılmak, sezerek dile getirmek" ile; "kurtarmak" sözcüğü "bulundu��u olumsuz durumdan çıkarıp daha iyi veya farklı bir düzeye ulaştırmak" ile eşleşmelidir.
Verilen cümlelerdeki altı çizili sözcüklerin bağlamsal anlamları incelendiğinde; roman ögeleri ile tekniklerin bir araya getirilmesini ifade eden 'dokumuş' sözcüğü 'özenle ve birbiriyle uyumlu bir biçimde bir araya getirip bütünleştirmek' açıklamasıyla; toplumsal değişimin birey üzerindeki etkisini ifade eden 'yansıyor' sözcüğü 'belirli bir durumun izlerini taşımak, etkisini göstermek' açıklamasıyla; sıradan ayrıntıların fark edilmesini ifade eden 'yakalamış' sözcüğü 'fark edip görünür kılmak, sezerek dile getirmek' açıklamasıyla; eseri olumsuz bir durum olan sıradanlıktan uzaklaştırmayı ifade eden 'kurtaran' sözcüğü ise 'bulunduğu olumsuz durumdan çıkarıp daha iyi veya farklı bir düzeye ulaştırmak' açıklamasıyla tam olarak örtüşmektedir.

Step-by-Step Solution

1
İlk cümleyi ve altı çizili "dokumak" sözcüğünü bağlam içinde inceleyiniz.
"dokumuş" sözcüğünün geleneksel ögeler ile modern tekniklerin bir araya getirilmesi (bütünleştirilmesi) anlamında kullanıldığı belirlenir.
Sözcüğün temel anlamından sıyrılarak kazandığı mecazi bağlamı saptamak için.
2
İkinci cümleyi ve altı çizili "yansıyor" sözcüğünü bağlam içinde inceleyiniz.
"yansıyor" sözcüğünün toplumsal olayların etkisinin bireyde görülmesi, onun izlerini taşıması anlamında kullanıldığı belirlenir.
Sözcüğün fiziksel yansıma anlamından ziyade soyut anlamdaki etkileşim boyutunu yakalamak için.
3
Üçüncü cümleyi ve altı çizili "yakalamış" sözcüğünü bağlam içinde inceleyiniz.
"yakalamış" sözcüğünün sıradanlıktaki gizli ayrıntıları fark etmek ve ortaya koymak anlamında kullanıldığı belirlenir.
Fark etme ve sezme eyleminin bağlamsal karşılığını tespit etmek için.
4
Dördüncü cümleyi ve altı çizili "kurtaran" sözcüğünü bağlam içinde inceleyiniz.
"kurtaran" sözcüğünün eseri sıradanlık gibi olumsuz bir durumdan çıkarıp daha üst düzeye taşıması anlamında kullanıldığı belirlenir.
Sözcüğün bağlamsal işlevini en uygun açıklamayla ilişkilendirmek için.

Key Concept

Sözcüklerin cümle içindeki bağlamlarına göre kazandıkları yeni, mecaz ve yakın anlamları belirleme.
Estimated Time:2m 0s
Question 164Question

Aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansımadan türemiş bir sözcük, sıfat görevinde kullanılmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Ocakta unutulan çaydanlığın çıkardığı cızırtılı sesler, mutfağı kaplayan buharın ortasında yankılanıyordu.

Answer

Ocakta unutulan çaydanlığın çıkardığı cızırt��lı sesler, mutfağı kaplayan buharın ortasında yankılanıyordu.
Çaydanlığın çıkardığı sesleri nitelemek için kullanılan 'cızırtılı' sözcüğü, doğadaki 'cız' sesinin taklit edilmesiyle oluşmuştur ve 'sesler' ismini niteleyerek sıfat görevini üstlenmiştir.

Step-by-Step Solution

1
Cümlelerdeki yansıma veya yansıma kökenli olabilecek sözcükleri tespit etmek.
Cümlelerde geçen 'ışıl ışıl', 'fısıldıyor', 'patladı', 'cızırtılı' ve 'çıtlattı' sözcükleri incelenmek üzere belirlenir.
Yansıma sözcükler doğadaki seslerin taklit edilmesiyle oluşur; bu kurala uyan veya uyar gibi görünen sözcüklerin belirlenmesi ilk adımdır.
2
Belirlenen sözcüklerin gerçek anlamda ses taklidi özelliğini koruyup korumadığını kontrol etmek.
'ışıl ışıl' görsel olduğu için yansıma değildir. 'patladı' ve 'çıtlattı' sözcükleri mecaz anlam kazandığı için yansıma özelliğini kaybetmiştir. Gerçek ses taklidi içerenler 'fısıldıyor' ve 'cızırtılı' sözcükleridir.
Mecazlaşan veya sadece görme duyusuna hitap eden sözcükler yansıma niteliği taşımaz.
3
Yansıma özelliğini koruyan kelimelerin cümledeki dil bilgisi görevlerini belirlemek.
'fısıldıyor' kelimesi eylem (fiil) görevindedir. 'cızırtılı' kelimesi ise 'sesler' isminin önüne gelerek onu nitelediği için sıfat (ön ad) görevindedir.
Yansımadan türemiş olan sözcüğün sıfat görevinde kullanıldığı doğru seçeneğe ulaşmak hedeflenmektedir.

Key Concept

Yansıma sözcükler, doğadaki seslerin taklit edilmesi esasına dayanır. Cümlede isim, sıfat, zarf veya fiil görevinde kullanılabilirler. Ancak ses taklidine dayanmayan görsel kelimeler ile mecazlaşarak sesle ilişkisini koparan sözcükler yansıma sayılmaz.
Estimated Time:1m 30s
Question 165Question

Doğadaki seslerin taklit edilmesine dayanan yansıma sözcükler, dil bilgisel açıdan isim, sıfat, zarf veya eylem görevinde kullanılabilir. Ancak yansıma kökenli bazı sözcükler mecazlaşarak yansıma özelliğini yitirebileceği gibi ses taklidine dayanmayan görsel nitelikli sözcükler de yansıma olarak değerlendirilemez.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde yansıma özelliğini koruyan bir sözcük eylem (fiil) görevinde kullanılmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Rüzgâr sert estikçe çatının eski kiremitleri büyük bir gürültüyle çatırdıyordu.

Answer

Rüzgâr sert estikçe çatının eski kiremitleri büyük bir gürültüyle çatırdıyordu.
Çatının eski kiremitlerinin çatırdamasını ifade eden sözcük, doğadaki 'çat' sesinin taklit edilmesiyle oluşmuş, yansıma özelliğini koruyan çekimli bir eylemdir.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerde yer alan yansıma ya da yansıma benzeri sözcükleri tespit etmek
Cümlelerde geçen parıl parıl/parıldamaya, çıtlatmaya, patır patır, çatırdıyordu ve hışırtısı sözcükleri belirlenmiştir.
Yansıma özelliği gösteren veya bu özelliğe aday olan sözcükleri analiz edebilmek için ilk olarak yerlerini saptamak gerekir.
2
Tespit edilen sözcüklerin doğadaki sesleri taklit edip etmediğini kontrol etmek
Görsel nitelikli ikileme ve mecazlaşmış ifadeler elenerek gerçek anlamını koruyan ses taklidi sözcükler ayırt edilmiştir.
Görsel ögelerin yansıma sayılamayacağı ve mecazlaşan sözcüklerin yansıma özelliğini kaybettiği kuralını uygulayarak çeldiricileri elemek gerekir.
3
Kalan yansıma sözcüklerin cümledeki dil bilgisel görevlerini belirlemek
Zarf ve isim görevindeki yansıma sözcükler elenip eylem (fiil) görevinde olan yapı seçilmiştir.
Soruda bizden yansıma özelliğini koruyan sözcüğün eylem (fiil) görevinde kullanıldığı seçeneği bulmamız istenmektedir.

Key Concept

Yansıma sözcüklerin ses taklidine dayanması, mecazlaşınca bu özelliği yitirmesi ve cümlede üstlendiği dil bilgisel görevler.
Question 166Question

Aşağıdaki cümlelerde geçen koyu yazılmış sözcükleri, bu cümlelerdeki bağlamsal anlamlarını karşılayan açıklamalarla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Edebiyat tarihi boyunca toplumsal değişimlerle koşut bir seyir izleyen roman sanatı, bireyin yalnızlığını da bu süreçte ele almıştır.
Eleştirmen, eserin zayıf yönlerini nesnel ölçütlerle saptamak yerine yazarın kişiliğine odaklanarak büyük bir hata yapmıştır.
Okur, metni kendi birikimi doğrultusunda yeniden alımlayarak yazarın bile öngörmediği yeni anlam dünyaları inşa edebilir.
Sanatçı, karmaşık imgeler yerine yalın bir dili yeğleyerek geniş halk kitlelerine ula��mayı amaçlamıştır.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Cümlelerdeki sözcüklerin bağlamsal eşleştirmeleri şu şekildedir: 'koşut' sözcüğü 'Benzer veya aynı doğrultuda olan, paralel giden bir gelişim göstermek' ile; 'saptamak' sözcüğü 'Bir nesne, olay ya da durumun niteliklerini belirgin kılmak, tespit etmek' ile; 'alımlamak' sözcüğü 'Bir sanat eserini veya iletiyi algılamak, yorumlayıp zihinde anlamlandırmak' ile; 'yeğlemek' sözcüğü 'Bir şeyi diğerine göre daha üstün tutup seçmek, tercih etmek' açıklaması ile eşleşmektedir.
Kelimelerin cümle içindeki bağlamsal anlamları incelendiğinde 'koşut' sözcüğünün 'benzer/paralel giden', 'saptamak' sözcüğünün 'tespit etmek/belirlemek', 'alımlamak' sözcüğünün 'algılayıp anlamlandırmak' ve 'yeğlemek' sözcüğünün ise 'tercih etmek' anlamlarına geldiği görülür. Bu durum, kelimelerin bağlamsal eş/yakın anlamlarıyla tam olarak uyuşmasını sağlar.

Step-by-Step Solution

1
İlk cümledeki 'koşut' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirleme.
'koşut' sözcüğü, roman sanatının toplumsal değişimlerle benzer, paralel giden bir seyir izlediğini belirtmekte ve bu doğrultuda 'benzer veya aynı doğrultuda olan' tanımıyla eşleşmektedir.
Bağlamsal eş anlamı tespit etmek.
2
İkinci cümledeki 'saptamak' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirleme.
'saptamak' sözcüğü, eleştirmenin eserin zayıf yönlerini belirlemesi, yani 'tespit etmesi/belirgin kılması' anlamıyla eşleşmektedir.
Sözcüğün cümledeki işlevini ve en yakın anlamını bulmak.
3
Üçüncü cümledeki 'alımlayarak' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirleme.
'alımlayarak' sözcüğü, okurun metni algılaması, yorumlaması ve zihinde anlamlandırması sürecini ifade ettiğinden ilgili tanım ile eşleşir.
Edebi bir terim olan alımlamanın bağlamsal karşılığını ortaya koymak.
4
Dördüncü cümledeki 'yeğleyerek' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirleme.
'yeğleyerek' sözcüğü, sanatçının karmaşık imgeler yerine yalın dili tercih etmesini, yani 'bir şeyi diğerine göre daha üstün tutup seçmesini' ifade ettiği için bu tanım ile eşleşir.
Cümledeki tercihi gösteren kelimenin eş anlamlısını bulmak.

Key Concept

Sözcüklerin cümle içindeki bağlamlarına göre kazandıkları eş ve yakın anlamların belirlenmesi.
Estimated Time:2m 0s
Question 167Question

Edebiyat dünyasına adım attığı ilk yıllarda daha coşkulu bir anlatımı benimseyen yazarın, son eserinde tercih ettiği bu soluk üslup; aslında hayata karşı geliştirdiği o ağırbaşlı ve kabullenici tavrın estetik bir yansımasıdır.

Bu cümledeki koyu yazılmış sözcüğün yerine, bağlam dikkate alındığında aşağıdaki sözcüklerden hangisi getirilmelidir?

Show answer & explanation

Answer: sönük

Answer

sönük
Cümlede geçen 'soluk' sözcüğü, yazarın ilk yıllarındaki 'coşkulu' anlatımının zıttı olarak, pırıltısı, heyecanı ve etkisi azalmış bir üslubu tanımlamak amacıyla kullanılmıştır. Bu bağlamı en iyi karşılayan sözcük 'sönük' ifadesidir.

Step-by-Step Solution

1
Cümledeki anahtar ipuçlarını saptama
Cümlede yazarın ilk yıllarındaki 'coşkulu' anlatımı ile son eserindeki 'soluk' üslubu arasında bir karşıtlık kurulduğu belirlenmiştir.
Bağlamı doğru analiz etmek, sözcüğün kazandığı yeni mecaz anlamı yakalamayı sağlar.
2
Koyu yazılı sözcüğün bağlamsal anlamını tanımlama
'Soluk' sözcüğü burada somut anlamından (renksiz) sıyrılarak edebi anlatımın heyecandan, pırıltıdan uzak ve cansız olması anlamında kullanılmıştır.
Mecaz anlamlar sözcüğün temel anlamından farklılaşarak bağlama göre şekillenir.
3
Seçenekleri karşılaştırarak doğru eş anlamlıyı bulma
'Sönük' sözcüğü 'canlılığı veya etkisi azalmış olan' anlamıyla bu bağlamdaki 'soluk' kelimesini tam olarak karşılar.
Seçenekler arasından cümleye konulduğunda anlam daralması yaratmayacak en uygun sözcük seçilir.

Key Concept

Sözcüklerin Cümle İçindeki Bağlamsal Anlamı
Estimated Time:1m 30s
Question 168Question

Aşağıdaki cümlelerde geçen altı çizili sözcüklerin bağlamsal anlamları karşılarında karışık olarak verilmiştir:

I. Yazar, klasik anlatım tekniklerini günümüzün duyarlılıklarıyla yoğurarak kendine has bir çizgi yakalamış.
II. Gündelik yaşamın sıradan ayrıntılarını büyük bir ustalıkla işleyen öykücü, okuru sıradanlığın estetiğiyle buluşturuyor.
III. Bilimsel araştırmaların sonuçları, çevre kirliliğinin boyutlarının tahmin edilenin çok üzerinde olduğunu belgeliyor.
IV. Kendi kabuğuna çekilen şair, dış dünyanın gürültüsünden kaçınarak sessizliğin sesini dinlemeyi tercih etmiştir.

Buna göre, sol sütundaki sözcükleri sağ sütundaki uygun açıklamalarla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

yoğurarak (I. cümle)
işleyen (II. cümle)
belgeliyor (III. cümle)
kaçınarak (IV. cümle)

Matches

Show answer & explanation

Answer

yoğurarak - Farklı ögeleri bir araya getirip karıştırarak yeni bir biçim veren, kaynaştıran; işleyen - Bir konuyu veya temayı ele alıp derinlemesine inceleyerek geliştiren; belgeliyor - Bir durumun doğruluğunu veya varlığını belgelerle, kanıtlarla ortaya koyan; kaçınarak - Herhangi bir şeyden veya durumdan uzak duran, sakınan
Verilen cümlelerdeki altı çizili sözcükler bağlamlarına göre incelendiğinde; 'yoğurarak' ifadesi iki farklı niteliği birleştirip kaynaştırma, 'işleyen' ifadesi bir konuyu ele alıp geliştirme, 'belgeliyor' ifadesi durumu kanıtlarla ortaya koyma, 'kaçınarak' ifadesi ise bir durumdan sakınıp uzak durma anlamında kullanılmıştır. Bu doğrultuda yapılan eşleştirmeler tamamen tutarlıdır.

Step-by-Step Solution

1
Birinci cümledeki 'yoğurarak' sözcüğünün bağlamını incelemek.
Sözcüğün klasik tekniklerle günümüz duyarlılıklarını bir araya getirme, harmanlama ve kaynaştırma anlamı taşıdığı belirlenir.
Soyut ögelerin bir arada eritilip yeni bir biçim oluşturulması eyleminin doğru karşılığını saptamak.
2
İkinci cümledeki 'işleyen' sözcüğünün bağlamını incelemek.
Sözcüğün gündelik ayrıntıları ele alıp derinlemesine işleyerek geliştirme anlamında kullanıldığı saptanır.
Sanatçının konuyu ele alma ve üsluba dönüştürme sürecini niteleyen kavramı bulmak.
3
Üçüncü cümledeki 'belgeliyor' sözcüğünün bağlamını incelemek.
Araştırma sonuçlarının durumun doğruluğunu kanıtlarla ortaya koyması anlamında kullanıldığı belirlenir.
Bilimsel veriler aracılığıyla yapılan ispat eyleminin karşılığını tespit etmek.
4
Dördüncü cümledeki 'kaçınarak' sözcüğünün bağlamını incelemek.
Şairin dış dünyadan uzak durma, sakınma yönelimini ifade ettiği saptanır.
Sanatçının iç dünyasına çekilme eylemiyle örtüşen sakınma durumunu doğrulamak.

Key Concept

Sözcüklerin cümle içindeki kullanım bağlamlarına göre kazandıkları eş ve yakın anlam karşılıklarını saptamak.
Question 169Question

Felsefi metinler, çağının toplumsal değerlerine ve kültürel birikimine yaslanarak inşa edilse de her zaman geleceğe yönelik evrensel bir pencere aralamayı hedefler.

Bu cümledeki koyu yazılmış sözcüğün anlamca yerini tutabilecek bir kullanım aşağıdakilerin hangisinde vardır?

Show answer & explanation

Answer: Modern mimari projeler, kentin tarihî dokusuna dayanarak geliştirildiğinde geçmiş ile gelecek arasında estetik bir bağ kurabilmektedir.

Answer

Modern mimari projelerin kentin tarihî dokusuna 'dayanarak' geliştirilmesinden bahseden cümle
Öncüldeki cümlede geçen 'yaslanarak' sözcüğü, felsefi metinlerin kültürel birikimi temel alması, ondan güç ve destek alması anlamında mecazi olarak kullanılmıştır. Modern mimari projelerin kentin tarihî dokusuna 'dayanarak' geliştirilmesinden bahseden cümlede geçen 'dayanarak' sözcüğü de tam olarak bu mecazi anlamı karşılamakta, bir oluşumun temelini oluşturma işlevini üstlenmektedir. Bu nedenle iki sözcük birbirinin yerine kullanılabilir.

Step-by-Step Solution

1
Öncüldeki cümlede geçen 'yaslanarak' sözcüğünün bağlamsal anlamını belirlemek.
Cümledeki 'yaslanarak' sözcüğü, felsefi metinlerin kültürel birikimi temel alması, ona dayanması, ondan destek ve güç alması anlamında mecazi olarak kullanılmıştır.
Sözcüğün bağlamsal anlamını doğru saptamak, seçeneklerdeki eş veya yakın anlamlısını bulmanın temel adımıdır.
2
Seçeneklerdeki benzer kullanımları ve çeldiricileri incelemek.
Seçeneklerde fiziksel yaslanma eylemi (başını koltuğa yaslamak), yas tutma durumu (derin yas) ve güvenme/sığınma gibi yakın veya sesteş kavramlar elenir; 'dayanarak' sözcüğünün temel almak anlamında kullanıldığı cümle belirlenir.
Çeldiricilerin bağlamsal farklarını ortaya koyarak doğru seçeneğe ulaşmak.
3
Doğru yanıtı teyit etmek.
Kentin tarihî dokusuna 'dayanarak' geliştirilen projeler ifadesindeki 'dayanarak' sözcüğü, 'yaslanarak' ile tam bir anlamdaşlık kurmaktadır.
Her iki kelimenin de soyut bir temele basma, ondan destek alma anlamını karşıladığını doğrulamak.

Key Concept

Sözcüklerin Cümle İçindeki Bağlamsal Anlamı ve Yakın Anlamlılık
Estimated Time:1m 30s
Question 170Question

Sol sütundaki cümlelerde geçen bazı sözcükler kalın harflerle yazılmıştır. Bu sözcüklerin cümle içinde kazandıkları anlam özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, sağ sütundaki karşıt anlamlılarıyla doğru eşleşmesi nasıl olmalıdır?

Click a left item, then click its matching right item

Items

Eserlerinde tercih ettiği kuru anlatım, okuyucunun hayal gücünü sınırlıyor.
Büyüklerine karşı gösterdiği bu ince davranışlar, onun ne kadar iyi eğitildiğini kanıtlıyordu.
Küçük çocuğun tatlı uykusunu bölmemek için odada çıt çıkarmamaya özen gösterdiler.
Bu kadar keskin kurallarla yönetilen bir yerde yaratıcılık beklenemez.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Sol sütundaki 'kuru' sözcüğü sağ sütundaki 'süslü' ile, 'ince' sözcüğü 'kaba' ile, 'tatlı' sözcüğü 'huzursuz' ile, 'keskin' sözcüğü ise 'esnek' ile eşleşir. Sağ sütundaki 'yaş' sözcüğü ise boşta kalır.
Doğru eşleşmeler, sözcüklerin cümle içindeki bağlamsal ve mecaz anlamları göz önünde bulundurularak yapılmıştır: kuru (süssüz) - süslü, ince (nazik) - kaba, tatlı (huzurlu) - huzursuz, keskin (katı) - esnek.

Step-by-Step Solution

1
Sol sütundaki cümlelerde kalın yazılmış sözcüklerin kazandığı anlamları tespit etmek.
'Kuru' sözcüğü süssüz; 'ince' sözcüğü nazik; 'tatlı' sözcüğü huzurlu; 'keskin' sözcüğü ise katı anlamında mecaz olarak kullanılmıştır.
Zıt anlamlılık ilişkisi kurulurken sözcüklerin cümledeki bağlamsal ve mecaz anlamları dikkate alınmalıdır.
2
Mecaz anlamları belirlenen bu sözcüklerin karşıt anlamlılarını sağ sütundan seçmek.
'Kuru'nun karşıtı 'süslü', 'ince'nin karşıtı 'kaba', 'tatlı'nın karşıtı 'huzursuz' ve 'keskin'in karşıtı 'esnek' olarak bulunur.
Sözcüklerin mecaz anlamlarına göre karşıt anlamlı eşlerini belirlemek gerekir.
3
Çeldirici olarak verilen ve eşleşmeyen sözcüğü kontrol etmek.
'Yaş' sözcüğü, 'kuru' sözcüğünün gerçek anlamdaki karşıtı olduğu için bu bağlamda eşleşmez ve dışarıda kalır.
Gerçek anlam zıtlığı sunan çeldiricinin elenmesini sağlamak.

Key Concept

Karşıt (Zıt) Anlamlı Sözcükler
Question 171Question

Bir sözcüğün karşıt anlamlısı belirlenirken o sözcüğün cümle içinde üstlendiği anlam göz önünde bulundurulmalıdır.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde geçen "kör" sözcüğünün karşıt anlamlısı "keskin" sözcüğüdür?

Show answer & explanation

Answer: Kutuları açmak için kullandığı kör makas kartonu kesmek yerine yırtıyordu.

Answer

Kutuları açmak için kullandığı kör makas kartonu kesmek yerine yırtıyordu.
Kutuları açmak için kullanılan makasın anlatıldığı cümlede geçen 'kör' sözcüğü 'keskinliği kalmamış olan' anlamındadır. Bu bağlamda 'kör' sözcüğünün karşıt anlamlısı 'keskin' sözcüğüdür.

Step-by-Step Solution

1
Cümlelerde geçen 'kör' sözcüklerinin anlamlarını belirleme
İlk cümlede 'görüş alanı dışı', ikincide 'mantıksız/aşırı', üçüncüde 'keskinliği kalmamış/kesmeyen', dördüncüde 'görme yetisi olmayan', beşincide ise 'kurumuş/kullanılmayan' anlamında kullanılmıştır.
Sözcüklerin karşıt anlamını bulabilmek için öncelikle cümle içindeki bağlamsal anlamlarını saptamak gerekir.
2
Belirlenen anlamların karşıtlarını değerlendirme
Keskinliği kalmamış olan nesneler için karşıt anlamlı sözcük 'keskin'dir. Diğer anlamlar için karşıtlar sırasıyla 'açık', 'makul', 'gören' ve 'aktif/sulu' gibi sözcüklerdir.
Her anlamın kendine özgü bir karşıt anlamlısı olacağını saptamak doğru cevaba ulaşmayı sağlar.

Key Concept

Sözcüklerin karşıt anlamlılık ilişkisinin cümledeki bağlama ve kazandığı anlama göre değişmesi
Question 172Question

Aşağıdaki cümlelerde koyu harflerle belirtilen sözcüklerin cümledeki anlamlarını dikkate alarak sağ sütundaki karşıt (zıt) anlamlılarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Sahnede sergilenen oyunun kuru anlatımı izleyicilerin salondan erken ayrılmasına neden oldu.
Hayata karşı her zaman soğuk bir tavır takınan adamın bu neşeli hâli herkesi şaşırttı.
Gideceğimiz köyün buraya oldukça uzak olduğunu bilseydik yola çok daha erken çıkardık.
Son yaşadığı olaylardan sonra nihayet temiz bir sayfa açarak yeni bir işe girişti.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Cümlelerde geçen kuru, soğuk, uzak ve temiz kelimeleri sırasıyla süslü, sıcak, yakın ve kirli sözcükleriyle eşleşir. Yaş sözcüğü ise kuru sözcüğünün cümledeki mecazi anlamına uymadığı için açıkta kalır.
Doğru eşleştirmede her sözcüğün cümle içindeki anlamına uygun karşıt anlamlısı bulunmuştur. Anlatımın sadeliğini/süssüzlüğünü ifade eden "kuru" sözcüğünün karşıtı "süslü"; mesafeli davranışı ifade eden "soğuk" sözcüğünün karşıtı samimiyeti ifade eden "sıcak"; fiziksel uzaklığı belirten "uzak" sözcüğünün karşıtı "yakın"; şaibesiz bir başlangıcı niteleyen "temiz" sözcüğünün karşıtı ise "kirli"dir. "Yaş" sözcüğü ise "kuru" sözcüğünün sadece gerçek anlamdaki karşıtı olduğu ve cümlede mecaz anlam kullanıldığı için eşleşme dışında kalır.

Step-by-Step Solution

1
Cümlelerdeki koyu yazılmış sözcüklerin bağlamsal anlamlarını belirleme
"Kuru" sözcüğü anlatım için mecazen "yalın, sade"; "soğuk" sözcüğü tavır için mecazen "mesafeli"; "uzak" sözcüğü konum için gerçek anlamında; "temiz" sözcüğü ise başlangıç/durum için mecazen "şaibesiz, lekesiz" anlamındadır.
Zıt anlam ilişkisi sözcüklerin sözlükteki ilk anlamlarına göre değil, cümle içindeki anlam özelliklerine göre kurulmalıdır.
2
Belirlenen anlamların karşıtlarını seçenekler arasından bulma
"Kuru" (yalın) üslubun zıttı "süslü"; "soğuk" (mesafeli) tavrın zıttı "sıcak"; "uzak" (mesafeli) konumun zıttı "yakın"; "temiz" (şaibesiz) sayfanın zıttı "kirli" olarak tespit edilir.
Mecaz anlamda kullanılan sözcüklerin karşıtları da mecaz anlam dünyasına uygun şekilde seçilmelidir.
3
Çeldirici sözcüklerin elenmesi
"Yaş" sözcüğü, "kuru" sözcüğünün gerçek anlamdaki zıttı olsa da bu cümledeki mecaz kullanımın zıttı olamayacağı için açıkta kalır.
Bağlamsal zıtlık ilkesi gereği gerçek anlamlı zıt eşleşmeler mecaz anlamlı kullanımlara uygulanamaz.

Key Concept

Sözcüklerin zıt anlamlılığı belirlenirken sözlük anlamları yerine cümle içinde kazandıkları gerçek veya mecaz anlam özellikleri temel alınmalıdır.
Question 173Question

Sözcüklerin karşıt (zıt) anlamlı olabilmesi için her ikisinin de cümle içinde aynı anlam boyutunda (gerçek veya mecaz) bulunması gerekir. Biri gerçek, diğeri mecaz anlamda kullanılan sözcükler arasında karşıtlık ilişkisi kurulamaz.

Buna göre, aşağıdaki cümlelerin hangisinde karşıt anlamlı sözcükler bir arada kullanılmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Onun bu soğuk ve ilgisiz tavırlarına karşın, çalışma arkadaşlarının sıcak ve samimi yaklaşımları işe alışmasını kolaylaştırdı.

Answer

Onun bu soğuk ve ilgisiz tavırlarına karşın, çalışma arkadaşlarının sıcak ve samimi yaklaşımları işe alışmasını kolaylaştırdı.
Doğru seçenekte geçen 'soğuk ve ilgisiz tavırlar' ifadesindeki 'soğuk' sözcüğü ile 'sıcak ve samimi yaklaşımlar' ifadesindeki 'sıcak' sözcüğü mecaz anlamda kullanılmıştır. Her iki sözcük de aynı anlam boyutunda karşıtlık oluşturduğu için zıt anlamlılık ilişkisi doğru şekilde kurulmuştur.

Step-by-Step Solution

1
Seçeneklerdeki karşıtlık oluşturabilecek sözcük çiftlerini (soğuk-sıcak, karanlık-aydınlık, geniş-dar, derin-sığ) belirlemek.
Bütün seçeneklerde ilk bakışta zıt anlamlı gibi görünen sözcük çiftleri yer almaktadır.
Zıt anlamlılığın kurulabilmesi için sözcüklerin cümledeki anlam özelliklerinin incelenmesi gerekir.
2
Sözcüklerin cümle içindeki anlamlarını (gerçek mi mecaz mı) analiz etmek.
Seçeneklerin dördünde sözcüklerden biri mecaz, diğeri gerçek anlamda kullanılmıştır. Yalnızca bir seçenekte her iki sözcük de mecaz anlamda kullanılmıştır.
Zıt anlamlılığın gerçekleşmesi için iki sözcüğün de aynı anlam boyutunda (gerçek-gerçek veya mecaz-mecaz) yer alması şarttır.
3
Hem 'soğuk' hem de 'sıcak' sözcüklerinin mecaz anlamda kullanılarak karşıtlık kurduğu seçeneği tespit etmek.
'soğuk ve ilgisiz tavır' ifadesindeki 'soğuk' ile 'sıcak ve samimi yaklaşım' ifadesindeki 'sıcak' sözcüklerinin her ikisi de mecaz anlamda kullanılarak karşıtlık ilişkisi kurmuştur.
Bu durum, iki sözcüğün de aynı anlam dünyasında karşıtlık oluşturmasını sağlayarak zıt anlamlılığı geçerli kılar.

Key Concept

Sözcüklerin karşıt (zıt) anlamlı olabilmesi için her ikisinin de cümle içinde aynı anlam boyutunda (gerçek-gerçek ya da mecaz-mecaz) bulunması gerekir.
Estimated Time:2m 0s
Question 174Question

Aşağıda verilen cümlelerdeki kalın yazılmı�� sözcükleri, cümle içinde kazandıkları anlamları göz önünde bulundurarak sağ sütundaki karşıt (zıt) anlamlılarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Sanatçı, törende kendisini tebrik etmeye gelen konukları son derece soğuk bir tavırla karşıladı.
Son günlerde zihnini meşgul eden ve karar vermesini zorlaştıran o bulanık düşüncelerden nihayet sıyrıldı.
Görüşme sırasında takındığı bu kaba davranışların, profesyonel bir yöneticiye yakışmadığını hepimiz biliyorduk.
Yeni yazarımız, törende heyecandan uzak ve son derece kuru bir teşekkür konuşması yapmakla yetindi.

Matches

Show answer & explanation

Answer

Kalın yazılmış sözcüklerin karşıt anlamlıları sırasıyla şu şekildedir: 'soğuk' sözcüğünün karşıtı 'içten', 'bulanık' sözcüğünün karşıtı 'net', 'kaba' sözcüğünün karşıtı 'nazik', 'kuru' sözcüğünün karşıtı ise 'coşkulu'dur. 'Yaş' sözcüğü ise eşleşmeden kalmaktadır.
Eşleştirmelerin tamamı sözcüklerin cümledeki bağlamsal anlamları (soğuk-içten, bulanık-net, kaba-nazik, kuru-coşkulu) dikkate alınarak yapılmıştır. Bu doğrultuda her sözcük kendi zıt anlamlısıyla doğru biçimde eşleşmiştir.

Step-by-Step Solution

1
İlk cümledeki 'soğuk' sözcüğünün bağlamını incelemek.
Sözcüğün fiziksel ısıyı değil, mecaz anlamda 'mesafeli, samimiyetsiz' bir tavrı ifade ettiği belirlenir. Bu bağlamda karşıtı 'içten' (samimi) sözcüğüdür.
Zıt anlamlılık ilişkisinin bağlamsal anlam üzerinden kurulması gerekir.
2
İkinci cümledeki 'bulanık' sözcüğünün bağlamını incelemek.
Sözcüğün 'net olmayan, belirsiz, karışık' anlamında kullanıldığı tespit edilir. Bu mecaz anlamın karşıtı 'net' sözcüğüdür.
Gerçek anlamdaki 'bulanık su' ifadesinin zıttı 'berrak' olsa da zihinsel durumlar için 'net' daha uygun bir karşıttır.
3
Üçüncü cümledeki 'kaba' sözcüğünün bağlamını incelemek.
Sözcüğün davranış biçimi olarak 'görgüsüzce, nezaketsiz' anlamında kullanıldığı belirlenir. Bu anlamın karşıtı 'nazik' (kibar) sözcüğüdür.
Davranışlardaki kırıcılığın zıttı nezakettir.
4
Dördüncü cümledeki 'kuru' sözcüğünün bağlamını incelemek.
Sözcüğün konuşma için 'duygusuz, yavan, heyecansız' anlamında kullanıldığı tespit edilir. Bu anlamın karşıtı 'coşkulu' sözcüğüdür.
Konuşmanın niteliğindeki sönüklüğün zıttı coşkudur. 'Yaş' sözcüğü ise 'kuru' sözcüğünün sadece gerçek (ıslaklık karşıtı) anlamının zıttı olduğundan, bu bağlamda distraktördür ve boşta kalır.

Key Concept

Sözcüklerin karşıt (zıt) anlamlıları belirlenirken sözcüğün sözlükteki ilk anlamı değil, cümle içinde kazandığı bağlamsal ve mecazi anlamı esas alınmalıdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 175Question

Kendisine yöneltilen tüm haksız eleştirilere rağmen, sanatçı her zaman ince bir tavır takınarak olgunluğunu ortaya koymuştur.

Bu cümledeki altı çizili sözcüğün karşıt anlamlısı aşağıdakilerin hangisinde kullanılmıştır?

Show answer & explanation

Answer: Toplantı sırasında meslektaşının fikirlerine karşı sergilediği kaba yaklaşım, odadaki herkesi rahatsız etti.

Answer

Toplantı sırasında meslektaşının fikirlerine karşı sergilediği kaba yaklaşım, odadaki herkesi rahatsız etti.
Cümlede geçen 'ince' sözcüğü 'kibar, nazik, zarif' anlamında, mecazi bir nitelik taşıyacak şekilde kullanılmıştır. Bu anlamın karşıtı (zıt anlamlısı) ise 'kaba, nezaketsiz' sözcüğüdür. 'Toplantı sırasında meslektaşının fikirlerine karşı sergilediği kaba yaklaşım, odadaki herkesi rahatsız etti.' cümlesinde geçen 'kaba' sözcüğü 'ince'nin bu cümledeki karşıtı olarak kullanılmıştır.

Step-by-Step Solution

1
Cümledeki altı çizili sözcüğün bağlamsal anlamını belirleme
'İnce' sözcüğünün bu cümledeki anlamı 'kibar, nazik, zarif' olarak tespit edilmiştir.
Sözcüğün karşıt anlamını bulabilmek için öncelikle cümle içinde kazandığı mecaz veya gerçek anlamı belirlemek gerekir.
2
Belirlenen anlama göre karşıt anlamlı sözcüğü tespit etme
'Kibar, nazik' anlamının karşıtı olan kavramın 'kaba, nezaketsiz' olduğu belirlenmiştir.
Cümledeki bağlama göre 'ince' sözcünün zıt anlamlısı fiziksel bir boyut bildiren 'kalın' değil, davranışsal bir nitelik bildiren 'kaba' sözcüğüdür.
3
Seçeneklerde bu zıt anlamlı sözcüğü arama ve doğru seçeneği belirleme
Seçeneklerde geçen 'kaba' sözcüğünün 'nezaketsiz, kırıcı' anlamıyla kullanıldığı cümle doğru cevap olarak belirlenmiştir.
Doğru seçenek olan cümlede geçen 'kaba' sözcüğü, 'ince' (kibar) sözcüğünün tam karşıtını karşılamaktadır.

Key Concept

Karşıt (zıt) anlamlı sözcüklerin belirlenmesinde sözcüklerin cümle içinde kazandıkları bağlamsal anlamlar esas alınmalıdır. Bir sözcüğün gerçek anlamdaki karşıtı ile mecaz anlamdaki karşıtı farklıdır.
Estimated Time:1m 30s
Question 176Question

Aşağıdaki cümlelerde geçen koyu yazılmış sözcükleri, cümledeki anlamlarını dikkate alarak sağ sütundaki karşıt (zıt) anlamlılarıyla eşleştiriniz.

Click a left item, then click its matching right item

Items

Yönetimin aldığı gevşek tedbirler, asayişin bozulmasına neden oldu.
Toplantıda oldukça soğuk bir tavırla karşılanmamız bizi şaşırttı.
Yazarın son kitabında son derece ağır bir üslup kullanması okuru yoruyor.
Bu kadar sığ düşüncelerle topluma yön vermeye çalışması kabul edilemez.

Matches

Show answer & explanation

Answer

'gevşek' sözcüğü 'sıkı' ile, 'soğuk' sözcüğü 'sıcak' ile, 'ağır' sözcüğü ise 'yalın' ile eşleşir; 'sığ' sözcüğünün karşıt�� olan 'derin' ve 'ağır'ın temel anlamdaki karşıtı olan 'hafif' sözcükleri açıkta kalır.
Cümlelerde geçen sözcükler bağlamsal olarak incelendiğinde; 'gevşek tedbirler' ifadesindeki 'gevşek' sözcüğünün zıttı 'sıkı'; 'soğuk tavır' ifadesindeki 'soğuk' sözcüğünün zıttı 'sıcak'; 'ağır üslup' ifadesindeki 'ağır' sözcüğünün zıttı ise 'yalın' olur.

Step-by-Step Solution

1
Cümlelerde geçen hedef sözcüklerin bağlamsal anlamlarının belirlenmesi
'gevşek' yetersiz/disiplinsiz, 'soğuk' ilgisiz/mesafeli, 'ağır' süslü/anlaşılması zor, 'sığ' ise derinliği olmayan anlamında kullanılmıştır.
Sözcüklerin zıt anlamlılarını bulmak için öncelikle cümle içindeki anlamlarını doğru saptamak gerekir.
2
Sözcüklerin bağlamsal anlamlarına uygun zıt anlamlılarının belirlenmesi ve eşleştirilmesi
'gevşek tedbir' ifadesinin karşıtı 'sıkı tedbir' (sağda mevcuttur), 'soğuk tavır' ifadesinin karşıtı 'sıcak tavır' (sağda mevcuttur), 'ağır üslup' ifadesinin karşıtı ise 'yalın üslup' (sağda mevcuttur) olur.
Her sözcüğün karşıt anlamı, kullanıldığı cümlenin bağlamına uygun olmalıdır.
3
Açıkta kalan ve çeldirici olan sözcüklerin tespiti
'sığ' (yüzeysel) sözcüğünün zıt anlamlısı olan 'derin' sözcüğü sağ sütunda yer almadığı için bu sözcük eşleşmez. Sağ sütundaki 'hafif' sözcüğü ise 'ağır' sözcüğünün temel/gerçek anlamdaki zıttı olsa da bu cümledeki mecaz anlamıyla eşleşemeyeceğinden çeldirici olarak açıkta kalır.
Sözcüklerin temel anlamdaki zıtları, mecaz anlamda kullanıldıklarında zıtlık ilişkisi kuramaz.

Key Concept

Sözcüklerin karşıt (zıt) anlamlılığının cümle içindeki bağlama göre belirlenmesi
PreviousPage 9 / 9
Sözcükte Anlam Practice Questions — YKS TYT (Temel Yeterlilik Testi) — Page 9 | Examkin