Paragraf
590 soru
I. Bal arıları, buldukları zengin yiyecek kaynaklarının yerini kovan arkadaşlarına bildirmek için "arı dansı" adı verilen özel bir hareket serisi sergilerler.
II. Eğer yiyecek kaynağı kovana yakınsa arı, kendi ekseni etrafında hızlıca dönerek "daire dansı" yapar.
III. Bu sallantılı hareketlerin açısı ve süresi, yiyeceğin kovana olan tam uzaklığını ve yönünü gösterir.
IV. Mesafe daha uzak olduğunda ise arı, sekiz çizerek vücudunu sağa sola salladığı "sallantı dansı"na başvurur.
V. Böylece kovandaki diğer işçi arılar, dansın türüne ve şekline göre besinin ne kadar uzakta olduğunu hatasız bir şekilde öğrenir.
Bu parçadaki anlam bütünlüğünün sağlanması için numaralanmış cümlelerden hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerekir?
Sosyolog Arlie Hochschild tarafından kavramsallaştırılan "duygusal emek", bireyin ücret karşılığında, çalıştığı kurumun beklentilerine uygun olarak duygularını yönetmesi, bastırması veya yeniden şekillendirmesi sürecini ifade eder. Özellikle hizmet sektöründe belirginleşen bu emek biçimi, çalışanların yalnızca fiziksel ve zihinsel değil, aynı zamanda hissi bir performans sergilemesini de zorunlu kılar. Birey, içsel hisleri ile iş tanımının gerektirdiği dışsal ifadeler arasındaki uçurumu kapatmaya çalışırken "yüzeysel rol yapma" veya "derin rol yapma" tekniklerine başvurur. Yüzeysel rol yapmada çalışan, hissetmediği bir duyguyu sadece mimik ve davranışlarla taklit ederken; derin rol yapmada kendi iç dünyasını gerçekten o duyguya inandırmaya çalışır. Ancak bu sürekli uyum çabası, zamanla bireyin kendi gerçek hislerine yabancılaşmasına ve tükenmişlik sendromu yaşamasına yol açabilir.
Bu parçaya göre "duygusal emek" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Edebi çeviride yabancılaştırma stratejisi, kaynak metnin kültürel ve dilsel ötekiliğini koruyarak hedef okuru yazarın dünyasına çekmeyi amaçlar. Bu yöntem, çevirmenin erek dilin kalıplarına teslim olmasını engelleyerek dile yeni ifade olanaklar�� kazandırır. Ancak bu yaklaşım, okur açısından yüksek bir zihinsel çaba gerektirdiğinden metnin alımlanmasını zorlaştırabilir. Yerlileştirme ise hedef kültürün yerleşik normlarını temel alarak okura pürüzsüz ve tanıdık bir okuma deneyimi sunar. Çeviri eylemindeki bu iki kutuplu tercih, yalnızca teknik bir dil aktarımı değil; hedef dilin estetik sınırlarının ve okurun kültürel ötekiyle kurduğu ilişkinin niteliğini belirleyen temel bir parametredir.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
Doğa, milyonlarca yıllık evrimsel süreç boyunca karşılaştığı sorunlara en verimli çözümleri üretmiştir. İnsanoğlu da son yıllarda mühendislik ve mimari alanlarında karşılaştığı karmaşık problemleri aşmak için doğanın bu eşsiz tasarımlarını taklit etme yoluna gitmektedir. Biyomimikri adı verilen bu yaklaşım, sadece biçimsel bir benzerlik kurmakla kalmaz; aynı zamanda doğadaki işleyiş prensiplerini de teknolojiye uyarlar. ----. Örneğin, hızlı trenlerin burun tasarımlarında yalıçapkını kuşunun gagasından esinlenilmesi, trenin tünele girerken oluşturduğu gürültüyü azaltmış ve enerji verimliliğini artırmıştır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Sağlıklı bir yaşam sürdürmek isteyenler için fiziksel aktivite büyük önem taşır. Bu aktivitelerin en kolayı ve en yaygını ise düzenli yürüyüş yapmaktır. Her gün yapılan kısa süreli yürüyüşler, kalp sağlığını korumaya yardımcı olurken aynı zamanda stresi de azaltır. ----. Bu nedenle, günlük rutinimize küçük yürüyüşler eklemek, hem beden hem de ruh sağlığımız için atılacak en güzel adımdır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.
Sosyal psikolojinin en temel kuramlarından biri olan bilişsel uyumsuzluk, bireyin sahip olduğu inançlar, değerler veya tutumlar ile sergilediği davranışlar arasında bir tutarsızlık meydana geldiğinde hissettiği zihinsel rahatsızlık durumunu ifade eder. Leon Festinger tarafından 1957 yılında ortaya atılan bu teoriye göre insanlar, içsel bir tutarlılık arayışı içindedirler. Zira zihinde çelişen iki bilginin veya bir düşünce ile bir eylemin eş zamanlı bulunması, kişide yoğun bir psikolojik gerilim ve huzursuzluk yaratır. Birey, bu gerilimi azaltmak veya ortadan kaldırmak için bilinçli ya da bilinçsiz bir çaba içerisine girer. Bu süreçte genellikle üç farklı stratejiye başvurulur: Mevcut inanç veya davranışı değiştirmek, çelişkiyi hafifletecek yeni bilgiler edinerek durumu rasyonalize etmek ya da mevcut inancını destekleyen kanıtları abartıp aykırı olanları görmezden gelmek. Örneğin, sigara içmenin sağlığa zararlı olduğunu bilen bir kişinin sigara içmeye devam etmesi klasik bir uyumsuzluk örneğidir. Bu kişi ya sigarayı bırakır ya da 'stresi azalttığı için aslında faydalı' diyerek zihinsel dengesini yeniden kurmaya çalışır. Kuram, bireyin kendi kararlarını savunma ve haklı çıkarma eğiliminin, nesnel gerçekleri çarpıtacak kadar güçlü olabileceğini ortaya koyar. Bu durum, insan rasyonelliğinin sınırlarını ve zihnimizin tutarlılık uğruna gerçeği nasıl bükebileceğini göstermesi açısından son derece önemlidir.
Bu parçadan hareketle 'bilişsel uyumsuzluk' ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Catherine Malabou’nun felsefi düşüncesinde merkezî bir yer tutan 'plastisite' (şekillendirilebilirlik) kavramı, neoliberal sistemin dayattığı 'esneklik' (flexibility) kavramından radikal biçimde ayrışır. Esneklik; dışarıdan gelen etkilere uyum sağlama, bükülme fakat kendi özgün izini bırakamadan edilgen bir kabulleniş içinde olma durumudur. Oysa plastisite; sadece biçim almayı değil, aynı zamanda biçim vermeyi, direnmeyi ve gerekirse mevcut yapıyı yıkıp yeni bir varoluş yaratmayı içerir. Beynin hasar gördüğünde yeni bağlantılar kurarak kendini yeniden yapılandırmasını (nöroplastisite) örnek gösteren Malabou, zihinsel süreçlerin ve politik öznelliğin de bu dinamikle şekillendiğini savunur. Plastisite, değişimin hafızasını taşırken esneklik, geçmişi silip sürekli yeni bir şekil almaya zorlar. Bu bağlamda plastisite, bireyin edilgen bir uyum nesnesi olmaktan çıkıp aktif bir tarihsel özneye dönüşmesinin imkânını sunar.
Bu parçaya göre Catherine Malabou’nun "plastisite" kavramıyla ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Aşırı gerekçelendirme etkisi, bireyin zaten içsel olarak motive olduğu ve yapmaktan keyif aldığı bir eyleme yönelik dışsal bir ödül (para, hediye, statü vb.) sunulduğunda, eyleme yönelik içsel motivasyonunun azalması durumunu ifade eder. Klasik davranışçı psikoloji yaklaşımları ödüllerin davranışı her koşulda pekiştireceğini öngörürken, bu olgu ödüllerin motivasyonel süreçlerde her zaman yapıcı sonuçlar doğurmadığını ortaya koymaktadır. Birey, başlangıçta kendi arzusu, merakı ve öğrenme güdüsü doğrultusunda gerçekleştirdiği bir faaliyeti, dışsal ödülün devreye girmesiyle birlikte artık sadece o ödülü elde etmek için katlanılan bir yükümlülük veya 'iş' olarak algılamaya başlar. Bu bilişsel dönüşüm, bireyin özerklik ve kendi kaderini tayin etme hissini zedeler ve eylemin kendisinden aldığı doymuşluğu köreltir. Örneğin, resim yapmayı çok seven bir çocuğa çizdiği her resim için para verilmeye başlandığında, çocuk bir süre sonra sadece maddi kazanç için resim yapmaya başlayabilir ve dışsal ödül ortadan kalktığında resim yapmaya olan ilgisini tamamen kaybedebilir. Dolayısıyla dışsal teşvikler, bireyin içsel değer atfetme mekanizmalarını gölgeleyerek yaratıcılık ve uzun vadeli bağlılık üzerinde yıkıcı bir etki yaratabilir. Eğitimden iş dünyasına kadar pek çok alanda ödüllendirme stratejileri kurgulanırken bu paradoksal etkinin göz önünde bulundurulması, bireylerin eylemlerle kurduğu sahici bağın korunması açısından hayati bir öneme sahiptir.
Bu parçadan hareketle aşırı gerekçelendirme etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Akustik ekoloji; insanların, çevrelerindeki sesler ve bu seslerin kendi üzerlerindeki etkileriyle olan ilişkisini inceleyen bir disiplindir. 1970'lerde R. Murray Schafer taraf��ndan temelleri atılan bu çalışma alanı, modern dünyada sanayileşme ve kentleşmeyle birlikte artan gürültü kirliliğine karşı bir duyarlılık geliştirmeyi amaçlar. Akustik ekoloji, yalnızca çevre kirliliği bağlamında ses düzeyini ölçmekle kalmaz; aynı zamanda belirli bir bölgenin kültürel ve doğal kimliğini yansıtan 'ses peyzajlarını' korumayı hedefler. Bu doğrultuda, doğanın kendi ritminde barındırdığı rüzgâr, kuş veya su seslerinin, insan psikolojisi üzerindeki iyileştirici gücüne dikkat çekerek bu seslerin modern şehir planlamasında aktif olarak değerlendirilmesini savunur.
Bu parçaya göre 'akustik ekoloji' ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Pygmalion etkisi veya beklenti etkisi, bireylerin kendilerine yönelik yüksek beklentilere uyum sağlayacak şekilde performanslarını artırması durumunu ifade eder. Sosyal psikolojide bu durum, bir kişinin başkası hakkındaki inançlarının, o başkasının davranışlarını şekillendirmesi ve inanc��n kendini doğrulayan bir kehanete dönüşmesi olarak açıklanır. Sınıf ortamlarında yapılan araştırmalar, öğretmenlerin rastgele seçilen öğrencilerin üstün zekalı olduğuna inandırıldığında, bu öğrencilerin yıl sonunda diğerlerine kıyasla çok daha yüksek başarı gösterdiklerini ortaya koymuştur. Ancak bu etkinin tersi de mümkündür: Düşük beklentiler, bireyin potansiyelini baskılayarak performans düşüşüne yol açar (Golem etkisi). Dolayısıyla insan ilişkilerinde yöneltilen beklentilerin niteliği, muhatabın gelişim seyrini doğrudan belirleyen görünmez bir güç haline gelir.
Bu parçadan hareketle "Pygmalion etkisi" ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
Geleneksel mektup yazma alı��kanlığı, bireylerin duygu ve düşüncelerini derinlemesine aktarmasına olanak tanırdı. Mektup yazan kişi, kelimelerini seçerken ince eler sık dokur, karşısındakine duyduğu saygıyı satırlara dökerdi. Bugün ise e-posta ve anlık mesajlaşma uygulamaları iletişimi hızlandırmış olsa da bu yazışmalar genellikle hızlı ve yüzeysel kalmaktadır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
I. Bu simbiyotik birliktelik sayesinde ağaçlar, sadece besin alışverişi yapmakla kalmayıp aynı zamanda tehlikelere karşı birbirlerini uyarırlar.
II. Örneğin, bir ağa�� böcek istilasına uğradığında bu ağ aracılığıyla komşu ağaçlara savunma kimyasalları üretmeleri için sinyaller gönderir.
III. Ormanlardaki ağaçlar, sanılanın aksine birbirleriyle kıyasıya bir rekabet içinde yaşayan bağımsız organizmalar değildir.
IV. Bilim insanları, yer altındaki bu karmaşık iletişim ve paylaşım mekanizmasını "orman çapında internet" olarak adlandırmaktadır.
V. Aksine, toprak altında uzanan mantar iplikçiklerinin (mikoriza) oluşturduğu devasa bir ağ vasıtasıyla birbirlerine bağlıdırlar.
Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak şekilde sıralandığında baştan dördüncü cümle hangisi olur?
Modern kentlerin sakinleri olarak her gün, farkında olmasak da bizi çevreleyen yoğun bir gürültü bombardımanına maruz kalıyoruz. Trafik uğultusu, şantiye sesleri ve dijital uyarıcılar zihinsel dünyamızı sürekli olarak işgal ediyor. Son yıllarda önem kazanan akustik ekoloji çalışmaları, şehirlerde sessiz alanların korunmasının sadece bir konfor değil, insan sağlığı ve toplumsal huzur için hayati bir ihtiyaç olduğunu savunuyor. Kent planlamasında 'sessizlik cepleri' oluşturmak, bireyin kendi iç sesini duyabilmesine ve zihinsel aşınmanın önüne geçilmesine olanak tanıyor. Bu nedenle, gürültü kirliliğini sadece yasal sınırlarla kontrol altına almaya ��alışmak yetersizdir; sessizliği, şehirlerin temel altyapı unsurlarından biri olarak tasarlamak ve onu aktif bir biçimde inşa etmek gerekmektedir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Bilişsel rezerv, beynin yaşlanma veya nörolojik hastalıklar sonucu ortaya çıkan hasarlara karşı gösterdiği direnç ve esneklik kapasitesini ifade eder. Bu kavram, benzer beyin hasarına sahip iki bireyden birinin neden belirgin demans semptomları gösterirken diğerinin günlük yaşam aktivitelerini hiçbir aksama olmadan sürdürebildiğini açıklar. Bilişsel rezerv tek seferde kazanılan statik bir özellik değildir; yaşam boyu süren zihinsel aktiviteler, eğitim düzeyi, karmaşık mesleki uğraşlar ve sosyal etkileşimler sayesinde sürekli olarak inşa edilir. Rezervi yüksek olan bireyler, beyindeki hasarlı bölgelerin görevlerini alternatif sinirsel ağlar kurarak telafi edebilirler. Dolayısıyla bu kavram, yaşlanmanın kaçınılmaz biyolojik etkileriyle başa çıkmada bireysel yaşam tarzı seçimlerinin ne denli belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu parçadan hareketle "bilişsel rezerv" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Bir edebi eserin anlam dünyasını çözümlerken yazarın biyografisine, toplumsal kimliğine ya da eseri kaleme alırken güttüğü niyete başvurmak, uzun yıllar boyunca eleştiri dünyasının vazgeçilmez bir yöntemi olmuştur. Ancak eseri kendi dışındaki bu bağlamlarla açıklama eğilimi, metnin özerkliğini gölgeleyerek onu yazarın zihinsel sınırlarına hapseder. Oysa edebi yapıt, yaratıcısının elinden çıktığı andan itibaren bağımsız bir varlık kazanır ve kendi dilsel örüntüleri aracılığıyla çok katmanlı anlamlar ��retmeye başlar. Okurun ve eleştirmenin görevi, yazarın neyi amaçladığını keşfetmek değil; metnin kendi iç dinamiklerinde, kelimelerin kurduğu ilişkilerde saklı olan anlamı açığa çıkarmaktır. Gerçek bir çözümleme, yazarın otoritesini devre dışı bırakıp doğrudan metnin kendisine yöneldiğinde mümkündür.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
I. Toplanan bu kâ��ıtlar, geri dönüşüm tesislerinde büyük havuzlarda suyla karıştırılarak hamur hâline getirilir.
II. Günlük hayatımızda kullandığımız ve işi biten kâğıtlar, öncelikle geri dönüşüm kutularında biriktirilir.
III. Son aşamada ise kurutulan bu hamurdan yeni ve temiz kâğıt bobinleri üretilir.
IV. Ardından bu hamurun içindeki mürekkep ve yabancı maddeler özel filtreler yardımıyla temizlenir.
Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün oluşturacak biçimde sıralandığında doğru sıralama aşağıdakilerden hangisi olur?
Kültür kuramcısı Svetlana Boym, nostaljiyi iki temel türe ayırır: restoratif (onaracı) ve yansıtıcı nostalji. Restoratif nostalji, kaybolduğuna inanılan altın çağı tam anlamıyla yeniden kurmayı amaçlarken kendini kolektif mitler ve ulusal semboller üzerinden var eder. Buna karşılık yansıtıcı nostalji, geçmişin geri döndürülemezliğini ve kusurlarını baştan kabul eder. Bireysel belleğin kıvrımlarına, küçük ayrıntılara ve yaşanmışlığın kırılganlığına odaklanan bu yaklaşım, geçmişi diriltmeye çalışmaz; aksine onunla arasına melankolik bir mesafe koyarak yaratıc�� ve sanatsal süreçleri besler.
Bu parçaya göre "yansıtıcı nostalji" ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
(I) Biyomimikri, doğadaki tasarımları inceleyip bunları insan sorunlarına çözüm bulmak amacıyla taklit eden bir bilim dalıdır. (II) Bu disiplin, doğanın milyonlarca yıllık evrimsel süreçte geliştirdiği enerji tasarrufu ve malzeme verimliliği gibi çözümleri temel alır. (III) Tasarımcılar ve mühendisler; hızlı trenlerin burun yapısını yalıçapkını kuşunun gagasından, rüzgâr türbinlerini ise kambur balinaların yüzgeçlerinden esinlenerek tasarlamışlardır. (IV) Endüstriyel ürünlerin tasarım aşamasında estetik unsurların işlevselliğin önüne geçmesi, modern üretimin en büyük açmazlarından biridir. (V) Doğay�� bir model ve ölçüt olarak kabul eden biyomimikri, sürdürülebilir bir geleceğin inşasında insanlığa yeni ufuklar açmaktadır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışın�� bozmaktadır?
(I) Mercan resifleri, deniz ekosistemlerinin en dinamik, en renkli ve en zengin biyolojik çeşitliliğe sahip bölgeleridir. (II) Okyanus tabanının yalnızca yüzde birinden daha azını kaplamalarına karşın, bilinen tüm deniz canlılarının yaklaşık yüzde yirmi beşine yaşam alanı sağlarlar. (III) Bu olağanüstü biyoçeşitlilik nedeniyle deniz bilimciler tarafından sıklıkla "denizlerin yağmur ormanları" olarak nitelendirilirler. (IV) Son yıllarda küresel iklim değişikliğine bağlı olarak artan deniz suyu sıcaklıkları, bu hassas ekosistemler üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. (V) Sıcaklıklar normal sınırların üzerine çıktığında mercanlar, ortak yaşam sürdükleri ve kendilerine renk veren mikroskobik algleri vücutlarından dışarı atarlar. (VI) "Mercan beyazlaması" olarak bilinen bu durum uzun süre devam ederse mercanların beslenemeyerek ölmesine ve tüm ekosistemin yok olmasına neden olur.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
(I) Çöl tilkileri, sıcak ve kurak çöl ikliminde hayatta kalabilmek için benzersiz fiziksel özelliklere sahiptir. (II) Bu canlıların devasa kulakları, vücut ısılarını dışarı atarak serinlemelerine yardımcı olur. (III) Ayrıca ayak tabanlarındaki kalın kürk tabakası, kızgın kumlar üzerinde yürürken patilerinin yanmasını engeller. (IV) Çöl biyomunda sıcaklıklar gündüzleri çok yüksekken geceleri sıfırın altına düşebilir. (V) Kum rengindeki tüyleri ise hem avcılardan gizlenmelerini sağlar hem de güneş ışınlarını yansıtır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?