Paragraf
590 soru
(I) Arkeolojide radyokarbon tarihlendirme yöntemi, organik kalıntıların ya��ını belirlemede en güvenilir bilimsel araçlardan biridir. (II) Bu yöntemde, canlı organizmanın yapısında bulunan karbon-14 izotopunun radyoaktif bozunma hızı temel alınır. (III) Canlılık sona erdiğinde çevreyle karbon alışverişi durur ve mevcut karbon-14 atomları sabit bir hızla yarılanarak azalmaya başlar. (IV) Ancak bu yöntem sadece kemik, ahşap, kömür gibi organik kökenli maddelerin tarihlendirilmesinde kullanılabilir. (V) Nitekim ölçülen bu azalma miktarı, organizmanın ölümünden bu yana geçen sürenin hassas bir şekilde hesaplanmasını sağlar.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
Koku duyusu, insan hafızasıyla en doğrudan ve güçlü bağa sahip olan duyumuzdur. Kokular, talamusa uğramadan doğrudan beynin duygu ve bellek merkezi olan amigdalaya iletilir. Bu yüzden bir koku, yıllar öncesine ait bir anıyı tüm canlılığıyla zihnimizde canlandırabilir. ----. Örneğin, kokuların bu çağrıştırıcı gücü son yıllarda pazarlama sektöründe 'koku pazarlaması' adıyla kendine yer bulmuş; mağazalar, müşterilerde aidiyet ve huzur duygusu uyandıracak özel kokular tasarlamaya başlamıştır.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
I. Beynimizin öğrenme ve çevreye uyum sağlama sürecinde nöral ağlarını yeniden yapılandırma yeteneğine nöroplastisite adı verilir.
II. Ancak bu süreç sanıldığı gibi sadece çocukluk dönemiyle sınırlı kalmayıp yetişkinlikte de farklı düzeylerde devam eder.
III. Deneyimler sonucunda aktifleşen yollar belirginleşirken, kullanılmayan bağlantıların budanması beynin veri işleme kapasitesini optimize eder.
IV. Söz konusu yapısal dönüşümün temelinde ise beynin maruz kaldığı uyaranların sıklığı ve niteliği belirleyici bir rol oynamaktadır.
V. Mikroskobik düzeyde gerçekleşen bu değişimler, nöronlar arasındaki sinaptik bağlantıların güçlenmesi ya da zayıflamasıyla kendisini gösterir.
Bu parçadaki anlam bütünlüğünün sağlanabilmesi için numaralanmış cümlelerden hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerekir?
Aşa��ıdaki parçadan hareketle soruyu cevaplayınız.
Seyirci kalma etkisi, acil bir durum veya tehlike anında çevredeki insan sayısı arttıkça, bireylerin yardıma ihtiyaç duyan kişiye müdahale etme olasılığının düşmesini ifade eden psikolojik bir olgudur. Bu duruma göre, ortamda ne kadar çok tanık varsa, her bir birey sorumluluğun diğerleri tarafından paylaşılacağını düşünerek harekete geçmekten kaçınır. Bu psikolojik süreç, sorumluluğun yayılması olarak adlandırılır. Bireyler, "nasıl olsa başkası yardım eder" düşüncesiyle eylemsiz kalmayı tercih ederler.
Bu parçaya göre seyirci kalma etkisinin ortaya çıkmasındaki temel gerekçe aşağıdakilerden hangisidir?
Gazeteci:
(I) --------------------------------------
Yazar:
- Çocuk kitapları yazarken kelime seçimlerime ��ok dikkat ederim. Karmaşık ve soyut kavramlar yerine çocukların hayal dünyasına hitap eden, onların günlük yaşamda kolayca karşılaşabileceği somut ve anlaşılır s��zcükleri tercih ederim.
Gazeteci:
(II) --------------------------------------
Yazar:
- Elbette. Kitaplarımdaki her karakterin çiziminden sayfa düzenine kadar her aşamada ressamlarla birlikte çalışırım. Çünkü görsel ögelerin, metnin çocuk tarafından doğru algılanmasında ve kitaba olan ilginin canlı tutulmasında en az sözcükler kadar payı olduğuna inanıyorum.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
II. Kitaplarınızda görsel ögelerin metinle çelişmemesi adına ressamların çalışmalarına müdahale eder misiniz?
II. Eserlerinizin tasarım sürecinde sayfa düzenini oluştururken çocukların yaş gruplarını dikkate alıyor musunuz?
II. Kitaplarınızın tasarımında görsel ögelerin kullanımına ve çizerlerle ortak çalışmaya önem veriyor musunuz?
II. Çizerlerin kitaplarınızdaki karakterleri hayal ederken yazarın metnine tam olarak bağlı kalması gerektiğine inanıyor musunuz?
II. Kitaplarınızın sayfa tasarımı ve görsel düzenlemesini yazar olarak tek başınıza üstlenmek ister miydiniz?
Gazeteci:
(I) --------------------------------------
Küratör:
- Klasik müzecilik anlayışındaki "dokunulmaz ve uzaktan izlenen eser" algısı tamamen yıkıldı diyebilirim. Artık ziyaretçiyi sadece edilgen bir gözlemci olarak değil, eserin anlamını tamamlayan aktif bir katılımcı olarak görüyoruz. Bu nedenle sergileme tasarımlarında izleyiciyi fiziksel veya zihinsel olarak sürecin içine dâhil edecek etkileşimli alanlar oluşturmaya öncelik veriyoruz.
Gazeteci:
(II) --------------------------------------
Küratör:
- Kesinlikle evet. Bir eserin tarihsel değerini korumak ile onu günümüz insanının algısına sunmak arasında hassas bir denge var. Teknolojiyi sırf yenilik olsun diye kullanırsanız eser arka planda kalır; ancak dijital ögeleri eserin hikâyesini derinleştiren birer araç olarak konumlandırırsanız serginin özgünlüğünü ve inandırıcılığını artırmış olursunuz.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere sırasıyla aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
(II) Sergi tasarımlarında dijital teknolojilerin kullanılmasının ziyaretçi sayılarına etkisi nedir?
(II) Tarihsel eserlerin sergilenmesinde günümüz insanının beklentilerini karşılamak neden zordur?
(II) Sergilerde dijital unsurların kullanılması, eserin özgünlüğüne ve inandırıcılığına gölge düşürebilir mi?
(II) Teknolojik yeniliklerin sergiye entegrasyonu, anlatım dilinizi ve üslubunuzu nasıl şekillendiriyor?
(II) Teknolojinin sergilerde bir araç olarak kullanılması hangi gerekçelere dayanmaktadır?
Hızın ve anlık tüketimin kutsandığı dijital çağda, habercilik de kaçınılmaz olarak bir yarışa dönüşmüştür. Tıklama odaklı yayıncılık, olayların derinlemesine analiz edilmesini engellemekte, yüzeysel bilgi yığınları üretmektedir. İşte bu noktada ortaya çıkan 'yavaş gazetecilik' (slow journalism) hareketi, haberi sadece bir ilk duyuru olmaktan çıkarıp onu tarihsel, toplumsal ve insani bağlamıyla ele almayı savunur. Bu yaklaşım, gazeteciye araştırma, doğrulama ve anlatıyı derinleştirme zamanı tanırken okuyucuya da manipülasyondan uzak, nitelikli bir perspektif sunar. Dolayısıyla yavaş gazetecilik, hızın getirdiği bilgi kirliliğine karşı etik ve entelektüel bir direnç odağı olarak konumlanır.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Biyofilik tasarım, modern mimaride insan ile doğa arasındaki bağı yeniden kurmayı amaçlayan yenilikçi bir yaklaşımdır. Bu tasarım anlayışı, yalnızca binaların içine bitki yerleştirmekle sınırlı kalmayıp doğal ışık, havalandırma, su ögeleri ve doğal malzemelerin kullanımını da kapsar. Yapılan araştırmalar, biyofilik unsurlarla donatılmış çalışma ortamlarının çalışanların stres seviyesini düşürdüğünü, odaklanma sürelerini artırdığını ve genel esenlik duygusunu güçlendirdiğini göstermektedir. Ayrıca bu yaklaşım, şehir yaşamının getirdiği yapay çevre baskısını azaltarak bireylerin zihinsel olarak yenilenmesine katkı sağlar. Dolayısıyla biyofilik tasarım, estetik bir tercih olmanın ötesinde, insan sağlığını ve üretkenliğini doğrudan destekleyen işlevsel bir gerekliliktir.
Bu parçaya göre biyofilik tasarım ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Bir dilin kelime zenginliği, o dili konuşan toplumun dünyayı algılama biçiminin en doğrudan aynasıdır. Bir toplum, hayatında önem verdiği, sıkça karşılaştığı veya üzerine derinlemesine düşündüğü kavramlar için çok sayıda kelime üretir. Örneğin, kar yağışının günlük hayatı belirlediği kutup bölgelerinde yaşayan halkların dillerinde karın farklı durumlarını anlatan onlarca kelime bulunurken, çöl iklimindeki topluluklarda kumun yapısal özellikleri için ayrı ayrı sözcükler mevcuttur. Bu durum, dilin sadece bir iletişim aracı olmadığını, aynı zamanda o toplumun yaşam pratiklerinin ve çevreyle kurduğu ilişkinin sözlü bir haritası olduğunu kanıtlar.
Bu parçada vurgulanmak istenen ana düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Haritalar, yeryüzünün birebir kopyası değildir; aksine, dünyayı anlaşılır kılmak için yapılan bilinçli bir sadeleştirme ve seçme sürecinin ürünüdür. Bir harita tasarımcısı, kullanıcıya karmaşık coğrafi ayrıntıları sunmak yerine, sadece amaca hizmet eden bilgileri öne çıkarır ve diğerlerini eler. Eğer bir harita, gerçeğin tüm ayrıntılarını barındırsaydı, kendisi kadar büyük bir yüzeyi kaplaması gerekir ve bu durumda kullanışsız bir kâğıt yığınından öteye geçemezdi. Dolayısıyla bir haritanın başarısı, gerçeği ne kadar sadık bir şekilde yansıttığıyla değil, karmaşıklığı ne kadar nitelikli bir biçimde ayıkladığı ve kullanıcıya nasıl bir yön gösterdiğiyle ölçülür.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Siber-balkanlaşma, internet kullanıcılarının benzer düşüncelere sahip kapalı gruplar halinde bölünerek diğer görüşlere kapalı dijital gettolar oluşturması durumunu tanımlayan sosyolojik bir kavramdır. Bu eğilim, internetin ilk dönemlerindeki "küresel köy" ve "özgür kamusal alan" gibi iyimser vaatlerin aksine, bireylerin algoritmik filtre balonları ve psikolojik onaylanma arzusu nedeniyle daha da kutuplaştığını savunur. Kullanıcılar, kendi ön kabullerini destekleyen bilgileri seçici bir şekilde tüketirken karşıt argümanları "dezenformasyon" olarak damgalayıp göz ardı etme eğilimi gösterirler. Ortak bir kamusal tartışma zeminini tahrip eden bu durum, toplumun farklı kesimleri arasındaki rasyonel müzakere olanaklarını kısıtlamakta ve demokratik karar alma süreçlerini sekteye uğratmaktadır. Bilgi akışının ve etkileşim hızının tarihte görülmemiş düzeyde artması, paradoksal bir biçimde ortak bir hakikat algısı inşa etmek yerine, toplumun epistemik sınırlarla ayrılmış mikro cemaatlere bölünmesini hızlandırmaktadır.
Bu parçadan hareketle "siber-balkanlaşma" ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
Deniz çayırları (Posidonia oceanica), Akdeniz’e özgü endemik bir çiçekli bitki türü olup deniz ekosisteminin sağlığı için kritik bir rol oynamaktadır. Bu bitkiler, fotosentez yoluyla sudaki karbondioksiti emerek organik karbona dönüştürür ve bu karbonu yüzyıllar boyunca kök ile toprak yapılarında depolar. Karasal ormanlara kıyasla birim alan başına on kat daha fazla karbon tutma kapasitesine sahip olan deniz çayırları, küresel ısınmayla mücadelede en etkili doğal karbon yutaklarından biri olarak kabul edilir. Ancak kıyı dolgu çalışmaları, deniz trafiği ve kirlilik gibi insan faaliyetleri bu hassas ekosistemi hızla tahrip etmektedir. Deniz çayırlarının korunması, sadece deniz altı biyoçeşitliliğinin devamlılığı için değil, aynı zamanda küresel iklim krizinin etkilerinin hafifletilmesi açısından da hayati bir öneme sahiptir.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
Gazeteci:
(I) --------------------------------------
Nörobilimci:
- Sanılanın aksine beyin, geçmişteki tüm verileri depolamak üzere tasarlanmış mekanik bir sabit disk değildir. Öğrenme sürecinde yeni sinaptik bağlar kurulurken, önemsiz ya da kullanılmayan bilgilerin elenmesi gerekir. Bu elenme süreci pasif bir aşınma veya sistem hatası değil; beynin yeni ve daha önemli bilgilere yer açmak, onları daha hızlı işlemek için aktif olarak yürüttüğü bir temizlik faaliyetidir. Yani zihinsel kapasitenin verimliliği, ne kadar çok şeyi hatırladığımızla değil, neleri başarıyla elediğimizle doğrudan ilişkilidir.
Gazeteci:
(II) --------------------------------------
Nörobilimci:
- Kesinlikle. Bellek sadece geçmişi kaydetmeye yarasaydı, sürekli aynı senaryoları tekrarlayan durağan bir yapıya hapsolurduk. Unutma eylemi sayesinde zihin, detayların boğucu yükünden kurtularak soyutlama yapabilir, kavramlar arasında beklenmedik köprüler kurabilir. Sıra dışı yaratıcı fikirler veya sanatsal üretimler, tam da bu bilgi eksilmelerinin ve zihinsel boşluklar��n yarattığı serbest çağrışım zemininde filizlenir. Dolayısıyla kusursuz bir hafıza, yaratıcılığın en büyük düşmanı haline gelebilir.
Bu diyalogda boş bırakılan yerlere aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
II. Bellekteki anıların zamanla silinmesi, insanın geçmişe olan bağlılığını ve duygusal dünyasını nasıl etkiler?
II. Yaratıcı fikirlerin ortaya çıkmasında, bellekte biriken detaylı gözlemlerin ve bilgilerin payı nedir?
II. Hatırlamadaki bu seçiciliğin ve bilgi eksilmelerinin, zihnin soyutlama ve yaratıcılık becerileriyle ilişkisi var mıdır?
II. Zihinsel boşlukların ve unutmanın, sanatsal üretim sürecinde sanatçıya sağladığı kolaylıklar nelerdir?
II. Kusursuz bir hafızaya sahip olmanın, bireyin günlük yaşamdaki karar alma mekanizmaları üzerindeki etkisi nedir?
Sosyolog Charles Horton Cooley tarafından ortaya atılan "aynalı benlik" kavramı, bireyin kendi kimliğini ve kendilik algısını oluştururken başkalarının onun hakkındaki değerlendirmelerini bir ayna gibi kullanması sürecini açıklar. Bu kurama göre, kendimize dair tasavvurumuz üç temel aşamadan geçer: İlk olarak başkalarının gözünde nasıl göründüğümüzü hayal ederiz; ikinci olarak bu görünüşe dair onların nasıl bir hüküm verdiklerini zihnimizde tasarlarız; son olarak da bu hükme dayanarak gurur ya da utanç gibi bir benlik duygusu geliştiririz. Dolayısıyla benlik, izole bir şekilde değil, sosyal etkileşimlerin ve bireyin bu etkileşimleri yorumlama biçiminin bir ürünü olarak inşa edilir. Cooley'e göre toplumsal çevre, kişiye kim olduğunu söyleyen ve onun davranışlarını şekillendiren dinamik bir geri bildirim mekanizmasıdır.
Bu parçaya göre "aynalı benlik" kavramı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
(I) Karagöz, yüzyıllar boyu Türk halk kültürünün en önemli eğlence ve eğitim araçlarından biri olmuştur.
(II) Bu oyun, deve veya manda derisinden kesilerek şeffaflaştırılmış insan, hayvan ya da eşya tasvirlerinin arkadan ışıklandır��lmış beyaz bir perdeye yansıtılması esasına dayanır.
(III) Oysa bu tasvirler, "hayalbaz" adı verilen tek bir sanatçı tarafından perdenin arkasından hareket ettirilir ve seslendirilir.
(IV) Perdeye yansıtılan bu figürlerin hareketleri ilk bakışta kendiliğinden oluyormuş izlenimi verebilir.
(V) Karagöz’ün bu denli sevilmesi ve geniş kitlelere ulaşması, onun toplumsal aksaklıkları güldürürken düşündüren bir üslupla ele almasından kaynaklanır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangileri yer değiştirirse parçanın anlam bütünlüğü sağlanır?
Yavaş Gıda (Slow Food) hareketi, hızlı yaşam temposuna ve ayaküstü beslenme (fast food) alışkanlıklarına karşı bir tepki olarak 1986 yılında İtalya'da başlamıştır. Bu hareket, geleneksel yemek kültürlerinin korunmasını, yerel üreticilerin desteklenmesini ve temiz gıda üretimini savunur. Yavaş Gıda savunucuları, tüketicilerin yedikleri besinlerin nereden geldiğini ve nasıl üretildiğini bilmesi gerektiğini belirtir. Hareketin temel amacı, hem insan sağlığını korumak hem de doğadaki biyoçeşitliliğin yok olmasını engellemektir.
Bu parçaya göre Yavaş Gıda hareketi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
İnsanoğlu yüzyıllar boyunca karşılaştığı karmaşık mühendislik sorunlarını çözmek için doğayı g��zlemlemiştir. Doğadaki canlılar, milyonlarca yıllık evrimsel süreç boyunca çevrelerine en mükemmel şekilde uyum sağlamış ve enerji tasarrufu, dayanıklılık gibi konularda kusursuz çözümler geliştirmiştir. Örneğin, hızlı trenlerin burun tasarımında yalıçapkını kuşunun gagasından esinlenilmesi, trenin tünellerden geçerken yarattığı gürültüyü azaltmış ve hızını artırmıştır. Bu durum, insan yapımı teknolojilerin gelişiminde doğanın sunduğu tasarımların ne denli belirleyici ve rehber edici olduğunu göstermektedir.
Bu parçada vurgulanmak istenen ana düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Modern kent yaşamının kaçınılmaz bir getirisi olan gürültü kirliliği, yalnızca işitsel sağlığımızı tehdit etmekle kalmıyor; aynı zamanda kronik stres, dikkat dağınıklığı ve uyku bozuklukları gibi psikolojik rahatsızlıklara da zemin hazırlıyor. Şehir planlamacıları ve mimarlar, bu olumsuz etkileri azaltmak adına metropollerin göbeğinde sessizlik vahaları oluşturmaya çalışıyorlar. ----. Ancak bu alanların sürdürülebilirliği, bireylerin gürültü üretmeyen pasif dinlenme biçimlerini benimsemesi ve yerel yönetimlerin bu b��lgeleri koruma kararlılığıyla doğrudan ilişkilidir.
Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
I. Yeryüzünün güneş ışınlarını yansıtma kapasitesi olarak tanımlanan albedo etkisi, iklim sisteminin dengede kalmasında hayati bir rol oynar.
II. Bu yüksek yansıtma oranı sayesinde kutup bölgeleri, üzerine düşen güneş enerjisinin büyük kısmını uzaya geri göndererek serin kalır.
III. Ancak küresel ısınma nedeniyle eriyen buzullar yerini koyu renkli deniz suyuna bıraktığında, yüzeyin albedo değeri hızla düşer.
IV. Kar ve buz örtüsü, açık renkleri nedeniyle yeryüzündeki en yüksek albedo değerine sahip yüzeylerin ba��ında gelir.
V. Bu durum, daha fazla güneş ışığının emilmesine ve dolayısıyla bölgedeki ısınmanın daha da hızlanmasına yol açar.
Yukarıdaki numaralanmış cümlelerden anlamlı bir bütün oluşturabilmek için hangi iki cümlenin birbiriyle yer değiştirmesi gerekir?
Aşağıdaki parçayı okuyarak soruyu cevaplayınız.
Zeigarnik etkisi, psikolojide insanların tamamlanmamış veya bölünmüş görevleri, tamamlanmış olanlara kıyasla daha kolay ve net bir şekilde hatırlama eğilimini ifade eden bir fenomendir. Rus psikolog Bluma Zeigarnik tarafından 1920'lerde yürütülen araştırmalara dayanan bu kavram, insan zihninin bilişsel bir gerilim taşıma eğilimiyle açıklanır. Zeigarnik, yoğun bir restoranda garsonların henüz ödenmemiş siparişleri detaylarıyla hatırlayabildiklerini, ancak hesap ödendikten hemen sonra bu bilgileri tamamen unuttuklarını fark etmiştir. Bu gözlemden yola çıkarak laboratuvar ortamında yapılan deneyler, bireylere verilen görevlerin yarıda kesilmesi durumunda, bu görevlere dair bilgilerin zihinde aktif kalmaya devam ettiğini göstermiştir. Zihin, bir işe başladığında onu bitirmeye yönelik bir güdülenme geliştirir; iş yarım kaldığında ise bu amaca ulaşma arzusu sonlanmadığı için bilişsel gerilim sürer ve bilgi kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçiş sürecinde askıda kalır. Ancak görev tamamlandığında bu gerilim çözülür ve zihinsel kaynaklar serbest bırakılarak bilginin silinmesine izin verilir. Günümüzde bu etki; eğitim planlamalarında, reklamcılık stratejilerinde ve özellikle dizi sektöründeki merak uyandırıcı finallerde izleyiciyi ekran başında tutmak amacıyla yaygın şekilde kullanılmaktadır. Bilişsel sistemin bu çalışma prensibi, insan davranışlarını ve dikkat yönetimini anlamada önemli bir anahtar sunmaktadır. Bunun yanı sıra, modern iş dünyasında erteleme alışkanlığı ile baş etmede kullanılan bazı verimlilik metotları da bu etkiden ilham almaktadır. Örneğin, bir projeye başlamakta zorlanan kişilere ilk adımı atmaları yönünde yapılan tavsiyeler, zihinde bir kez başlatılan sürecin tamamlanma dürtüsünü tetikleme amacını taşır. Böylelikle Zeigarnik etkisi, yalnızca bir bellek kusuru veya özelliği olmaktan çıkıp bireysel üretkenli��i artıran stratejik bir araca dönüşmektedir.
Bu parçadan hareketle Zeigarnik etkisiyle ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?