Paragraf

590 soru

Soru 301Soru

Aşağıdaki parçayı okuyarak soruyu cevaplayınız.

Hedonik adaptasyon ya da hedonik koşu bandı, bireyin yaşamında meydana gelen büyük olumlu veya olumsuz değişimlerin ardından kısa sürede eski genel mutluluk düzeyine geri dönme eğilimini ifade eder. Piyangodan büyük ikramiye kazanan birinin yaşadığı büyük sevinç ya da kaza sonucu fiziksel bir yeti kaybına uğrayan kişinin duyduğu derin keder, zamanla etkisini yitirir ve birey başlangıçtaki duygu durum çizgisine yaklaşır. Bu durum, insan zihninin uyum sağlama mekanizmasının bir parçasıdır ve hayatta kalma başarısını artırır. Ancak modern tüketim toplumlarında hedonik adaptasyon, bireyleri sürekli bir doyumsuzluk sarmalına sürükler. Yeni bir eve taşınmak, daha lüks bir araç almak ya da kariyerde yükselmek gibi hedeflere ulaşıldığında duyulan tatmin hızla sıradanlaşır. Kişi, elde ettiği yeni standardı baz noktası kabul ederek daha fazlasını arzulamaya başlar. Böylece koşu bandındaki bir sporcu gibi, sürekli hareket hâlinde olmasına rağmen mutluluk düzeyinde net bir ilerleme kaydedemez. Bu kısır döngüden çıkış ise ancak dışsal koşullara dayalı haz arayışından sıyrılıp içsel değerlere, anlamlı ili��kilere ve kalıcı deneyimlere odaklanmakla mümkündür.

Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi hedonik adaptasyonun modern tüketim toplumlarındaki yansımasını en iyi ifade eden yargıdır?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireylerin maddi veya statüsel kazanımlarla ulaştıkları tatmin seviyesinin zamanla sıradanlaşması sonucu sürekli bir üst hedefe yönelerek kalıcı bir mutluluk düzeyine erişememeleri.

Cevap

Bireylerin maddi veya statüsel kazanımlarla ulaştıkları tatmin seviyesinin zamanla sıradanlaşması sonucu sürekli bir üst hedefe yönelerek kalıcı bir mutluluk düzeyine erişememeleri
Doğru seçenek, parçadaki hedonik koşu bandı metaforunun modern tüketim toplumlarındaki karşılığını tam olarak yansıtmaktadır. Parçada yeni standartların hızla sıradanlaştığı ve bireyin sürekli daha fazlasını isteyerek mutluluk seviyesinde net bir ilerleme sağlayamadığı açıkça belirtilmiştir. Bu durum, maddi veya statüsel kazanımlarla ulaştıkları tatmin seviyesinin zamanla sıradanlaşması sonucu sürekli bir üst hedefe yönelerek kalıcı bir mutluluk düzeyine erişememeleri ifadesiyle örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın genel konusunu ve hedonik adaptasyon kavramının tanımını belirlemek.
Hedonik adaptasyonun, olumlu veya olumsuz büyük değişimlerin ardından bireyin eski mutluluk düzeyine geri dönmesi olduğu anlaşılır.
Parçadaki temel kavramın sınırlarını çizmek ve doğru çıkarımlar yapabilmek için bu ilk adım gereklidir.
2
Kavramın modern tüketim toplumlarındaki etkisini gösteren cümleleri analiz etmek.
Yeni standartların (ev, araba, kariyer vb.) hızla sıradanlaştığı, kişinin baz noktasını yükselterek daha fazlasını arzuladığı ve mutlulukta net bir ilerleme kaydedemediği (koşu bandı benzetmesi) tespit edilir.
Soruda özellikle tüketim toplumundaki yansıması sorulduğu için parçadaki bu bölüme odaklanılması gerekir.
3
Elde edilen sonuçları seçeneklerle karşılaştırmak.
Maddi ve statüsel kazanımların sıradanlaşmasıyla kalıcı mutluluğa ulaşılamayacağını belirten seçeneğin doğru olduğu belirlenir.
Metindeki 'yeni standardı baz noktası kabul ederek daha fazlasını istemek' ve 'mutluluk düzeyinde net bir ilerleme kaydedememek' ifadeleriyle tam olarak örtüşen seçeneği bulmak için bu karşılaştırma yapılır.

Anahtar Kavram

Çoklu Paragraf Sorularında Çıkarım ve Yorumlama
Tahmini Süre:2m 30s
Soru 302Soru

Kitap okumanın insan ruhuna iyi geldiği, yalnızlık hissini azalttığı ve empati yeteneğini geliştirdiği öteden beri bilinmektedir. Ancak bibliyoterapi, sadece rastgele seçilmiş kitapları okumaktan ibaret değildir. Bu yöntem, bireyin içinde bulunduğu psikolojik duruma uygun, uzmanlar tarafından seçilmiş doğru metinlerin, kontrollü bir süreç eşliğinde okunmasını ve analiz edilmesini gerektirir. Birey, okuduğu karakterlerle özdeşim kurarak kendi sorunlarına dışarıdan bakmayı öğrenir. Dolayısıyla bibliyoterapi, edebi bir etkinlikten ziyade, terapötik amaçlarla yapılandırılmış bilimsel bir iyileşme sürecidir.

Bu parçada bibliyoterapi ile ilgili olarak asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bibliyoterapinin, bireysel kitap okuma alışkanlığından farklı olarak uzman yönlendirmesiyle yürütülen ve bilimsel temellere dayanan yapılandırılmış bir iyileşme yöntemi olduğu

Cevap

Bibliyoterapinin, bireysel kitap okuma alışkanlığından farklı olarak uzman yönlendirmesiyle yürütülen ve bilimsel temellere dayanan yapılandırılmış bir iyileşme yöntemi olduğu
Yazar, bibliyoterapinin rastgele kitap okumaktan ibaret olmadığını, uzman gözetiminde ve bilimsel temellere dayalı yapılandırılmış bir iyileşme süreci olduğunu vurgulayarak bibliyoterapinin asıl niteliğini ortaya koymuştur. Bu nedenle bibliyoterapinin uzman yönlendirmesiyle yürütülen bilimsel bir iyileşme yöntemi olduğunu ifade eden seçenek doğrudur.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın giriş ve gelişme cümlelerini analiz ederek konuyu belirlemek.
Paragrafta kitap okumanın genel yararlarından bahsedilerek bibliyoterapi kavramına geçiş yapılmıştır.
Ana düşünceye ulaşmak için öncelikle paragrafta neyden bahsedildiğini yani konuyu doğru saptamak gerekir.
2
Paragraftaki geçiş ifadelerine ve son cümlede yer alan özetleyici yargıya odaklanmak.
Bibliyoterapinin rastgele okumadan farklı olduğu, uzman ve doğru metin seçimiyle kontrollü yapılması gerektiği ve edebi bir faaliyetten ziyade bilimsel bir iyileşme süreci olduğu sonucuna varılmıştır.
Yazarlar genellikle ana düşünceyi ve vermek istedikleri mesajı 'ancak', 'dolayısıyla' gibi yönlendirici ifadelerden sonra veya paragrafın sonundaki özet cümlesinde verirler.
3
Belirlenen ana düşünceyi seçeneklerdeki ifadelerle karşılaştırarak en kapsamlı ve doğru yargıyı seçmek.
Bibliyoterapinin uzman rehberliğinde yapılan, yapılandırılmış bilimsel bir yöntem olduğunu ifade eden seçeneğin doğru cevap olduğu belirlenmiştir.
Ana düşünce sorusunun doğru yanıtı, paragrafın tamamını kapsayan ve yazarın asıl savunmak istediği tezi içeren seçenek olmalıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünceyi Bulma
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 303Soru

Geleneksel yazılı kültürde okuma eylemi; sabır, yoğunlaşma ve zihinsel bir inşa süreci gerektirirdi. Birey, doğrusal bir metni takip ederken kendi içsel sesini bulur ve yazarın argümanlarını eleştirel bir süzgeçten geçirirdi. Günümüzde ise ekran başında gerçekle��tirilen okumalar, çoğunlukla hızlı bir tarama ve bilgi kırıntılarını toplama faaliyetine dönüşmüştür. Hızlı veri akışı, zihni sürekli uyararak derin odaklanmayı engellemektedir. -------. Başka bir deyişle, dijital çağın getirdiği hız, bizi daha çok bilgiye ulaştırmakta ancak bu bilgiyi derinlemesine işleme kapasitemizi zayıflatmaktadır.

Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bu durum, okuyucunun metnin katmanları arasında bağ kurmasını ve kavramsal bir bütünlüğe ulaşmasını zorlaştırmaktadır.

Cevap

Bu durum, okuyucunun metnin katmanları arasında bağ kurmasını ve kavramsal bir bütünlüğe ulaşmasını zorlaştırmaktadır.
Metinde ekran okumasının derin odaklanmayı engellediği belirtilmiş ve boşluktan sonra gelen 'başka bir deyişle' ifadesiyle bu olumsuz durumun zihinsel süreçler üzerindeki etkisi özetlenmiştir. 'Bu durum, okuyucunun metnin katmanları arasında bağ kurmasını ve kavramsal bir bütünlüğe ulaşmasını zorlaştırmaktadır' ifadesi, derin odaklanmanın engellenmesinin bilişsel sonucunu açıklayarak iki yargı arasında anlam köprüsü kurmaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ana fikrini ve boşluğun çevresindeki cümlelerin anlam ilişkilerini analiz etmek.
Paragrafın, geleneksel derin okuma ile dijital ortamdaki yüzeysel okuma arasındaki farkı ve ekran okumasının odaklanma üzerindeki olumsuz bilişsel etkilerini ele aldığı saptandı.
Paragraf tamamlama sorularında doğru köprüyü kurabilmek için metnin tematik akışını ve mantıksal yönünü belirlemek gerekir.
2
Boşluktan sonra gelen ipucu ifadesini değerlendirmek.
'Başka bir deyişle' ifadesiyle başlayan cümlenin, boş bırakılan yere getirilecek cümlenin eş anlamlısı veya doğrudan bir açıklaması olduğu anlaşıldı.
Açıklayıcı bağlaçlar ve geçiş ifadeleri, boşluğa gelmesi gereken cümlenin anlam sınırlarını çizer.
3
Seçenekleri bu bilişsel ve açıklayıcı ilişkiye göre elemek.
Derin odaklanmanın engellenmesinin, metin içi bağ kurmayı ve kavramsal bütünlüğü zorlaştırdığını belirten seçeneğin, sonraki cümlenin (bilgiyi derinlemesine işleme kapasitesinin zayıflaması) tam bir açıklaması olduğu görüldü.
Konu dışı öngörüler, olumlu değerlendirmeler veya yazarın üslubuna yönelik çıkarımlar metnin olumsuz bilişsel odaklı bağlamına uymamaktadır.

Anahtar Kavram

Paragrafta anlam akışını sağlama ve düşünsel köprü kurma
Soru 304Soru

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Barnum Etkisi (Forer Etkisi), bireylerin kendileri için özel olarak hazırlandığını düşündükleri, aslında genel ve son derece geniş bir kitleye hitap eden belirsiz kişilik tanımlarını kendilerine özgü olarak kabul etme eğilimini ifade eder. Bu kavram, adını Amerikalı sirk yöneticisi P. T. Barnum'un 'herkese uygun bir şeylerin olduğunu' savunmasından almıştır. 1948 yılında psikolog Bertram Forer tarafından yapılan bir deneyle bilimsel olarak temellendirilmiştir. Forer, öğrencilerine bir kişilik testi uygulamış ve ardından her bir öğrenciye, test sonuçlarından bağımsız olarak tamamen aynı analiz metnini vermiştir. Bu metin; 'Başkalarının sizi sevmesine ve size hayran olmasına ihtiyaç duyuyorsunuz.', 'Zaman zaman içe dönük, mesafeli ve çekingen olabiliyorsunuz.' gibi genel ve çelişkili ifadeler barındırmaktadır. Öğrencilerden bu analizin kendilerini ne kadar yansıttığını 0 ile 5 arasında puanlamaları istenmiş ve ortalama skor 4,26 olarak belirlenmiştir. Bu durum, insanların belirsiz ve olumlu ifadeleri kendilerine mal etme konusundaki güçlü eğilimini ortaya koymuştur. Astroloji, falcılık ve bazı popüler kişilik testlerinin günümüzdeki ticari başarısı da büyük oranda bu etkiye dayanmaktadır. Birey, zihnindeki öznel doğrulama (subjective validation) mekanizmasını çalıştırarak bu genel ifadeleri kendi geçmiş yaşantılarıyla ilişkilendirmekte ve doğrulamaktadır. Dolayısıyla Barnum Etkisi, insan zihninin bilişsel bir yanılsaması olarak rasyonel karar alma süreçlerini ve nesnel değerlendirmeleri sekteye uğratabilmektedir. Bireylerin kendilerini tanıma arzusu, onları bu yanılsamaya karşı daha savunmasız hâle getirmektedir.

Bu parçadan hareketle Barnum Etkisi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Astroloji ve falcılık gibi alanların ticari kazanç elde etmesini engellemek amacıyla yürütülen çalışmalara zemin hazırladığı

Cevap

Astroloji ve falcılık gibi alanların ticari kazanç elde etmesini engellemek amacıyla yürütülen çalışmalara zemin hazırladığı
Doğru yanıt olan seçenek, astroloji ve falcılık gibi alanların ticari kazanç elde etmesini engellemek amacıyla yürütülen çalışmalara zemin hazırladığını iddia etmektedir. Ancak parçada bu alanların günümüzdeki ticari başarısının büyük oranda Barnum Etkisi'ne dayandığı ifade edilmiştir. Dolayısıyla bu etki, ticari kazancı engellemek yerine bu kazancın sürdürülebilirliğine katkıda bulunarak onun zeminini oluşturmaktadır. Bu sebeple bu yargı söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Parçadaki temel kavram olan Barnum Etkisi'nin tanımı ve özellikleri belirlenir.
Barnum Etkisi'nin, genel ve belirsiz kişilik analizlerini kişilerin kendilerine özgü sanması yanılsaması olduğu anlaşılır.
Soruyu doğru analiz etmek için metnin sınırlarını ve ana temasını saptamak gerekir.
2
Seçeneklerdeki ifadeler parçada verilen bilgilerle eşleştirilir.
Çelişkili ifadelerin kişisel algılanması, kendini tanıma arzusunun savunmasızlık yaratması, geçmişle ilişkilendirerek doğrulama ve rasyonel kararların sekteye uğraması yargıları doğrulanır.
Çıkarılabilecek olan yardımcı düşünceleri tespit edip elemeyi kolaylaştırmak amacıyla bu adım yapılır.
3
Parçayla açıkça çelişen ve söylenemeyecek olan yargı tespit edilir.
Astroloji ve falcılık gibi alanların ticari kazanç elde etmesini engellemek amacıyla bu etkinin kullanıldığı iddiasının yanlış olduğu, aksine bu alanların ticari başarısının bu etkiye dayandığı saptanır.
Parçadan çıkarılamayacak yanlış yargıyı bulup doğru cevaba ulaşmak için.

Anahtar Kavram

Çoklu Paragraf Soruları
Soru 305Soru

Batık maliyet yanılgısı; bireyin geçmişte yaptığı zaman, para veya emek yatırımını geri kazanamayacak olmasına rağmen sırf bu yatırımı yapmış olduğu için mevcut eylemini veya kararını sürdürme eğilimidir. İktisadi açıdan rasyonel bir karar verici, geçmişteki kayıpları göz ardı edip gelecekteki olası fayda ve maliyetlere odaklanmalıdır. Ancak insan psikolojisi, yapılan yatırımı ziyan etmeme dürtüsüyle hareket ederek rasyonel kararlar almayı zorlaştırır.

Bu yanılgının temelinde kayıptan kaçınma ve kendini haklı çıkarma arzusu yatar. İnsanlar geçmişteki hatalı kararlarıyla yüzleşmektense, başarısızlığı kabullenmeyi geciktirmeyi tercih ederler. Örneğin, bilet parasını ödediği için sıkıcı bir filmi sonuna kadar izleyen bir seyirci ya da verimsiz bir projeye sırf geçmiş yatırımları nedeniyle ek bütçe ayıran bir yönetici bu durumun kurbanıdır. Sonuç olarak batık maliyet yanılgısı, bireyleri ve kurumları daha büyük zararlara sürükleyen bir kısır döngü yaratır.

Bu parçadan hareketle "batık maliyet yanılgısı"na düşen bir bireyin davranışı ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Geçmişte harcadığı kaynakların boşa gitmesini engellemek amacıyla mantıklı olmayan kararları sürdürme eğilimi gösterir.

Cevap

Geçmişte harcadığı kaynakların boşa gitmesini engellemek amacıyla mantıklı olmayan kararları sürdürme eğilimi gösterir.
Doğru yanıt, batık maliyet yanılgısının temel tanımıyla doğrudan örtüşmektedir. Birey geçmişte yatırdığı emek veya parayı kaybetmekten korktuğu için rasyonel olmayan eylemini sürdürür.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ilk bölümünde batık maliyet yanılgısının tanımını inceleme.
Batık maliyet yanılgısının, geçmişte yapılan harcamaların geri alınamayacak olmasına rağmen sırf bu harcama yapıldığı için mantıksız kararları sürdürme eğilimi olduğu belirlenir.
Kavramın tanımı ve kapsamı doğru tespit edilmelidir.
2
Seçenekleri bu tanımdaki ziyan etmeme dürtüsü ve mantıklı olmayan kararları sürdürme unsurlarıyla karşılaştırma.
Geçmiş kaynakları ziyan etmeme isteğinin kişiyi rasyonel olmayan eylemleri devam ettirmeye yönlendirdiğini ifade eden seçeneğin doğru olduğu görülür.
Doğru seçeneği parçadaki ifadelerle doğrudan eşleştirmek gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta anlam ve çıkarım yapma
Soru 306Soru

Bilim insanları, kutup bölgelerindeki buzulların erime hızını ölçmek için son yıllarda yapay zekâ destekli uydu görüntüleme sistemlerini kullanmaya başlamışlardır. Bu yeni teknoloji sayesinde, geçmişte aylar süren veri analizi süreçleri artık birkaç saat içinde tamamlanabilmektedir. Elde edilen veriler, iklim değişikliğinin yeryüzündeki etkilerini daha hassas bir şekilde izlememize olanak tanımaktadır. Araştırmacılar, bu sistemlerin sadece buzulların hacmini değil, aynı zamanda okyanus akıntılarındaki s��caklık değişimlerini de eş zamanlı olarak takip edebildiğini belirtmektedir. Bu durum, geleceğe yönelik iklim modellerinin doğruluk payını artırarak küresel ısınmayla mücadelede stratejik kararlar alınmasını kolaylaştırmaktadır.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kutup bölgelerinin ve okyanusların takibinde yapay zekâ destekli uydu sistemlerinden yararlanılmasından

Cevap

Kutup bölgelerinin ve okyanusların takibinde yapay zekâ destekli uydu sistemlerinden yararlanılmasından
Paragrafta temel olarak yapay zekâ destekli uydu sistemlerinin kutuplardaki ve okyanuslardaki değişimleri izlemek amacıyla kullanılması ele alınmaktadır. Dolayısıyla kutup bölgelerinin ve okyanusların takibinde yapay zekâ destekli uydu sistemlerinden yararlanılmasından bahseden seçenek parçanın konusunu en iyi şekilde ifade etmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin ana konusunu belirlemek için metni bütünüyle analiz etmek
Metinde kutup bölgelerindeki buzulların erimesinin ve okyanus akıntılarının takibinde yapay zekâ destekli uydu sistemlerinin kullanılmaya başlandığı ve bunun iklim modellerine katkısı anlatılmaktadır.
Konu sorularında metinde en çok vurgulanan, metnin bütününü kapsayan ortak düşünce veya durum aranmalıdır.
2
Seçenekleri değerlendirerek konuyu tam kapsayan seçeneği seçmek ve çeldiricileri elemek
Kutup bölgelerinin ve okyanusların takibinde yapay zekâ destekli uydu sistemlerinden yararlanılmasından seçeneği metnin konusunu tam olarak yansıtmaktadır.
Diğer seçenekler ya metindeki bir ayrıntıya değinmekte (zaman tasarrufu gibi kısmi konu), ya metnin kapsamını aşmakta (tüm doğal yaşam alanları gibi geniş konu) ya da ana düşünceye kaymaktadır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Konu ve Başlık
Soru 307Soru

Miranda Fricker’ın kavramsallaştırdığı epistemi̇k haksızlık, bi̇reylerin bi̇lgi̇ üreti̇ci̇si̇ ve aktarıcısı olarak sahi̇p oldukları yetki̇ni̇n toplumsal ön yargılar ve güç i̇li̇şki̇leri̇ neti̇cesi̇nde zedelenmesi̇ni̇ ele alır. Fricker bu olguyu tanıksal ve yorumsal haksızlık olmak üzere i̇ki̇ ana başlık altında i̇nceler. Tanıksal haksızlıkta, bi̇r konuşmacının beyanının güveni̇li̇rli̇ği̇; ci̇nsi̇yet, etni̇k köken veya sınıf gi̇bi̇ bi̇leşenlere dayalı ön yargılar sebebi̇yle di̇nleyi̇ci̇ tarafından hak etti̇ği̇nden daha düsük bi̇r sevi̇yede değerlenderi̇li̇r. Yorumsal haksızlıkta i̇se toplumsal olarak ortaklaşa kullanılan kavranısal araçlardaki̇ boşluklar, dezavantajlı grupların kendi̇ deney i̇mleri̇ni̇ anlamlandırmasını veya bunları topluma aktarmasını engeller. Örneğin si̇stemi̇k olarak dışlanan bi̇r topluluğun üyeleri̇, uğradıkları özgül bi̇r ayrımcılığı tanımlayacak toplumsal terimlerden yoksun bırakıldıkları i̇çi̇n bu durumu di̇le geti̇remezler. Bu yönüyle epistemi̇k haksızlık, bi̇lgi̇ üreti̇m süreçleri̇ni̇n adi̇l dağıtılmamasının bi̇r sonucu olarak ortaya çıkar.

Bu parçadan hareketle "epistemik haksızlık" ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Dezavantajlı kesimlerin kendi tecrübelerini ifade edememelerinin temelinde bireysel farkındalık eksikliğinin yattığına

Cevap

Dezavantajlı kesimlerin kendi tecrübelerini ifade edememelerinin temelinde bireysel farkındalık eksikliğinin yattığına yargısı
Dezavantajlı kesimlerin kendi tecrübelerini ifade edememelerinin temelinde bireysel farkındalık eksikliğinin yattığına dair yargı parçadan çıkarılamaz. Parçada bu durumun bireysel bir eksiklikten değil, toplumsal olarak ortaklaşa kullanılan kavramsal araçlardaki boşluklardan kaynaklandığı açıkça ifade edilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın giriş kısmını ve epistemik haksızlığın genel tanımını incelemek.
Epistemik haksızlığın toplumsal ön yargılar ve güç ilişkilerinden kaynaklandığı ve tanıksal ile yorumsal olarak iki boyutu olduğu tespit edilmiştir.
Yardımcı düşünceleri belirlemek için kavramın genel çerçevesini ve bileşenlerini ortaya koymak gerekir.
2
Tanıksal ve yorumsal haksızlık kavramlarının açıklamalarını ve örneklerini analiz ederek seçeneklerle karşılaştırmak.
Tanıksal haksızlığın dinleyicinin ön yargılarına dayandığı, yorumsal haksızlığın ise dezavantajlı grupların kendi tecrübelerini ifade etmelerini sağlayan toplumsal/kavramsal araçların eksikliğinden kaynaklandığı belirlenmiştir.
Seçeneklerde yer alan yardımcı düşüncelerin parçadaki hangi cümlelerle örtüştüğünü tespit etmek.
3
Ulaşılamayacak olan seçeneği belirlemek amacıyla 'bireysel farkındalık eksikliği' ifadesinin parçadaki yerini sorgulamak.
Parçada dezavantajlı kesimlerin kendilerini ifade edememeleri bireysel bir farkındalık eksikliğine değil, toplumsal kavramsal araçlardaki sistematik boşluklara bağlanmıştır. Dolayısıyla bu yargıya ulaşılamaz.
Parçadaki neden-sonuç ilişkileri ile seçeneklerde sunulan yargıların çelişip çelişmediğini kontrol etmek.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünce
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 308Soru

Yapay zekâ teknolojilerinin sanat alanındaki kullanımı, veri analitiğine dayalı yepyeni bir estetik anlayışın doğmasını sağlamıştır. Günümüzde yapay zekâ modelleri, milyonlarca görseli, melodiyi veya metni tarayarak belirli şablonlara uygun yeni eserler üretebilmektedir. Ancak bu üretim süreci, insan sanatçının kişisel deneyimlerinden, duygusal derinliğinden ve bilinçli estetik tercihlerinden tamamen yoksundur. Yapay zekâ algoritmaları, var olan verileri harmanlama ve yeniden düzenleme becerisine sahip olsa da, sıfırdan özgün bir duygu dünyası inşa etme gücünden uzaktır. Bu durum, yapay zekâya dayalı üretimin sınırlarını çizerek onun sanatta bağımsız bir yaratıcı olmaktan ziyade, insan yaratıcılığını destekleyen ve onu zenginleştiren yardımcı bir araç olarak görülmesi gerektiğini göstermektedir.

Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Yapay zekânın sanatsal yaratıcılıkta üstlendiği rol ve bu alandaki sınırlılıklarından

Cevap

Yapay zekânın sanatsal yaratıcılıkta üstlendiği rol ve bu alandaki sınırlılıklarından
Paragrafın genelinde yapay zekanın sanat alanında şablonlara uygun üretimler yapabilme rolü ile insani duygusal derinlikten yoksun olma, özgün bir dünya kuramama gibi sınırlılıkları dengeli biçimde ele alınmıştır. Bu nedenle doğru cevap, yapay zekanın sanattaki rolünü ve sınırlılıklarını ifade eden seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın giriş ve gelişme cümleleri analiz edilerek üzerinde durulan temel olgu belirlenir.
Paragrafta yapay zekanın sanat alanındaki kullanımı ve şablonlara uygun üretim yeteneği gibi üstlendiği rol tespit edilir.
Konunun ilk boyutunu belirlemek için giriş bölümündeki tespitlerin anlaşılması gerekir.
2
Paragraftaki 'ancak', 'uzaktır' gibi sınırlandıran ve karşılaştıran ifadeler incelenir.
Yapay zekanın insan sanatçının duygusal derinliğinden yoksun olduğu ve özgün bir duygu dünyası kuramayacağı yönündeki sınırlılıkları belirlenir.
Konunun sınırlarını ve ele alınan diğer boyutunu netleştirmek amacıyla karşıtlık bildiren bağlaçlar ve olumsuz ifadeler analiz edilir.
3
Elde edilen veriler sentezlenerek tüm paragrafı kapsayan konu ifadesi seçeneklerle karşılaştırılır.
Paragrafta yapay zekanın sanattaki rolü ve sınırlılıklarının bir arada ele alındığı görülür.
Paragrafın neyden söz ettiğini (konuyu) en genel haliyle kapsayan doğru seçeneğe ulaşmak için sentez gereklidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Konu
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 309Soru

Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.

Yerleşme etkisi (Einstellung etkisi), bireyin bir problemi çözerken geçmişteki deneyimlerine ve daha önce başarılı olmuş yöntemlere aşırı bağlı kalması nedeniyle, daha basit veya daha etkili yeni çözüm yollarını görememesi durumunu ifade eden psikolojik bir olgudur. Bu zihinsel engel, insan beyninin bilgi işleme sürecinde enerji tasarrufu yapma ve tanıdık örüntüleri hızla uygulama eğiliminin doğal bir sonucudur. Zihin, daha önce işe yaramış bir yöntemi hazır bir şablon olarak saklar ve benzer bir sorunla karşılaştığında bu şablonu otomatik olarak devreye sokar. Ancak bu durum, bireyin içinde bulunduğu yeni durumun kendine özgü ayrıntılarını ve daha kestirme çözüm yollarını fark etmesini engeller.

1940’larda yapılan deneysel çalışmalarda, katılımcılara farklı hacimlerdeki kapları kullanarak belirli bir miktar su elde etmeleri istenmiştir. İlk birkaç soruda aynı karmaşık formülle çözüme ulaşan katılımcılar, daha sonra çok daha basit bir yöntemle çözülebilecek sorularla karşılaştıklarında bile eski karmaşık yöntemi kullanmaya devam etmişlerdir. Bu deney, yerleşme etkisinin zihinsel esnekliği nasıl sınırlandırdığını somut bir şekilde ortaya koymaktadır.

İş hayatından akademik çalışmalara kadar pek çok alanda karşımıza çıkan yerleşme etkisi, yenilikçi ve yaratıcı düşüncenin önündeki en büyük engellerden biridir. Uzmanlaşma arttıkça bireylerin bu etkiye kapılma olasılığı da yükselebilir; çünkü bir alandaki derin bilgi birikimi, zihinsel patikaların daha da derinleşmesine ve alternatif yolların tamamen kapanmasına neden olabilir.

Bu parçadan hareketle yerleşme etkisiyle (Einstellung etkisi) ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin uzmanlık düzeyi arttıkça bu etkinin üstesinden gelmesinin kolaylaştığına

Cevap

Uzmanlaşmanın artmasının yerleşme etkisinin üstesinden gelmeyi kolaylaştırdığı yargısı
Metnin son paragrafında uzmanlaşma arttıkça yerleşme etkisine kapılma olasılığının yükselebileceği ve derin bilgi birikiminin alternatif yolları kapatabileceği ifade edilmiştir. Dolayısıyla uzmanlığın artmasının bu etkinin üstesinden gelmeyi kolaylaştırdığı yargısı metinle doğrudan çelişmektedir ve ulaşılamaz olan seçenektir.

Adım Adım Çözüm

1
Metinde yerleşme etkisinin (Einstellung etkisi) tanımını ve beynin enerji tasarrufu yapma eğilimiyle ilişkisini incelemek.
Yerleşme etkisinin zihnin hazır şablonları otomatik devreye sokması ve enerji tasarrufu yapmasıyla ilişkili olduğu görülür.
Zihnin daha az çaba sarf etme eğilimiyle ilişkili seçeneğinin doğruluğunu test etmek.
2
Metinde verilen deney örneğini ve uzmanlaşma ile ilgili paragrafı analiz etmek.
Uzmanlaşma arttıkça zihinsel patikaların derinleştiği ve alternatif yolların tamamen kapandığı, dolayısıyla bu etkiye kapılma olasılığının arttığı görülür.
Uzmanlık düzeyinin artmasının bu etkiyi yenmeyi kolaylaştırıp kolaylaştırmadığını belirlemek.
3
Ulaşılan sonuçlar ile seçenekleri karşılaştırmak.
Uzmanlık arttıkça etkinin üstesinden gelmenin kolaylaştığı yönündeki yargının metinle çeliştiği saptanır.
Ulaşılamayacak olan doğru seçeneği belirlemek.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Çıkarım Yapma
Soru 310Soru

Nörogastroloji; sindirim sistemi ile beyin arasındaki çift yönlü iletişimi ve bağırsaklarımızdaki karmaşık sinir ağını inceleyen modern bir tıp disiplinidir. Bağırsaklarda yer alan ve yaklaşık 100 milyon nörondan oluşan enterik sinir sistemi, bilim insanları tarafından "ikinci beyin" olarak adlandırılmaktadır. Bu sistem, merkezi sinir sisteminden bağımsız olarak çalışabilme yeteneğine sahiptir; yani beyinden herhangi bir komut almadan da sindirim süreçlerini yönetebilir. Dahası, vücuttaki toplam serotonin hormonunun yaklaşık yüzde 95'i bağırsaklarda üretilir. Bu durum, sindirim sisteminin yalnızca besinlerin sindirilmesiyle kalmayıp duygu durumumuz, stres seviyemiz ve genel psikolojik sağlığımız üzerinde de doğrudan bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.

Bu parçadan hareketle "ikinci beyin" olarak adlandırılan enterik sinir sistemi ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Vücuttaki hormonal dengenin tamamını tek başına düzenlediğine

Cevap

Vücuttaki hormonal dengenin tamamını tek başına düzenlediğine
Parçada serotonin hormonunun yüzde 95'inin bağırsaklarda üretildiği ve bu durumun psikolojik sağlığa etkileri belirtilmiştir; fakat buradan hareketle vücuttaki tüm hormonal dengenin bu sistem tarafından tek başına düzenlendiği gibi genel bir yargıya ulaşılamaz. Dolayısıyla bu ifade paragraftan çıkarılamayacak tek yardımcı düşüncedir.

Adım Adım Çözüm

1
Metindeki anahtar kelimeleri ve yardımcı düşünceleri belirleme.
Merkezi sinir sisteminden bağımsızlık, 100 milyon nöron, serotonin hormonunun yüzde 95'inin üretimi ve psikolojik etkiler gibi yardımcı düşünceler tespit edildi.
Seçeneklerdeki ifadelerin metindeki karşılıklarını bulabilmek için paragrafın bilgi sınırlarını çizmek gerekir.
2
Seçenekleri metindeki yargılarla teker teker karşılaştırma.
Seçeneklerin büyük kısmının metinde doğrudan karşılığının olduğu, ancak bir seçeneğin metindeki bilgiyi aşırı genelleyerek çarpıttığı görüldü.
Yardımcı düşünce sorularında doğru seçeneğe ulaşmak için metinde yer alan kesin yargıların elenmesi gerekir.
3
Çıkarılamayacak olan yargıyı kesinleştirme.
Serotonin üretim oranından hareketle tüm hormonal dengenin tek başına kontrol edildiği çıkarımının yapılamayacağı belirlendi.
Metindeki sınırları aşan, aşırı genelleyici ve kesinlik bildiren yargılar paragraftan çıkarılamaz.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünce

İpuçları

1
Soru kökünde 'ulaşılamaz' ifadesi yer almaktadır, yani seçeneklerden dört tanesi metinde yer alan bilgilerle doğrudan eşleşmektedir.
2
Metindeki serotonin hormonu ile ilgili yüzdeye ve bu yüzdenin kapsadığı alana dikkat edin. Belli bir hormonun büyük kısmının üretilmesi, tüm hormonal sistemin kontrol edildiği anlamına gelir mi?

Daha Fazla Pratik

Benzer sorularda genelleme ve kesinlik bildiren (hepsi, tamamı, sadece, her zaman) kelimelerin geçtiği seçeneklere öncelik vererek metinle karşılaştırma yapabilirsiniz.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 311Soru

Aşağıdaki parçayı okuyarak soruyu cevaplayınız.

Seçim körlüğü, insanların kendi yaptıkları seçimleri algılamadaki yetersizliklerini ve bu kararlarını savunma eğilimlerini açıklayan çarpıcı bir bilişsel yanılgıdır. 2005 yılında İsveçli araştırmacı Petter Johansson ve ekibi tarafından yürütülen bir deney, bu olguyu gözler önüne sermiştir. Katılımcılara iki farklı insan yüzü gösterilmiş ve hangisini daha çekici buldukları sorulmuştur. Tercihlerini yaptıktan sonra, sihirbazlık teknikleri kullanılarak katılımcılara seçmedikleri yüzün fotoğrafı verilmiş ve bu kişiyi neden seçtikleri sorulmuştur. Katılımcıların büyük bir kısmı, kendilerine sunulan fotoğrafın kendi seçtikleri fotoğraf olmadığını fark etmemiş, hatta seçmedikleri bu yüzü neden çekici bulduklarına dair detaylı açıklamalar ve gerekçeler sunmuştur. Bu durum, bireylerin kendi kararlarının arkasındaki gerçek nedenlerin her zaman bilincinde olmadıklarını, aksine kararlarını sonradan rasyonalize etmeye çalıştıklarını göstermektedir. Seçim körlüğü, kararlarımızın sarsılmaz temellere dayandığına olan inancımızı sarsmaktadır. Birey, sadece görsel tercihlerinde değil; siyasi oylamalar, ahlaki yargılar ve hatta tüketici davranışları gibi daha karmaşık karar süreçlerinde de benzer bir körlük yaşayabilmektedir. Zihin, karar anındaki gerçek güdüleri sorgulamak yerine, mevcut durumu haklı çıkaracak gerekçeler üretme konusunda son derece hızlı çalışır. Sonuç olarak, seçim körlüğü fenomeninin sunduğu bulgular, insan iradesinin ve karar alma mekanizmalarının sınırlarını anlamada kritik bir eşik sunarken, özgür irade tartışmalarına da yeni boyutlar kazandırmaktadır.

Bu parçadan hareketle "seçim körlüğü" ile ilgili aşa��ıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Karar alma süreçlerinde dışarıdan yapılacak manipülasyonların birey tarafından kolaylıkla fark edilebildiğine

Cevap

Karar alma süreçlerinde dışarıdan yapılacak manipülasyonların birey tarafından kolaylıkla fark edilebildiğine dair yargı
Doğru cevap, karar alma süreçlerinde dışarıdan yapılacak manipülasyonların birey tarafından kolaylıkla fark edilebildiğini savunan seçenektir. Parçada bahsedilen deneyde katılımcıların büyük bir kısmının, kendilerine sunulan fotoğrafın kendi seçtikleri fotoğraf olmadığını fark etmedikleri açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla manipülasyonun kolayca fark edildiği iddiası parçadaki bilgilerle çelişmektedir ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünü ve parçayı dikkatlice incelemek.
Sorunun olumsuz bir köke ('söylenemez') sahip olduğu ve parçanın 'seçim körlüğü' kavramını açıkladığı belirlenir.
Parçada doğrudan değinilmeyen veya parçadaki bilgilerle çelişen yargıyı bulmak amacıyla hedeflenen odağın belirlenmesi gerekir.
2
Parçadaki temel argümanları ve bulguları seçeneklerle karşılaştırmak.
Seçim körlüğünün zihnin rasyonalizasyon hızı, ahlaki/siyasi alanlardaki geçerliliği, özgür irade tartışmalarına katkısı ve kararların arkasındaki nedenlerin bilinmemesiyle ilgili kısımları doğrulanır. Ancak manipülasyonların kolayca fark edilebildiğine dair bir yargının parçada yer almadığı, aksine katılımcıların manipülasyonu fark etmediği tespit edilir.
Seçeneklerin doğruluğunu parça içerisindeki kanıtlarla eşleştirerek yanlış olan tek yargıyı izole etmek gerekir.
3
Ulaşılamayacak olan nihai yargıyı doğru seçenek olarak belirlemek.
Manipülasyonların kolayca fark edilebildiği yönündeki yargının parçayla çeliştiği kesinleşir.
Soru kökünün olumsuz ifadesine uygun olarak parçadan çıkarılamayacak seçeneği işaretlemek.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Olumsuz Soru Kökü Çözümleme
Soru 312Soru

Arşivler ve kütüphaneler genellikle geçmişin tarafsız birer deposu, tarihin sadık birer bekçisi olarak görülür. Ancak bu kurumlarda gerçekleştirilen her tasnif, koruma ve sergileme faaliyeti, özünde derin bir seçme ve eleme sürecini barındırır. Bir belgenin arşive kabul edilmesi ya da bir nesnenin müzede sergilenmesi kararı, kaçınılmaz olarak başka binlerce belgenin ve nesnenin görünmez kılınması, yani unutulmaya terk edilmesi anlamına gelir. Bu yönüyle arşiv oluşturma pratiği, geçmişi olduğu gibi muhafaza eden pasif bir kayıt eylemi değil; neyin 'hatırlanmaya değer' olduğuna karar vererek toplumsal belleği aktif bir biçimde şekillendiren ve kendi sınırları dahilinde iktidar üreten bir inşa sürecidir.

Bu parçada vurgulanmak istenen ana düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Arşivler geçmişin tarafsız koruyucuları olmaktan ziyade, neyin hatırlanıp neyin unutulacağını seçen ve böylece toplumsal belleği şekillendiren yapılardır.

Cevap

Arşivler geçmişin tarafsız koruyucuları olmaktan ziyade, neyin hatırlanıp neyin unutulacağını seçen ve böylece toplumsal belleği şekillendiren yapılardır.
Doğru cevap olan yargı, paragrafın son bölümünde vurgulanan ana fikri eksiksiz bir şekilde yansıtmaktadır. Yazar, arşivlerin geçmişi olduğu gibi muhafaza eden pasif ve tarafsız yapılar olmadığını; aksine, neyin hatırlanıp neyin unutulacağına karar vererek toplumsal belleği aktif bir şekilde inşa ettiğini savunmaktadır. Bu doğrultuda, arşivlerin geçmişin tarafsız koruyucuları olmaktan ziyade toplumsal belleği seçici bir biçimde şekillendiren yapılar olduğunu belirten seçenek doğru yanıttır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın giriş ve gelişme cümleleri incelenerek konunun sınırları belirlenir.
Metnin konusunun arşivleme ve sergileme faaliyetleri olduğu, bu faaliyetlerin arka planındaki seçim süreçleri üzerinde durulduğu saptanır.
Ana düşünceye ulaşmak için öncelikle metnin neyden bahsettiğini (konuyu) doğru tespit etmek gerekir.
2
Metindeki anahtar ifadeler ve yazarın bakış açısını yansıtan geçiş/bağlantı sözcüklerinden sonra gelen yargılar analiz edilir.
Yazarın 'ancak', 'bu yönüyle' gibi ifadelerle arşivciliğin pasif bir saklama değil, neyin hatırlanıp neyin unutulacağına karar veren aktif bir inşa süreci olduğunu savunduğu görülür.
Ana düşünce genellikle yazarın asıl savunmak istediği tezde ve sonuç niteliğindeki vurgulu cümlelerde yer alır.
3
Seçenekler taranarak yazarın bu temel tezini en kapsamlı ve doğrudan karşılayan yargı belirlenir.
Arşivlerin tarafsız koruyucular olmadığı, aksine neyin hatırlanıp neyin unutulacağını seçen ve böylece belleği şekillendiren aktif yapılar olduğunu belirten yargı seçilir.
Doğru seçenek, paragraftaki yardımcı düşünceleri veya yan konuları değil, metnin tamamını kapsayan temel iletiyi vermelidir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce

İpuçları

1
Paragrafın özellikle son cümlesindeki 'pasif bir kayıt eylemi değil, aktif bir inşa süreci' ifadesine ve arşivlerin neyin hatırlanacağına karar verme yetkisine odaklanın.

Daha Fazla Pratik

Bu tarz sorularda 'ancak', 'bu yönüyle', 'kısacası' gibi geçiş ve özetleme bildiren bağlaçlardan sonra gelen cümlelerin genellikle ana düşünceyi taşıdığını unutmayın.
Tahmini Süre:2m 0s
Soru 313Soru

Günümüz medyasında haberler, dijital platformların hız yarışı nedeniyle saniyeler içinde üretilip aynı hızla tüketilmektedir. Anlık tıklama oranları uğruna olayların derinliği, neden-sonuç ilişkileri ve arka planı göz ardı edilmektedir. İşte bu noktada 'yavaş gazetecilik' hareketi, hıza meydan okuyarak ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşım, sadece neyin ne zaman olduğunu değil; nasıl ve neden olduğunu, olayların uzun vadeli etkilerini araştırıp aktarmayı hedefler. Okura anlık bilgi patlamaları yerine, sindirilmiş analizler ve nitelikli hikâyeler sunarak toplumsal hafızayı diri tutmaya çalışır. Dolayısıyla yavaş gazetecilik, medyanın kaybettiği güveni ve derinliği yeniden tesis etme arayışıdır.

Bu parçada yavaş gazetecilik hareketiyle ilgili olarak vurgulanmak istenen ana düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Hızlı tüketim odaklı medya anlayışına karşı haberlerin arka planını ve analizini sunarak gazeteciliğe derinliğini yeniden kazandırmayı amaçladığı.

Cevap

Hızlı tüketim odaklı medya anlayışına karşı haberlerin arka planını ve analizini sunarak gazeteciliğe derinliğini yeniden kazandırmayı amaçladığı.
Hızlı tüketim odaklı medya anlayışına karşı haberlerin arka planını ve analizini sunarak gazeteciliğe derinliğini yeniden kazandırmayı amaçladığı yönündeki yargı, paragrafta yavaş gazetecilik hareketinin hıza meydan okuması, olayların nasıl ve neden olduğunu, uzun vadeli etkilerini araştırması ve medyanın kaybettiği güven ile derinliği yeniden kurma çabası olarak özetlenen temel mesajıyla birebir örtüşmektedir.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ana konusunu ve yazarın odaklandığı temel kavramı belirleme.
Paragrafın hıza dayalı modern medya ortamındaki eksiklikleri gidermek amacıyla ortaya çıkan 'yavaş gazetecilik' akımını ele aldığı saptanır.
Ana düşünceye ulaşmak için öncelikle konunun sınırlarını doğru çizmek gerekir.
2
Yazarın bu konuyu ele alırken okuyucuya vermek istediği asıl mesajı (ana düşünceyi) tespit etme.
Yavaş gazeteciliğin haberlerin yalnızca zamanını değil, arka planını, nedenlerini ve uzun vadeli etkilerini inceleyerek medyaya kaybettiği derinliği ve güveni geri kazandırmaya çalıştığı belirlenir.
Ana düşünce, yazarın konuyu işleme amacı ve ulaştığı nihai yargıdır.
3
Seçenekleri analiz ederek bu asıl mesajı tam olarak karşılayan yargıyı bulma.
Yavaş gazeteciliğin haberlerin arka planını ve analizini sunarak gazeteciliğe derinliğini yeniden kazandırmayı amaçladığını belirten seçeneğin doğru olduğu görülür.
Diğer seçenekler ya parçada bulunmayan aşırı yorumlar barındırmakta ya da ana düşünce yerine konunun yardımcı unsurlarını öne çıkarmaktadır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 314Soru

(I) Kambur balinaların yüzgeçlerinin ön kenarlarında bulunan küçük yumrular, bu devasa canlıların su altında inanılmaz bir manevra kabiliyeti kazanmasını sağlar.
(II) Klasik kanat tasarımlarında hava akışı dik bir açıyla geldiğinde türbinin verimliliği aniden düşerken, bu yumrulu yapı sayesinde türbinler düşük rüzgâr hızlarında bile çalışmaya devam edebilmektedir.
(III) Akışkanlar mekaniğindeki bu sıra dışı özellik, mühendislerin dikkatini çekmiş ve rüzgâr türbini kanatlarının tasarımında yeni bir dönem başlatmıştır.
(IV) Çünkü yumrular, suyun veya havanın kanat yüzeyi üzerinde düzgün girdaplar oluşturarak tutunmasını sağlar ve erken durmayı (stall) engeller.
(V) Yapılan testler, tırtıklı kenarlara sahip bu yeni nesil kanatların aerodinamik sürüklemeyi \%32 oranında azalttığını ve rüzgâr enerjisi üretimini önemli ölçüde artırdığını ortaya koymuştur.

Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin anlamlı bir bütün oluşturabilmesi için hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi gerekir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: II ve III

Cevap

İkinci ve üçüncü cümlelerin yer değiştirmesi gerekir.
İkinci ve üçüncü cümleler yer değiştirdiğinde paragrafın anlam akışı tamamen düzelmektedir. Birinci cümlede kambur balinaların yüzgeç yapısı ve manevra kabiliyeti tanıtıldıktan sonra, üçüncü cümledeki 'bu sıra dışı özellik' ifadesiyle bu konunun rüzgâr türbinlerine nasıl uygulandığı anlatılır. Ardından gelen ikinci cümle bu yeni yapının klasik tasarımlarla kıyaslamasını yapar ve dördüncü cümle de bu durumun nedenini açıklar.

Adım Adım Çözüm

1
Giriş cümlesinin bağımsızlığını ve konusunu kontrol edin.
I numaralı cümle kambur balinaların yüzgeçlerindeki yumruları tanıtan bağımsız bir giriş cümlesidir, yeri doğrudur.
Paragrafın anlam akışını doğru kurmak için giriş cümlesini sabitlemek gerekir.
2
Cümleler arasındaki köprü ifadeleri (işaret sıfatları, zamirler) tespit edin.
III numaralı cümledeki 'Akışkanlar mekaniğindeki bu sıra dışı özellik' ifadesi, doğrudan I numaralı cümledeki su altındaki manevra kabiliyetine atıfta bulunur. Ancak II numaralı cümle bu iki cümle arasında yer alarak bu bağı koparmaktadır.
Gönderme yapan ifadeler, gönderimde bulundukları ögelerden hemen sonra gelmelidir.
3
II ve III numaralı cümleleri yer değiştirerek yeni sırayı okuyun.
I. cümleden sonra rüzgâr türbinlerine geçiş yapan III. cümle (yeni II. cümle) gelir. Ardından yeni tasarımla klasik tasarımı kıyaslayan II. cümle (yeni III. cümle) yer alır.
Anlam akışının düzelip düzelmediğini doğrudan okuma yaparak kontrol etmek gerekir.
4
Sonraki cümlelerin bu değişikliğe uyumunu denetleyin.
IV numaralı cümledeki 'Çünkü yumrular...' gerekçesi, yeni yerindeki III. cümlede geçen verimlilik artışının nedenini açıklar. V numaralı cümle ise test sonuçlarıyla paragrafı mantıklı şekilde bitirir.
Paragrafın geri kalanının yeni sıralamaya uyum sağladığından emin olmak gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Cümlelerin Yerini Değiştirme (Anlam Akışı)

İpuçları

1
Paragraftaki işaret sıfatlarına ve referans ifadelerine dikkat edin. Hangi cümledeki 'bu özellik' ifadesi bir önceki cümlenin sonunu işaret ediyor?
2
Birinci cümlede kambur balinaların yüzgeçlerindeki yumrulardan bahsedilmiştir. Üçüncü cümledeki 'Akışkanlar mekaniğindeki bu sıra dışı özellik' ifadesi sizce hangisinden sonra gelmelidir?
3
İkinci cümledeki rüzgâr türbinleri karşılaştırması, türbin tasarımına geçiş yapıldıktan sonra olmalıdır. Bu geçiş ise rüzgâr türbini kanatlarının tasarımında yeni bir dönem başladığını belirten üçüncü cümleyle yapılır. Dolayısıyla bu iki cümlenin sırası düzeltilmelidir.

Daha Fazla Pratik

Benzer paragraf yapısı sorularında öncelikle referans sözcüklerin (bu, şu, böyle vb.) izini sürmek süreyi kısaltacaktır.

Alternatif Yöntem

Cümlelerin ilk kelimelerine ve bağlaçlarına odaklanarak bağımsız bir paragraf kurmaya çalışın. I. cümlenin giriş cümlesi olduğu kesinleştikten sonra, I. cümleden hemen sonra gelebilecek anlamca en yakın köprü cümleyi arayarak doğru sırayı oluşturun.
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 315Soru

Müze yorgunluğu, ilk kez 1916 yılında Benjamin Ives Gilman tarafından tanımlanan, ziyaretçilerin sergi alanlarını gezerken deneyimlediği fiziksel ve zihinsel tükenmişlik durumunu ifade eder. Bu olgu, yalnızca saatlerce ayakta kalmanın ve yürümenin getirdiği bedensel yorgunluktan ibaret değildir; aynı zamanda yoğun görsel uyarıcılara maruz kalmanın ve sürekli bilgi işleme sürecinin yarattığı bilişsel aşırı yüklenmeden de kaynaklanır. Çevresel psikoloji alanındaki araştırmalar; müze mimarisinin, sergileme ünitelerinin yerleşim düzeninin ve salonların aydınlatma biçiminin bu yorgunluk seviyesini doğrudan etkilediğini göstermektedir. Örneğin, monoton sergileme yöntemleri ve ziyaretçiyi tek yönlü bir patikaya zorlayan kronolojik rotalar, ilgiyi hızla tüketerek dikkat dağınıklığına yol açar. Bu yorgunluk eşiği aşıldığında ziyaretçiler sergilenen eserleri algılamakta güçlük çeker ve nesnelere karşı duyarsızlaşır. Günümüzde çağdaş müzecilik tasarımı, bu olumsuz etkiyi azaltmak amacıyla sergi salonları arasına tematik dinlenme alanları entegre etmekte ve interaktif ögelerle ziyaretçinin odaklanma süresini artırmayı hedeflemektedir.

Bu parçaya göre "müze yorgunluğu" ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kronolojik sergileme planlarının ziyaretçilerin ilgisini canlı tutarak yorgunluk hissini geciktirdiğine

Cevap

Kronolojik sergileme planlarının ziyaretçilerin ilgisini canlı tutarak yorgunluk hissini geciktirdiğine
Kronolojik sergileme planlarının ziyaretçilerin ilgisini canlı tutarak yorgunluk hissini geciktirdiğini savunan seçenek parçadaki bilgilerle doğrudan çelişmektedir. Çünkü parçada, kronolojik rotaların aksine 'ilgiyi hızla tüketerek dikkat dağınıklığına yol açtığı' belirtilmiştir. Dolayısıyla bu ifade parçadan çıkarılamaz ve söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünü ve parçayı dikkatlice incelemek
Sorunun olumsuz bir soru köküne (söylenemez) sahip olduğu ve müze yorgunluğu kavramının nedenlerini, etkilerini ve modern müzecilikteki çözümlerini ele aldığı belirlendi.
Paragrafta yardımcı düşünce sorularında olumsuz ifadeyi doğru belirlemek ve seçenekleri parçadaki ifadelerle eşleştirmek gerekir.
2
Seçenekleri paragraftaki cümlelerle karşılaştırmak
Fiziksel/zihinsel yüklenme seçeneği ikinci cümleyle, mimari/aydınlatma seçeneği üçüncü cümleyle, algılama/duyarsızlaşma seçeneği dördüncü cümleyle ve interaktif/mekânsal çözümler seçeneği son cümleyle eşleşmektedir. Ancak kronolojik sergileme planlarının ilgiyi canlı tutup yorgunluğu geciktirdiğine dair ifade, parçadaki 'kronolojik rotaların ilgiyi hızla tükettiği ve dikkat dağınıklığına yol açtığı' bilgisiyle doğrudan çelişmektedir.
Yardımcı düşünce sorularında doğru seçenek, parçada yer almayan ya da parçadaki bilgilerle çelişen yargıdır.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünce
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 316Soru

Sahne ışığı etkisi, bireyin kendi dış görünüşü, davranışları ya da hatalarının çevresindeki insanlar tarafından ne derece fark edildiğini abartma eğilimidir. İnsanlar, sosyal bir ortamda tüm gözlerin kendi üzerlerinde olduğunu ve her hareketlerinin titizlikle incelendiğini düşünürler. Oysa gerçekte, diğer insanlar da benzer şekilde kendi dünyaları ve kaygılarıyla meşgul olduklarından, söz konusu durumların çok azını fark ederler. Cornell Üniversitesinde yapılan klasik bir deneyde, katılımcılardan dikkat çekici bir tişört giymeleri ve ardından bir odaya girmeleri istenmiştir. Katılımcılar, odadaki insanların en az yarısının bu tişörtü fark ettiğini tahmin ederken, gerçekte odadakilerin sadece küçük bir yüzdesi durumu fark etmiştir. Bu durum, bireylerin kendi algı dünyalarını merkezîleştirerek başkalarının da kendilerine aynı odakla baktığını varsaymalarından kaynaklanır.

Bu parçaya göre "sahne ışığı etkisi" yaşayan bir bireyin bu yanılgıya düşmesinin temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Kendi algı dünyasını merkeze alarak başkalarının da odağını kendisine yönelttiğini varsayması

Cevap

Kendi algı dünyasını merkeze alarak başkalarının da odağını kendisine yönelttiğini varsayması
Sahne ışığı etkisi yaşayan bireylerin bu yanılgıya düşmelerinin temel nedeni, kendi algı dünyalarını merkezîleştirerek başkalarının da kendilerine aynı odakla baktığını varsaymalarıdır. Parçanın son cümlesinde bu durum açıkça belirtilmiştir.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünü ve parçayı analiz etmek.
Sorunun bizden sahne ışığı etkisinin temel nedenini istediği belirlenir.
Sorunun doğru cevabına ulaşmak için bizden ne istendiğini netleştirmek gerekir.
2
Parçadaki ilgili bölümü belirlemek.
Parçanın son cümlesinde bu durumun nedeni net bir şekilde açıklanmıştır: "Bu durum, bireylerin kendi algı dünyalarını merkezîleştirerek başkalarının da kendilerine aynı odakla baktığını varsaymalarından kaynaklanır."
Metindeki anahtar ipucunun bulunduğu cümleyi bularak doğrudan metne dayalı bir analiz yapmak esastır.
3
Seçenekleri değerlendirmek.
Parçanın son cümlesiyle birebir örtüşen yargı, bireyin kendi algı dünyasını merkeze alarak başkalarının da odağını kendisine yönelttiğini varsaymasıdır.
Metindeki ifadenin en yakın ve doğru biçimde aktarıldığı seçeneği bulmak hedeflenir.

Anahtar Kavram

Çoklu Paragraf Soruları
Soru 317Soru

Edebiyatın insanı iyileştirici bir gücü olduğunu söyleyenler haksız sayılmaz. Ancak bu iyileşme, bir ilacın vücuda doğrudan nüfuz etmesi gibi mekanik bir süreç değildir. İlaç, biyolojik bir aksaklığı hedefler ve bilincimizden bağımsız olarak çalışır; oysa bir roman veya şiir, okurun iç dünyasındaki düğümleri ancak onun zihinsel katılımıyla çözebilir. Nitekim Virginia Woolf da okumayı pasif bir kabullenme değil, yazarla birlikte yürütülen aktif bir inşa süreci olarak tanımlar. Dolayısıyla edebiyatla şifa bulmak, okurun kendi bireysel deneyimleri ve yaralarıyla yüzleşme cesaretine ve çabasına bağlı gelişen özgün bir eylemdir.

Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Olaylar, kişi ve mekân unsurları etrafında kronolojik bir sıra içinde öykülenmiştir.

Cevap

Olaylar, kişi ve mekân unsurlar�� etrafında kronolojik bir sıra içinde öykülenmiştir.
Doğru cevap, olayların kişi ve mekân unsurları etrafında kronolojik bir sıra içinde öykülendiğini iddia eden ifadedir. Paragraf fikir ağırlıklı, tartışmacı anlatımla yazılmış bir metindir ve herhangi bir olay akışı barındırmamaktadır. Bu nedenle metinde öyküleme yapıldığı söylenemez.

Adım Adım Çözüm

1
Metnin genel anlatım biçimini ve amacını incelemek.
Metinde yazarın bir fikri savunduğu, yerleşik bir düşünceyi çürütmeye çalıştığı ve tartışmacı bir dil benimsediği belirlenir.
Genel anlatım biçiminin saptanması, seçeneklerdeki yapısal özelliklerle eşleştirme yapmayı kolaylaştırır.
2
Düşünceyi geliştirme yollarını metin üzerinden doğrulamak.
Metinde ilaç ve edebiyatın karşılaştırıldığı, Virginia Woolf'un tanık gösterildiği ve son cümlede 'edebiyatla şifa bulmak' kavramının tanımlandığı tespit edilir.
Metinde yer alan yardımcı tekniklerin belirlenmesi, doğru olmayan seçeneği yalnız bırakacaktır.
3
Metinde bulunmayan anlatım tekniğini tespit etmek.
Metinde herhangi bir olay akışının, kişi ve mekân unsurlarının bulunmadığı, dolayısıyla öyküleyici anlatım ögelerinin kullanılmadığı görülür.
Söylenemeyecek olan ifadenin öyküleme seçeneği olduğunu doğrulamak.

Anahtar Kavram

Paragrafta Anlatım Biçimleri ve Düşünceyi Geliştirme Yolları
Tahmini Süre:1m 30s
Soru 318Soru

Bruno Latour tarafından ortaya atılan Aktör-Ağ Teorisi, sosyolojinin geleneksel insan merkezci bakış açısını temelden sarsar. Teoriye göre, toplumsal olan yalnızca insan eylemlerinin bir sonucu değil; insanlar ile insan dışı varlıkların (teknolojik araçlar, mimari yapılar, yasalar) oluşturduğu heterojen ağların dinamik bir ürünüdür. Latour, failliği (agency) tek bir özneye ait bir güç olarak değil, bu ağ içindeki ilişkisel ağların bir sonucu olarak tanımlar. Örneğin, bir nehir veya bir baraj, insan yapımı bir su yönetim sisteminde sadece pasif nesneler değildir; sistemin işleyişini veya çöküşünü doğrudan etkileyen etkin aktörlerdir. Aktör-Ağ Teorisi, nesnelerin toplumsal süreçlerdeki aktif rolünü teslim ederek, sosyal bilimlerde uzun süredir var olan özne-nesne düalizmini aşmayı hedefler. Böylece, toplumsal yapıların kalıcı ve sabit olmadığını, ancak bu heterojen ilişkilerin sürekli olarak yeniden üretilmesi ve sürdürülmesiyle ayakta kalabildiğini savunur.

Bu parçadan Aktör-Ağ Teorisi ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: İnsan dışı unsurların toplumsal süreçlerdeki failliğinin, insan iradesine tabi olduğu sürece geçerlilik kazandığına

Cevap

İnsan dışı unsurların toplumsal süreçlerdeki failliğinin, insan iradesine tabi olduğu sürece geçerlilik kazandığına dair yargı parçadan çıkarılamaz.
İnsan dışı unsurların toplumsal süreçlerdeki failliğinin insan iradesine tabi olduğu sürece geçerlilik kazandığına dair ifade, metindeki Aktör-Ağ Teorisi açıklamasıyla çelişmektedir. Teori, failliğin insan dışı varlıkların da dahil olduğu heterojen ağların dinamik bir ürünü olduğunu ve tek bir özneye (insana) ait olmadığını savunur.

Adım Adım Çözüm

1
Soru kökünün olumsuz yapıda olduğunu tespit etmek.
Metinde doğrudan veya dolaylı olarak yer alan yardımcı düşünceleri eleyip, metinle çelişen veya metinde bulunmayan yargıyı bulmamız gerektiğini belirleriz.
Olumsuz soru köklerinde doğru yanıt, metinde değinilmeyen ya da metne aykırı olan ifadedir.
2
Seçenekleri metindeki ifadelerle tek tek eşleştirmek.
Sosyolojideki insan merkezli yaklaşımın eleştirildiği, özne-nesne ayrımının aşılmak istendiği, toplumsal yapıların sürekli yeniden üretildiği ve failliğin ilişkisel ağların çıktısı olduğu tespit edilir.
Yardımcı düşünce sorularında her seçeneğin metindeki karşılığını bularak eleme yöntemi uygulanır.
3
Metinde bulunmayan ve metnin mantığıyla çelişen seçeneği belirlemek.
Metinde insan dışı unsurların bağımsız veya ilişkisel failliği vurgulanırken, bunun insan iradesine bağlı olduğu iddiasının teoriyle tamamen çeliştiği görülür.
Doğru seçeneğe ulaşmak için çelişen yargının mantıksal gerekçesini ortaya koymak gerekir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Yardımcı Düşünce ve Olumsuz Soru Kökü Analizi
Soru 319Soru

Doğa koruma çalışmalarında uzun yıllar boyunca benimsenen korumacı yaklaşım, insan müdahalesini tamamen dışlayan ve ekosistemleri statik birer müze gibi dondurmayı amaçlayan bir yapıya sahipti. Ancak son dönemde öne çıkan 'yabanlaştırma' (rewilding) hareketi, bu pasif koruma anlayışını temelden sarsmaktadır. Yabanlaştırma, doğayı insan kontrolünde korumak yerine, ekosistemlerin kendi kendilerini yönetebilme yeteneklerini geri kazandırmayı ve doğal süreçlerin (örneğin yabani otoburların geri getirilmesi veya nehir yataklarının serbest bırakılması) önünü açmayı hedefler. Bu yaklaşım, insanı doğanın mimarı değil, yalnızca onun kendi kendini iyileştirme gücünü harekete geçiren bir kolaylaştırıcı olarak konumlandırır. Dolayısıyla doğayı korumak, onu belirli bir zaman dilimindeki hâline hapsetmek değil; onun dinamik, öngörülemez ve sürekli değişen akışına izin vermektir.

Bu parçada yabanlaştırma (rewilding) yaklaşımıyla ilgili olarak vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Doğa koruma, ekosistemleri insan eliyle sabit bir durumda tutmaya çalışmak yerine onların kendi içsel dinamikleriyle serbestçe gelişmesine imkan tanımak olmalıdır.

Cevap

Doğa koruma, ekosistemleri insan eliyle sabit bir durumda tutmaya çalışmak yerine onların kendi içsel dinamikleriyle serbestçe gelişmesine imkan tanımak olmalıdır.
Vurgulanmak istenen temel düşünce, ekosistemlerin statik bir müze gibi korunması yerine kendi içsel dinamikleriyle serbestçe gelişmesine izin verilmesidir. Paragrafın son cümlesindeki 'doğayı korumak, onu belirli bir zaman dilimindeki hâline hapsetmek değil; onun dinamik, öngörülemez ve sürekli değişen akışına izin vermektir' ifadesi bu yargıyı doğrudan destekler.

Adım Adım Çözüm

1
Paragrafın ana iletisini belirlemek için giriş ve sonuç cümleleri arasındaki bağlantıyı analiz etme.
Giriş kısmında geleneksel doğa korumanın statik yapısı tanıtılmış, sonuç cümlesinde ise doğayı korumanın onu dondurmak değil, dinamik akışına izin vermek olduğu vurgulanmıştır.
Yazarın vermeyi amaçladığı mesajı (ana düşünceyi) doğru tespit edebilmek için metnin bütününde savunulan tezi saptamak gerekir.
2
Yabanlaştırma kavramının işlevini paragraftaki bağlamıyla değerlendirme.
Yabanlaştırmanın ekosistemlere kendi kendilerini yönetme gücü kazandırdığı ve insanı sadece bir kolaylaştırıcı yaptığı görülür.
Yardımcı unsurların ana fikre nasıl hizmet ettiğini anlayarak detayları eliyoruz.
3
Seçenekleri analiz edip yazarın temel iletisiyle en çok örtüşen yargıyı seçme.
Ekosistemlerin kendi içsel dinamikleriyle serbestçe gelişmesine imkan tanınmasını savunan yargının ana düşünce olduğu saptanmıştır.
Diğer seçenekler ya konunun alt başlıklarıdır ya da parçada geçmeyen öznel yorumlar içerir.

Anahtar Kavram

Paragrafta Ana Düşünce (Vurgulanmak İstenen Temel Düşünce)
Soru 320Soru

Aşağıdaki parçayı okuyarak soruyu cevaplayınız.

Ringelmann etkisi olarak da bilinen sosyal kaytarma, bireylerin bir grup içinde çalışırken gösterdikleri çaban��n, tek başlarına çalıştıklarında gösterdikleri çabadan daha az olması eğilimini ifade eder. Fransız tarım mühendisi Max Ringelmann tarafından 1913 yılında yapılan bir ip çekme deneyinde, gruba eklenen her yeni üyenin, bireysel çekme performansında oransal bir düşüşe yol açtığı gözlemlenmiştir. Bu durum ilk başlarda koordinasyon eksikliğiyle açıklanmış olsa da sonraki psikolojik araştırmalar, temel nedenin motivasyon kaybı ve sorumluluğun yayılması (difüzyon) olduğunu ortaya koymuştur. Birey, kendi katkısının grup performansı içinde ayırt edilemeyeceğini düşündüğünde veya başarısızlık durumunda suçun yalnızca kendisine yüklenmeyeceğini bildiğinde daha az çaba sarf etmektedir. Ancak bu eğilim kaçınılmaz değildir; görevin birey için taşıdığı kişisel önem, grup içi aidiyet duygusu ve bireysel katkılerin ölçülebilir olması gibi faktörler sosyal kaytarmanın etkisini azaltabilmektedir.

Bu parçadan hareketle sosyal kaytarma (Ringelmann etkisi) ile ilgili aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?

Cevabı ve açıklamayı göster

Cevap: Bireyin grup içerisindeki eylemlerinin tekil olarak değerlendirilememesi ve ortaya çıkacak olası başarısızlığın sorumluluğunun paylaşılması, bireysel çabanın azalmasında belirleyici olmaktadır.

Cevap

Bireyin grup içerisindeki eylemlerinin tekil olarak değerlendirilememesi ve ortaya çıkacak olası başarısızlığın sorumluluğunun paylaşılmasının bireysel çabanın azalmasında belirleyici olması
Doğru yanıt, parçada yer alan bireyin kendi katkısının grup performansı içinde ayırt edilemeyeceğini ve başarısızlık durumunda suçun yalnızca kendisine yüklenmeyeceğini bilmesi durumlarının çabayı azalttığı bilgisiyle tam olarak örtüşmektedir. Bu durum sosyal kaytarmanın temel mekanizmasını açıklamaktadır.

Adım Adım Çözüm

1
Paragraftaki temel kavramın ve bu kavramı ortaya çıkaran nedenlerin belirlenmesi
Sosyal kaytarmanın, bireyin grup içindeyken tek başına olduğundan daha az çaba gösterme eğilimi olduğu ve bunun motivasyon kaybı ile sorumluluğun yayılmasından kaynaklandığı tespit edilmiştir.
Parçadan ulaşılabilecek doğru yargıyı bulmak için öncelikle parçanın ana fikri ve destekleyici argümanları netleştirilmelidir.
2
Bireyin çaba göstermeme gerekçelerinin paragraftaki karşılıklarının analiz edilmesi
Paragrafta bireyin daha az çaba sarf etmesinin sebepleri katkısının ayırt edilemeyeceğini düşünmesi ve başarısızlık durumunda suçun yalnızca kendisine yüklenmeyeceğini bilmesi olarak belirtilmiştir.
Çabayı azaltan psikolojik mekanizmaları anlamak, doğru seçenekteki ifadeleri doğrulamak için gereklidir.
3
Seçeneklerin analiz edilerek parçadaki bilgilerle karşılaştırılması ve yanlış seçeneklerin elenmesi
Yanlış seçeneklerdeki aşırı genellemeler, yanlış karşılaştırmalar, kavram çarpıtmaları ve yanlış neden-sonuç/amaç-sonuç ilişkileri tespit edilerek elenmiştir.
Çeldiricilerin hangi yönlerden parçayla çeliştiğini görmek, doğru cevaba ulaşmada kritik bir adımdır.
4
Doğru ifadenin saptanması
Bireyin eylemlerinin tekil değerlendirilememesi ve başarısızlık sorumluluğunun paylaşılması durumunun bireysel çabayı azalttığını belirten seçenek doğru olarak belirlenmiştir.
Paragraftaki neden-sonuç ilişkisini tam ve doğru şekilde özetleyen seçeneğe ulaşmak sorunun nihai çözümüdür.

Anahtar Kavram

Çoklu paragraf sorularında yardımcı düşünceleri analiz etme ve çıkarım yapma
Tahmini Süre:3m 0s
ÖncekiSayfa 16 / 30Sonraki