Paragraf
590 soru
Modern yaşamın getirdiği yoğun iş temposu ve sürekli bir şeylere yetişme kaygısı, günümüzde zihnimizi ciddi şekilde yormaktadır. Gün boyu maruz kaldığımız dijital uyarıcılar ve sürekli düşünme hâli, beynimizin kendi kendini yenilemesine fırsat tanımaz. İşte tam bu noktada, el işi, bahçe işleri veya ahşap boyama gibi somut ve zihni fazla yormayan hobiler devreye girer. Bu tür pratik uğraşlar, dikkati sadece o an yapılan fiziksel eyleme odaklayarak zihnin gün boyu biriktirdiği karmaşadan uzaklaşmasını sağlar. Birey, elleriyle somut bir şeyler üretirken soyut kaygılarından sıyrılır ve beynine ihtiyaç duyduğu dinlenme alanını kolayca açar. Dolayısıyla hobilerle ilgilenmek, sadece boş vakit geçirme aracı değil, zihinsel sağlığı koruma ve zihni dinlendirme yöntemidir.
Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Ekolojik düşünür Timothy Morton tarafından kavramsallaştırılan 'hipernesneler', insan algısının ve geleneksel ölçüm araçlarının zamansal ve mekânsal sınırlarını aşan, doğrudan bütünüyle deneyimlenemeyen devasa olguları ifade eder. Küresel ısınma, okyanuslardaki plastik birikimi veya radyoaktif maddeler bu sınıflandırmaya girer. Hipernesneler, tek bir coğrafi alana indirgenemeyen 'yerel olmama' karakterine sahiptir; örneğin, yerel bir kuraklık bu nesnenin kendisi değil, sadece geçici bir tezahürüdür. Ayrıca bu nesneler, insanı kendilerinden bağımsız bir gözlemci olmaktan çıkarıp sürecin doğrudan parçası hâline getiren bir 'yapışkanlık' barındırır. İnsan ömrünü katbekat aşan bu kozmik zamansallık, insanı evrenin merkezine koyan hümanist tarih anlayışını ve doğayı salt bir arka plan olarak gören sanat estetiğini radikal biçimde d��nüşmeye zorlamaktadır.
Bu parçada 'hipernesneler' ile ilgili aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Ses ekolojisi (akustik ekoloji), bireyler ile çevreleri arasındaki ilişkinin sesler aracılığıyla nasıl şekillendiğini inceleyen disiplinler arası bir alandır. Modern kentleşmenin getirdiği gürültü kirliliği, yalnızca fiziksel sağlığı tehdit etmekle kalmaz; aynı zamanda insanın mekânla kurduğu bağıntısal ve duygusal iletişimi de zedeler. Doğal seslerin arka plana itilmesiyle oluşan bu 'işitsel yabancılaşma', toplumsal hafızanın ve mekânsal aidiyetin zayıflamasına yol açar. Ses ekolojisi çalışmaları, kentlerin sadece görsel değil, işitsel olarak da tasarlanması gerektiğini savunarak gürültüyü azaltmanın ötesinde, çevrenin özgün ses kimliğinin (soundscape) korunmasını amaçlar. Bu yaklaşım, ekolojik dengenin korunması kadar, insanın zihinsel esenliği ve kült��rel sürekliliği için de hayati bir önem taşır.
Bu parçaya göre, ses ekolojisinin amaçları arasında aşağıdakilerden hangisi gösterilemez?
(I) Şanlıurfa sınırları içinde yer alan Göbeklitepe, insanlık tarihinin bilinen en eski tapınak kompleksi olarak arkeoloji dünyasında yerleşik kuramları kökten sarsmıştır. (II) Bu keşiften önce bilim dünyası, insanların ancak tarımı keşfedip yerleşik hayata geçtikten sonra bu denli büyük anıtsal yapılar inşa edebileceğini kabul ediyordu. (III) Göbeklitepe'deki devasa dikilitaşlar ise avcı-toplayıcı toplulukların tarıma geçmeden çok önce, ortak bir inanç etrafında organize olabildiğini gösterdi. (IV) Bölgedeki kazı çalışmalarında toprak altındaki yapıların haritalandırılması için son yıllarda gelişmiş jeoradar ve üç boyutlu tarama teknolojilerinden yararlanılmaktadır. (V) Dolayısıyla bu keşif, dinin yerleşik yaşama geçişin bir sonucu değil, aksine yerleşik yaşamı başlatan temel itici güç olduğu fikrini literatüre kazandırmıştır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Sessiz sinema dönemi, yaygın kanının aksine hiçbir zaman tamamen sessiz geçmemiştir. Filmlerin gösterimi sırasında salonlarda canlı olarak icra edilen müzik, sadece projeksiyon makinesinin gürültüsünü örtmekle kalmamış, perdedeki sessiz görüntülerin duygusal tonunu belirlemede hayati bir işlev üstlenmiştir. Müzisyenler, karakterlerin iç dünyasını, sahnelerin gerilimini ve olay örgüsünün ritmini müzikal temalarla izleyiciye aktarmışlardır. Dolayısıyla bu dönemde müzik, sinematografik anlatının eksik kalan sözel boyutunu tamamlayan, görüntüyü anlamlandıran ve izleyici ile film arasında estetik bir bağ kuran temel unsurdur. Bu yönüyle müzik, sessiz filmlerin sadece bir eşlikçisi değil, anlatının kurucu ortaklarından biri olmuştur.
Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
Teknolojinin hızla gelişmesi, iletişim alışkanlıklarımızı kökten değiştirdi. Eskiden günlerce yolunu gözlediğimiz, üzerine özenle satırlar yazdığımız ve kokulu zarflara koyup postaladığımız mektuplar, yerini saniyeler içinde iletilen e-postalara ve anlık mesajlaşma uygulamalarına bıraktı. Artık birine ulaşmak için kağ��da ve kaleme sarılmıyor, ekran üzerindeki tuşlara dokunuyoruz. Bu durum iletişimi hızlandırıp kolaylaştırsa da mektupların taşıdığı o samimi duyguları, el yazısının hissettirdiği sıcaklığı ve beklemenin yarattığı heyecanı hayatımızdan alıp götürdü.
Bu parçanın konusu aşağıdakilerden hangisidir?
Haritalar, yeryüzünün objektif birer izdüşümü olmaktan ziyade, onları çizenlerin dünyayı görme biçimini yansıtan ideolojik araçlardır. Nitekim Orta Çağ'da hazırlanan Mappa Mundi haritalarında Kudüs'ün dünyanın merkezine yerleştirilmesi, coğrafi bir zorunluluk değil, teolojik bir tercihtir. Modern dönemde de durum pek farklı değildir; sömürgeci güçler, çizdikleri sınırlarla sadece toprakları değil, zihinleri de bölmüşlerdir. Haritacılık, tıpkı bir yazarın kendi kurgusal dünyasını yaratırken bazı detayları öne çıkarıp bazılarını gizlemesi gibi, mekân üzerinde seçici bir egemenlik kurar. Coğrafya, nesnel bir gerçeklik olarak önümüzde uzanırken harita, bu gerçekliği iktidarın diline tercüme eden öznel bir kurgudur.
Bu parçanın anlatımıyla ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Kaktüsler, kurak çöl iklimlerinde hayatta kalabilmek için sıra dışı adaptasyonlar geliştirmiştir. Yapraklarının diken şeklini alması, terleme yoluyla gerçekleşen su kaybını en aza indirir. Kalın ve etli gövdeleri ise yağmur sularını uzun süre depolayacak biçimde özelleşmiştir. Ayrıca kök sistemleri yüzeye çok yakın olup geniş bir alana yayılarak en hafif çiyi veya kısa süreli yağışları bile hızla emebilir.
Bu parçaya göre kaktüslerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Pareidoli; beynin, çevre dokulardaki rastgele şekil, örüntü veya sesleri anlamlandırarak onları tanıdık nesnelere, özellikle de insan yüzüne benzetme eğilimidir. Evrimsel psikologlara göre bu durum, insan türünün hayatta kalma mücadelesinin bir parçası olarak gelişmiştir. Doğadaki potansiyel tehlikeleri (örneğin çalılıkların arkasına gizlenmiş bir yırtıcıyı) hızlıca fark etmek, hayati bir avantaj sağlamıştır. Dolayısıyla beyin, belirsiz bir uyaranı tehdit olarak yorumlamaya ve hatalı alarm verme pahasına hızlı kararlar almaya programlanmıştır. Günümüzde bulutlara bakıp onları çeşitli hayvanlara benzetmek ya da cansız nesnelerde gülen yüzler görmek, bu evrimsel mirasın zararsız ve gündelik yansımalarıdır.
Bu parçadan hareketle pareidoli olgusuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Aşa��ıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.
Zeigarnik etkisi, insanların tamamlanmamış ya da yarıda kesilmiş işleri, tamamlananlara göre daha net ve kolay hatırlama eğilimidir. Rus psikolog Bluma Zeigarnik taraf��ndan keşfedilen bu durum, zihnin yarım kalan işleri bir 'gerilim' unsuru olarak tutmasından kaynaklanır. İş tamamlandığında bu zihinsel gerilim son bulur ve bilgi bellekten silinmeye başlar. Günlük hayatta televizyon dizilerinin en heyecanlı yerinde bitmesi veya yarım kalan işlerin sürekli aklımızı kurcalaması bu etkiyle açıklanır.
Bu parçaya göre Zeigarnik etkisinin ortaya çıkmasının temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
(I) Epigenetik; DNA baz diziliminde bir değişiklik olmaksızın, genlerin işlevselliği üzerinde meydana gelen ve kalıtılabilen değişimleri inceleyen bir bilim dalıdır. (II) Beslenme biçimi, maruz kalınan stres ve çevre kirliliği gibi pek çok dış etken, DNA sarmalına eklenen metil grupları vasıtasıyla gen ifadesini doğrudan etkiler. (III) Klasik genetik teorisinde genlerin yapısının doğumdan ölüme kadar değişmez olduğu kabul edilirken epigenetik araştırmalar genlerin aktifleşme durumunun dinamik olduğunu kanıtlar. (IV) Hücre çekirdeğinde yer alan DNA'nın protein sentezini yönetmesi, organizmadaki tüm metabolik faaliyetlerin temelini oluşturur. (V) Nitekim bu dinamik süreçte ortaya çıkan hücresel değişimlerin kalıtsal olarak sonraki nesillere aktarılabildiğine dair son bulgular, biyolojinin yerleşik kuramlarını sarsmaktadır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Öğrenme süreci, doğası gereği deneme ve yanılmaları barındırır. Yeni bir beceri kazanmaya çalışan bir bireyin hata yapması, gelişimin kaçınılmaz bir parçasıdır. Ancak günümüzde pek çok insan, hata yapma korkusuyla yeni şeyler denemekten tamamen kaçınmaktadır. Oysa mükemmeliyete ulaşma arzusuyla hata yapmaktan çekinmek, zihni kısıtlar ve öğrenme yollar��nı tıkar. Gerçek bir öğrenme ancak hatalardan ders çıkarılarak ve denemekten vazgeçmeyerek gerçekleşebilir.
Bu parçada vurgulanmak istenen ana düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.
Ringelmann Etkisi olarak da bilinen sosyal kaytarma, bireylerin bir grup içinde ortak bir amaç doğrultusunda çalışırken tek başlarına çalıştıklarına kıyasla daha az çaba gösterme eğilimidir. Fransız tarım mühendisi Max Ringelmann, gruptaki kişi sayısı arttıkça kişi başına düşen fiziksel performansın azaldığını gözlemlemiştir. Yapılan araştırmalar, bu durumun sorumluluğun yayılmasından ve bireysel katkının grup içinde tam olarak ayırt edilemeyeceği düşüncesinden kaynaklandığını göstermektedir. Birey, kendi emeğinin görünmez olduğunu düşündüğünde motivasyonunu kaybeder. Ancak grup üyelerinin bireysel performanslarının görünür kılınması ve her üyeye belirgin sorumluluklar yüklenmesi, sosyal kaytarma davranışını azaltmada etkilidir.
Bu parçaya göre, sosyal kaytarmanın temel nedeni aşağıdakilerden hangisidir?
Aşağıdaki parçaya göre soruyu cevaplayınız.
Sahne ışığı etkisi (spotlight effect), bireyin kendi dış görünüşünün ya da davranışlarının başkaları tarafından ne ölçüde fark edildiğini abartma eğilimidir. İnsanlar, sosyal ortamlarda adeta üzerlerinde bir sahne ışığı varmış ve herkes onları izliyormuş gibi hissederler. Oysa gerçekte, çevredeki diğer insanlar genellikle kendi dünyalarıyla meşguldür ve bu küçük ayrıntıların farkına bile varmazlar. Yapılan araştırmalar, insanların üzerlerindeki sosyal baskıyı ve dikkat çekme düzeylerini kendi zihinlerinde gereğinden fazla büyüttüklerini ortaya koymuştur.
Bu parçaya göre 'sahne ışığı etkisi' yaşayan bir bireyin temel yanılgısı aşağıdakilerden hangisidir?
Kitap okumak, bireyin zihinsel dünyasını zenginleştirmenin yanı sıra stresi azaltmaya da yardımcı olur. Günlük hayatın koşturmacası içinde kaybolan insan, bir kitabın sayfaları arasında dinlenme fırsatı bulur. Düzenli okuma alışkanlığı, kelime dağarcığını geliştirerek kişinin kendisini daha iyi ifade etmesini sağlar. Ayrıca araştırmalar, okumanın odaklanma yeteneğini artırdığını ve empati becerisini güçlendirdiğini göstermektedir.
Bu parçada kitap okuma ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
(I) Haritalar, yeryüzünün nesnel birer izdüşümü olmaktan ziyade, üretildikleri dönemin egemen güçlerinin dünyayı tasarlama ve sınırlandırma biçimlerini yansıtan politik belgelerdir. (II) Tarih boyunca mekânın harita üzerinde yeniden üretilmesi; sınırların çizilmesi, adlandırmaların yapılması ve belirli b��lgelerin merkezileştirilmesi gibi ideolojik müdahalelerle gerçekleştirilmiştir. (III) Haritacılıkta kullanılan projeksiyon yöntemlerinin çeşitliliği, üç boyutlu yerkürenin iki boyutlu düzleme aktarılırken kaçınılmaz olarak bazı şekil ve alan bozulmalarına yol açmasından kaynaklanır. (IV) Nitekim bu kartografik müdahaleler aracılığıyla iktidar, coğrafyayı kendi vizyonuna göre yeniden kurgulayarak harita kullanıcısının zihnine meşru bir egemenlik algısı yerleştirmeyi hedefler. (V) Dolayısıyla harita üretimi, teknik bir ölçüm sürecinin ötesinde, coğrafyanın siyasal amaçlar doğrultusunda yeniden düzenlendiği bir hegemonya inşasıdır.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Sanatın toplumsal bir fayda sağlama misyonu taşıması gerektiği düşüncesi, onun estetik özerkliğini gölgeleyen yaygın bir beklentidir. Sanat yapıtından doğrudan doğruya ahlaki bir olgunlaşma ya da politik bir yönlendirme beklemek, onun kendine özgü dilini ve varoluşsal zeminini araçsallaştırmaktan öteye geçemez. Oysa sanat, verili gerçekliği kopyalamak ya da kitlelere kılavuzluk etmek için değil; kurulu düzenin sınırları içinde dile getirilemeyen yeni duygu ve düşünce alanları açmak için vardır. Toplumsal dönüşüm de sanatın didaktik bir dille doğrudan mesajlar vermesiyle değil, bireyin bu özerk estetik alanda kendi özgür algısını ve içsel sorgulamalarını deneyimlemesiyle başlar. Dolayısıyla sanatın toplumsal hayatla kurduğu en sahici ve güçlü bağ, onun toplumsal beklentilerden tümüyle bağımsızlaşabildiği bu özgürleşme alanlarında filizlenir.
Bu parçada vurgulanmak istenen temel düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Uçuş veri kaydedicisi ve kokpit ses kaydedicisi olmak üzere iki temel üniteden oluşan kara kutular, havacılık tarihindeki kazaların aydınlatılmasında hayati bir rol oynar. Sanılanın aksine siyah değil, enkaz alanında kolayca bulunabilmesi için parlak turuncu renkte üretilen bu cihazlar; yüksek sıcaklıklara, aşırı basınca ve derin su kütlelerinin oluşturduğu etkilere dayanacak şekilde tasarlanmıştır. Uçağın kuyruk kısmına yerleştirilmelerinin sebebi, bu bölgenin çarpışma anında fiziksel olarak en az hasar alan bölüm olmasıdır. Kaydedilen veriler, kazanın nedenini ortaya koymanın ötesinde, uçak üreticilerinin tasar��mlarını geliştirmelerine ve havayolu şirketlerinin güvenlik prosedürlerini güncellemelerine de zemin hazırlar.
Bu parçadan kara kutularla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
(I) Çay, dünyada sudan sonra en çok tüketilen içeceklerin başında gelmektedir. (II) Doğu Asya kökenli olan bu bitki, yüzyıllar boyunca farklı kültürlerin ritüellerinde önemli bir yer edinmiştir. (III) Ülkemizde ise çay tüketimi sadece bir alı��kanlık değil, aynı zamanda misafirperverliğin ve sosyalleşmenin en temel simgesidir. (IV) Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, çayın içerdiği antioksidanlar sayesinde vücut direncini artırdığını ortaya koymaktadır. (V) Özellikle yeşil çayda bulunan bazı bileşenlerin, hücre yenilenmesini hızlandırarak yaşlanma etkilerini geciktirdiği bilinmektedir. (VI) Bu nedenle uzmanlar, günde en az iki fincan şekersiz çay tüketilmesini sağlık açısından önermektedir.
Bu parça iki paragrafa bölünmek istense ikinci paragraf numaralanmış cümlelerin hangisiyle başlar?
1. ve 2. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.
Psikolojide 'akış' (flow) kavramı, bireyin gerçekleştirdiği faaliyete tamamen odaklandığı, zaman algısının değiştiği ve yaptığı işten yüksek düzeyde keyif aldığı zihinsel durumu ifade eder. İlk kez Mihaly Csikszentmihalyi tarafından tanımlanan bu durum, genellikle kişinin yetenekleri ile karşılaştığı zorluklar arasındaki hassas dengenin kurulmasıyla ortaya çıkar. Eğer yapılan iş bireyin yeteneklerinin çok altındaysa sıkıntı ve monotonluk; yeteneklerinin çok üzerindeyse kaygı ve stres gelişir. Akış durumu, tam da bu iki kutup arasındaki ince çizgide, kişinin sınırlarını zorlayan ama onu aşmayan bir zorluk derecesiyle karşılaşması durumunda tetiklenir. Akış deneyimi yaşayan bireyler, dış dünyadan gelen uyarıcılara karşı geçici bir duyarsızlık geliştirir ve sadece hedefe yönelirler. Bu süreçte öz bilinç geçici olarak kaybolur ve eylemler kendiliğinden akar gibi görünür. Akış, sadece sanatsal üretimlerde veya profesyonel sporcuların performanslarında değil, günlük yaşamdaki sıradan bir hobide ya da iş ortamında da deneyimlenebilir. Önemli olan, kişinin yaptığı işi kendi içinde ödüllendirici bulması ve dışsal bir ödül beklentisi olmadan o eyleme odaklanabilmesidir. Bu durum, bireyin motivasyonunu artıran en önemli içsel etkenlerden biridir. Günümüzde eğitimden iş dünyasına kadar pek çok alanda bu teoriden yararlanılarak insanların yaptıkları işlerden daha fazla verim alması ve mutlu olması hedeflenmektedir. Bu sayede verimlilik doğal bir süreç olarak artış gösterir.
Bu parçaya göre akış (flow) deneyimi ile ilgili aşağıdakilerden hangisi söylenemez?