Büyük Selçuklu Devleti hükümdarı Tuğrul Bey, 1055 yılında Bağdat’a giderek Abbasi halifesini Şii Büveyhoğulları baskısından kurtarmış; bu hizmeti karşılığında halife tarafından kendisine "Rükneddin" (Dinin Direği) ve "Melikü'l-Maşrık ve'l-Mağrib" (Doğunun ve Batının Sultanı) unvanları verilmiştir. Bu gelişmenin Türk-İslam tarihi açısından ortaya çıkardığı en temel siyasi sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
- İslam dünyasının siyasi liderliğinin ve koruyuculuğunun resmen Türklere geçmesiCevap
- BHalifelik makamının Büyük Selçuklu hanedanına geçerek teokratik yapının güçlenmesi
- CAnadolu'nun kapılarının Türklere açılmasını sağlayan sürecin kesin olarak tamamlanması
- Dİslam dünyasındaki mezhep çatışmalarının ve Batınilik faaliyetlerinin tamamen sona ermesi
- ETürklerin İslamiyet'i kabulü ile birlikte ilk kez yerleşik hayata geçiş sürecinin başlaması
Cevap
İslam dünyasının siyasi liderliğinin ve koruyuculuğunun Türklerin eline geçmesi, bu olayın en önemli ve kalıcı siyasi sonucudur.
Tuğrul Bey'in Bağdat seferi, Türklerin İslam dünyasındaki prestijini zirveye taşımıştır. Halifenin kendisine verdiği 'Doğunun ve Batının Sultanı' unvanı, siyasi otoritenin artık Türk hükümdarına ait olduğunun uluslararası bir onayıdır. Bu durum, Selçukluların İslam dünyasının hamisi (koruyucusu) olmasını sağlamış ve dini yetki ile siyasi yetkiyi birbirinden ayırarak yeni bir yönetim modeli ortaya çıkarmıştır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
İslam dünyasında siyasi ve dini otorite ayrımı (Laik yönetim anlayışının ilk adımları)
Tahmini Süre:1m 30s