1924 Anayasası (Teşkilat-ı Esasiye Kanunu), Türk anayasa tarihinde "meclis üstünlüğü" ilkesini benimseyen, kuvvetler birliği ile görevler ayrılığını harmanlayan özgün bir yapıya sahiptir. Bu anayasanın hukuki niteliği, kabul ettiği normlar hiyerarşisi ve anayasal denetim mekanizmaları dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
- Anayasa'nın sert (katı) bir yapıda olması nedeniyle, kanunların anayasaya aykırı olamayacağı ilkesi açıkça düzenlenmiş; ancak bu aykırılığı denetleyecek yargısal bir mekanizma (Anayasa Mahkemesi gibi) öngörülmemiştir.Cevap
- B1924 Anayasası, 1921 Anayasası gibi yumuşak ve çerçeve bir anayasa olma özelliğini sürdürdüğü için yasama organı anayasa hükümlerini adi kanun çoğunluğuyla istediği zaman değiştirebilme yetkisine sahiptir.
- CKuvvetler birliği ilkesi gereği, Cumhurbaşkanı'nın Meclis tarafından kabul edilen kanunları yeniden görüşülmek üzere Meclis'e geri gönderme (veto) yetkisi bulunmamaktadır.
- DAnayasa, temel hak ve özgürlükleri geniş bir şekilde düzenlemiş ve bu hakların idareye karşı korunması için ilk kez 'Anayasa Şikayeti' (Bireysel Başvuru) yolunu hukuk sistemine dahil etmiştir.
- E1924 Anayasası'nın asıl metninde devletin dini İslam olarak belirtilmiş ve bu madde anayasanın değiştirilemez tek maddesi olarak kabul edilmiştir.
Cevap
1924 Anayasası, anayasanın üstünlüğü ilkesini kabul etmesine ve sert bir anayasa olmasına rağmen, bu üstünlüğü denetleyecek yargısal bir mekanizma öngörmemiştir.
Doğru olan seçenek, 1924 Anayasası'nın teknik bir paradoksunu ifade eder: Anayasa, 102. maddesiyle sert (katı), 103. maddesiyle ise üstün bir norm olarak tanımlanmıştır. Ancak kuvvetler birliği ve yasama üstünlüğü anlayışının bir sonucu olarak, Meclis'in çıkardığı kanunların anayasaya uygunluğunu denetleyecek bağımsız bir yargı organı (Anayasa Mahkemesi) bu dönemde kurulmamıştır. Bu durum 'yasama tutulması' veya anayasanın siyasi denetimine yol açmıştır.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
1924 Anayasası'nda Anayasanın Üstünlüğü ve Yargısal Denetim Eksikliği