Türk-İslam devletlerinde merkezi otoritenin korunması ve taşrada Avrupa'daki derebeylik (feodalizm) sistemine benzer özerk yapıların oluşmasının engellenmesi amacıyla toprak yönetimi belirli hukuki ve idari kurallara bağlanmıştır.
Buna göre, aşağıdakilerden hangisi Türk-İslam devletlerinde uygulanmış olan ve doğrudan feodalleşmeyi önleyerek merkezi yapıyı muhafaza etmeye yönelik temel bir uygulama olarak değerlendirilebilir?
- Toprak mülkiyetinin (rakabe) şahıslara değil, "Miri" statüsünde devlete ait olmasıCevap
- BBölgelerdeki adli ve hukuki işlerin yürütülme yetkisinin doğrudan ikta sahiplerine bırakılması
- Cİkta arazilerinin veraset yoluyla ikta sahibinin ailesine geçmesine izin verilmesi
- DEsnaf ve sanatkarların mesleki örgütlenmelerinin (Ahilik) devlet denetiminden tamamen muaf tutulması
- EGayrimüslim tebaadan alınan vergilerin (Haraç ve Cizye) yerel idarecilerin mülkiyetine devredilmesi
Cevap
Toprak mülkiyetinin (rakabe) şahıslara değil, "Miri" statüsünde devlete ait olması
Türk-İslam devletlerinde uygulanan 'Miri Arazi' sisteminde mülkiyet (rakabe) devlete aittir. Bu durum, toprağın babadan oğula geçerek yerel hanedanlar veya aristokratik bir sınıf oluşturmasını engellemiş, böylece merkezi otoritenin taşra üzerindeki denetimi mutlak tutulmuştur. Bu yapı, toprağın sahipliğinin kişilere geçtiği Avrupa feodalizmindeki sistemden ayrılan en temel özelliktir.
Adım Adım Çözüm
Anahtar Kavram
Miri Arazi ve Rakabe Kavramı
Alternatif Yöntem
Feodalizm ile İkta sistemini karşılaştırırken; Avrupa'da toprağın 'mülk', Türk-İslam geleneğinde ise 'emanet' (devlete ait) olduğu gerçeği üzerinden mantık yürütülebilir.
Tahmini Süre:1m 40s