Soru

Zorluk: Zorİdare Hukukuna Giriş ve Özellikleri

İdare hukuku; Roma Hukuku gibi binlerce yıllık bir geçmişe sahip olmayan, tedvin edilmemiş (kodifiye edilmemiş) ve büyük ölçüde Danıştay’ın kararlarıyla şekillenmiş bir hukuk dalıdır. Bu hukuk dalının "statüsel" niteliği, birey ile idare arasındaki ilişkinin hukuki çerçevesini belirleyen en temel unsurdur.

İdare hukukunun bu yapısal özellikleri ve karakteristik yapısı dikkate alındığında, aşağıdakilerden hangisi bu hukuk dalının niteliği açısından doğru bir ifade değildir?

  1. A
    İdare hukukunun "genç" ve "tedvin edilmemiş" olması, toplumsal ve teknolojik değişimlere karşı idari kuralların daha esnek ve dinamik bir biçimde güncellenebilmesine olanak sağlar.
  2. B
    "Statüsel" nitelik gereği, memuriyet gibi idari ilişkilere giriş ve bu ilişkilerin içeriği, tarafların karşılıklı sözleşmelerinden ziyade kanun ve yönetmeliklerle önceden belirlenmiş nesnel kurallarla düzenlenir.
  3. C
    İdare hukukunun "içtihadi" bir karakter taşıması, idari yargıcın önüne gelen uyuşmazlığı çözerken sadece yazılı mevzuatla değil, yüksek mahkeme kararlarıyla istikrar kazanmış ilke ve esaslarla da bağlı olmasını ifade eder.
  4. D
    İdari işlemler, kamu gücüne dayandıkları için yargı mercilerince iptal edilene kadar hukuka uygun kabul edilerek icra edilebilirler; bu durum idarenin sahip olduğu üstün yetki ve ayrıcalıkların bir sonucudur.
  5. İdare hukukunun bağımsız ve otonom bir karakter taşıması, idari uyuşmazlıklarda karşılaşılan her türlü hukuki boşluğun doğrudan Medeni Kanun hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanmasıyla doldurulmasını zorunlu kılar.Cevap

Cevap

İdare hukukunun bağımsız bir hukuk dalı olması, uyuşmazlıklarda karşılaşılan boşlukların her zaman doğrudan Medeni Kanun hükümlerinin kıyas yoluyla uygulanarak doldurulmasını zorunlu kılmaz; aksine bu hukuk dalı kendi prensiplerini yaratan otonom bir yapıya sahiptir.
İdare hukuku, kendine özgü prensipleri olan bağımsız (otonom) bir kamu hukuku dalıdır. Bu bağımsızlık, idare hukukunda karşılaşılan hukuki boşlukların çözümünde yargıcın doğrudan özel hukuk kurallarına (Medeni Kanun gibi) başvurmasını zorunlu kılmaz. Aksine, idari yargıç idare hukukunun genel ilkelerini ve kamu yararını gözeterek bu dalın kendi mantığı çerçevesinde yeni kurallar geliştirir. Bu nedenle, özel hukuk hükümlerinin birincil kaynak olarak kullanılmasını zorunlu kılan ifade yanlıştır.

Adım Adım Çözüm

1
İdare hukukunun temel özelliklerini hatırla.
Genç, tedvin edilmemiş, içtihadi, statüsel ve bağımsız bir hukuk dalı olduğu belirlendi.
Sorunun temel dayanağını oluşturan kavramsal çerçeveyi kurmak için gereklidir.
2
"Statüsel" ve "İçtihadi" kavramlarını analiz et.
Statüsel olmanın nesnel kurallara tabi olmayı, içtihadi olmanın ise yargı kararlarıyla şekillenmeyi ifade ettiği anlaşıldı.
Seçeneklerdeki teknik terimlerin doğruluğunu teyit etmek için gereklidir.
3
İdare hukukunun bağımsızlığı (otonomisi) ilkesini değerlendir.
İdare hukukunun özel hukuktan (Medeni Hukuk, Borçlar Hukuku) ayrı, kendine özgü kural ve müeyyideleri olduğu sonucuna varıldı.
Hatalı seçeneği tespit etmek için kamu hukuku ve özel hukuk ayrımının yapılması gerekir.
4
Boşluk doldurma yöntemini incele.
İdare hukukunda bir boşluk olduğunda, idari yargıcın özel hukuk kurallarını doğrudan değil, ancak idare hukukunun ilkeleriyle çelişmediği ölçüde ve kıyasen kullanabileceği, asıl olanın ise idari rejime uygun ilkeler yaratmak olduğu belirlendi.
Seçenekteki 'zorunlu kılar' ifadesinin hukuki otonomi ile çeliştiğini ispatlamak için gereklidir.

Anahtar Kavram

İdare Hukukunun Otonomisi ve İçtihadi Niteliği

Daha Fazla Pratik

İdari yargının özellikleri ve idari işlemlerin tek taraflılığı konularını tekrar ederek bu kavramları pekiştirebilirsiniz.
Tahmini Süre:2m 30s
Bu soruyu puanla